VUSLAT kitap kapağı

1. bölüm / 2

VUSLAT

GİRİŞ

Yazar: Gazel K

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 2Şu an: GİRİŞ

Alnımın karşısındaki soğuk namluya bakıp iç çektim. Sanırım artık bu işkencenin bitmesini istiyordum. Ben gidince her şey bitecekti. Her şey son bulacaktı. Ama ölüm karşımdaki kişiden kurtuluş değildi. Mezarımda da rahat ettirmezdi, biliyorum. 'Neden ben?' Diye defalarca sormuştum kendime ama bir cevap bulamamıştım bu soruma.

"Ah benim güzel sevgilim." Dedi iğrenç sesine tahammül bile edemediğim celladım. "Cidden elimden kurutulabileceğini mi düşündün." Sesini olabildiğince kıstı ve kafasını sağa sola salladı. "Sandığımdan daha aptalmışsın." dedi ve silahı indirip bakmak için can atmayacağım yüzünü yüzüme yaklaştırdı. Yakınlığımızı azıcıkta olsa engellemek için yüzümü öne eğdim. Değil yakınlık onunla göz göze gelmek bile beni yaşamdan soğutuyordu. Beni yeterince yaşamdan soğutmamış gibi. "Düşündüğüm kadar zeki değilmişsin." Sanırım haklıydı. Artık düşüne bildiğimden bile şüpheliyim. Ama ondan kurtulmak istediğimden emindim. Hemde hiç olmadığım kadar. Zayıf olmak istemiyorum, hiç istemedim. Güçlü olup bu adamın elinden kurtulmak. Bir gün kurduğum hayallerin hepsini gerçekleştirmek. Belki de gerçek aşkı bulmak. Tamam biraz gerçekçi olalım bu, kulağa oldukça imkansız geliyor.

Beni neden alıkoyduğunu bile bilmiyorum. Sorduğumda 'Güzelliğin geçerli bir sebep değil mi sevgilim.' Demişti. Ama Hayır, asla geçerli bir neden değildi, olmayacaktıda. Olamazdı. Böyle bir neden bana hayatı zindan etmesi için yeterli bir savunma ve açıklama olamazdı.

Kafamı eğdiğim yerden kaldırdım, kucağımdaki ellerimi kullanmadan, kafamı sağa sola sallayarak saçlarımın yüzümün önünden çekilmesini sağladım. Kararlı bakışlarımı kahverengi gözlerinde gezdirdim. "Neden beni zorla yanında tutuyorsun?"

Cevabı şaşırtmadı. Güzelliğin geçerli bir sebep değil mi sevgilim. Hayır değildi, asla geçerli bir sebep olmayacaktı. Bunu kendide çok iyi biliyordu. Hastalıklı psikopatın tekiydi ve bunu asla kabul etmiyordu.

Daha fazla bu işkenceye katalanamayacaktım. Oturduğum soğuk zeminden hızla kalktım. Üzerine yürüyüp sertçe göğsüne vurmaya başladım. "Neden ben? Pislik herif, neden beni seçtin başka kız mı yoktu ha." Hem üzerine yürüyor hem göğsüne yumruklarımı indiriyordum. Kendime değildim. "Neden beni her gece ağlamaya mahkum ettin. Göz yaşlarımda boğuluyorum ben. Kimsenin ruhu bile duymuyor. Sen beni kendi ellerinle öldürdün. Ruhumu bedenimden söküp aldın. Sen tam bir canisin. Şereften yoksunsun sen. Sen hayatımda gördüğüm en düşüncesiz ve yalnızca kendi çıkarları için çalışan bir piçsin." Bağırmamdan dolayı uzun zamandır yükseltmediğim sesim bir anda yükselince boğazım kurumuş ve acıyordu. Baştan beri susmamam gerekirdi. Ama dur, beni mecbur bırakmıştı değil mi?

Bir anda "Düzgün konuş." Dedi. Cidden sadece buna mı takılmış. Düzgün konuşmama. O yanımda ağza alınmayacak laflar sarf ederken benim altı harf tek kelime küfür etmeme laf ediyordu öyle mi. Gülünç.

Üzerine yürüyerek onu duvara yapıştırmıştım. Hemen elimi yumrukladığım sert göğsünden çektim. "Neden ben?" Sesim bir yardım çığlığı değildi. Bir yenilgiye boyun eğişti. Kurtuluşum olan ölüme boyun eğişimdi.

"İLGİMİ ÇEKECEK KADAR GÜZEL OLMASAYDIN." Benim sesime tezat bağırışı beni yerimden zıplatmıştı. Beynimden vurulmuşa döndüm. Ne yani her şey güzel olduğumu iddia ettiği için miydi? Bunca yıl bu kadar cefayı böyle düşündüğü için mi çekmiştim. Benden güzel başka kızlarda vardı. Bu işte başka bir iş vardı. Emindim, çünkü hislerim beni hiç yanıltmamıştı.

Kafamı aralıksız sağa sola sallıyordum. "Hayır, yalan söylüyorsun. Başka bir neden olduğunu ikimizde iyi biliyoruz." Deponun başka bir duvarına adımladım. Bütün olanlar bir bir gözümün önünden geçti. Yere oturdum ve sırtımı duvara yasladım. Dizlerimi kendime çekip kollarımı etrafına doladım. Transa girmiş gibi sallanıyordum.

"Hayır, başka bir şey var."

"Neden ben?"

"Hangi günahımın bedelisin sen."

"Hayatıma girmeseydin her şey bambaşka olabilirdi."

Ve daha bir biri ardına sıralanan bir çok cümle. Düşünemiyorum. Sanki beynimi buzlar doldurmuş ve damarlardan kan akışını engellemişti, ben... düşünemiyordum. Hâlâ sallanmaya devam ediyordum. Duracak gibide değildim. Durmak istediğimde yoktu açıkcası. Belki bana karışmazsa donarak ölebilirdim. Benim için çok iyi olurdu. "Beni yalnız bırak." Kesin emir veren sesime rağmen beni dinlememişti. Oysa bir kerede olsa isteğimiz gerçekleştirilmesini isterdim. Hemde çok isterdim.

Yanıma ağır adımlarla yaklaştı ayaklarımın önüne diz çöktü ve kolumu kavradı. "Melin iyi değilsin bura-" Beni dinlemeyip ve bir de üzerine onu defalarca uyarmama rağmen bana dokunuşu bardağı taşıran son damlaydı. Teması, hele hele onun temasını kaldıracak bir mideye sahip değildim.

Aniden ayağa fırladım. "Sana kaç defa daha bana dokunma diyeceğim." Sesim boş deponun duvarlarında yankılanıp kulaklarıma geri ulaşıyordu. Ses desibelimi düşürmeden konuşmama devam ettim. "Beni rahat bırak dedim."

"Melin-" Hiç düşünmeden elimi uzatıp sağ elinde tuttuğu silahı aldım ve şakağıma dayadım. Ben ne yapıyordum? Daha önce elime hiç silah almamıştım. Ama soğuk silah şakağımdayken elim yanlışlıkla titremiyordu bile. Bazen olanlar asla veya hiç dediğiniz şeyleri size yaptırıyordu. Mesela şu an. 'Elime asla silah almam.' demiştim. 'Hiç intihara kalkışmam.' Demiştim. Ama bakın yüce rabbim nasılda veriyor elime silahı. Ama öyle usul usul değil, hiç beklemediğin bir anda. Bir bakmışsın asla olmaz dediğin şeyi ya elinde tutuyorsun ya da yapıyorsun. Ben şuan ikisinide yapıyordum. Beni buna dönüştüren karşımdaki adamdan başkası değildi. Belki... Bir de babam en büyük yaralarımdan biri olan babam. Belkide beni bu duruma sokan babam. "Melin hemen o silahı yere indir."

Dudaklarımı alaylı bir gülüş esir aldı. "Neden? Demin beni öldürecek olan sen değil miydin. Ne oldu Arslan Bey korktunuz mu? Küçük oyuncağınızın öleceği için korktunuz mu yoksa. Elini kana bulamana gerek yok işte ben hallederim. " Silahı biraz daha sıkı kavradım. Şakağıma biraz daha bastırdım. "Ölmekten kortuğumumu sanıyorsun. Çok yanılıyorsun. Ölümü ne kadar arzuladığımı görsen, bunu o küçük aklın almaz buna emin ol." Geri geri adım atmaya başladım. Sona yaklaştığımı hissediyordum. Son dakikalarımdı değil mi? Umarım öyle olurdu. "Beni ne hale getirdiğine bir bak. Şu hale bir bak. Yaşamayı seven bir kızı ne hale soktuğuna dönde bir bak. Ben hiç istemediğim şeyler yapıyorum. Bu silahın benim elimde ne işi var? Neden beni istemediğim şeylere zorluyorsun ha, ne istiyorsun lan benden." Hızlı konuşmaktan ve yüksek adrenalinden dolayı nefeslerim sıklaşmış göğsüm inip kalkıyordu.

O da durmuyor üzerime doğru geliyordu. Ellerini kaldırmış beni durdurmaya çalışıyordu. Ama durmayacaktım. "Tamam. Önce sakin ol. Elinden bir kaza çıkmadan o silahı yere koy ve bana doğru it." Dediğini tabiki yapmayacaktım. Şu ana kadar dediği ve istediği her şeyi yaptım bu sefer sıra bendeydi.

"Hayır, bu sefer kararları veren sen değil ben olacağım Arslan Kor. Sandığın kadar aptal değilim ha. Diğer tarafta görüşürüz. Belkide cehennemde." Üzerime doğru atlayan Arslan'dan sonra bir el ateşlenen kurşun sesi ve yırtılan derinin arasından sıyrılıp yere damlayan bir damla sıcak kan. Elveda anne. Seni ve kardeşimi koruyamadığım için beni affet. Belki yeniden buluşuruz. Başka bir evrende.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

6okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…