15. bölüm · Yanlış Kişi
15 Sezon finali
Sabahın köründe kalkmıştım. Foça'ya gidiyorduk tatil için. Bunu annemle konuştuğumda zaten Muğla'da yaşadığımız için fazla sıkıntı etmemişti.
Mina'yı tanıdığı için sadece diğerlerini sormuştu. Bende açık açık söylemiştim ama Karsen'i söylerken biraz sıkışmıştım. Fotoğrafını gösterdiğimde ilk süzmüş sonra övgü dolu sözler yağdırmıştı.
"Maşallah yakışıklıymış bizim oğlan." Demişti. Hemen de sahiplenmişti.
Tabii bu haberi Serdar'a da vermiştim ama kendisi ailesi ile köye yani İzmir'e gideceğini söylemiş ve maalesef reddetmek zorunda kalmıştı.
"Hadi Mina!" Diye omzumu kapının pervazına yasladım. Sadece birkaç günlük bir tatildi ama Mina'nın valizi pardon valizleri iki aylıktı. "Geldim geldim." Deyip orta boy valizi çekiştire çekiştire kapıya geldi.
Valizi bırakıp elini beline koydu bir anne edasıyla. "Sadece bu çanta olmadığını söyle bana lütfen." Dedi yüzünü buruşturup. Omuz silktim. "Sadece bu." Dedim dikleşerek. "Ben anlamıyorum birde senin sevgilin var yani." Deyip ayakkabısını giydi.
"Anne çıktım ben!" Diye kapıyı kapatmadan seslendi. "Tamam kızım dikkatli olun!" Diye seslendi Hanife teyze.
Şükürler olsun ki asansör vardı. Yoksa bir de koca valizi indirmeyle uğraşacaktık. Gelen asansöre bindik. Mina hemen telefonunu çıkarıp aynada fotoğraf çekmeye başladı. Sonra kolunu omzuma atıp beni kendine çekti. "Poz ver kız." Diye çemkirdi.
Kısa kısa pozlar verdim. Sabah erken kalktığım için hâlâ uyanamamıştım. "Sevgilin bu halini görse korkar," diyen Mina'ya baktım. "Sevgilim beni her türlü kabullenmiş ki şuan sevgilim olmuş." Dedim sabır çekerek.
Elimdeki telefonum çaldı. Baktığımda Karsen'in aradığını gördüm. "İndiniz mi?" Dedi. Başımı salladım. Asansör sıfırıncı kata gelmişti. "Şimdi çıkıyoruz sevgilim." Dediğimde telefonun ardından gülme sesini duydum.
"Senin o sevgilin diyen dilini yiyeyim güzelim." Dediğinde bu sefer aptal aptal sırıtarak güldüm.
"Hadi kapatıyorum." Deyip yüzüne kapattım. "Bak sen şu aşıklara." Diye arkamdan gelen Mina'nın gülen sesini işittim. Bir şey demedim. Sadece gizli gizli güldüm.
Sitenin bahçesinde iki siyah lüks araba gördüm. Arka arabanın bagajı açık bir şeyler dolduruyordu Eren ve Hakan. Ön arabaya ise Karsen yaslanmış bana bakıyordu.
"Hadi Hanımlar!" Diye bagajı kapatan Eren'e baktım. Tam tatil moduna geçmişti. Altında siyah şort ve üzerinde beyaz bir tişört vardı. Gözlerinde ise güneş gözlüğü vardı.
"Selam!" Diye ortama hızlı ve enerjik bir atlama yaptı Mina. Karsen ise güneş gözlüğünü çıkartıp hemen bana sarıldı. Kollarımı boynuna doladım. "Hoş geldin güzelim." Dediğinde yanağımda dudaklarını hissettim. Bende onu öpüp geri çekildim. " Hoşbuldum sevgilim."
Kolunu omzuma atıp beni kendine çekti. Başımı göğsüne yasladım. "Bir gün şu dilin yüzünden öleceğim kızım." Dediğinde salak gibi sırıttım. "Hadi arabalara o zaman." Dedi Hakan. Sonra bana döndü. "İlk öncelikle selam yengem." Dedi elini göğsüne koyup başını eğdi.
Bu ve Eren gerçekten eğlenceli insanlardı. "Sana da selam Hakan." Dedim. Karsen'in göğsünde olan elimle dairesel hareketler çiziyordum.
"Şimdi ben ve Hakan Semih'in arabasıyla;Yengecim, Karsen, Mina ve Yunus'ta Karsen'in arabasıyla." Dedi bir organizer gibi.
"O zaman arabalara." Deyince herkes arabalara dağıldı.
Ben Karsen'in yanına oturdum, yani öne. Mina ve Yunus'ta arkaya geçtiler.
Karsen arabaya biner binmez güneş gözlüğünü tekrar taktı. Direksiyona tek eliyle yaslanırken diğer eli refleks gibi dizime geldi. Başparmağıyla dizimin üstünü hafifçe okşadı.
"Uyuyorsun sen hâlâ." Dedi bana bakıp.
"Çünkü sabahın altısında kalktım sevgilim." Dedim gözlerimi devirerek.
Arka taraftan Mina'nın sesi geldi.
"Bak bak şu hitaplara bak. Ben hâlâ alışamadım sizin sevgili olmanıza."
Yunus camdan dışarı bakıyordu ama dudak kenarı hafif kıvrılmıştı. Mina hemen bunu yakaladı.
"Sen niye gizli gizli gülüyorsun Boksör?"
Yunus gözlerini ona çevirdi.
"Size alışmaya çalışıyorum."
"Ne varmış bizde?"
"Çok konuşuyorsunuz."
Ben gülerken Mina şok olmuş gibi ağzını açtı.
"Allah'ım çocuk sonunda üç kelimeden uzun cümle kurdu."Karsen arabayı çalıştırırken hafifçe güldü. Sonra elini vitesin üstüne koyup bana baktı.
"Emniyet kemeri."
"Emredersiniz komutanım."
Kemeri takarken başını iki yana salladı.
"Bu kız tatilde başıma bela olacak."
"Ben zaten senin hayatının anlamıyım."
"Yok, direkt kaosusun."
Arka taraftan Eren'in korna sesi geldi. Yanımızdan kafasını çıkarıp bağırdı.
"KARSEN YÜRÜSENE AŞK YAŞAYACAKSANIZ AKŞAM YAŞARSINIZ!"
"Kes sesini!" Diye bağırdı Karsen camdan. Ben kahkahayı bastım. Mina zaten arkada gülmekten bana yaslanmıştı.
Arabalar site kapısından çıkarken telefonu elime aldım. Mina'nın biraz önce çektiği fotoğraflara baktım. Birinde ben yarı uykulu gözlerle kameraya bakarken Karsen arkada bulanık şekilde görünüyordu.
Fark etmeden gülümsedim. Karsen bir eliyle direksiyonu tutarken diğer eli tekrar elimin üstüne geldi.
"Neye gülümsüyorsun?"
"Hiç."
"Yalan."
"Fotoğrafa baktım sadece."
"Göster."
Telefonu uzattım. Kısa bir bakış attıktan sonra sırıtıp tekrar önü yola çevirdi.
"Yakışıklı çıkmışım."
"Annem de aynısını söyledi zaten."
Karsen kafasını bana çevirdi. "Ne dedi annen?" Sesimi incelterek annemi taklit ettim. "Maşallah yakışıklıymış bizim oğlan." Arka taraftan Mina kahkahayı patlattı. Yunus bile başını çevirip güldü bu sefer.
Karsen ise elini göğsüne götürüp dramatik şekilde konuştu. "Teyzem benim ya."
"Bir anda teyzen oldu dikkat edersen." Dedim alttan alta ona bakarak.
"E doğal olarak. Ciddi düşünüyorum ben." Bir an sustum.Kısa bir anlıktı ama içim tuhaf şekilde sıkıştı. Çünkü Karsen bunu bazen o kadar rahat söylüyordu ki... Ben hâlâ alışamıyordum.
O ise hiçbir şey olmamış gibi önümdeki yola bakıyordu.
Sanki benimle ilgili geleceği kafasında çoktan kurmuş gibiydi.
Bir süre arabada sadece müzik sesi vardı. Eren'lerin arabası bazen öne geçiyor bazen yavaşlayıp yanımıza geliyordu. Camı açıp saçma sapan hareketler yapıyorlardı. Özellikle Eren tam tatil kafasına girmişti.
Ben ise kolumu kapıya yaslayıp dışarıyı izliyordum. Yol akıp gidiyordu ama benim aklım hâlâ birkaç dakika önce Karsen'in söylediği cümlede kalmıştı.
Ciddi düşünüyorum ben.
Bunu söylerken o kadar doğal davranmıştı ki... sanki benimle bir gelecek düşünmek onun için dünyanın en normal şeyiymiş gibi.
Ben ise hâlâ bazen ona bakıp gerçek mi diye düşünüyorum.
"Niye sustun?" Diye sordu Karsen.
"Düşünüyorum."
"Kötü mü?"
Başımı hafifçe iki yana salladım. "Yok."
Elimi tuttu. Parmaklarımızı birbirine geçirirken gözünü yoldan ayırmadı. Ama o küçük hareket bile içimde saçma bir sıcaklık bırakıyordu. Dört yıl boyunca uzaktan sevdiğin insanın şimdi elini böyle tutması... insanın alışabileceği bir şey değildi.
"Bu kadar düşünme bazen." Dedi.
Arka taraftan Mina hemen atladı. "Ayperi düşünmeden yaşayamaz ki."
"Doğru." Dedim gülümseyerek. "Birinizin mantıklı olması lazım."
"Ben yeterince mantıklıyım." Dedi Karsen. Bu sefer Yunus konuştu. "Sen mi?" Arabada kısa bir sessizlik oldu. Sonra hepimiz aynı anda gülmeye başladık. Karsen bile istemsizce sırıtıyordu.
Karsen dikiz aynasından Yunus'a baktı.
"Sen bugün açıldın hayırdır?"
Yunus omuz silkti. "Mecbur kaldım."
Mina hemen yana kayıp Yunus'a döndü.
"Bak bence sen aslında çok konuşkan birisin ama gizliyorsun."
"Değilim."
"Bence öylesin."
"Tamam."
"Bak yine kısa cevap verdi."
Ben gülerken Karsen başını bana doğru biraz eğdi. Omzu omzuma değdiğinde istemsizce içim kıpırdadı.
"Arkada flört dönüyor haberin olsun."
"Görüyorum." Dedim.
"Yunus'un haberi yok ama."
"Bence var." Tam o sırada telefonuma bildirim düştü. Ekrana baktığımda annem mesaj atmıştı.
Foça'ya varınca haber verin.
Altına da:
Bir de Karsen'e dikkat et kızım fazla şımartma çocuğu.
İstemsizce güldüm. Annem Karsen'i daha birkaç kez görmüştü ama şimdiden onu yıllardır tanıyormuş gibi davranıyordu.
"Ne oldu?" Dedi Karsen.
"Annem sana acımış."
"Doğru kadın."
"'Karsen'i fazla şımartma' yazmış."
Karsen ciddi ciddi başını salladı.
"Geç kalmış."
"Gerçekten utanman yok senin."
"Elimde böyle bir kız varken neden olsun?" Kalbim yine saçma şekilde hızlandı. Bunu söylerken o kadar rahat davranıyordu ki sanki beni sevmek dünyanın en kolay şeyiymiş gibi...
Mina arkadan öğürme sesi çıkardı.
"Ben ineceğim arabadan." Yunus ilk defa bu kadar net güldü. Başını öne eğmişti resmen. Mina şok olmuş gibi ona döndü.
"Senin güldüğünü görmek milli bayram gibi bir şey."
"Komiksiniz çünkü."
"Biz mi?"
"Özellikle siz." Dedi bizi göstererek.
Karsen umursamaz şekilde omzunu kaldırdı. "Kıskanıyor."
Yunus bu sefer direkt cevap verdi.
"Yok."
"Var."
"Yok."
"Var oğlum."
"Arkana bak istersen."
Karsen kaşlarını çatıp aynadan baktı. Eren'in arabası dibimize kadar yaklaşmıştı. Camdan sarkan Eren bağırıyordu.
"KARSEN YOLUNA BAK ÖLECEĞİZ!"
Ben kahkahaya boğulurken Karsen söylenerek direksiyonu düzeltti.
"Bir gün bunları yolda bırakacağım."
Hepimiz gülüyorduk.
Sabah saatlerinde olduğumuz için yollar boştu. Yola çıkalı yarım saat olmuştu.
Karsen sinyal verip yavaşça sağ şeride geçti.
"Şanslıyız, yol boş." dedi.
"İyi ki sabah çıktık." dedim camdan dışarı bakarak. Ağaçların arasından süzülen ışık gözlerimi kısaca yakıyordu.
Arka tarafta Mina koltuğa yayılmış, telefonla uğraşıyordu. Yunus ise hâlâ camdan dışarı bakıyordu ama bu kez tamamen sessiz değildi; ara sıra Mina'nın saçma videolarına göz ucuyla bakıyordu.
Eren'lerin arabası birkaç metre önde gidiyordu. Hakan camdan kolunu çıkarıp rüzgârla dalga geçer gibi sallıyordu.
Karsen kahveyi alabilmek için sağda küçük bir tesis görünce yavaşladı.
"Burada duralım mı?"
"Olur."
Arabayı park ettiğinde bir an motor sesi kesildi ve içeri tuhaf bir sessizlik çöktü. Sanki dış dünya biraz daha yakına gelmişti.
Karsen kemerini çözerken bana döndü.
"Sen burada kalabilirsin istersen."
"Yok, geleyim." dedim hemen.
Sanki "kal" derse dışarıda olan hiçbir şeyin parçası olamayacakmışım gibi hissettim.
Mina hemen araya girdi.
"Ben de geliyorum. Yoksa burada Yunus'la tek başıma kalırım, bilimsel deney gibi olur." Yunus başını hafifçe çevirdi. "Ben bir şey yapmıyorum."
"İşte korkutucu olan o."
Arabadan indik. Sabah havası serindi, yüzüme çarpınca biraz kendime geldim. Karsen yanımda yürürken elini tekrar elimin içine aldı. Bu sefer daha doğal, daha alışkanlık gibi.
Tesis küçük bir yerdi. İki kahve standı, birkaç masa ve erken saat olmasına rağmen uyanmış birkaç insan.
Karsen bana baktı."Ne alıyorsun?"
"Latte."
"Şekerli mi?"
"Az." Başını salladı ve sipariş vermek için öne geçti. Ben arkasından bakarken bir an durdum.
Bunu ne zaman bu kadar normal hissetmeye başlamıştım?
Dört yıl boyunca sadece uzaktan bildiğim bir insan, şimdi benimle kahve siparişi veriyordu. Yanımda yürüyordu. Elimi tutuyordu.Mina dirseğiyle koluma dokundu.
"Bakışlara bak bak." Dedi sırıtarak. "Ne bakışı?" Diye sorduğumda elini alayla salladı. "Kızım senin ona nasıl baktığını, onun da sana nasıl baktığını görmüyorum sanma." Tam ağzımı açacakken ortaya Eren atladı.
"Ben açım!" Diye bağırdı. Arkasından Semih konuştu. "Daha arabada 3 pide yedin hayvan!" Dediğinde Mina ile ikimiz aynı anda "Oha!" dedik.
Eren hiç umursamadan omuz silkti.
"Ne yapayım? Yol stresi."
Hakan kahkaha atarak direksiyona yaslandı. "Senin stres dediğin şey mide kapasitesi." Semih başını iki yana salladı.
"Bu çocukla aynı arabada yolculuk yapmak suç gibi."
Eren hemen araya girdi.
"Bak bak! Duygusal şiddet!"
Mina bana döndü. "Ben artık buna inanmıyorum, bu çocuk gerçekten insan değil."
"Ben de şüpheliyim." dedim gülerek.
Yunus bu sefer çok kısa bir şekilde konuştu. "Normal."
Herkes bir anda ona döndü.
Mina gözlerini kısarak baktı.
"Sen az önce bir cümle kurdun... ve anlamlıydı." Yunus omuz silkti. "Şaşırmayın."
Karsen gelince aldığı kahveleri dağıttı. Kahvemden bir yudum alıp boş bir masaya oturduk. Eren ve Hakan ise yine bir şeyler almaya gitmişlerdi. Telefonumu açıp baktığımda ekrana ablamdan bir mesaj düştü.
Ablam:Vay ablayı satıp tatile çıkmak.
Ablam:Hem de annemin lakabıyla yakışıklı, oğlum ve damadımla.
Ablam:Şerefsiz seni bir de Foça'ya gitmişsin.
Art arda mesajlar yağdı. Hepsini teker teker okudum. Demek ablamı sinirlendirmiştim.
Siz:Eee ne yapalım sen onu geçen sene beni bırakıp Antalya'ya gittiğinde düşünecektin.
Siz:Ve evet canım sevgilimle gittim.
Ablam:Canım sevgilim?
Ablam:Ay delireceğim birde annem fotoğrafını gösteriyor!
Ablam:Lan Allah var yakışıklıymış.
Ablam:Kedi olalı bir fare tuttun Ayperi Hanım.
Siz:Sen asıl kendine bak daha sevgilin bile yok ablacığım.
Ablam:Sen hele eve dön ben göstereceğim sana.
Ablam yazıyor...
Daha fazla bakmayıp telefonu kapattım. Bildirimler susmuyordu. "Kim?" Diye elinde kahvesiyle bana doğru eğilmiş Karsen'e baktım. "Ablam." Dedim aklıma mesajlar gelerek. "Bir şey mi oldu?" Kafamı iki yana salladım. "Onsuz tatile çıktığım için biraz sinirlenmiş sadece." Dedim alayla.
"Hadi kalkalım, trafik artar." Dedi Yunus sandalyeden kalkıp. "Aynen." Dedi Karsen, elimi tutup kalktık. Arabalara doğru yürüdük.
"Hazır mısın?" Dediğinde ona döndüm.
"Ne için?"
"Bizi bekleyen Foça için."
"Evet hazırım, sevgilim." Dedim.
🌙
Arabalar tekrar yola çıktığında bu sefer rota daha netti. Yol daralmış, ağaçlar seyrekleşmişti. Deniz artık tamamen hissediliyordu; rüzgâr bile değişmişti.
"Ne kadar kaldı?" Diye arkadan soru doğrulttu Mina. "Bi' beş dakikaya varırız." Dedi Karsen.
Öğleyi geçmiştik. Güneş biraz daha yayılmıştı. Daha çok orman gibi bir yola girdik. Deniz kokusunu şimdiden hissetmiştim. Tuzlu ve nemli.
İleride deniz görünüyordu. Araba durduğunde geldiğimizi anlamıştım. Topraklı bir yoldu. Hemen durduğumuz yerin yanında çitlerler kaplanmış bir yer vardı. Anladığım kadarıyla Karsen'lerin yazlıktı.
"İnin bakalım." Deyip emniyeti kemerini açtı Karsen. Bende emniyet kemerini açıp indim. Karsen hemen yanıma gelip elimi elinin içine aldı. Eren'lerde bagajdan eşyaları çıkartıyordu.
Karsen elimi bırakmadan birkaç adım öne yürüdü. "Burası." dedi sadece.
Sesindeki o netlik, sanki başka bir açıklamaya gerek bırakmıyordu.
Gözüm eve kaydı.
Beyaz duvarlar, geniş camlar, sessizlik... ve arkasından görünen deniz. Burada her şey düzenliydi ama yapay değildi. Daha çok "uzak" hissi veriyordu. Kalabalıktan, şehirden, gürültüden uzak.
Bir an olduğum yerde kaldım.
Mina yanımda hafifçe eğildi.
"Burası fazla iyi değil mi?"
Başımı salladım. "Evet."
Arkadan Eren'in sesi geldi. "Arkadaşlar ben artık burada kalacağım." Dedi valizleri sürükleyerek. Herkes içeri girdi.
Büyük bir villaydı.
"Kızlar siz geçin. Biz hemen mangala başlayalım sonra deniz falan." Dedi Hakan.
Karsen "Siz mangalı halledin." Deyip kimsenin bir şey sormasına izin vermeden elimi tutup beni bahçenin arka tarafına doğru sürükledi.
"Karsen yavaş olsana be! Ve biz nereye gidiyoruz?" Diye sabır çektim. "Kimsenin bulamayacağı bir yere." Dedi umursamadan.
Bahçenin arka tarafına doğru yürürken çimlerin arasından taşlı küçük bir patika başladı. Ev arkadan bakınca daha da sakindi; sanki ön yüzü gösteriş, arka tarafı gerçek haliydi.
Denizin kokusu daha da yakın hissediliyordu. Bir anda kumlu bir yola girdik ve karşımıza direk deniz çıktı. Demek denizin kokusu bu yüzden yakın geliyordu.
Karsen yavaşladı. Kolumdan tutup kendine çekti. Bir elini omzuna attı. Bende bir elimi ona sarıp diğer elimi yine göğsüne koydum. "Kafam çok yoruldu." Dedi Karsen ellerini saçlarımda gezdirirken.
"Senle de zaten bu itler yüzünden vakit geçiremiyorum." Dediğinde başımı kaldırıp ona baktım. "Arkadaşın Mina hariç." Dediğinde güldüm.
Ama tam o sırada Karsen'in telefonu çaldı. "Diyorum sana senle vakit geçiremiyorum diye." Söylendi Karsen. Telefonu sinirle çıkarıp baktı. Bende göz ucuyla baktığımda Atlas yazısını gördüm.
"Sırası mıydı Atlas?" Diye açtı Karsen. Görüntülü aramaydı. Yanıtladığınde ekranda küçük bir kız çocuğu belirdi.
"Karsen!" Diye gülerek ekrana bakıyordu. Karsen ise hemen yüzüne büyük bir gülümseme yerleştirmişti. Öyle bir hizada tutuyordu ki ikimizde gözüküyorduk.
"Efendim Güneş'im?" Dedi Karsen sesini yumuşatarak. Kız çocuğu utandığı için başını eğip gülmüştü. "Neredesin?" Diye sormuştu sonra. Ama gözleri ekranda olan bana düşmüştü. "O kim?" Diye işaret parmağını ekranda bana uzatmıştı.
"Ay! Birde kırmızı saçlı." Diye gözlerini şaşırarak açmıştı. Karsen bana bakıp güldü. Sonra kız olmasına rağmen saçımın üzerine dudaklarını bastırdı.
"Sevgilim Güneş." Dediğinde bir anda kendimi tanıtma hissi oluştu içimde. "Selam Güneş, ben Ayperi." Diye gülümseyerek söyledim. Elini salladı. "Bende Güneş." Dedi küçük görünüyor olmasına rağmen bir yetişkin gibi konuşuyordu.
"Ben Karsen'in kuzeniyim." Dedi bilmiş gibi. "Ya öyle mi ne güzel." Dediğimde başını salladı. "Evet öyle, güzel." Dediğinde oradan bir erkek gülme sesi geldi ve buna bizde güldük.
"Abi bak. Karsen'in sevgilisi var." Dedi başka birisine bakarak. "Gördüm güzelim." Dediğinde kız çocuğu birkaç soru daha sordu arkadakine. "Seninde vardı di mi?"
"Evet var bi'tanem." Dediğinde Güneş hemen ekrana dönmüştü. "Karsen abimin sevgilisi var adı Afet." Dediğinde Karsen şok olmuş gibi gözlerini belirtti.
"Alla alla Atlas'ın sevgilisi mi var?" Diye sordu ama aslında Güneş'in konuştuğu yani anladığım kadarıyla abisini sormuştu.
"Evet Karsen." Bu sefer telefonun ekranında genç ve Karsen gibi bir çocuk belirdi. Beni gördüğünde küçük bir baş selamı verdi. "Merhaba yenge. Ben Atlas, Karsen ile amcaoğluyuz." Dedi normal bir şekilde.
"Merhaba Atlas, tanıştığıma memnun oldum. Bende Ayperi." Dedim gülümseyerek. Bu sefer Karsen atladı. "Bir gün buluşalım hep beraber sevgilin ile de tanışırız." Dediğinde Atlas birkaç saniye duraksar gibi oldu sanki ama sonra başını salladı.
"Olur, siz gelinde buraya." Dedi kısaca.
Devam etti. "Biz kapatalım o zaman müsait bir anda başka zaman yine konuşur Güneş." Dediğinde Güneş hemen bağırdı.
"Görüşürüz Karsen ve Ayperi!"
"Görüşürüz Güneş." Dedik ikimizde ve telefon kapandı. "Çok tatlıymış kuzenin." Dedim. Karsen'de telefonunu cebine koymuştu.
"Sen onu boş verde biz biraz baş başa kalalım." Dedi Karsen yanağımdan öperek.
🌙
🫂Özleştik vallahi.
Arkadaşlar uzun bir ara bölüm gelmeyebilir. Yani şunu diyorum 15 Haziran'dan sonra düzenli bir şekilde devam edeceğim. He o zamana kadar birkaç texting gelebilir...
Atlas'ımızıda gördük🎀
Ben burada çok çevrimiçi olamıyorhm yani mesajlarınıza geç cevap veriyorum
En sevdiğiniz karakter?
Görüşmek üzere kendinize iyi bakın 🌙🫂
