Yakıcı Alev kitap kapağı

2. bölüm / 2

Yakıcı Alev

1. Bölüm Zaaflarımız

Vaveyla Yazarı: Damla Gür

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 2Şu an: 1. Bölüm Zaaflarımız

Artık büyümüştüm, küçüklüğümden eser kalmamıştı. Sanki içimdeki nefret, bitmeyerek alevin kaynağından geliyordu. Bu ateş sönmezdi, dindiremezdi kimse. Tek bir hedef vardı, bir sürü ordu vardı, alınacak intikam vardı. Hepsi, onu öldürmek için canını hiçe saymıştı.

Hedef: Yağız Kılıç

Onu öldürmek kolay olmayacak. Ama biz bunun için varız. Cesedini çiğnemek için. Onun adamları varsa, benim ordum var.

Bu kadar insan bana itaat ederdi. Ben ise onları ailem gibi gördüm. Küçücük yaşta savaşa adım attım. Şimdi zırhımı kuşanıyorum.

Haydi! Vakit geldi. Başlıyoruz!

~°~°~°~°~°~°~°~°~°~°~°~°~°~°~°~°~°~°~°

Alarm sesiyle irkildim. Bu alarm, bizden olmayan birisinin tesise girmesiyle çalar. Herkesin vücut, parmak izi vs. tesiste kayıtlı. Eğer kayıtlı olmayan biri içeriye girerse fark edilmesi 1 saniye sürerdi. Şu anda ise kayıtlı olmayan biri tesisteydi.

Hızlıca önlemeliydik. Sistem devredeydi, kaçamazdı. Ana bölgeye girdim. Kameralardan nerede olduğunu gördüm. Kim olduğunu da şöyle anladım: Tuvaletin zeminini kırmış, çıkmaya çalışıyordu. Herkes yeni iş başına girdi. Kimse iş başındayken biri yere giremezdi. Öyleyse bizim çalışma saatlerimiz biliyordu.Nereden biliyordu? Hem de daha yeni herkes iş başındayken nasıl bu kadar hızlı kazabildi?

Fazlalardı. Hem de çok. Hızlıca “Beyaz İkaz” verdim. Bu kod, herkesin savunma odasına girmesi anlamına geliyor. Savunma odasına koşuşturduk. Kartlı kapının koluna okutmuştum. Giriş sağlandı. Ekipmanlarımızı hızla alıp giyindik. Bu saldırıyı, tesisimizde kurduğumuz ilk günden beri bekliuoruz. Sadece zamanı gelmişti.

Buraya girmek çok kolaydı. Gizemli olanı bu tesisten, benim mekanımdan nasıl sağlam çıkabilecekler ? Bazı korumaları, onların tarafına gönderdim. Bense ana bölgeye koştum. Kameralardan izlemeye göre kayıt dışı güçler tesisin içerisine girmişlerdi. Bizim kayıt dosyalarımızın bukunduğu odaya girmişdiler. Hızlıca laboratuvar kontrol tuşundan kapılarını kilitledim. Vurmaya kalkarlarsa odalarını zehirle dolduracaktık.

Benim istediğim tam olarak buydu: Kendi korkularıyla yüzleşip, panikle kendilerine zarar vermeleri. Kapının kilit sesi, onların son umudunu da çekip aldı içlerinden. İçgüdüsel olarak kapıya saldırdılar. Yumruklar, çığlıklar, çaresizliğin yankısı metal kapıya vurdukça daha da keyiflendim. Zehir, tahmin ettiğimden bile hızlı yayılıyordu; sanki o da benim öfkemi taşıyordu damarlarında.

Ne yapacaklarını bilemiyorlardı. Birbirlerine çarpa çarpa kaçmaya çalışıyorlardı, ama nereye? Her yer kapalıydı. Hava gittikçe ağırlaşıyordu. Nefes aldıkça daha çok acı çekiyorlardı. Bazıları dizlerinin üzerine çökmüş, gözleri yuvalarından fırlamış şekilde dua ediyordu. Diğerleri ise boğazlarını tutmuş, gözlerinde dehşetle beni arıyor

Ama neyse ki hâlâ iyi bir insanım. Zehir onları öldürmeyecekti. Sadece acıyı hissettirecek, yavaşça uykunun kollarına bırakacaktı. Ölüm sandıkları şey, aslında derin ve karanlık bir uykuya geçişti. Hepsi bayıldığında, sessizlik bir örtü gibi çöktü odanın üzerine. Havalandırmayı açtım. Zehri kestim.

Bu sadece bir uyarıydı. Bir dahaki sefere bu kadar şanslı olmayacaklardı.

Sistemden temiz havanın geri döndüğü doğrulanınca kapıları açtım. Askerler, maskeleriyle içeri dalıp içeridekileri teker teker dışarı çıkardılar. Direnen olmadı; zaten çoğu yarı baygın, zehrin etkisinden hâlâ kurtulamamıştı. Hepsi sorgu odasına götürüldü. Ben de arkamı dönüp kontrol paneline yöneldim. Kodları devre dışı bıraktım. Alarm sustu. Tesis yeniden derin bir sessizliğe gömüldü.

Savunma odasına geçtim. Zırhımı çıkardım, maskeyi bıraktım. Acelem vardı. Sorgu odasına gitmem gerekiyordu. Kim olduklarını, kim adına çalıştıklarını öğrenmek zorundaydım. Bu sıradan bir saldırı değildi. Test güçlüydü, evet, ama bu kadar hızlı ve planlı bir şekilde içeri sızabilmeleri... Bu başka bir şeyin işaretiydi. Başka planların, belki de içimizden birinin ihanetiyle yürürlüğe konmuş bir operasyonun...

Hayatlarımızı tek bir plana bağlayamayız. Zaten bu, daha önce açıkça konuşulmuştu. Bu saldırı, sadece ilk hamleydi.

Sorgu odasının kapısını ittim. İçeri girdiğimde gözlerim hemen onun üzerine kilitlendi. Karşımda, esmer tenli, neredeyse 1.90 boylarında, buz gibi gözlerini doğrudan bana dikmiş biri oturuyordu. Ellerinden zincirlenmişti ama oturuşunda hiçbir zayıflık yoktu. Güç oradaydı. Sadece saklanıyordu. Bu adam bir asker değil, bir gönderiydi. Mesaj gibiydi. Ve ben bu mesajı çözmek zorundaydım.

“Daha ne kadar tutmayı düşünüyorsunuz bizi burada? Ne yaparsanız yapın, size hiçbir şey söylemeyeceğiz.”

Sesi, tahmin ettiğim gibi tok ve kendinden emindi. Ne bağırıyor ne de yaltaklanıyordu. Gerektiği kadar.

“Ne kadar tutacağım size bağlı. Canınızı yakmak gibi bir niyetim yok; bu benim işim değil. Ama şimdi size son kez soruyorum: Kime hizmet ediyorsunuz?”

“Oof, gerçekten çok sıkıcıydı. Biraz eğlence lazımdı.”

Hemen arkamda duran radyoyu açıverdim. Çok güzel bir parça çalıyordu; işkence için mükemmeldi.

Biraz şaşırdı.

“Ne yapıyorsun sen? Komik misin?” dedi.

Aaa... Ama beni kırıyordu.

"Soruyu ilk ben sordum.”

Yavaşça yaklaştım.

“Ve eğer konuşmaya başlamazsan... seni o zehirli dumanın içinde tutarım.”

Bir an duraksadım, sonra soğukkanlı bir tebessümle devam ettim:

“O anki acıyı hatırlıyorsun, değil mi? Nefesin yetmiyor, gözlerin yanıyordu. Ama bu sefer... uyutmakla uğraşmam. Havalandırmayı da açmam. Orada kalırsın.”

Yaklaştım, fısıltıya döndüm:

“Ve acı içinde, yavaş yavaş ölürsün.”

“Eğer konuşursam… ailelerimizin başı belaya girer. Bizi yaşatmazlar.”

Sesi titriyordu ama bu titreme korkudan mı, yoksa öfkeyle bastırılmış çaresizlikten mi, anlayabiliyordum. Onu konuşturan bizdik ama onu susturan daha önce gelenlerdi. Tehdit edilmişti. Bu oyuna zorla sürülmüştü. Kukla olmuştu… ve iplerini tutanlar artık ondan sıkılmıştı.

İşlerine yaramayan her parça gibi onu da sessizce yok etmeye çalışıyorlardı. Güya “temiz” bir şekilde.

Ona baktım.

“Merak etme. Ailen güvende olacak. Onlar için de senin için de tesisimizde yer ayırdık.
Bundan sonra birlikte yaşayacaksınız.
Tabii… bizimle birlikte yaşamayı seçersen.”

“Emir Kılıç.”
İsmini zorla söylüyordu. Dudakları titredi ama sesi çatallanmadı. Korkuyordu; ve hâlâ direniyordu.

“Artık bizdensin, Deniz. Emin ol… seni koruyacağız.”

Gülümsedim.
Bu adı ondan duymama gerek yoktu zaten. İsmini çoktan öğrenmiştim. Kulağımdaki cihazdan, kayıtlardan, hatta onun dosyasındaki eski okul belgelerinden bile.
Bu sadece, onun gerçek kimliğiyle yüzleşmesini sağlamak içindi.

Emir… Yağız Kılıç’ın küçük kardeşiydi.
Herkes büyüğün kararları verdiğini sanırdı. Ama kontrol, her zaman Emir’deydi.
Evi yöneten oydu. Sadece evi değil... çevresini, mahallesini, hatta bazı devlet memurlarını bile.

Göz önünde, ülkenin tanınmış ve ‘temiz’ görünen şirket sahibinin gölgesinde yaşıyordu. Ama o gölge altında büyüyen asıl tehlike oydu.

Gerçeklerle yüzleşmesini sağlayabilecek tek kişi bendim.
Ve ben, onu o yüzleşmeye doğru adım adım sürüklüyordum.
Oyalanmaya hiç gerek yoktu artık.

Emir Kılıç'ın evine bir sürprizim olacaktı. Umarım beğenirler, yoksa uğraştığıma üzülürdüm. Odamda dinlenebilmek için giderken yardımcım Aleyna ile sürprizim hakkında konuşuyordum.

"Aleyna, hediyemi Emir Bey'e ulaştırın."
"Hemen hallediyorum, Güneş."

Aleyna ile aramızda ayrı bir ilişki vardı. Uzun zamandır benimle ve çok yakın arkadaşımdı. Onunla her şeyi dertleşebiliyordum, yargılamazdı beni.

Odama geldiğimde ise korumalarımdan birine yalnız kalacağımı, kimsenin girmemesini söyledim.
Üstümü değiştirdim. Rahat bir şeyler giydim. Biraz da kestirmek istedim. Çok güzel bir uykuya daldım.

Annem, ablam ve ben birlikte kahvaltı masasında oturmuşuz. Pencereden deniz o kadar huzurlu gözüküyordu ki sanki ruhuma dokunuyordu. Bir anda kafamı çevirmiştim ablamın sesiyle. Elinde bomba vardı, patlamak üzereydi. İlk başta ablama sarılıp "Seni bir daha kaybedemem." dememe kalmadan bomba patlamıştı.

Çığlık atarak uyanmıştım.Aleyna yanımdaydı. Rüyamdayken konuşuyor olmalıydım.

"İyi misin, Güneş?"
"Teşekkürler, iyiyim."
"Şu anda size arama emri var, sizin isminizi vermişler."

Sürprizim galiba biraz canını acıtmıştı. Bir kutu göndermiştim; içinde akrep vardı ve çok aç olduğunu söyleyebilirim. Galiba onu rahatsız etmiş. Bir de içinde not vardı:

"Umarım kimi düşman ettiğinin farkındasındır.
— prlynyldz"

Polisten kaçmak gibi bir derdim yoktu; dolayısıyla karakola gitmek üzere yola çıktım. Yanımda Aleyna ve avukatım Emir ile yola koyuldum.

"—Tamamen bana bırakın, siz keyfinize bakın."

Emir her zaman bir yolunu bulurdu. Onunla lisede tanıştık, her zaman yanımdaydı. Savunulmaya ihtiyacım olmasa bile beni hep korur, başkalarına karşı savunurdu. Bu yüzden ona minnettarım. Benim çok yakın bir arkadaşımdı; Aleyna’dan bir farkı yoktu.

Karakola varmıştık. Ortaya doğru ilerlerken bir polis bana çarptı. Elindeki sıcak kahve hem bana hem de kendisine dökülmüştü.

“Önünüze baksanıza, insan geçiyor buradan!” dedi sinirle.

Bir de bana mı suç atıyordu? Kaşlarımı kaldırıp sertçe baktım.
“Pardon ama siz bana çarptınız. Gayet sakince geçiyordum. Üstünüzde üniforma olması sizi haklı çıkarmaz. Siz kendini bir şey sanan erkekler ne zaman hatalarınızı kabul etmeyi öğreneceksiniz?”

Polis, gözlerini kısıp sinirle dudaklarını araladı.
“Benimle nasıl böy—”

Sözünü hemen kestim, nefes almadan devam ettim:
“Sizinle daha fazla muhatap olmak istemiyorum. Bugünlük bu kadar yeter.”

Emir’e kaş-göz hareketi yaparak kartımı vermesini sağladım.
“Kuru temizlemeye verirsiniz. Parasını da buradan numaramı arayıp asistanımla halledersiniz.”

Arkamı dönüp hızla yürümeye başladım. O an omzumun üzerinden dönüp bakmaya gerek duymadım, ama bakışlarını sırtımda hissettim. Sert tavırlarının altında belli belirsiz bir etki kalmıştı; öfkeyle karışık bir hayranlık gibi.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

23okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 139

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile sırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18