2. bölüm · YABANCI AŞK

~İLK KARŞILAŞMA~

ZEY AFRA

Sıradan bir Ocak ayının soğukluğu vardı. Hava artık o kadar soğumaya başlamıştı ki neredeyse odun kırmaktan ağaç kalmayacaktı.

Abim ormana gene odun kırmak için gitmişti. Ben ise televizyonu açmış üstüme bir sürü battaniye örterek ısınamaya çalışıyordum.

Televizyonu pür dikkatle izlediğim için bi anda kapı çalınca ödüm kopup yere çekirdekleri çöpleri ile birlikte ile döktüm.

Ağzımdan küfür saya saya kapıya doğru yöneldim "geldim" dememe rağmen hala kapı çalıyordu. "Abi kaç kere anahtarı aldım dedim di mi sana geri-"

Kapıyı açtığımda karşımda kumral saçlı, uzun boylu, ela gözlü bir beyefendi vardı. Buralı olmadığı kesindi ama hangi rüzgar attı acaba diye düşünürken "selam" diye ses geldi."

İrkilerekden sonra hemen kafamı iki kere sağ sola salladım, meraklı bir ses tonu ile "merhaba da siz kimsiniz acaba ? Hangi köyün rüzgarı attı ha sizi buraya?" diye soru verdim.

Adam,elini yumruk yapıp yumruk olan elini ağzına götürerek öksürüp sakin bir ses tonu ile konuşmaya başladı. "Yani açıkçası ben buralı değilim ve buraya bir köyden de değil Ankara'dan geliyorum küçük hanım ve hava çok soğuk, arabam bozuldu ve malûm yolun ortasında kaldım ve bir tane adam odunlar ile bana yaklaşıp derdi mi sordu bende anlattım ve beni buraya gönderip 'sen benim eve ha şurada ben arabanı yapıp geliyorum' diyip gönderdi." dediklerini meraklı bir surat ile dinledim.

Cilveli bir ses ile "ha köyden indim şehire diyorsun he" gülüp kafa salladı. "Eee madem abim seni buraya gönderdi, bana da seni içeri almak düşer. E gel hadi o zaman." diyip kapıyı biraz daha açtım üstümde ki pijamaları görünce sırıttı, sanırım daha da alay konusu olamadan üstümü çıkarmak.

Salonda televizyon izlerken çekirdekleri döktüğüm için orada öylece kalmışlardı. Adam içeri girdikten sonra o manzarayı görünce bir garipse di hemen konuya atılarak
"Yav televizyona dalmıştım da bi anda kapı çalınca ödüm koptu yerimde sıçradığım için döküldüler de ama şimdi toplarım" tam süpürgeyi alacakken kolumdan tutup yüzünü bana yaklaştırarak "Gerek yok,ben temizlerim sonuçta benim yüzümden olmuş, o zaman ben temizlerim" dedi.

Tam süpürgeyi alıp temizleyicekken kapı şak diye açıldı.

Abim şiddetle içeri girerken sinirli gözlerle içeri yani adını daha bilmediğim adamla.

" Noluyor lan ha burda?" dedi sinirli bir ses ile. "Abi şimdi-" derken adını bilmediğim adam konuştu "küçük hanım yere çekirdek dökmüş bende yardım etmek istedim. Sakıncası mı vardı?" dedi yarı ciddi yarı alaylı.

Abim ise kafasını sag sola sallayıp cevap verdi "yok sıkıntı yok bu arada arabanı yaptım ama hava buz gibi senin de sanırım kalacak bir yerin yok o yüzden bizde kal" dedi emir veren seste.

Abim tam gidecekken aklı aklına soru gelmiş olsa gerek "ha bu arada benim adım Asaf'da ha senin adın nedir?" diye sordu.

Adam hemen söze atılarak "benim adım Ufuk Ankara'dan buraya bir iş için geldim Ordu'ya." dedi

Abim kafa sallayıp "Zerrin sen Ufuka o da hazırla bende birşey konuşcam Ufuk ile." Kafamı sallayıp yan odaya giderken Ufuk hemen "zahmet olmaz di mi?" dedi. Tam 'olmaz' diyecekken abim lafa atıldı "yok canım ne zahmeti alışkındir o" dedi son kelimeleri bastırarak.

Gözlerimi devirip odaya girdim. Abimleri bir yandan dinlemeye çalışıp bir yandan odayı hazırlıyordum.

*
ASAF'TAN;

Ufuk'a karşıda ki koltuğa elimle geç işareti yaptım. Bende onun çaprazında ki koltukta oturdum.

"Kusura bakma ev biraz dağınık" dedim üzgün bir ses tonu ile.

Ufuk ise hemen "Asıl siz kusura bakmayın çat kapı geldim öyle" dedi çekingen ve utangaç bir ses tonu ile.

"Yok sorun değil de ben sana bunları demek için değil başka birşey anlatmak için oturttum" dedim.

Ufuk meraklı yüz ifadesi ile "Buyurun dinliyorum" dedi.

Bende daha da kurcalamadan lafa geçtim. "Bak bizim köy sizin gibi bir yer değil bir erkek ile kız evli olamadan yan yana olursa ayıplarlar ve dillerinden bi iki sene rahat düşmezsin hatta evli bir adam veya kadın karşı cinsten biri bekar biri evli ise daha da ayıplarlar. Böyle şeylere 'aldatmak' derler bizim ha burada, hatta bizim Mahinur diye biri vardı kendisi evli bir adam ile konuştu diye bütün köylünün dilinden düşmedi ve sonunda dayanamayıp intihar etti. İşte seni uyarıyorum sakın evli veya bekar bir kızla görüşme, tamam mı?"

Ufuk'un gözleri fal taşı gibi açıldı beni dinlerken korkmuş bir ses ile "Garipmiş ve ölen kıza üzüldüm yani ve uyardığın için teşekkür ederim daha dikkatli olmaya çalışıcam" dedi.

Ben ise ayaklanıp "Ben diyeceğimi dedim valla. Hadi iyi geceler sana." diyip odamın kapısını kapatarak yattım.

*
ZERRİN'DEN;

Abimleri yarım yamalak anlasamda dinleyip Mahinur ablanın intihar kelimesini duyunca tekrar üzüldüm ve daha fazla dinlemek istemediğimi anlayıp hemen yatağı hazırlamaya başladım. Beş dakika geçtikten sonra kapı açıldı ve içeri Ufuk girdi başıyla selam vererek "Kolay gelsin küçük hanım." dedi neşeli bir sesle.

Bende sırıtarak ama sesimi sabit tutmaya çalışarak "Teşekkür ederim odanız hazır, birşey isterseniz abimin odası karşıda, benim ki ise çapraz da, mutfak ise solda, tuvalet ise sağda. İyi geceler Ufuk bey." dedim.

Ufuk ise gene neşeli bir sesle "iyi geceler küçük hanım." dedi. Ben ise göz devirerek odadan çıktım.

Odama girip gece lambamı açarak "ne değişik bir tip bu ya." diye söylenerek raftan en sevdiğim kitap olan 'beyaz leke 1' adlı kitabımı alarak yaklaşık 2 saate yakın okudum. Esneyerek saatte baktığımızda saatin 00.15 olduğunu gördüm.

Hemen kitabımı rafa dikkatli bir şekilde koyarak lambayı kapatıp üstümü düzgün şekilde örterek gözlerimi yarın o okula gitmek için gözlerimi huzurla yumdum.