2. bölüm · VOLO

1.BÖLÜM

Osman Kepir

4 YIL SONRA / İZMİR-TÜRKİYE

Sabahın ilk ışıkları mutfağın camına vuruyordu. Ben ise acilen çantamı hazırlayıp evden çıkma derdindeydim. Aniden telefonum çaldı; arayan Zeliha’ydı. Bizim ona taktığımız isimle "Zeliş"... Onu dosttan öte, bir kardeş gibi görüyordum. Telefonu açtım ve:

"Günaydın balım," dedim.

O ise kısık bir ses tonuyla, "Günaydın çiçeğim, seni aşağıda bekliyorum," deyip telefonu kapattı.

Sesinde bir değişiklik vardı, buna adım kadar emindim. Çantam hazırdı; eve son kez göz gezdirip kapıyı kilitledim ve aşağıya indim.

Pek lüks bir evde yaşamıyordum. Keşke her sabah portakal suyumu yudumlayabilsem ya da ağzıma bir elma alıp evden çıkabilsem... Ama biz doktorlar bazen öyle geç kalıyoruz ki, o elmayı almaya vaktimiz bile olmuyor. Bir keresinde o kadar stres yapmıştım ki hastaneye pijama ile gitmiştim!

Mahallenin başında Zeliha’nın arabasını gördüm ve koşar adımlarla ilerlemeye başladım. Arabaya biner binmez yanağına bir öpücük kondurdum. Sesi gibi yüzü de kötü görünüyordu.

"Ne oldu? Yüzün sirke satıyor," diyerek ona bir gülücük attım.

Bana baktı ve o da karşılık olarak minik bir öpücük verdi. "Canım, söyleyeceğim ama lütfen sakin ol ve modunu düşürme."

Boğazımı temizledim ve "Söyle balım," dedim.

Elimi tuttu ve anlatmaya başladı: "Deniz diye bir adam seni arıyor. Sabah evimin önündeydi. Evimi nasıl bulduğuna dair hiçbir fikrim yok... Bana yabancı bir numaradan senin fotoğrafını attı, seni arıyormuş. Güvenliğin için seni tanımadığımı söyledim. Ama her şey bir yana; bu adam, o gece vurulduğunda seni hastaneye getiren adam!"

Şaşkınlıkla, "Ne?" dedim.