Bölümler 3Şu an: GİRİŞ
- 1 GİRİŞ486 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 1.Bölüm:Fırtınanın Kıyısında1.712 kelime
- 3 2.Bölüm:Geçmişin Gölgesinde2.488 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
2007
Rize’nin dağlara yaslanmış, etrafı çay bahçeleriyle çevrili taş avlusunda öğle güneşinin altındaydı her şey. O yıllarda henüz evlerde inceden inceye koşturan ne küçük bir bebek ne de beşik sesi vardı; dünyada sadece bu inatçı çocuklar ve onların asla bitmeyen gürültüsü vardı.
Akarsu ailesi yine Soydemirlere misafirliğe gelmişti. Büyükler evin geniş serin gölgeliğinde demli çaylarını yudumlayıp koyu bir sohbete dalmışken, avlunun orta yerindeki asıl dünya çocukların elindeydi.
On üç yaşındaki Sanem, elindeki bez bebekle bir kenarda kendi alemindeydi; dokuz yaşındaki Koral ise babasının getirdiği ahşap sapanla uzağa nişan alıyordu. Ama avlunun asıl elektrik üreten iki kutbu bir aradaydı: Sekiz yaşındaki Sarp ile beş yaşındaki Deniz.
Sarp, o koyu kıvırcık saçları alnına dökülmüş, ellerini cebine sokmuş bir şekilde avlunun ortasında duruyordu. Karşısında ise saçları rüzgarda dalgalanan, mavi gözlerini kısıp çenesini dikmiş olan minik Deniz vardı.
Deniz, kelimeleri hâlâ tatlı tatlı yuvarlayarak, işaret parmağını Sarp’a doğru salladı.
"Şen var ya, şen şabahtan beri bana bakıyoşun haymsi!"
Sarp, aralarındaki üç yaşın verdiği o büyük abi edasıyla kaşlarını çattı, dudaklarını alayla kıvırdı.
"Sana mı bakacağum civciv? Önüme bakıyordum, araya sen kaynadın. Hem hamsi değil adım, düzgün söyle."
Deniz, beş yaşının o gözü kara inadıyla ellerini beline koydu. "Haymsisin işte! Babam demişti, Karadeniz’in en sinirli hamsisi bu çocukdur diye!"
Sarp’ın gururu anında tepesine sıçradı. "Ben sinirli değilim ula! Hem sen niye her şeye karışıyorsun, git ablan Sanem’le oyna!"
Sanem başını bile kaldırmadan, "Bulaşmayın bana, gidin ötede kavga edin" diye seslendi uzaktan. Koral ise sapanını indirip kardeşine kıkırdayarak bakıyordu.
Deniz, Sarp’ın tepkisinden aldığı cesaretle biraz daha yaklaştı, ayak ucunda yükseldi. "Gitmiyorum işte! Sen bana civciv dedikçe ben de sana haymsi diyeceğim!"
Sarp, karşısındaki minik kızın bu dik başlılığı karşısında ne yapacağını bilemedi.
Koyu kıvırcık saçlarını alnından geriye doğru iterken, hırsla soludu. "Ula, yürü git işine da! Çatacak başka adam bulamadun mi?”
Deniz, elini belinden hiç indirmedi. Mavi gözlerini kocaman açarak Sarp’ın üzerine bir adım daha attı. Peltek diliyle iyice üste çıktı. "Bulaşmasaydın o şaman! Hem şen niye her şeye bön bön bakayisun haymsi? Abim Koral bile senden daha tatlı durayi!"
Koral, adının geçmesiyle sapanını indirip kafasını kaldırdı. Sarp’a sırıtarak, "Doğrudur valla, ben daha tatliyum." diye laf attı.
Sarp, Koral’ın bu desteği vermesiyle iyice sinirlendi. "Sen karışma ula . Hem kim bön bön bakayi?Ben gayet düzgün bakayrum!"
Deniz, ellerini bu kez havaya kaldırıp Sarp’ın taklidini yapmaya çalıştı. "Dügzün bakmayirsin haymsi.Aynen öyle bön bön bakayisun.”
O sırada avlunun gölgeli köşesinden, demli çayını yudumlayan büyüklerin kahkaha sesleri rüzgarla birlikte geldi. Ama bu iki inatçı çocuk, büyüklerin ne dediğini bile duymuyordu; onların dünyasında o an sadece ikisi vardı. Sarp, Deniz’in üstüne doğru bir hamle yaptı ama Deniz zıpkın gibi çevik davranıp koşmaya başladı.“Fuşki yiyen haymsi.”
“Deniz anlamını pılmeduğun kelimeler kullanma!Çabuk gel buraya.”
Deniz, attığı o son lafın ardından taş avlunun içinde kahkahalarla kaçmaya başlarken, Sarp arkasından öfkeyle ama yüzüne engel olamadığı o hafif sırıtışla bağırıyordu. Aralarındaki bu didişmenin, o gün küçük bir taş avluda başlayıp yıllar geçtikçe ne büyük bir yangına dönüşeceğinden ikisinin de haberi yoktu.
Bölüm etkileşimi
