2. Bölüm

Vaveyla Yazarı: Venus Ada

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 2Şu an: 2. Bölüm

Aradan kaç gün geçti bilmiyorum. Tek mutlu olduğum yer sınıftı. Öğrencilerin arasında mutlu oluyordum. Onunla en fazla 20 kelime konuşmuştuk. Ama aklıma kazınmayı başarmıştı. Gözleri, duruşu, hatta konuşurken bazen yaptığı o kaş hareketi. Her detayıyla aklıma kazınmıştı bir kere. O günden sonra dışarı çıkmadım. Nazlı her ne kadar konuşmak istese de onu reddettim. Yaşanılması gereken bir hikayem vardı. Ona bu hikayede yer verilmemişti. Onu aklımdan çıkarmam gerekiyordu. Odama kapanmış ve bilgisayardan açtığım uyuşuk bir İngiliz yapımı filmi izlerken telefonun tiz sesi kulağıma doldu. Arayan annemdi.
“Kızım, ne yapıyorsun?”
“İyiyim anne. Bilirsin lojman ve okul arasında gidip geliyorum.” Dedim.
“Leyla ara tatilde buraya gelecek misin?”
“Anne köyün yolları kapalı hala. Söz veremeyorum. O gün ne olursa ona göre geleceğim.” Biraz daha konuştuktan sonra telefonu kapatıp yatağa kıvrıldım. Depresif bir insan değildim. Ama buraya gelirken koşullardan ziyade böyle bir olay yaşayacağımı düşünmüyordum.
Uyku beni kollarına çekmiş, adeta sarıp sarmalamıştı. Uykum arasında patırtılara uyandım. Bunlar koyun sesiydi ve çok yakından geliyordu. Hızlıca bahçeye çıktığımda onu gördüm. Bir oraya bir buraya gidiyordu.
“Orada durma da bana yardım et.” Dedi.
“Ben mi?” Dedim kendimi göstererek.
“Burada başka kimse var mı Leyla?” Adımla seslendi. Adımı öğrenmişti.
“Yok. Peki ne yapacağım Adar?”
O anda bana öyle bir baktı ki arkamı dönüp kaçasım geldi.
“Oradaki koyunları bırakma ve buraya doğru sür!” Adeta bağırıyordu.
“İyi de nasıl yapacağım?”
“Kızım kolunu filan çırp işte. Hiç mi koyun görmedin hayatında?” Dedi. Kafasını sağa doğru yatırmıştı.
“Oluyor mu?” dedim neden sonra.
“Hıhı, aferin sana şehirli kız.”
“Öyle deme.”dedim.
“Neden,şehirli değil misin?” Dedi.
“Kırıcı oluyorsun. Elimden geleni yapıyorum.” Dedim. Kırgınlığım sedime yansımıştı.
“Özür dilerim.” Dedi. Şaşırmıştım.
“Neden?”dedim.
“Öyle.”
“Ne tuhafsın ya? İnsana bir şey diyorsun yerin dibine giriyor sonra durup dururken özür diliyorsun. Aklın mı yok? Anlamadım ki.”
“Hop hophop! Yavaş gel şehir kızı” dedi. Konuyu değiştirmek istedim.
“Senin Türkçen neden bu kadar düzgün? Yani köy halkı yarım yamalak konuşuyor. Hatta Hümeyra hariç diğer çocuklar bile kendini anlatirken zorlanıyor.” Son dediğim şeyin üstüne gülümsemişti. Bunu indirdiği maskesinden gördüm.
“Artık dön şehir kızı. Köylü bizi görmesin.” Dedi.
“Neden beni cevapsız bırakıyorsun. Sürekli tersliyorsun.”
“Akşam çardağa gel.” Dedi ve öylece gitti. Şimdi ne olmuştu? Çıkma teklifi mi almıştım? Bu tutarsızlıkta neydi şimdi?
Akşam boy gösterirken dayanamadım ve aşağıya imdim. Ne zaman geleceğini bilmiyordum.
Neden sonra uzakta onu gördüm bir yanım yanına gitmek bir yanın ise burada durmak istedi. İlk aklıma geleni yapıp yanına yürüdüm. Nihayet yanına ulaştığımda başını kaldırıp bana baktı.
“Merhaba.” Dedi monoton, duygu barındırmayan sesiyle.
“Merhaba.” Dedim sesim istediğimin aksine pek sevecen çıkmıştı.
Sustuk ama yürüdük. Çardağa az mesafe kala durdu. Düşünceli bir hali vardı.
“ Sana bir şey göstermek istiyorum bana izin verir misin?” Dedi. Tepki ölçmek ister gibi bir hali vardı.
Başını salladım.
“Ama bunun bir karşılığı olmalı.” Dedim. Cıkladı.
“Siz şehirliler hep böyle çıkarcısınız.” Dedi. Yüzüm düşmüştü. Sonra hemen ekledi.
“Ne istiyorsan, tamam.”
“Bana nasıl bu kadar güzel Türkçe konuşuyorsun onu anlamamanı istiyorum .” Dediğimde gülümsemesi yüzüne yayılmıştı.
Güzel gülüyordu. Farklıydı. Merkeze gittiğindeki gibi giyinmişti. Aksi, koyunların peşinde sadece siyah giyiniyordu. Beni eliyle sağ tarafa yönlendirdi. Elleri büyük ve parmakları oldukça güzeldi.
“Ben..” dedi tepkimi ölçmek için yüzüme dönmüştü.
“Ben Ankara’da mühendislik okudum. Dedi. Bir an duraksayıp ona baktım. Ben onu çoban biliyordum.
“Nasıl yani? Sen çoban değil misin?” Dedim.
“Hayır, çobanım. Mühendislik yapmıyorum. “ dedi.
“İyi de neden? O kadar yıl okumanın karşılığında neden böyle bir seçim yaptın?” Hala yürüyorduk.
“Ailem Ankara’ya gelmek istemedi. Sonra Hümeyra, o buradaydı. Seçim hakkım kalmamıştı ç. Bencil bir insan değilim.” Bunları söylerken beni inandırmak için başını sallamıştı.
“İşte geldik.” Dedi. Eliyle karşıyı gösterdiğinde kafamı kaldırdım.
Kırmızı bir çizgi halini almış güneş yavaş yavaş kayboluyor, izleri adeta dağları dövüyordu. Tam tepenin üstünde durmuş karşı dağların üzerindeki kızıllığa bakıyordum. Afyon’ da çok güzeldi ama orada böyle bir şey ile karşılaşacağımı düşünmüyordum. Karla kaplı dağlar bizim için dizilmiş gibiydi. Üst üste giydiğim iki mont beni korumaya yetmemeye başlayınca bu sessiz huzuru bozup ona döndüm. Kahve hareleri beni inceliyor, anlamaya çalışıyordu. İçimi ısıtan bir gülümseme yolladı.
“Üşüdüm, acaba dönsek olur mu?” Dedim. Neden böyle bakıyorsun be adam, diye içimden geçirdim.
“Aslında… daha güzel bir fikrim var ama dönmek istersen sen bilirsin. “
Bu yanlıştı. Onu tanımıyordum bile. Buray bile gelmem deli cüreti idi. İstemiyor değildim ama hemen güvenmek istemiyordum.
“Ben evli bir kadınım,Adar. “ dedim. İçim sızlamıştı.
“Bunun doğru olmadığını biliyorum. Ama seni üsteleyemem madem yalanın devam etsin istiyorsun benim artık diğer insanlardan farkım kalmayacak.” Dedi.
Tam ağzımı açmıştım ki dinlemeden önüme düştü. Yola koyulmuş, beni arkasında bırakmıştı. Bu kadar mıydı? Ne demem gerekiyordu şimdi. Hangi kelime telafi edecekti söylediğim sözü.
Koşup ona yetiştim. Kolunu sertçe çektim. O kadar güçsüz bir adam değildi. Belki bir doksan boyu, 100 kilo kadar ağırlığı vardı. Hiç karnı yoktu. Spor salonuna gitmiş gibi bir vibe veriyordu insana.
“Nereye gidiyorsun?”
“Kızım bak ben senle uğraşamam. Sen şımarık bir şehir kızısın. “ dedi.
Ben mi, şımarık mı?
“Kusura bakma ama çok hızlı gidiyorsun. Seni daha tanımıyorum bile. Ben senin gönül eğlendirmek için kullanabileceğin bir kız değilim. “ dedim.
“Ben kimse ile gönül eğlendirmem. Benim kitabımda bu yok. Senin tanıdığın şehir züppelerine benzemem.”
“Beni anlaman gerek. Nasıl hemencecik güvenebilirim sana. Tamm evli değilim. Ailem bu yalanı söylememi istedi bende kabul ettim. “
“Beni düşünsene köylü görse evli biri ile konuşup görüşen bir gavat olarak adım çıkacak. Kimse yüzüme bakmayacak. Belki de köyden sürğleceğim. İlk kez biri için riskler alıyorum. Karşılığı bu mu yani?” Dedi. Haksız sayılmazdı. Yine arkasını döndüğü anda bu sefer gideceğini anladım.
“Adar, ben seni aklımdan çıkaramıyorum. Bu belki de çok yanlış belki de dünyanın en doğru şeyi… ama sen her yerdesin sanki.” Sürmüştü. Yüzünü bana çevirdi. Bakışlarındaki sertlik dağılmış, merhamet duygusuyla kuşanmıştı.
“Leyla…” tartmak ister gibi tüm söyleyeceklerini sustu. Yer eğdi başını ve sonra yine bana doğrulttu kahve harelerini.
“Leyla, o çorbacıdan beri aklımdasın. Kaybettim sandığımı düşündüğümde bir anda karşıma çıktın ve ben o anda evli olduğunu öğrendim.”
Evet, onun içinde zordu. Sonra devam etti:
“Düşünsene kendine ne kadar nalet ettim. Kaç gece uykusu görmedi gözlerim. Nazlı olmasa belki de bu dertle yaşayıp bu dertle ölecektim.”
“Bir dakika Nazlı mı anlattı sana? Ben sen tahminde bulunuyorsun sandım. “ dedim. Gözlerim ve ağzım aynı anda açılmıştı.
“Bak biliyorum doğru gelmiyor ama sanki canımdan bir parçasın. Her gün görmek, sesini duymak istiyorum. Ama kendime karşı koyuyordum. O evli diyip duruyorsum. Meğer hepsi senin uydurmanmış. Ve benim her şeyi bildiğimi bilmene rağmen devam ediyorsun. Yani bunların senin için bir önemi yok. “ dedi hayal kırıklığına uğradığı her halinden belliydi.
“Korktum. Her şeye rağmen seninle konuşmak istiyorum ama bu akışına bırakarak olsun olmaz mı?” Dedim.
“Peki şehir kızı öyle olsun. Gel seni loimana bırakayım. “
Yavaş yavaş bu anın bitmesini hiç bitmesini istemeden yürüdük. Her adımda omuzlarımız biraz daha ağırlaştı. Lojmana yaklaştıkça sessizlik kulaklarımı tırmalamaya başladı.
“Bana numaranı versene.” Dediğim anda muzip bir ifade ile bana döndü.
“Yani şey belki bir şeye ihtiyacım olur. “ diye ekledim. Yanaklarımın yandığını hissediyordum.
“Bende dağın başında koyunları bırakıp sana koşup gelirim yani. “ dedi.
“Neden olmasın. Belki de koşmaz uçarsın. “ dedim. Yavaş ilerlemek isteyen ben adamla flört etmeye başlamıştım.
“Gelirim.”
“Efendim “
“Sen iste uçarak bile gelirim. “ dedi.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

2okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 154

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk AşkıDark RomancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanplatonikpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYarı TextingYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18