3. bölüm / 3
YANLIŞ NUMARA PATRON3.💋
Bölümler 3Şu an: 3.💋
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Yeni bölüm geldiii.
Lütfen destek olurmusunuzz💕
💋
Kafeye geldiğimizde arabadan indim ve kafeye girdik kızlarla kol kola.
"Ne içicem ben ya" diye söylendim Beren hemen sesimi duydu "ne dedin?" Diye sorunca endeşiye kapıldım.
Ancak hemen toparlayıp "yok bir şey canım" tebessüm ederek.
Bir masaya oturduğumuz'da uzak bir masada dikattim'i oturan kişiler çekti. Takım elbiseli çok yakışıklı akyaz bir adam vardı.
Onun haricinde üç adam bir kadın'da vardı. Düşüncelerden çıkmamı sağlayan Enes'in sesi oldu.
"Nereye daldın öyle?" Alayla. Kıkırdadım "yok yok sadece bir şeye baktım" masaya gelengarson'a siparişlerimizi verdik. Masaya kahvelerimiz geldiğinde sohbet etmeye başladık.
"Bu arada Arda sen bana bir şey açıklayacaktın?" Diye sorduğumda masada sesizlik oldu. Arda ciddilişti ve gözlerini kahveye odaklayıp konuşmaya başladı.
"Lâvin ben senden..." Meraka daha da kapılıp
"Sen bana?" Diye sordum alttan alttan ona bakarak.
Tam ağzını açmıştı ki bir anda silah sesleri yükseldi. Camlar birer birer kırılırken herkes çığlık çığlağa kaçtılar.
İrem "ne oluyor?" Diye bir anda ağlamaya başladı. Enes ona siper olmuştu Arda ise bana eğilmem için bağrıyordu.
Ama benim umrumda değildi ben zaten babam ve annem yüzünden böyle bir hayatta kurşunların, savaşların ortasında doğmuştum.
Ben öylece dururken bir anda yana çekilince hemen kim olduğuna baktım. Az önceki dikkatimi çıkan adamdı. Masayı devirip önümüze siper etmişti.
Ona sorgularcasına baktım. "Kimsin sen?" Diye sorunca gri'yi çalan mavi gözleri beni buldu. "Demir Sancaktar" dediğinde "Lâvin Yıldırım bende" dediğimde öyle bir baktı ki sanki beni tanıyordu.
Silahıyla bir kaç kişi öldürürken onu inceliyordum çok çekici gelmişti gözüme.
"Çok yakışıklısın yaş" dediğimde bir anda döndü ve bana döndü gözlerini kıstı.
Hemen toparlanıp "ama patron'um daha yakışıklı" dünkü adamı diyordum. Adam tam önüne dönecekken bir anda kolundan vuruldu.
Ancak yüzünde mimik oynamadı. "Vuruldum" dediğimde bana bakmadan "vurulmadım sadece küçük bir sıyırık"
Dayanamayıp sordum.
"Yedek silahın var mı?" Dememle bana dönüp alayla gülümsedi. "Sen mi?" Dedi ve kıkırdadı.
Kafasını arkaya atarak gülmesiyle Adem elması ortaya çıkmıştı o kadar güzeldiki sanki çizilmiş gibi kusursuzdu.
Allah özene bözene yaratmış işte.
Sonra hemen dediği şey aklıma gelip kaşlarımı çattım. "Evet ben" dediğimde ciddiyetimi anladı ve bir silah çıkarıp verdi.
Silahı aldığım gibi hafif masanın arkasından çıkarak adamın alnından vurdum. "Tam isabet" dedim ve gülümseyince demirin şok yüzüyle karşılaştım.
"Noldu ağzın açık kaldı sanki?" Hemen toparlanıp ciddiyete büründü.
"Şans eseri denk geldi" daha çok hırs yapıp masanın arkasından çıktım ve üç adamı arka arkaya tam alnının ortasından vurdum.
Sonra tekrar demire döndüm. "Buda mı şans eseriydi yoksa" dedim alayla. Bir şeyler homurdandı ama anlamadım.
Bir kaç adamı indirince bizzimkilere döndüm.
Onlar çoktan gitmişti ama Arda gitmemişti. Ardaya şokla bakıp neden gitmesdin diye sordum kaş göz hareketleriyle.
Demirin sesiyle ona döndüm. "Patron daha yakışıklı dedin ya kim o?" Dediğinde bu soruyla afaladım. "Patron o benim patronum o emir verir ne yapmam gerektiğini söyler ben yaparım" dedim.
"Bu adamın adı yok mu?" Demir bu sorularla nereye çıkmak istiyordu bilmiyordum ama yinede cevapladım.
"Adı vardır belkide ama bana söylemedi" sonunda silah sesleri kesilince bir ses yükseldi
"Demir ben geldim çık ortaya sağ dolum sobe saklanmayan eve" teker teker konuşan adını ve daha önce hiç görmediğim adamın düşmanı olduğunu direk anladım.
İkimizde aynı anda kalktık. Karşıya baktığımda Arda ve demirin arkadaş veya kardeşi olan insanları tutmuşlardı adamları.
"Ooo kim bu güzel hanım efendi?" Diye sordu pisçe beni süzünce.
"Anan!" Dedim anlık öfkeyle adam bu çıkışımla âfaladı "sakin ol prenses" dedi yine alayala.
Demirin ellerini sıktığını gördüm. Parmaklarının boğumlarının beyazladığını gördüm. Tam adamın üstüne yürüyecekti ki kolumdan tutup durdurdum.
"Demir" bana döndü. "Zaten senin düşmanın sen hep döversin ben dövsem olmaz mı?" Dememle daha da şaşırdı. "Lâvin bak bu işl-" diyecekti ki tekrar ısrar ettim.
"Lütfen lütfen lütfen yaş" dudaklarımı büzerek.
"İyi madem sen istedin bunu" dedi ve koltuğa gidip oturdu rahatça ve beni izlemeye başladı.
Adama döndüğümda kaşları çatıktı.
"Ben oyuncakmıyım amına koyayım yok ben dövcem yok ben dövcem. Hem sen boyundan büyük işlere bulaşma bücür" dediğinde
Sinirlensemde belli etmeyip gülümsedim.
"Adın ne?" Diye sordum gıcıklığına.
"Yekta Arslan tanıdın mı?" Diye sordu kendini üstün görerek.
"Tanıyamadım?" Dedim dürüst olarak.
"Ben ünlüyüm beni tanımayan yok türkiyede" dedi egoyla hemen devreye girerek.
"Demek ki ünlü değilmişsin olsaydın tanırdım seni değil mi?" Dedim gülümseyerek.
Adam bir anda sinirlendi az önceki alaylı yüz ifadesinden eser yoktu. Bana doğru yaklaştı ve önümde durdu. Yüzümü incelemeye başladı, elini saçıma götürecekti ki elini tuttum.
"Saçıma dokunulmasından nefret ederim" adam tekrar gülümsedi " o zaman bir az bende. Nefret edeceksin" eli bir anda sertçe saçıma gidince havada yakalaayıp burktum bileğini ve yüzüne yumruk attım.
Geri ittiğinde geri sendelendi. Gözleri beni buldu öfkeyle "seni sürtük!" Burnunu eliyle tutu sonra bir anda elini yumruk yapıp üstüme koştu.
Yumruğubu yüzüne savurmuştuki kolunun altından geçince "UPS ıska" diye dalga geçtim tekrar sinirle hamle yaptı ancak ben yine kaçtım.
Ellerimi arkamda bağlayarak öylece hamleleri den kaçıyordum sonunda belindeki silahı aldımve "tak" sesi yankılandı kafede ...
Bölüm etkileşimi
