2. bölüm / 2
YANLIŞ ODAKARŞI KOMŞU
Bölümler 2Şu an: KARŞI KOMŞU
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Uyandığımda hastanedeydim ve kolumda serum gördüm. Başım çatlıyordu. Serumu çıkartıp ayağa kalktım. Sarsıldım ve komiser girdi içeri. “Henüz kalkmamalısın. Sanırım sana fotoğrafları göstermemeliydim.”
O fotoğraflardaki yeri gördüm ben komiser.
“Ben eve gideyim...sonra görüşürüz yine isterseniz komiserim.” Sesimi kendim bile tanıyamadım. Komiser kafasını salladıktan sonra beni evime bıraktı. Telefonumu elime aldım ve sorgusuzca Gökseli aradım. “G-göksel beni sorguya aldılar. Bir şeyler dönüyor ortada.” Bir çırpıda konuştum telaş içerisinde.
Göksel beni rahatlatmaya ve dinlemeye çabalarken arabasına bindiğinin sesini duymak zor değildi. Konuşurken zil çaldığında kalbimi hissetmiş, nefesimin kontrolünü kaybetmiştim. Göksel’in sesini işittim telefonumdan “Açabilirsin kapıyı güzelim.” Koridorda oturup kaldığım yerden kalkıp kapıyı açtığımda Göksel bana sarıldı.
Kalbinin atışını hissedebiliyordum. Cidden bu kadar endişelenmiş miydi? “Özür dilerim, amacım korkutmak değildi.” Uzaklaşıp bana kızgın gibi baktığında sustum. “Dalga mı geçiyorsun? Bunların hepsini başından anlatacaksın gidince.” Kaşlarım çatıldı. “Gidince? Nereye gidiyoruz?” içeri girip Pars’ ı sevdi ve bana döndü.
“Bana gidiyoruz. Bizimkilerde gelir anlatırsın sonra da bir çözüm buluruz. Bir süre bende kalırsın.” Kafamı olumsuzca salladım. “Göksel daha hiçbir şey bilmeden bu kadar telaş yaparsan nasıl anlatayım diğerlerini? Ne işim var senin evinde? Ben burada iyiyim.” Ama hiç hâlinden memnun kalmamış gibi baktı bana, Arven sen her şeye böyle etkilenmezsin demek ki ciddi bir şey var ortada. Eşyalarını al yanına gidelim işte, içim rahat etmez biliyorsun.”
“Olmaz.” Bu sefer kızmış gibi davrandı. “Arven eşyalarını topla gidiyoruz. Bende kalmanı istiyorum.” İlk kez onu bu kadar ciddi görmüştüm. Hiç istemesem de eşyalarımdan birkaç parça kıyafet ve ihtiyaçlarımı alıp hazırlandım. Pars ile çıktık ve arabaya bindik. Kabullenmek sinir bozucuydu ama evet, ilk kez bu kadar korku vardı içimde.
“Bana Arven demekten vazgeç. Birisi duyacak.” Göksel’ in yüzü tekrardan yumuşamıştı ve gülümserken omuz silkti. “İsmin Arven değil mi güzelim?” göz devirdim alaycı tavırları hem tatlı hem de sinir bozucu oluyordu bazen. “Tamam ama bunu sadece sen biliyorsun.”
“Bu yüzden Arven demek daha eğlenceli.”
Gülümsediğimde evine varmıştık, kapımı açıp eşyalarımı taşıdı. Ben ise Pars ile ilgilenerek ilerledim. 10 dakikaya hepimiz Göksel’ in evinde toplandık ve ben şu ana kadar yaşadıklarımı en başından anlattım. Göksel daha fazla telaşlanmıştı ve bunu sözlerine yansıtmaktan çekinmedi. Kızmış gibi davranıyordu, genelde korkunca böyle konuşurdu.
“İki günlükmüş. İmkânsız! Burada kalıyorsun Arven.” Ayağa kalkıp konuştum. “Saçmalama en fazla iki gün. Burada kalıp kaçacak hâlim yok, o da gönlün olsun diye.”
İkimizde sinirle birbirimize kafa tutuyorduk. Alp kolumdan tutup benim oturmamı sağladıktan sonra konuştu. “İkinizde sakin olun. Çocuk mu sanıyorsunuz kendinizi?” Hazan’ ın hak verir hâlde kafasını salladığını fark ettim. Kıvırcık saçları ıslaktı, aceleyle mi çıkmıştı dışarı? Saçları ıslak hayatta dışarı çıkmazdı.
Ekin’ e baktım, makyajsızdı... Benim için miydi? Yoksa, benim yüzümden mi? Alp beni hafifçe sarstığında gözlerim odadaki herkeste gezindi. “İyi misin?”
Kafamı salladım ve Göksel’ e baktım. “Burada kalmak istemiyorum. Başımın çaresine bakarım.” Göz devirdiğini görmemek imkansızdı. Önüme gelip yere çöktü ve elimi tuttu. “Burada kalıyorsun dedim.” Alp, Göksel’ i sakinleşmesi için balkona çıkarttığı zaman kızlar yanıma gelip beni ikna etmeye uğraştılar.
Haklı olduklarını biliyorum, sadece onlara zarar gelmesinden korkuyorum. Başka kimsem yok. Ekin’ in sesini duydum “Sürekli başkalarını düşünüyorsun yeter Nevra.” ardından Hazan onu destekledi. “Adalet arıyorsun üzgünüm bu sefer olmaz. Adaletten fazlası var anlattıklarında.”
Göz devirdim istemsizde olsa. “Kızlar, cidden şu an ihtiyacım olan son şey bile felsefe ya da edebiyat değil. Lütfen.” Kızların başlarını eğdiklerini gördüm. Ancak haklı oldukları da göz önündeydi. Balkona çıktım ve Alp’ e baktığımda salona geri döndü.
“Arven, sinirim bozuk. Eğer konuşmak ve istemiyorum demek için geldiysen biraz müsaade eder misin?”
“Aslında kabul etmeye gelmiştim ama istemiyorsan...” derken bile Göksel’ in bana baktığını hissettim, geri dönüp gidecekken nazikçe kolumdan tutup kendisine çevirdi beni. Ardından...sarıldı.
“İnatlaşırsın sanmıştım, özür dilerim.” başını omzumdan kaldırıp gözlerime baktı. Gitmeyi düşünmemiştim ama sarılması da aklımda yoktu. Az önce sezgilerimle hareket etmiştim ve bana o adamın daha fazlası olduğunu fısıldıyordu.
“O adamdan başka şeyler de var sanki ama anlamıyorum.” Kaşlarını çattığını gördüm. “Ne gibi?” Bahçede koşuşturan Pars’ ı izlerken sadece omuz silkmekle yetindim. Kısa süren sessizlikten sonra “Komiseri arayasım var aslında...”
Göksel anlamlandıramamış gibi bakıyordu. “Bir konuşsam belki dosyaya yardım etmeme izin verir.”
“Sana ne dosyadan Arven. Sen adamdan uzak durmak için burada kalacaksın ama adamı merak ediyorsun.” iç çekerek konuştum bu sefer. “Adamı değil, işin aslını.”
Bölüm etkileşimi
