2. bölüm / 2
Yatılı Aşk2. Bölüm "O"
Bölümler 2Şu an: 2. Bölüm "O"
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
(Selin'in ağzı ile)
Pelin'i belinden tutan kişi Pelin'i bırakmamış hâlâ ona bakıyordu. Pelin de artı bir tepki gösteremeyince duruma el atmak istedim fakat banane ki? Beni ilgilendirmez. Evet, biraz çaresiz gözüküyordu ama ne yapayım yani kalksa kalkar. Seviyor demek ki böyle anları... Helin "Pelin!" diye seslendi. Benim atacağım adımı benim gibi bencilce düşünmeden Helin atınca nedense kötü hissetmiştim. Pelin'in yanına koştuk.
Pelin, Helin'in sesini duymasıyla irkilerek;
"Bı-bıraksana be!" diye çemkikerek o kişiyi itti. Ayağa kalkıp üstünü silkeleyip sinirle nefes aldı ve
"Bana bak gerizekâlı, bu üstümün değerini biliyor musun sen!" diye çemkirdi. O da.. O mu? Evet, şu Pelin'i tutan. O. O da;
"Abartma pazar malı bu." diye sakince yaptışı yorumdan sonra kendimi tutamadan küçük gülme sesleri çıkardım ve ağzımı elim ile kapattım. Pelin görmemeliydi yoksa sabaha kadar susmazdı. Bu süre için de onun yapacağı eylemler hakkında bu kadar net konuşmam çok garip. Çok...
Aslında şuan da Pelin'i o kadar da iyi tanımadığımı fark ettim. Çünkü şuan bu cümle ile Pelin'in sinirden kıpkırmızı olması gerekiyordu bana kalırsa. Ama Pelin alaycı bir şekilde ona bakıyordu. Dikkate bile almamış, dalga geçiyordu. Eve; evet, bu kız kendisiyle bir başkasını eşit bile tutmuyor. Umursamıyor bile...
Pelin "Bana bak düşük bütçe. İnan pazar malı olmasa bile bunu senin gibi birine kanıtlamaya çalışmayacağım. Mâlum, bilmediğin birşeyi anlayamazsın. Ayrıca diyelim ki pazar malı olsun. Değer, kalite sana göre markadan markaya değişen birşey bile olsa aslında kişiden kişiye değişen bir şeydir aşkom. Örneğin yerde bir taş alsak o taşı sen tuttuğunda kumburgaz sahilinden kaçak taş, ben tuttuğumda ise Dior tek taş. Anlatabiliyor muyum aradaki kalite farkını? Yani vizyon farkını." Evet, biraz güzel laf koymuş olsa da bu özgüven nereden geliyor olabilir ki? Kendini ne sanıyor? Böyle kişileri bilirim ben. En kaliteli malı kendileri bilirler çünkü Chanel ve Dior harici bir annenin ördüğü kazağın kokusunu bile bilmeyen kişilerdir bunlar. Hele ki o koku...
O güldü. "Bak kızım, çocuklarla uğraşıcak vaktim yok. Tek taşa da hiç gerek yok. Çarptın ve seni tuttum. Bitti."
O bunu söyledikten sonra Pelin'e fırsat vermeden gitti. Vermesin zaten çok saçmalıyor.
Pelin sinirle onun arkasından baktı. Ardından 5 saniye geçmeden bize doğru dönüp birden mutlulukla gülümsemeye başladı. Hayır, yapmacık değildi. Cidden gülüyordu. Birden nasıl başarıyor bunu? Ben yıllardır gülemiyorum.
Pelin" Hadi sakız!" diye bağırıp sanki hiç birşey yaşanmamış gibi bakkala koştu. Aman bize daha birine çarpmasında! İçeri girip on TL ye sakız aldı. "sağ ol." dedim. İstemiyordum ama almıştı işte. Pelin gülümsiyerek kafasını salladı. Saate baktım, saat 18.38 di. Bi dakika ne? "Pelin!" diye bağırdım birden. Pelin ve Helin yerinden sıçradı. Pelin "n'oldu be, gerizekalı! Ne oldu sakızı mı beğenmedin? Ben ne biliyim senin bu kadar sakız sevdiğini? Bilsem daha kalitelisini aldırdım. Gerçi sende her mal kalitesizdir ama neys-" bu konuşmaya tahammül edemeyip sözünü kesip "PELİN!" Diye bağrdım. Pelin korku ile bana dönüp "şaka" diye korku ile bana baktı.
"Pelin kes sesini! Saat kaç senin haberin var mı? Tutturdum yok oraya da yok buraya da! Yemek saatini çoktan geçmişiz ve şuan buradan yemek yemek için de zamanımız bile olmayacak kadar geçmişiz! Ve gebersek de yetişemeyiz çünkü kalkacak en erken vapur bile yarım saat sonra!" Pelin endişeli bir şekilde ne diyeceğini bilemeden bize bakıp durdu.
Helin "n-ne? Ne yapıcaz şimdi? Okulda olma saati 19.00 değil mi?" diye sordu endişeyle. Haklı kız.
"Evet Helin'ciğim ve maalesef Pelin bunu düşünememiş." diye Pelin'e baktım
Pelin "ya beni suçlamayı kesin! Gayet de eğlendiniz biliyorum. Şimdi yapıcak birşey yok. Koşun!" demesiyle üçümüz de koşmaya başladık. Vapura yetişmeye çalışıyorduk. Yolu en iyi Pelin biliyordu.
Vapurların yanına gelmiştik ama asıl vapurun saatini bekleyecektik.
-Yarım saat sonra-
Bölüm etkileşimi
