YAKINDA kitap kapağı

1. bölüm / 1

Giriş

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 1Şu an: Giriş
  1. 1 Giriş1.835 kelime · Okuduğun bölüm

Elimdeki bıçağa bakarken arkadaki adamın çığlıklarını aldırış etmedim ve elime daha keskin olan bir başka bıçak aldım bıçağı hala incelerken arkamı döndüm ve sandalyede elleri ve ayakları bağlı olarak oturan adama döndüm bıçağı görünce gözleri daha korkuyla doldu ve daha fazla yalvarmaya başladı az aklı olsaydı yalvarışlarının bana hiçbir katkısı olmayacağını anlardı çünkü ben o her gün televizyonlarda adını duyduğu kişiydim

"evet başlayalım mı ha ne dersin" diyerek ona doğru yürüdüm ben konuşunca konuşmayı bırakmıştı çünkü artık kim olduğumu biliyordu ki bu cümleyi kurduğum herkes benim kim olduğumu bilir

Gülerek onun tam önünde durduğumda dehşete düşmüş gibi bana bakıyordu hala şoku atlatamamıştı
Yanımda duran sağ kolum murat
"abi bence şok geçirdi biraz bekleyelim" dediğinde hala önümdeki adama bakarken güldüm

"yoo bence benim yakışıklılığımı gördü ondan" dediğimde murat ağzında bir şeyler geveledi

"ama sana kötü bir haberim var adamım benim ilgi alanım erkekler değil" dediğimde adam nihayet şoku üzerinden attı ve daha büyük bir korkuyla bana bakmaya başladı

"sen delimisin" dediğinde daha büyük bir kahkaha patlattım

"sıkıldım ama artık herkesin aynı şeyi söylemesinden değilmi murat sende sıkılmadınmı" murat bu söylediklerime gülerek cevap verdi

"abi bence herkes bunu dedikten 3 dakika sonra neler yaşayacağını bilmeden söylüyor" dediğinde yine güldüm

Önümdeki kurbanım bize gerçekten deliymişiz gibi bakarken birden ona bir yumruk attım sonra bir yumruk daha ve bir yumruk daha

Arkasına geçtim ve elimdeki bıçağı eline geçirdim adamdan bir çığlık yükselirken benim dudaklarım yukarı doğru kıvrıldı bıçağı çekip bu seferde diğer eline batırdım çığlıklar artarken bıçağı tekrar çektim ve bu seferde baş parmağını kestim sonrada arkasında diğer parmaklar sırasını aldı ellerini çözdüm ve onu ayağa kaldırdım onu saçından çekip kesici aletlerin olduğu tarafa doğru sürükledim onu yere fırlatıp elime bu seferde silahı aldım ve önce sağ sonrada sol bacağına bir el ateş ettim elime başka kesici bir alet aldım ve yerde bayılmak üzere olan kafasını tuttum kulağını çekip kestiğimde artık son nefeslerini veriyordu son olarakta kestiğim kulağı ağzının içine koyduktan sonra kulağını kestiğim bıçağıda karnına sapladım ve son nefesini de verdi

ayağa kalktıktan sonra muratın uzattığı bezle elimi temizlemeye çalıştıktan sonra kurbanımın kanıyla yıkanan beyaz gömleğimi çıkardım ve murata uzattım kapıya doğru yürüdüm ve kurbanımı o halde arkamda bırakıp kapıdan dışarı çıktım

ASLI ÖZÇİVİT

Gecenin bilmem saat kaçı ve benle yanımdaki kardeşimden öte olan kişiyle birlikte önümdeki denizi izliyorduk gökyüzündeki yıldızları ve geceyi aydınlatan ayı peki niyemi bilmiyorum her canım sıkıldığında gökyüzüne ve denize bakmamı söylerdi annem belkide küçüklüğümden beri buna alıştım çünkü evimiz izmirde denizin gördüğü bir yerdeydi ne zaman canım sıkılsa hep denize bakardım denize ne zaman istesem ulaşabiliyordum ama malesef o evden taşınmak zorunda kaldık çünkü o evde yaklaşık 6 yıl önce annemi kaybettim ben ne kadar ısrar etsemde babam malesef yinede vazgeçmedi ve bizi İstanbula getirdi burdada deniz var tabi ama görmek için yarım saatlik bir yoldan gelmem gerekiyor eski evimizde balkona çıkmam yeterliydi

Peki babam nedenmi evden taşınmak istedi banada henüz anlatmamış ama ben tabiki annemle olan anıları yüzünden olduğunu düşünüyorum bide tabi anneme saldırı düzenlenmesi en büyük sebeplerden biri bu herhangi bir saldırı değil çünkü bunu babamın en büyük düşmanlarından birinin yaptığı çok belliydi babamda tabi güvenliğimiz için başka bir şehir taşınmamız gerektiğini söyledi bu güvenlik önlemleri tabiki sadece başka bir şehire gitmekle olmadı evimize iki kat daha güvenlik düzeyi getirildi evdeki koruma sayısı arttı evdeki kameralar artı ve daha birçok şey ben bile yanımda koruma olmadan dışarı çıkamıyorum

Neyseki koruma olarak yanımda Alp vardı peki Alp kimmiydi şuan yanımda bulunan kişiydi çok küçükken ailesi onu bizim evin kapısının önüne bırakmış annemlerde onu alıp büyütmüş büyüyünce Alp babama koruması olmak istediğini söyleyince babam ne kadar kabul etmesede en sonunda Alpin isteğini kırmadı ve kabul etti ama Alp bana göre bir korumadanda öte kardeşti can dostumdu sırdaşımdı

Telefonum çalınca daldığım düşüncelerden sıyrıldım ekrandaki Ayşe abla yazısıyla benle Alp arasında kısa bir bakışma geçti

"açma bence direk belimdeki silahı çıkarıp kafamıza sıkalım" Alpin sözüne karşılık bende

"güzel fikir ama bence direk denize atlasak daha iyi olur çünkü babam bizim cesedimizi görse bizi diriltir sonra tekrar kafamıza sıkar" diyince Alp kahkaha attı

"çok doğru" demeyide ihmal etmedi "ama bence açsak daha mantıklı"

Aramızdaki telefonun sesi hala devam ederken "ya babam uyanmışsa" dedim

"o zaman intihar fikirlerini ortaya koyarız" dediğinde

"tamamdır" dedim ve "açıyorum" derken Alp telefonu açtı ve sesi açtı ben ona kınaycı bir bakış atarken Ayşe ablanın sesi kulağıma geldi

"kızım nerdesiniz siz allah aşkına ya gecenin saat 4 dü ne yapıyorsunuz dışarıda"

"babam uyandımmı " dediğimde
Ayşe abla "uyanmadı" diyince Alple nefesimizi verdik ne ara nefesimizi tuttuğumu bile bilmiyorum

"tamamdır geliyoruz" dedim ve telefonu kapattım Alple birlikte oturduğumuz yerden kalktık ve arkamızda olan arabaya doğru yürümeye başladık babamın bana on sekizinci yaş günümde aldığı arabayı ben bir kez bile kullanmamışımdır veya ben kullanmayı tercih etmiyorum niye bilmiyorum ama araba değilde motor ehliyetim var ve motoru her gün kullanabilirdim Alp kapıyı açıp sürücü koltuğuna geçerken bende yan tarafta yerimi almıştım

Alp bana bakıp "kemerini tak güzelim" deyince hemen emniyet kemerimi taktım çünkü bu söz birazdan Allaha yakın olacağımız anlamına geliyordu Alp gaza bastı ve arabayı son hızda kullanmaya başladı normal bir insan olsa buna çığlık atabilirdi ama buna alışmış olan ben kahkaha attım

Alp sayesinde 10 dakikada eve varmıştık kapıdaki korumalar kapıyı açtığında bahçeye girdik Alp arabayı malikanenin tam önünde durdurduğunda ayşe ablanın bizi kapıda beklediğini gördük arbadan inip ayşe ablaya doğru yürümeye başladığımda kısa beyazlamış saçları yaşından dolayı olan yüzündeki kırışıklıklar ve çatık olarak sinirli olduğunu düşündüğü kaşları bir eli belinde mavi pijamalarıyla bize bakıyordu

Biri bu kadına çatık kaşlarla sinirli olmak dışında tatlı gözüktüğünü söyleyebilirmi

Tam karşısında durduğumda kısa boyundan dolayı başını kaldırarak bana bakıyordu yanağına bir öpücük bırakıp ona tatlı tatlı gülümsemeye başladım ve o mümkünmüş gibi kaşlarını daha fazla çattı

"sen hiç akıllanmıyacaksın değilmi kızım" dediğinde gülümsemeye
devam ettim

"geldik işte babamada yakalanmadık bırak sinirlenmeyi" diyerek elimi omzuna attım ve onu evin içine doğru benimle yürütmeye başladım

Ayşe abla hala söylenirken merdivenleri çıkmaya başladık ilk katta geldiğimizde ayşe ablanın yanağına bir öpücük daha bırakıp ona tekrar tatlı olduğunu düşündüğüm bir öpücük yolladım "yakalanmayız ayşe abla korkma artık git yat dinlen hem yakalansakta ben babama iki şirinlik yaparım o zaten bana kıyamaz" dediğimde daha çok sinirlendi ve sabır dilercesine bir hareket yapıp odasına gitti

Babam ne kadar itiraz etsede benim isteğim üzerine evin çalışanları da bizimle aynı evde kalıyordu evimiz üç katlıydı zemin katta salon ve mutfak vardı birinci katta evdeki çalışanlar kalıyordu zaten en fazla yedi sekiz kişi vardı korumalar evde kalmıyordu
İkinci katta ben babam ve Alpin odası bulunuyor bir kaç tanede misafir odası üçüncü katta ise çatı katı vardı orasıda boş bir oda gibiydi

Alple ikinci katta çıkıp odalarımızın önünde durduğumuzda birbirimize bakıp küçüklüğümüzde annemin bize öğrettiği ve şimdiye kadar söylediğimiz o sözü söyledik "tatlı rüyalar benli rüyalar" diyerek odama girdiğimde pijamalarımı giyip hemen kendimi yatağa bıraktım ve kafamı yastığa koyar koymaz gözlerim tek başına kapanmaya başladı ve r süre sonra tamamen uykuya daldım

***

"kızım uyan artık ne bu her sabah senlemi uğraşacağım ben" ayşe ablanın sesiyle gözlerimi açmaya başladım odaya sızan güneş gözüme işkence ederken ayşe ablaya bakmaya çalıştım ayşe abla ise "günaydın" dedi tam ağzımı açıp ona hala günümün aymadığını söylemek istesemde korktuğum için hemen ağzımı geri kapatıp bende ona "günaydın" diye karşılık verdim

"uyan hadi okula gideceksin daha hazırlanıp kahvaltıya gel hadi kalk" dediğinde başımı tamam anlamında gözlerim kapalı bir şekilde salladım
Ondan daha gençtim ama şuan kendimi ondan daha yaşlı gibi hissediyorum

Ne bu enerji sabah sabah

Ayşe abla o çıkınca tekrar uyuyacağımı bildiği için hala tepemde dikiliyordu bende onun ben kalkmadan gitmeyeceğini bildiğim için zorda olsa yataktan kalkıp banyoya girdim yüzümü yıkayıp dişimi fırçaladıktan sonra banyodan geri çıktım birazda olsa ayıldığım için dolabı açıp kıyafet seçmeye başladım
Altıma siyah kumaş bir pantolon üstüme beyaz crop onunda üstüne kısa siyah bir ceket aldım ayağıma topuklu botlarımı giyerek makyaj masamın önüne geçtim ölü gibi duran yüzümü makyaja toparlamaya çalıştıktan sonra halka küpelerimi taktım ve kırmızı rujumu sürmeye başladım

güneş gözlüğünü alıp odadan çıktım ve alt katta indim salona girdiğimde koskoca yemek masasında tek başına kahvaltı yapan babamı gördüm babam kerem Özçivit Türkiyenin en zengin iş adamlarından biriydi Özçivit holdingin ve birçok okul hastane yardım kurumlarının sahibiydi bana göre bunların bir önemi yoktu ama babama göre para yoksa sende yoksun demekti bu özelliğinden ne kadar nefret etsemde yinede birşey diyemiyordum çünkü babam dünyanın en iyi babasıydı

Babam beni görünce bana herzaman ki o sıcak gülümsemesini yolladı bende ona gülümseyerek karşılık verdim ve yanağına bir öpücük kondurdum "günaydın"dedi herzaman ki sıcak sesi

" günaydın "diyerek masadaki bir pişiyi aldım koca bir ısırık aldıktan sonra" ben çıkıyorum geç kaldım hadi sana afiyet olsun"diyerek salondan çıktım bahçeye çıktığımda Alpi arabaya yaslanmış bir şekilde sigara içtiğini gördüm benim gibi yine siyahlar içindeydi ona doğru yürüdüğümde beni fark etti ve elindeki sigarayı yere attıktan sonra ayakkabısı ile söndürdü yanına vardığımda arabanın kapısını benim için açtı ben koltuğa oturduğumda oda sürücü tarafında yerini almıştı
Arabayı çalıştırıp yolla çıktığımızda

"yine o arkadaşınımı alıcağız" dedi o arkadaşım dediği lise arkadaşım olan cerendi oda benim gibi hukuk öğrencisiydi ve aynı fakültedeydik ceren tek başına yaşıyordu ailesi izmirde kendisi ise okul için İstanbula gelmişti

"heralde alıcağız hem alışsan iyi edersin ceren artık hergün bizimle" dediğimde yüzünü buruşturup yolla bakmaya devam etti

Bir süre sonra cerenin evinin önünde durduğumuzda cereni kapıda bizi beklerken gördük ceren tek katlı müstakil bahçeli bir evde yaşıyordu bizim evin bir odası kadardı ama o kadar tatlıydı ki ben bile onunla yaşamak istemiştim ayrıca bir köpeğide var adı ise parstı

Camı açıp cerene baktığımda yine herzamanki o enerjisiyle birlikteydi
Altına beyaz bir etek giymiş üstünede pembe bir tişört giymişti çiçekli yeşil çantası ve saçına taktığı pembe kurdeleli tokasıyla bana mavinin en derin rengi olan gözleriyle bana bakıyordu yine herzamanki gibi benle Alpin tam zıttı olmuştu

Ona gülümsediğimde pembe gloslu dudağıyla oda bana karşılık verdi

"atla" dediğimde arka kapıyı açıp kendisini arabaya attı sonra birşey hatırlamış gibi telaşlı bir sesle "aa kapıyı kilitlemeyi unuttum hemen geliyorum" diyerek koşar adımlarla eve geri döndüğünde Alpe baktım

Oda cerenin arkasından bakıyordu "sencede fazla enerjik değilmi" dediğinde kesinlikle ona katılıyordum ama tabi karşı gelip

" evet ama enerjisi ona farklı bir hava katıyor" diyerek bir kadın olduğumu belli ettim

Alp hiçbirşey demeyerek yine önüne döndü o sırada cerende tekrar arkada yerini almıştı

"kilitledinmi" dediğimde yüzüme anlamamış bir ifadeyle bakıyordu
"kapıyı" dediğimde aynı ifadeyle bakmaya devam etti

"ne kapısı" dediğinde bu sefer ben ona anlamamış gibi bakıyordum

"kapıyı kilitleyecektin ya" dediğimde aydınlanmış gibi yüzüme baktı

"ha evet kilitledim" dediğinde gülerek önüme döndüm Alpe döndüğümde onunda güldüğünü gördüm ceren öyleydi birşeyi anlamak için illa iki kez anlatmak gerekiyordu buna alışmıştık

Alp arabayı çalıştırdı ve sürmeye başladı arkaya baktığımda cerenin telefona bakarak güldüğünü gördüm

"telefondaki şey çokmu komik" dediğimde bana baktı ve ve gülmeye devam etti telefonu bana doğru çevirip "kardeşim" dedi telefona baktığımda mineyi gördüm mine cerenin küçük kardeşiydi malesef lösemi hastalığı vardı ve halla 7 yaşındaydı cerenin gösterdiği videoda mine gülerek birşeyler anlatıyordu bende gülümsediğini ceren telefona son kez bakıp kapattı

Yolun devamı sessiz geçmişti okula vardığımızda alpin yanağına öpücük kondurdum "çıkışta bizi almaya gelme" dedim

"nereye gideceksiniz" diye soran alpi cevapsız bırakarak cerene göz kırptım "aslı" diyen alpe bakıp bıkkın bir nefes verdim

"kız kıza bişeyler yapıcağız"

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

13okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…