5. bölüm · Yasak kan

4. Bölüm

Beyzoseee 🤍🤍

Yalanlar insanın maskesini oluşturan en büyük etken. İnsanın doğrulardan kaçmasına olanak sağlayan en büyük etken. İnsanın en büyük korkusunu saklamasını sağlayan en büyük etken.
Doğrular bazen can yaksada üzerinden bir yükü kaldırır. Ama yalan. Yüküne yük ekler. Madem yalan bize yük ekliyor, biz neden her seferine inadına yalana basvuruyorduk.
Yalanın cazibesine kapılıyorduk. Yalanın bize vaad ettiklerine inanıyorduk. Biz başkalarını yalanla kandırıyorduk ama fark etmediğimiz tek şey yalanında bizi yavaş yavaş bitirdiğiydi.
Yalan bir süre acı çekmenin engellese de gün geldiğinde doğrunun yaltığından kat ve kat daha fazla can yakıyordu.
Hiçbir zaman yalana başvurmamıştım, ama bu beni iyi bir insan yapmıyordu. Çünkü doğrularım genelde can yakardı. Bu benim soru sorulmadan konuşmamaya baslamama sebep olmuştu.
Yıldızın buz mavisi gözlerinin içine baktım. İçinde gezinen açık renkli kırmızı kristaller gibi görünen kırmızılıklara baktım. Kraliyet ailesinde iki element olduğu için ates-su elementi karışımıydılar. Bu da gözlerine yansıyordu.
"Maalesef soylesemde tanımazsın babamı." Dediğimde bana anlamaz bakislar atmaya başladı. Ardından anlaması için ekledim. "Ben doğmadan öldü." Yıldızın gözlerine bir hüzün çöktü. Sanki sorduğu soruya pişman olmuş gibi.
Yine yalana başvurmamıştım sonuçta babam gerçekten ölmüştü. Ama ben doğduktan sonra...
"Lyr ben özür dilerim. Böyle söylemek isteme-" sözünü keserek "sorun yok zaten bu bir süre sonra duyulacaktı. " dedim yıldız ne olduğunu anlamak ister gibi başını sola yatırdı. Kızıl saçları aşağıya sarkarken bana baktı.
"Yani uzun süredir burada yokum annem babam öldükten sonra burayı terk etmek istemiş ve merkezden uzaklaşmış yine veradaydik ama yaşadığımız yerde kimse yoktu. Buraya okumak için geldim. Yani herkes beni yarın okulda ilk defa görecek." Gülümsediğinde bu gerçek değil daha çok açıdan oluşan buruk bir gülümsemeydi.
"Desene bu güzeller güzeli kızı ilk ven tanıdım." Güzel mi? Bu kız hiç aynadan kendisine bakmıyor mu? Ağzımı açıp bir şey söyleyeceğim sırada arkadan bir ses duyuldu.
"Maledictus!" Lanetlenmiş mi? Kim neden yıldıza böyle sesleniyordu ki? Yıldızın gözlerinden anlık bir korku geçtiğinde bunu benden gizlemek için çaba sarf etmemişti. Yıldızda şuan ne yapacağını nasıl kaçacağını bilemeyen bir ifade vardı.
Yanımızda ellili yaşlarda bir adam geldiğinde yıldızı sertçe kolundan tuttu. Yıldız yardim istercesine bana son kez baktığında adam tarafından sürüklenmeye başladı. Neden bilmiyorum ama içimden bir ses şuan onu kurtarmayı söylüyordu.
Hemen peşlerinden gidip adamı durdurdum. "Ne oluyor? Sen kimsin de bana dokunmaya cüret ediyorsun." Konuşmak için ağzımı açtığım sırada başım yüzüme gelen darbeyle yana düştü. Ağzımın içinde o metalik tadı hissettiğimde yavaşça başımı kaldırdım. Cidden mi? Koskoca ateş büyümüşüm sadece bana tokat mı attı?
"Merhaba, beni tanımadan yargılayıp koskoca ateş buyucuus olmasına rağmen sadece yüzümü yakan bir tokat atan beyefendi." Dediğimde adama laf altından ne kadar hatsizce davrandığını anlatmıştım ama onun bunu anlatabileceğini hiç sanmıyorum. Sonuçta sorun hiçbir zaman görmemek değildi tek sorun görmek istememekti.
"Öncelikle kimle konuştuğunu bil ve ona göre davran." Ağzımdan 'hıh' der gibi bir nefes bıraktığında adamın gözlerine öfkeyle baktım. Tabii ki de senin kim olduğunu biliyorum bey amca. Koskoca vera kralı kaelith.
"Pardon kimsiniz acaba." Şimdi ne diyeceğini ezbere biliyordum. Yüce vera krallığının ilk ve en iyi en yüce gönüllü en cömert kralı kaelith.
"Yüce vera krallığının ilk ve en iyi en yüce em cömert kralı kaelith." O kadar yüce gönüllü ki kızına lanetli diyor.
Suan affedin deyip önünde çökmesi bekliyorsa ki eminim bekliyor asla yapmayacağım. Hiç kimse ve hiçbir şey için gururumu ezmem.
"Ah pardon kızına lanetli diyecek kadar yüce gönüllü kralım affedin." Nerden mi geliyor bu cesaret? Sanrım biraz feministim. Kızların haksızlığa uğramasına dayanamıyorum.
Bir anda bedenimde ani bir acı hissedince inleyip iki büklüm oldum. Siktir. Kral kan bükme gücünü kullanıyordu. Acı dayanamayacağım bir hale gelince yere düştüm. Eğer kendimi korusaydım primordial olduğum anlaşılırdı. Bundan dolayı tek bir tepki vermiyordum. Yerde acı içinde kıvranırken Yıldızın çaresiz yalvarışlarını duyuyordum. Bir uğultu şeklinde ama bu uğultuyu delen bir erkek sesi duydum.
"Baba yeter artık." Ama bu geç kalınmış bir sözdü çünkü çoktan gözüm kararmıştı. Geriye sadece ben ve karanlığım kaldı.
Her zamanki o rüyayı görmeye başladığımda tek fark karşımda o adam yerine babam olmasıydı. Her zaman bana destek veren babam şuan düşmanımın yaptığından daha beterini yapıyordu bana.
O an anladım bazı gözler öyle bir yalan söylerdi ki bunu yalan söyleyen gözler bile anlayamazdi. Çünkü bu adam babam değildi. Yada sadece ben öyle olmasını istiyor ve yüzleşmekten kaçıyordum. Yalan söylemiştim aslinda hiçbir şeyle yuzlesemiyordum.
💫YILDIZ💫
Yerde benim yüzümden acı içinde kıvranan kıza baktıkça vicdan azabı çekiyordum. Eğer ben olmasaydım bu acıya maruz kalmayacaktı.
"Lütfen bırak onu. Hepsi benim suçum. Suçla noglur yine beni suçla. Bağır çağır keşke olmasaydın de. O gün keşke sen ölseydin de ama kızı bırak lütfen." Babama yalvarırken abimin sesini duydum. Kurtulusumun sesini duydum. Ama geç kalmıştı. Çünkü lyr bilincini kaybetmişti. En azından ölmeden yetişti. Babam durunca hemen lyr'nın yanına çöktüm.
"Sen ne yaptığını sanıyorsun. O bir verali. Baba o senden alçak. Gerçekten daha ne kadar düşecek dedikçe daha da batıyorsun. " abim babamdan hesap sorarken babam sanki onu dinlemiyordu. Lyr'nın bedeni tekrar kasılmaya başlamıştı. Bir süre sonra acı bir çığlık attığında abim babama dehidrasyon büyüsünü yaptı ve lyr katılmayı bıraktı.
Abim lyr'yı kucağına alıp saraya saniyeler içinde ulaştı. Bende hızla peşlerinden gittim. Normalde abim kimseyle anlaşamaz yada onlara bir şey olduğunda bu kadar aceleci davranmazdı bu bir ilkti. Lyr sedyedeyken onu kendine daha hızlı getirecek iksirleri ayarlayıp içirdik. Yaklaşık beş dakika sonra bilinci yavaş yavaş gelemeye başladı. Sayıklıyordu.
"Baba sende mi?"
"Yetmedi mi sırtımdan vuruldugum."
"Ben sana inandım. Gözler yalan söylemez dedim. Sen bana en büyük yalanı söyledin." Bunları derken nefes nefeseydi.
"Yaklasma, yaklaşmayın ne o ne de sen baba. O adamın yine bana dokunmasına izin vermem." Ne küçükken tecavüz mü edilmişti.
"DOKUNMA" Attığı ciglikla birlikte uyandığında korkuyla ona bakıyordum. Cidden ne görmüştü. Baba diyordu. Ama babam öldü demişti. Eğer o doğmadan öldüyse onun yüzünü nerden biliyordu?
Bu kız hakkında aklımda bir çok soru işareti vardı. Bunun da gizemi yakında çıkacaktı. Elbet günü gelecekti. Elbet o da bizde onun kendi gerçekliğine yüzleşecektik.
Nasil olsa herkes bir gün doğruları karşısına alacak maskesini düşünecekti. Ha eğer maskesini düşmesi için eline güç geçmesi gerekiyorsa kendi gücümü bile feda ederdim. Sonuçta doğrular güçten daha önemliydi...
Gerçekten ben bunları yazıyorum ama hickimsenin desteğini göremiyorum zaten az okuyucu var onlarda hayalet okuyucu lütfen destek olun. Destek göremeyince yazma hevesim tamamen gidiyor.