8. bölüm · Yasaklı bir hayattan gelen aleyküm selam
🖤 Bitiş: Tamam Mustafa
Elif, telefonunun ekranına baktı. Son mesajlar:
izmir: Tamam Mustafa.
mustafa: Tamam Elif.
Sadece iki kelime. İlişkilerinin başlangıcındaki "Selamın aleyküm" ve "Aleyküm selam" kadar kısa ve etkili. Ama bu iki kelime, bir dönemin kapandığını ilan ediyordu.
Telefonu yatağın kenarına fırlattı. Gözleri, içinde bulunduğu odayı, o dar, kısıtlı dünyayı taradı. Anneannesinin gelmesiyle iyice sıkışan, bir nefes alma şansının bile olmadığı bu ev, şimdi ondan kalan tek kaçış kapısının da kapandığı bir zindana dönüşmüştü.
Mustafa'nın neden çelişkili konuştuğu, neden onu görmezden geldiği artık önemli değildi. Önemli olan, görmezden gelinmiş olmasıydı. Yıllarca ailesinin, çevresinin baskısıyla zaten değersiz hissetmeye şartlanmış olan Elif için, Mustafa'nın bu davranışı, "Evet, sen beklemeye değmezsin" mesajının onaylanmasıydı.
Elif, kendini kandırmaktan yoruldu. Mustafa, üniversitesi, arkadaşları, ticari hedefleri ve o "tüm gün dışarıda" olma özgürlüğü olan, hayatı dolu dolu yaşayan bir gençti. Elif ise evinde hapsolmuş, kısa saçlarının altında acılarını saklayan, bir mesajın gelmesini bekleyen "Cadoloz"du.
Belki de Mustafa sıkılmıştı. Belki de bir arkadaşının doğum gününe gitmişti ve Elif'in sürekli dertlerinden bunalmıştı. Belki de gerçekten oyunlardaydı ve Elif'in neşesi dışında başka şeylerle de meşguldü.
Elif, kalktı ve pencereden dışarı baktı. İzmir'in ışıkları sönük, soğuk ve mesafeli görünüyordu. Gözleri dolmaya başlamıştı. Telefonu alıp, sessizce o iki kelimelik konuşmayı sildi. Ardından, Mustafa'nın ona gönderdiği o tatlı şiiri tekrar okudu: "Elif prenses kahveyi çok severdi..."
Gözyaşları, şiirin geçtiği ekranı bulanıklaştırdı.
izmir: (Kendine fısıldadı) "Mutsuz son..."
Bir daha yazıp yazmayacağını bilemiyordu. Yazsa bile, bu anın soğukluğu aralarında hep kalacaktı. Elif, inatçıydı; bu kırgınlıkla yaşayabilirdi.
Mustafa'dan o gece bir mesaj daha gelmedi. Günaydın mesajı da gelmedi.
Elif’in kafesinden dışarıya açılan o pencere, 20 Ekim'de bir 'Aleyküm Selam' ile açılmış, ama soğuk ve çelişkili bir 'Tamam Elif' ile sessizliğe gömülmüştü.
Elif, o an, o geceki soğuk duşun sadece vücudunu değil, kalbini de üşüttüğünü hissetti.
Kim bilir, belki de bir gün, o iki inatçı keçi, bambaşka bir şehirde, yarım kalan o kahveyi içerdi.
SON
