2. bölüm / 5
Yalanların Rengi2.BÖLÜM:Kırmızıya Boyanmış
Bölümler 5Şu an: 2.BÖLÜM:Kırmızıya Boyanmış
Gümüş Göl Kasabası’nın havası, insanın ciğerlerine paslı bir demir tadı bırakıyordu. Çocukluğumun geçtiği, o zamanlar devasa bir şato gibi görünen evimiz şimdi karşımda yorgun ve terk edilmiş duruyordu. Anahtarı kilitte çevirirken çıkan o gıcırtı, sanki geçmişin çığlığıydı.
İçerisi toz ve küf kokuyordu. Merdivenlere doğru ilerlerken, mutfaktan gelen bir tıkırtıyla duraksadım. Kalbim göğüs kafesimi dövmeye başladı. Belimdeki o soğuk metali, babamdan kalan bıçağı kavradım. Adımlarım sessizdi.
Mutfak tezgahının önünde bir gölge duruyordu. Uzun, geniş omuzlu ve ürkütücü derecede hareketsiz.
"Buraya gelmemeliydin Efsun."
Bu ses... On yıl geçse de unutamayacağım kadar derin ve pürüzlüydü. Karan. Bıçağı ileriye doğru uzattım, ellerim titriyordu ama sesimi sabit tutmaya çalıştım. "Evimden çık Karan. Hemen!"
Karan yavaşça bana döndü. Ay ışığı yüzünün yarısını aydınlatırken, diğer yarısı o kapaktaki gibi karanlık bir gölgenin içinde kalmıştı. Gözlerinde ne nefret ne de öfke vardı; sadece derin, karanlık bir boşluk. Adımlarını üzerime doğru attığında geri çekilmedim. Aramızda sadece birkaç santim kaldığında bıçağın ucunu göğsüne dayadım.
"Hâlâ o geceyi mi arıyorsun?" diye fısıldadı. Sesi bir bıçak darbesinden daha keskindi. "O gece gölün dibine sadece Lalin girmedi Efsun. Hepimiz girdik. Ve hiçbirimiz oradan temiz çıkamadık."
Tam o sırada kapı hızla vuruldu ve içeri biri daldı. Selinay.
Nefes nefeseydi, gözleri ağlamaktan kızarmıştı. Beni Karan’ın önünde, elimde bıçakla görünce kısa bir çığlık attı. "Efsun! Aman Tanrım, iyi misin?"
Karan, bakışlarını üzerimden çekmeden bir adım geri gitti. Hiçbir şey demeden, arka kapıdan bir gölge gibi süzülüp karanlığa karıştı.
Selinay hemen yanıma gelip ellerimi tuttu. Elleri buz gibiydi. "Sana zarar mı verdi? Ah Efsun, ona güvenmemeliydin. O gece... Lalin kaybolduğunda, Karan’ın üstü başı çamur içindeydi. Kimseye söyleyemedim, çok korktum."
Selinay’ın masumiyet dolu yüzüne baktım. Sesi titriyordu, sanki dünyanın en savunmasız insanıydı. Beni kollarına aldığında, başımı omzuna yasladım. Ama tam o an, Selinay’ın boynundaki o küçük detayı fark ettim.
Kazağının altından çıkan ince gümüş zincirin ucunda, Lalin’in kaybolduğu gece taktığı o küçük kırmızı taşlı kolye duruyordu.
Selinay kolyeyi fark ettiğimi anlamış gibi hızla kazağını düzeltti ve gülümsedi. "Üşümüşsün, sana bir çay yapayım mı?"
O an sırtımdan aşağı bir soğukluk indi. Karan tehlikeliydi, evet. Ama Selinay... Selinay sanki bir uçurumun kenarında bana çiçek uzatıyordu.
Bölüm etkileşimi
