YABANCI KIYILAR kitap kapağı

1. bölüm / 2

YABANCI KIYILAR

GİRİŞ

Vaveyla Yazarı: Sare Altunay

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 2Şu an: GİRİŞ

17 Kasım 2027

Kovalayan olmadan kaçılır mı?

Kaçtığın bir gün ne olursa olsun seni bulacak. Sende üzüntünü, hayal kırıklığını, acını dökmeye geleceksin. Ardı ardına devirdiğin bardaklarda arayacaksın kurtuluşu. Boğazında ki yanma uyarsa da devam edeceksin. Acı sana haz verecek. Sonra ise bağımlısı.

Uğruna sarhoş olup pişmanlıklarına sebep aradıkları yer burasıydı. Beton duvarlar mı engelleyecekti onları? Hiç sanmıyorum.

Barın bir köşesinde onların bu durumunu izleyip ders çıkarıyordum kendime. Buraya gelişim kaçmak için olamazdı hiçbir zaman. Eğlenmek , o günü unutup yenisi yaşamak içindi . Önümde bulunan tekila bardağını tek seferde dikerken zihnimdeki karmaşada beliren saçma sapan düşünceler arasında dolanıyordum. Acaba bu içtiğim sıvı beynimi nasıl ele geçiriyordu? Peki insanlar neden buna ihtiyaç duyuyordu?

Küçük bir bölgede yaşamak tam olarak böyle bir şeydi. Tanıdık simalar ve neden damarlarına alkol karıştırdıklarını bilmek. Bir nokta da içimi karartıyordu.

‘’Kimin kararıydı?’’ sesim içinde bulunduğumuz durumu sorgular nitelikteydi. Yanımda ki taburede oturan Ilgaz’a doğrudan yönelttiğim bu soruyu anlayabildiğinine emin değildim.

‘’ Şehirde başka mekan kalmadı mı? Yine buraya getirdin bizi.’’ bu sefer daha açıklayıcı konuşmuştum ama bir o kadar da onu suçluyordum.

‘’ Yakın da bir yere gidelim diyen sendin. Elimizdeki seçenek buydu maalesef.’’ haklıydı . Ki daha önce ki gelişlerimizde de kötü yorum yapmamıştım. Şuan ki kalabalığın çoğunluğu baygın gözlerle bakmasa hala iyi bir mekandı. Bir anda yere yığılma potansiyeli olan insanlarla aynı alanda bulunmak atmosferini bozuyordu. Çok efkarlıysanız meyhaneye gitseydiniz diye mırıldandım baktığım yöndeki iki kişiye doğru. Duyabileceklerdi sanki.

‘’ Aman be Bade. sanada mekan beğendiremiyoruz. Hafta sonu gittiğimize de müziğini beğenmedim demiştin. ‘’

‘’ Acil yeni DJ’ ye ihtiyaçları vardı.’’ gürültünün arasından sesimi duyurabilmek için adeta bağırıyordum.

‘’ Merak etme havası değişir birazdan. Ezgin gruba mesaj atmış, geliyormuş. Yalnız mı yoksa başkaları da var mı bilmiyorum.’’ kısa bir süre sonra telefonuna gelen bildirim sesini mekandaki sese rağmen duyabilmiştim.
"Durum güncellemesi takside fotoğraf atmış."attığı görüntüyü inceliyordu."Beş kişi saydım eksik varsada aralarında ezmiş olmalılar."

Beklenen kişiler hakkında hiçbir fikrim yoktu. Ezgin'le bile en son görüşmemizin üzerinden iki yıl geçmişti. Asırdan mezun olup sisteme bağlı olmayan bir üniversiteye gitmeye karar verdiğimde tanıdığım birçok kişiyle ayrı düşmüştüm. Şehirde yinede okuyanlar olsa da iletişimi kökten kesmiştim bu süre zarfında. Kasıtlı verdiğim bir karar değildi ama rahatsız eden bir tarafıda yoktu.

"İyiymiş." dedim önümdeki bardakta kalan son damlaları da boğazımdan geçirirken.

"Neyin var senin? Buluştuğumuzda beri bir hallerdesin. " kısa cevabım sadece geçiştirmek amaçlıydı. Söylememi beklediği başka ne olabilirdi ki?

"Hatta sadece bugüne özel de değil. Birkaç aydır normalinden farklı davranıyorsun." sezgilerine güvenmeyi şu dakika bırakmalıydı. Garip denebilecek davranışlardan kastı neydi? Finallerim yaklaşmasına rağmen gram fazla birşey öğrenmek için çabalamamam bu yüzden oluşan stres ya da son aylardaki şiddetli geçen regl ağrılarım mı? Sonuncusu gerginliğimin asıl sebebi oluyordu.

"Normalim neymiş ki benim?" fazla küçümseyici bir tavır takınmıştım." Beni tanıdığını düşünmüyorsun umarım Ilgaz. Yoksa bu dalgalı ruh halime alışkın olurdun."keskin bir cevap olmuştu ve aslında beni tanımıyor olduğu yargısına varmak yanlıştı. "Sorgulamayı denemezdin yani."

"Ne bu şimdi?...Aaa pardon. Senin bir anın bir anını tutmuyordu. Unutmuşum."
"Uzatma sadece olanı söylüyorum."
"Daha çok tartışma çıkarmak istiyor gibisin."
"Bunaldım Ilgaz. Duvarlar üstüme üstüme gelmeye başladı."
"Stres çarkı muamelesi yapma sende." bu durumda yenilgimi kabul edip kenara çekilmem gerekiyordu. Evet. Yine ve yine hakliligini kabullendigim kişi Ilgaz'dı.

Kumral ve neredeyse beline uzanan saçlarına takıntılıydı. O gün eğer saçları evden çıkmak için yeteri kadar yaptığı onca bakımı ihtişamıyla göstermiyorsa hiçbir güç onu evden çıkarmaya yetmezdi. Bu yüzden genelde planlı zamandaki çoğu şeye geç kalır ya da son dakika iptal ederdi. Sanırım onun kişiliği hakkında bildiğim birkaç şeyden biri buydu. birde gözleri lensti. Asırda gördüğüm Ilgaz siyah saçlı kahverengi gözlü bir kızken, yaklaşık bir yıldır boyattığı saçı ve yeşil lensleriyle yeni bir imaj çiziyordu.

Çantama uzanıp telefonumu çıkardıktan sonra bir süre uygulamalar arasında oyalandim. Aramızdaki sessizliği bozan arkamızdan atlarsasina sarılan Ezgin oldu. "Bu ne durgunluk böyle? Siz kafayı mı yediniz kalksanıza şuradan." İster istemez ortam bizide etkisi altına almıştı. Az önce ki tartışmamıza da bunun sebep olduğuna emindim ama kanıtım yoktu.

"Sana da selam Ezgin." bakislarimi ekrandan çekip Ezgin ve arkasında ki gruba çevirdim. Tanıdık gelen sima arıyordu gözlerim. Aralarından birinide yakalamistim ama ismini bulmak için zihnimde biraz daha karmaşa yaratmam lazımdı. Birazdan öğrenecek olsam bile.

Üzerine geçirdiği siyah deri ceketi, koyu renk pantolonu ve şaşırtmayan renk seçiminde siyah tişört giymişti. Bulunduğumuz yere göre ışıkların az olduğu kısımda duruyorlardı. Tanıyor olabileceğim konusunda baktıkça daha da şüpheleniyordum.

Hemen yanında kızıl saçların at kuyruğu yapmış bir kız vardı. Giydigi elbiseki pulların yansımaları haricinde pek bir detay göremiyordum. Onu kesinlikle tanımadığıma emindim. Aynı zamanda arkalarında kalan üçüncü kişiyi de. Gerçi onu göremiyordum bile. Sadece görebildiğim karartının arasında belirsiz duran bir siluetti. Ilgaz beş kişi diye bahsederken sanırım taksi şoförünü de gruba dahil etmişti. Çünkü ortalarda gözüme takılan bir beşinci kişi henüz yoktu.

Ben arkadakileri incelerken Ezgin çoktan Ilgaz'ı kendiyle sürüklemişti. Onlara katılıp dans edebilirdim. Ama modum düşmüştü bir kere. İzlerken anlamıştım Ilgaz’ın keyfini kaçıran da ben olmuştum. Buraya gelmeleri tesadüf değildi. O çağırmış olmalıydı. Her neyse belkide bir kaç günahını haneme yazdırıyordum.

Oturduğum tabure de yönümü değiştirdim, barmene bu sefer alkolsüz bir sipariş vererek odağımı telefonuma kaydırdım. Mesajlarımı kontrol ettim, arayan olmuş fark etmemiş miydim? Hayır hiçbiri yoktu ve benim meşgul gibi görünebileceğim bir uğraşta.

Sosyal medyada az önce geziniyor olduğumda bakabileceğim yeni bir storyde kalmamıştı. Tam böyle zamanların kurtarıcısı kendi profilimdi. Altı yüzden fazla gönderini arasında dolanırken elbet çekmiş olduğum günü unuttuğum birine denk gelirdim. Derinlere inmeden son birkaç yılı kapsayan fotoğrafların arasında gezindim. Silmek istemediğim ama hatırlamaya da sıcak bakmadığım eskiler vardı derinlerinde.

Barmenin hazırladığı Ginger Fizz’ den birkaç yudum aldım. Damağımda bıraktığı zencefil dokunuşu hoşuma gidiyordu.

"Dalmışsın bakıyorum da." bulundukları kısmı sırtımı dönmüş olduğumdan sesin sahibine omzumun üzerinden kısa bir bakış attım." Sende bi haller var." cevabıma fırsat vermeden, tamamladı. "İnkar etsen de."yüzünde hafif bir gülümseme oluştuğunda tepkisinin ne için olduğunu anlamlandıramadım.

"Aşık falan mı oldun sen?
"Kime?"
"Onun cevabını sen biliyorsun?"
"Kimseye !"
"Sadece bir soruydu."kısa cevabının ardından iki kokteyl siparişi verdi ve bakışlarını benden tarafa hiç çevirmedi. Sessizlikten daha fazla gerilerek, kendimi daha fazla tutamadan konuşmaya başladım.
" Niye bu soruyu sorma gereği duyduğunu anlamıyorum. Seni şüphelendirecek uzun süredir görüştüğüm biri bile yok." Tek nefeste cümleleri sıralıyordum." Ayrıca aşk kelimesinin bile itici geldiği o kişiye—. Buna nasıl şüphelendin. Her yönden opposite bir ikili." şaşkınlık artı stres birleşiminde saçmaladığım kelimeler bütünü kaçınılmazdı. Kurduğum cümleler arasında aradığım şeyi bende bulamıyordum.

İşte o insanlarda biride bendim. Bade. Bade Sorgunal.

Sevgi tanelerinin bile hayatına tutunamadığı sersefil bir yaşam sürüyordum. Kimse den bana karşı duygularının sınırı aşmasını beklemiyordum. Onlara aynı hissi veremezdim. Karşılıksız hiçbir şeyde uğramazdı bana. Ben de uzak dururdum. Zihnimi, kalbimi arındırmıştım. Yer edemezdi artık. O boşluğun yerini daha da beterine kaptırmıştım.

"Sana koşulsuz inanıp, bir kenara çekileceğimi sanma." beni gözlemlediğin bir kaç gün bile kanıta ihtiyacın olduğunu yalanlardı. Ama Ilgaz bundan çok daha tecrübeliydi benim hakkımda.
"Ne istiyorsun?"
"Doğruları."
"Fazla açık oldu sanki bu ama—." tuttuğum nefesimi sertçe verdim. "Her neyse." lafını esirgemeyen birinden lafı dolandırmasını sonrada sonucu kendin çıkar demesini bekleyemezsiniz. Ben beklerdim çünkü kolayıma gelirdi.

"Hep şu söylediğin umrunda olmayan ilişkilerine geri dön. Parantez açıyorum, mümkünse Okan gibi biriyle olmasın. " İşin içine takıntı girince ne kadar da berbat bir ilişkiye sürüklenebileceğimi hatırlatıyordu. "Bakalım duygularını aldırmış Bade hala formunda mı?" Duygularını aldırmış Bade tanımı hoşuma gitmese de altında yatan anlam farklıydı.

Lise hayatım boyunca kolejin popüler kızı olarak tanınmıştım. İlişkilerim hep göz önündeydi. Sosyal medya hesaplarında fotoğraflarım geziyor ve altlarına yazdıkları hayran kurgusu temalı hayali metinler sınıflar arasındaki gündem oluyordu. Hayal ürünü olduklarından yazılan hiçbir yazı okumazdım önüme düşenlerde pek dikkatimi çekmezdi. Çünkü eğer okumaya başlarsam ipin ucunu hala elimde tutuyor olmayacağımı biliyordum. İstemsizce yalan yanlış yazılara kendimi kaptıracak ve her biri için açıklama yapma zorunluluğu hissedecektim. Ve ne yaparsam yapayım insanlar uydurmaya devam edecekti. Bende onlara karşı kendimi kapatmayı seçtim. Paragrafın başı Bade ile olsada devamında gerçekten sevdiğim biri hakkında yazılan cümleler direncimi kırardı. Beklemediğim o cepheden ansızın vurulurdum. Bunu engellemenin tek yolunuda sevgiyi besleyen ateşime su dökmekte buldum. Küllerini süpürdüm. Yeniden canlanmasını sağlayacak tüm yolları tıkadım.

Gözlerimi Ilgaz dan çekerek dans ettikleri kalabalığın arasına daldırdım. İsmini bulmak için çaba sarf etmesemde öğrenmek içinde hep bir çabaya ihtiyacım yoktu. Tekrar Ilgaz’a bakmadan az daha otursaydım popomun şeklini alacağı tabureden kalktım.

Kör nokta da kaldığından yüzünü bile göremediğim sarışınını tanımıştım. Ezgin’in aralarında tam yaş farkının bile olmadığı erkek kardeşiydi. Babaları ortak olduğundan bir nevi hayatını mahveden kardeşi. Anıl Lavin. Bu üçlüden bir diğeride elbisesini ışıltısını fark edebildiğim kızıl tutamların sahibiydi. Yüzünü net görebilsem de hala tanımıyordum. Daha önce tanışmamış olmamız beni şaşırttı.

Aradığım asıl kişiyi gruptan biraz uzak etrafta ki masalardan birinde ağıma takıldı. Elindeki bira şişesini bıraktı ve sanki üzerinde gezinen gözlerimi fark etmişti. Hareleri benimkilerle çakıştığında ne yapacağımı bilemedim. Başka tarafa bakıyormuş gibi davranmanın paçamı kurtarmayacağını bildiğimden kızların ortasına daldım. Bir süre sonra çalan şarkının ritminde hareket ediyordum. Çevrendeki kızları kıyafetlerinin yanımda oldukça basic kalan straplez üstüm, siyah kot pantolonum ve ben.

Parça yenilendiğinde yerini Benny Bellson dan theclubrock aldı. Sevdiğim söylenmezdi ama şu an seçici davranmıyordum. Kolumda hissettiğim parmaklar ve ardında girdaba doğru çekilişim çığlık atmama sebep oldu. Çalan müzikten çıkardığım sesin iki kişiden fazlasına ulaşabildiğini sanmıyordum."Kendimizi beğendiremedik mi ? Niye bizimle takılmıyorsun?" Ezgin olduğunu fark edince ona doğru gülümseyerek, "Siz favorimsiniz." dedim. Kolumu bırakmayıp diğerlerinin yanına sürüklediğinde Ilgaz da onlara katılmıştı.

"Özüm, ben." Kızıl tutamların sahinden gelen sesle bende ismimi söyledim. Nihayet tanışma faslına geçilebilmişti.

"Bunu tanıyorsun zaten." Ezgin’in solumdaki Anıl’a doğru söylemi onu bozsada ben yine de onunla da tanıştım. Tanıştım demek garip gelse de. Zaten tanıyordum. İkisini yan yana bu kadar yakından görünce ikiz gibi olduklarını fark ettim. Sarışın ela gözlü ikiz kardeşler gibiydiler. Ezgin’in lacivert gece elbisesi, Anıl’ın beyaz geniş kesim tişörtü ve siyahla lacivert arasında rengini tam anlayamadığım kumaş pantolonu uyumlu kombinlerdi. Anıl kumaş pantolon ya da takım elbise giyecek bir tip olmasada babasının baskısıyla giysi tercihi ona bırakılmıyordu.

Değişen trackla beraber ritimde dans etmeye başladıklarında onlara alan tanımak için geriye doğru adım atmaya çalışıyordum ki ikincisinde çuvalladım. Siktir. Az önce yabancı birini üzerine çıkmış ve ayağına basmıştım. Belime dolanan yabancının kolunu hissedene kadar süren mahçubiyetle hızla arkama döndüm. Çarpışmamızla yakın olabileceğimi hesaba katmamıştım. Kolunu hala belimde tuttuğundan, elimle kavrayıp kolunu çeksemde göğsüne yapışmıştım. Daha da beterine. Ne yapıyorsun sen Bade? Dengesini kaybetmiş sarhoş kız pozları kesiyordum.

Başımı kaldırıp yüzüne baktığım da dakikalar öncesine kaydı zihnim. Dikizlediği adama anlık bu kadar yakın olmak. Şaşkınlığıma engel olamadım. Evrene nasıl bir mesaj bütünü yollamıştım.

İtirsene onu Bade. Hatta üste çık. Çekilsene de azarla. Üstüne çıkan sen değilmişsin gibi. Hem yakalandığını hareketini de temize çıkarmış olursun. Kendin gibi davransana ne öyle bomboş bakıp dikiliyorsun. Konumun hala pek uygun değil. Çekil Bade. Transa geçmiş birinin beni dürtmesini bekliyordum.

"Mithat, bende." aranızdaki mesafe açmış olsaydık belki elini uzatabilirdi ama öyle bir alan daha tanımamıştım. Eski yerime sakin ve gereksiz yavaş şekilde geri döndüm. Gözlerimi odağından ayırmıyordum. "Bade." sesimi duyurabildiğimden emin değildim. Hareleri yüz hatlarımı yakından görmek istercesine detayları inceliyordu. Sol gözümün köşesindeki ten rengimle zıt belirgin koyuluktaki lekenin üzerinde oyalandı. Bende fırsatını yakalamışken onun hareketini tekrarlıyordum. Boynundan elmacık kemiklerine kadar süren gezintim gözlerini rengini anlamaya çalışırken son buldu.

Kulağıma doğru eğilmesiyle, dolanan kokusu netleşti. Hoşuma giden türden bir tercihi vardı. "İsmin… tam sana göre seçilmiş." sesi yumuşak ve kısıktı. Yaklaşmış olduğuna güvenerek fısıldamıştı resmen.

"Hangi açıdan?" Aşk iksirini büyüsü sarmalamış olabilirdi. Ama benim ismimin karşılığının olmasının imkanı yoktu. Son damlası kurumuştu onun.

Ağzını açıp tek kelime etmeye yeltenmemişti bile zaten. Dudaklarındaki mesaimden kaynaklı olduğunu düşünüyordum. Hızlı, ani, fazlaydı. Kabul. Pişmanlığını hissetmeyeceğim bir tat bırakmıştı ve bir sürede benim bırakmaya niyetim yoktu.

Kaybolduğunu sandığım zehrimin, ilk onun damarlarından akmasını sağlamıştım. Acının haz verdiği noktaya hapsolmuştu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

76okunma 15beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18