1. bölüm / 1
VİSALBEKLENMEDİK AŞK
Bölümler 1Şu an: BEKLENMEDİK AŞK
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Giriş
14/08/2024/Antalya
ASYA ÖZTÜRK
Hayat bazen karmaşık olabiliyordu ancak bunu düzeltmek tamamen bizim elimizdeydi ya o karmaşayı çözüp kurtulurdunuz ya da o karmaşada boğulurdunuz ve şuan kendi içimde büyük bir karmaşadaydım. Ama bu karmaşa nedendi hala bulamamıştım. adını koyamadığım bir histi daha doğrusu koymak istemediğim bir his “Asya buraya gel kızım sofrayı sermeme yardım et” diyen annemin sesini duyana kadar daha yeni yaralandığı için üslerinden izin alıp buraya gelen ve abimle konuşan barana dalmıştım ve annem seslene kadar onunda bana baktığının farkında değildim suratıma yüklenen ısı utançtı hemen arkamı döndüğümde gülümsediğini gördüm dalga geçmek için miydi yoksa ona bakmam hoşuna mı gitmişti bilmiyordum kafama takmamaya karar vererek mutfağa ilerledim içeri girmeden ellerimle yüzümü yelleyip öyle girdim içeri “geldim annem” deyip tezgaha bıraktığı tabakları alıp salona ilerledim masaya tabakları yerleştirdiğim sırada annem baran ve abimi eve çağırdı o an gözlerim holdeki aynaya takıldı ve istemsiz bir şekilde kendimi düzeltme ihtiyacı duydum ellerimle yarım topuz şeklinde yaptığım saçlarımı düzeltim yeterince iyi olduğuma kanaat getirdiğimde kendime sövdüm ne gerek vardı yani şimdi bunu yapmama kendimi sorgulamayı bırakıp mutfakta kalan diğer şeyleri alıp sofrayı kurdum babamlar eve gelmiş herkes masadaki yerini almıştı babam ve ali amca siyaset ile ilgili konuşuyorlardı annem ve Gülşen teyze birilerinin dedikodusunu yapıyorlardı abimlerde maç konuşuyorlardı ve ben ise boş boş masaya bakıyordum telefonumun titremesiyle ekranı açıp kimden mesaj geldiğine baktım ve gülümsedim Mertdi
Mert; yarın ki sınavın notlarını atar mısın arkadaşların en güzeli
Siz; arkadaşların en güzeli? Yalakalık mı Yapıyorsun bokböceğim
Mert; asla ben öyle şeyler yapar mıyım iftira
Siz; yapmadığını düşünmen çok tatlı
Mert; atmıcak mısın bu çaresiz arkadaşına
Siz; atıcam tabi ki bekle
Mert; bekliyorum
Gülümseyip ayağı kalktım annem bana dönüp “neden kalktın doydun mu” dedi kafamı sallayıp yukarı çıktım bu artık son sınavlardı ve çok zordu bütün notları Mert’e atıp yatağıma uzandım ve telefonumla ilgilendim. Aşağıda canım sıkıldığı için bütün akşam odamda oturdum yaklaşık 2 saat sonra kapı sesini duydum kafamı cama çevirip baktığımda baranlar kendi evine gidiyordu onlar içeri girene kadar baranı izledim niyeydi neden sürekli ona bakma ihtiyacı duyuyordum bu saçmalığa uzun süre onunla muhattabı keserek çözmeye karar verdim evet bir süre konuşmayacaktım düşüncelerim ile kavga ederken bildirim sesiyle telefonuma baktım ve gördüğüm şey ile kafamı kaldırıp tavana baktım sesli bir şekilde “cidden mi hayır yani birkaç gün geçseydi hiç olmazsa” birkaç dakika bekledim ve yazmama kararı aldım evet yazmıcaktım telefonu kitleyip su içmeye gittim ve daha sonra salon kiler banyoyu gezdim fakat dayanamayıp odama geri gidip telefonumu açıp cevap yazdım
Baran; niye hiç inmedin aşağı hasta mısın yoksa başka birşey mi?
Siz; yok hasta değilim sıkıldım sadece
Baran; anladım
Siz; evet
Baran; evet
Siz; evet
Baran; cidden bu konuşmayı böyle devam mı ettireceğiz?
Siz; yok canım sadece görüldü olmasın diye şey ettim ben
Baran; anlıyorum o zaman iyi geceler üstünü ört hava serin
Yüzüstü kendimi yatağa attığımda sırıtıyordum aklım tabi ki durmamış neden sırıttığımı sorgulamaya başlamıştı bende başladım ve kısa bir an düşündüm en ufak lafıyla mutlu olmam sürekli dalıp dalıp gitmem aklıma bir an çok uç bir ihtimal geldi “hayır saçmala yok öyle bir şey kurma ve uyu yok öyle bir şey” kendi kendime konuştum sonra telefonumu şarja koyup düşüncelerimden kaçmak için uyudum.
Sabah annemin sesiyle zorlukla gözlerimi açtım kafamı saate çevirdiğimde 8 olduğunu gördüm sabah dersim vardı “itirazım var sabahın köründe uyanmaya çok pis itirazım var” söylene söylene yataktan kalktım kahvaltımı etmeye mutfağa geldim tek gözüm nerdeyse kapalı bir şekilde kahvaltımı yapıp hazırlandım ve dışarı çıktım soğuk hava beni kendime getirmişti kulaklığımı bozduğumdan beri zaten işkence olan okul yolum iki katı işkenceye dönüşmüştü yolda yürürken baranı gördüm bir dakika baran mı ona neden abi demiyordum aramızda 3 yaş vardı sorgulayarak ona bakarken baran yanıma geldi gülümseyip “yine sabah sabah keyfin pek yerinde bakıyorum” demesiyle bende güldüm “tabii canım ne demezsin” gülümseyerek kaşlarını kaldırdı ve bana baktı “sen bana canım demeye iyi alıştın ha” deyip göz kırptı bir an midem de değişik bir his oldu ama umursamadım bende aynı şekilde bakıp “hayırdır rahatsız mı oldun” diye yükseldim gözlerinde anlam veremediğim bir bakış geçti “hayır olmadım tam tersine hep diyebilirsin” dedi gülümseyerek saçlarımı geri ittim ve “rahatsız olsaydın da pek birşey değişmezdi zaten” zaten kısmını bastırarak söyleyip arkamı döndüm sınavım vardı ve ilk dersti bu yüzden gidip çalışmalıydım arkamdan “görüşürüz bakalım gelincik” bana böyle hitap etmesinin nedeni kızıl olmamdı saçmaydı ama rahatsız olmuyordum yaklaşık 1 saat süren bir yolculuğun ardından fakültedeydim kantine gidip mert’i buldum ve yanına oturdum “naber bokböceği” dediğimde sesimi duyup gülümsedi ikimizde tıp okuyorduk ve ikimizde staj görüyorduk “iyidir kızıl şeytan sen” deyip kahvesinden bir yudum aldı yüzümü buruşturup “kızıl şeytan nedir daha mantıklı bir şey bulamadın mı?” diye sordum kahkaha atıp “yok bu daha hoşuma gitti” bende güldüm saate bakıp çalışma kağıtlarını çıkarttım ve son kez çalışıp sınav için mertle ayağı kalkıp sınıfa gittik yaklaşık 10 dakika sonra hoca geldi sınav kağıtlarını dağıttı gülümsedim belki inek biri değildim ama notlarım hep iyiydi sınavı bitirip dışarı çıktım kendimi biraz hasta hisettiğim için diğer derslere kalmak istemedim zaten pek önemli değildi merte eve gittiğime dair kısa bir mesaj atıp eve geldim kimseyle konuşmadan odama girip kendimi yatağa attım ve uyuyakaldım.
• ❦ •
Gözlerimi açtığımda nerdeyse akşam olmak üzereydi ve hala okuldan geldiğim kıyafetlerleydim hemen kalkıp üstümü değiştirdim ev çok sessizdi bu yüzden salona gittim ama annemler evde yoktu odama gidip telefonumu alıp annemi aradım ama açmadı daha sonra abimi aradım ve o her zaman olduğu gibi açtı “efendim güzelim” dediğinde yatağa oturdum ve cevap verdim “neredesiniz bir uyandım hiç biriniz yoksunuz” abimin gülme sesini duydum “uyuyordun rahatsız etmek istemedik baranlardayız yeni geldik hadi sende gel tek kalma” yerimde dikleşip “tamam geliyorum” dedim ve telefonu kapattım üstüme arkasında kırmızı kocaman harflerle diva yazan tişört giyip altımda gri bir eşofman ile güzel olduğuma kanaat getirip telefonumu aldım ve evden çıktım karşı eve yürüyüp kapıyı çaldım bir kaç saniye sonra açıldı baran açmıştı hafifçe gülümseyip “merhaba” dedim aynı şekil karşılık verip geçmem için kenara çekildi içeri geçip herkese selam verdim annem bana bakıp “sonunda uyanabildin mi uykucu kız” dedi hemen savunmaya geçtim “ya ama sabahın körüne sınav koymuşlar ne yapabilirim ki uyumuşum” annemin yanına gelip kendimi kedi gibi ona sürttüm ve “hem hasta olucam sanırım halsiz hissediyorum” babam güldü “hanım biz mahvolduk bu kız evlenirse damat dayanamaz ikinci gün bunun nazına dayanamaz geri getirir” demesiyle baran öksürmeye başladı abim birkaç kez sırtına vurup “iyi misin” diye sordu baran kafasını salladı bende babama dönüp “bu arada eğer ikinci gün getirirse bende onu hastane kayıtlarında ölü gösteririm bana kurban olsunlar be” dediğimde herkes gülmeye başladı bende gülüp su içmeye kalktım gülşen teyze “nereye kızım” diye sordu “susadım da su içicektim” dememle kaşları hafif çatıldı “otur sen madem halsizsin baran getirir dimi oğlum” diyerek barana döndü baran kafasını sallayıp kalkıp içeri gitti bende yerime geri oturdum birşey mi olmuştu soğuktu yada bana öyle gelmişti bimiyordum su getirdiğinde yüzüme bile bakmadı suyu alıp içtim bi yarım saat oturup eve dönücektim zaten yarım saat boyunca ne zaman barana baksam ne oldu der gibi kafa sallıyor sonra önüne dönüyordu buna daha fazla dayanamayıp gülşen teyzelere döndüm “ben artık kalkayayım ders çalışmam lazım son bir tane sınavım kaldı” dedim gülşen teyze kafasını anlayışla sallayıp “baran hadi kızı geçir oğlum” dedi baran kalkmadan gülşen teyzeye “yok kalsın ben tek giderim yabancı değilim sonuçta” deyip cevap vermesine müsade etmeden kapıya yönlendim terliklerimi giyip eve gittim kapıyı açarken söylenmeye başlamıştım bile “ben sanki meraklıyım gözüm kayıyor ben ne yapayım allah allah bu kapıda viyana kapısı mübarek açılm-” arkamda duyduğum sesle sözlerim yarım kalmıştı evet arkamdaki barandı “hayırdır kime söyleniyorsun” diyordu ama ben o sırada kafamı yukarı kaldırmış rabbime sığınıyordum tam o anda hala kapı ile uğraştığım için kapı bir anda açıldı ve benim yere yapışmam bir oldu kafamı vurmuştum baran gülmemek için büyük bir çaba sarfediyordu sinirlenip “akşam boyunca yüzüme bakman için yere mi yapışmam lazı-” ağzımdan kaçanlarla gözlermi kapatıp dilimi ısırdım baran ise oldukça normal bir tepki verdi "sana bakmamı mı istiyordun” ayağı kalkıp dikleştim “ne alakası var hem sen neden geldin gitsene” kendimi düşürdüğüm bu duruma sövdüm “halsizim deyince sen annenin içi rahat etmedi ondan gönderdiler” gözlerimi devirip “halsizim dedim ölüyorum demedim ayrıca evlerimiz karşı karşıya neyse teşekkür ederim” dedim baran “birşey değil görüşürüz” deyip arkasını döndü ve gitti bende kapıyı kapatıp içeri girdim moralim sıfır bile değil bildiğin eksi sıfırdı “aptalsın Derin yemin ederim katıksız bir aptalsın” odama gidip ders çalışmaya başladım baya bir not çıkartmıştım annemler ise eve gelmişti kafamı kaldırıp saate baktım ve gözlerim büyüdü 4 saattir ders çalışıyordum kendimi tebrik etmek adına alkış yaptım ve havasız kalan odayı havalandırmak için camı açtım gözlerim karşı eve takıldı baran ile odalarımız karşı karşıyaydı bugün yaşananlardan sonra ona pek bakmak istemiyordum içeri girip su içmeye aşağı indim bir bardak su alıp geri yukarı çıktım herkes uyumuştu odama gidip suyun yarısını içtim sonra yatağa uzandım mert aktifti bende ona yazdım zaten anlatacak başka arkadaşım yoktu
Siz; bokböceğim acil bakar mısın
Mert; noldu geldim kızıl kafam
Siz; bilmiyorum ki bir şey sorucam
Mert; yolla gelsin bakalım
Siz; şimdi birini gördüğünde mutlu oluyorsan böyle midende değişik bir his oluyorsa sürekli ona bakma ihtiyacı duyuyorsan bu ne demek
Mert; hapı yutmuşsun demek
Siz; ha
Mert; aşk demek kızım aşk kim söyle bakalım
Siz; kimseye demezsin dimi
Mert; asla söylemem benden ne zaman sır çıktı
Haklıydı herkesten sır çıkardı ama o asla söylemezdi ortaokuldan beri bu yüzden en yakınım oydu
Siz; Baran
Mert; ne? oha sizin karşınızda oturan Baran mı
Siz; evet aptalım dimi
Mert; saçmalama olabilir şimdi uyu yarın sınavdan sonra başka dersimiz yok zaten kafeye gider konuşuruz
Siz; tamam iyi ki varsın teşekkür ederim kocaman kalp
Mert; sende iyi ki varsın hadi uyu bende uyucam
Derin bir nefes alıp telefonumu şarja taktım ve uyudum
• ❦ •
Sabah uyanıp duşa girdim üstümü giyinip saçlarımı kuruttum kahvaltı yapasım yoktu bu yüzden direkt evden çıktım dün gidip kulaklık almıştım bu yüzden mutluydum en sevdiğim şarkıyı açtım taylor swift the fate of ophelia yürürken yine baranı gördüm aklıma dün gece mertle konuştuklarımız geldi haklıydı ama ne ara olmuştu bu oflamak istedim ama vazgeçtim Baran yanımdan geçip gitti o beni sevmiyordu of aptal kafam cidden of şuan saçlarımı yolmak istiyordum ama vazgeçtim saçlarımı canımdan çok severdim çünkü kulaklığımdaki müziğe odaklandım ve okula gittim mert yine kafeteryada oturmuş kahve içiyordu yanında bir kız vardı gülümseyip yanına gittim “bokböceğim” dememle bana döndü “kızıl kafa hoş geldin hadi gel çalıştır beni denedim bir bok anlamadım sınava gider ilerde kafe var oraya oturur konuşuruz” kıkırdayıp yanına oturdum çalıştırmaya başladım hızlı anlar hızlı unuturdu bu eksi yönüydü saate baktı “hadi gel gidelim son sınav bitti artık çok şükür” kafamı salladım çalışma kağıtlarını toplayıp mertle sınıfa gittik gittiğimizde hoca gelmişti direk sınava başlamak iyi olmuştu mert unutmazdı sınavdan sonra kafeye gittik şu hayatta hiçbir şeye değişmeyeceğim iki şey vardı bir kızıl kızıl saçlarım iki portakallı meyve suyu portakallı su benim canım gibiydi siparişleri verip oturduk mert bana bakıyordu ben Mert’e birkaç dakika böyle geçti dayanamayıp “niye bana öyle bakıyorsun ki sen” geriyordu bakışları bir anda sırıttı “anlat ne zamandan beri hoşlanıyorsun” daha da gerildim ve gözlerimi kaçırdım “bir iki veya üç hafta gibi birşey” kafamı eğdim “bilmiyorum çok ani oldu” mert biraz sessiz kaldı daha sonra konuşmaya başladı “asya kimi sevip sevmeyeceğimize biz karar veremeyiz şuan kendini suçlu hissetmen saçma ani oldu diyorsun kızıl kafa kendine gel” haklıydı ama abimin arkadaşından hoşlanmak ne kadar etikdi tam ağzımı açmıştım ki kapıdan giren iki kişiyle gözlerim büyüdü abim ve baran gelmişti tam o sırada garson siparişimizi getirdi mertle birbirimize bakıp güldük konuyu değiştirmek adın “bitti okul başardık çak” deyip elimi kaldırdım “o konuyu sonra konuşucaz ve” deyip elini kaldırıp elime vurdu “başardık cidden helal bize” kahkaha atıp meyve suyumdan içicektim ki anırarak güldüğümüz için abimler bizi farkettiler ve bize doğru gelmeye başladılar “mert buraya geliyorlar” mert rahatça arkasına yaslanıp sakin ol dercesine elimi sıktı “abim ne işin var burada” diyen abimin sesiyle onlara döndüm “sınavımız bitti dersimiz de yoktu bizde buraya gelip Mert’in aşk hayatını konuşuyorduk” dememle mert itiraz etmek için ağzını açtı ayağımla alttan bacağına vurdum mert “abi gelin sizde oturun” demesiyle güldüm mert ağzının içinden homurdanırken baran mertle birleşen elimize bakıyordu abim oturunca baranda yanına oturdu “lan oğlum hala mı korkuyorsun lan” mert birşey hatırlamış olucak ki suratını buruşturdu “abi sol kolumu kırdın nasıl korkmayayım sana belli olmaz tekrar kırarsın falan” abim sırıttı “sevgilisiniz sanmıştım ne bileyim ayrıca ben kırmadım sana doğru yürüdüm sende düştün" güldüm baran "sevgili değil misiniz" diye sordu "Mert'i unuttun mu" baran Merte daha dikatli bakıp "çıkaramadım" dedi kısa bir süre düşündükten sonra "çok normal sen onu eren olarak tanıyorsun iki ismi var eren mert" baran aydınlanmış gibi baktı "ha anladım bende baran beni tanımıyor olabilirsin" dedi merte dönüp yalandan öksürdüm hemen sırıtmaya başladı "bokböceğim ne diye sırıtıyorsun bokunda boncuk bulmuş gibi" mert kafasını yana eğdi "hiç bende halil mert isminizi duymuştum ama karşılaşmak bu güne nasipmiş" baran gülümseyip elini uzattı el sıkıştılar ederken telefonum titredi
Mert; en başta beni yicek gibi bakıyordu şimdi daha insancıl neyse dayak yemedim ya ona şükür
gülmeye başladım abim ne oldu der gibi bana baktı “bir şey gördümde neyse portakal suyu alıcam başka bir şey isteyen” mert hemen ayağı kalktı “bende geleyim sana yardım etmeye” kafamı salladım abim isteklerini söyledi ve masan uzaklaştık siparişi verdik onu beklerken ben hala gülüyordum “gülme ya o nasıl bakıştı çok korktum lan” demesiyle içim gider gibi konuştum "çok güzel bakıyor" mert göz devirdi arkadaki kız “siparişleriniz hazır” deyince mert tepsiyi aldı ve bende onun peşine takıldım masaya geldiğimizde neşem yerindeydi baranın karşısına oturup portakal suyunu içmeye başladım. Bir yarım saat daha oturup kalktık mert ilk baran sonra ise abimle tokalaştı sonra bana dönüp kollarını iki yana doğru açtı abimden artık korkmuyor gibiydi bende ona kollarımı açıp sarıldım kulağıma sadece benim duyabileceğim bir fısıltıyla “eve gittiğin gibi yaz konuşmamız yarım kaldı” dedi kafamı sallayıp ondan gülümseyerek ayrıldım onun evi bizim eve tersti eskiden daha yakındı ama taşınmışlardı son bir kez el sallayıp arkasına döndü abim bana dönüp “hadi eve gidelim açım ben”güldüm “abi sen doymuyorsun ki acıkasın” dediğimde kafama hafifçe vurdu kulaklığımı takıp somurttum ve yine aynı şarkıyı açtım bu şarkıyı çok seviyordum abimle baran bir şeyler konuşurken önden önden yürürken baranla ilgili hayal kurmakla meşguldum sessizce ikisiylede muhattap olmadan yürüyordum ki birine çarptım “biraz dikkat esene be omzumu yerinden çıkartsaydın Allah Allah” homurdandım kafamı kaldırıp bana çarpan kişiye baktığımda şaşkın bir şekilde bana baktığını gördüm ne var der gibi kafamı salladım kaşlarını çatıp “bana çarpan sensin aşık mısın anlamadım ki” ona bakıp tam kızacaktım ki abim ağzımı kapatıp “kusura bakmayın kardeşimin sorunları var maalesef” abime dönüp kanına vurdum abim ciddi bir şekilde çocuğa çocuk acımış gibi bana bakıyordu baransa orda durmuş gülmemek için büyük bir çaba veriyordu “kusura bakmayın bilseydim özür diler geçerdim iyi akşamlar” sinirlenmiştim o kadar akıcı bir şekilde bağırıp kızan birini nasıl hasta sanırdı bu mal yanımızdan geçip gittiğinde baran kendini daha fazla tutamayıp gülmüştü abim ise ona eşlik etmişti “ikinizde birbirinizden sinir bozucusunuz” abime dönüp tek kaşımı kaldırdım “hem belki aşığım nerden biliyorsun” deyip saçlarımı savurdum abimler gülmeyi kesmiş ciddi miyim diye bakıyorlardı sırıtıp kulaklığımı geri taktım ve yürümeye devam ettim abim yol boyunca kim diye soruyordu baransa dediğim şeyle durgunlaşmıştı acaba onu sevdiğimi bilse beni sever miydi yoksa çocukça bir histen ibaret olduğunu mu düşünürdü aslında bakılacak olursa beni sevmesi imkansızdı çünkü arkadaşının kız kardeşiydim belki de bu yüzdendi bu imkansızlığımız eve girerken barana dönüp "görüşürüz" dedim kafasını sallamakla yetindi içeri girip odama geçtim aç değildim annem birazdan odama damlar ve yemek yemediğim için kızıcaktı ama canım birşey istemiyordu ve on saniye sonra annem içeri girdi "hadi yemeğe kınalı kuzum benim" dedi gülümseyerek bu sakinliği kullanarak anneme kocaman gülümsedim "annem benim güzeller güzeli canım annem" anlamıştı derdimi ama "ne istiyorsun bakalım" diye sordu gözlerimi kırpıştırıp en sevimli halime büründüm "yemesem" annem düşünüyor gibi yaptı "dayak yesen" demesiyle sıradaki hamlesini anlayıp aşağı koştum "açım ben ne var yemekte" annem gülerek yanıma geldi yemeğimizi yiyip anneme yardım ettim yardımdan kastım annem kızım sen bulaşığa başla geliyorum demişti gelmişti ama bulaşık bittiğinde gelmiş "aaa bitirdin mi? Diye sordu kafamı sallayarak onu onayladım ve odama geçtim mertle biraz sohbet ettikten sonra tam flim izlemek için bilgisayarıma geçicektim ki barandan bir bildirim düştü hemen açıp okudum
Baran; şu abine eğer aşık olduğun biri varsa söyle başımın etini yedi
Altta ise ona yakın ekran görüntüsü abim ve baran arasındaydı baran da merak ediyordu ama o kısmı atmamıştı abim baranın mesajına cevap vererek bu konuyu açmıştı sırıttım
Siz; tamam abime söylerim.
Hayır söylemicektim ama tepkisini merak ediyordum kafamı cama çevirdiğimde bahçede onu gördüm attığım mesajı okurken kaşlarını çattı sandalyede oturuyordu üstünde siyah tişört gri eşofman vardı bildirim sesiyle yeniden telefonuma baktım
Baran; ne yani cidden var mı
Siz; olamaz mı ve evet cidden var
Kafamı ona çevirdiğimde kaşları daha da çatık gibiydi ama bilemiyordum sokak ışığından solayı seçemedim
Baran; o seni seviyor mu peki tek taraflı mı
Siz; bilmiyorum umarım değildir
Baran; bence sevmiyordur yani öznel fikrim tamamen
Siz; niye sevmesin ki çirkin miyim ben
Baran; evet başka soru
Yüzüm düşmüştü ayağı kalkıp ışığı açtım ve aynadan kendime baktım "çirkin değilim ya öyle miyim of aptal sensin çirkin" diye kızdım bir süre telefona bakıp uykuya dalmak üzereyken birşey oldu bir bildirim tam okucaktım ki
Mesaj geri alındı
Yazısını gördüm baran yazmıştı acaba ne yazdı diye düşünürken uyuyakaldım.
Sabah uyandığımda saat 9'du hastaneye gitmem gerekiyordu okul bitmişti ama işler bitmiyordu üstümü değiştirip kahvaltıya indim annem yine döktürmüştü hızlıca kahvaltımı yaparken babam "aliyle konuştuk da hafta sonu mangala mı gitsek ne dersiniz" abim hiç şaşırtmadan hemen atladı "olur işin ucunda yemek varsa herşeye tamamım" babamla ben gülerken annem" evde kalıcaksın bu gidişle oğlum sürekli yemek yiyorsun nasıl bulcam ben sana kısmet" abim çok iten biriydi ama spor yaptığı için ve mesleği gereği kilolu değildi kendisi mühendisdi ve sürekli İnşaatLara gidip geliyordu abim masaya doğru eğildi ve "şöyle ki anneciğim" kendini düzeltip "bulmıcaksın kendi eş adayımı kendim seçebilirim bence nasıl fikir" annem de güldü ama yalandan bir sinirle "sen bulana kadar tahtalı köyü görmezsem iyi" kaşlarımı çatıp "anne o nasıl söz" diye kızdım annem omuz silkip cevap verdi "çok da güzel söz" kafamı iki yana sallayıp ayaklandım "hadi ben gittim akşam görüşürüz" deyip evden çıktım müzik kutumu açtığımda elim yine 224 şarkıdan the fate of opheliay'a gitmişti yol boyu aynı şarkı sürmüştü hastaneye geldiğimde üstümü değiştirip ceren hocanın yanına geldim diğerlerine kıyasla erken gelmiştim dakik bir insandım herhangi bir yere geç kalmaya tahammülüm yoktu ceren hoca "hoş geldin çırak diğerleri nerde" hiçbirini ele vermezdim çünkü erken gelen bendim "geliyorla-" dememe kalmadan tüm ekip koşarak gelmişti "hoş geldiniz çıraklar hazırsanız görev dağılımı vakti" "derin sen ve melis acilde benimlesiniz murat kan alma deniz ve derya yatılı hastalar hadi marş marş" deyip arkasına döndü melis ve bense peşine takıldık melis çok tatlı bir kızdı kahverengi saçlı yeşil gözlüydü bazen o kadar hızlı ve çok konusurdu ki nefes akdığından şüphe ediyorduk acile inip hastalarla ilgilenirken zaman akıp gitti çıkış saatimde yorgunluktan yürüyemiyordum bu yüzden abimi aramaya karar verdim açıkçası burdan kalkıp durağa yürümek oradan otobüs dolmuş çekmek çok uzak gelmişti abimi arayıp kulağıma yasladım abi 2 3 çalışta açtı "alo bir şey mi oldu abim" diye sordu "yok abi beni almaya gelsene dicektim çok yorgunum" abimin bu hayattaki tek amacı beni delirtmek olduğu için "gelemem kendin gel" kaşlarımı çatıp somurttum "ama abi yorgunum lüt-" "istersen ben bırakabilirim güzellik" diyen kişi muratdı gözlerimi büyütüp gülümsedim "valla mı" murat gülüp "valla hadi hazırlan bende arabayı buraya çekeyim yorulma" elimi kalbime koyup başımı salladım "adamsın" oda aynı şekil kalbine koyup "eyvallah" dedi ve arkasını dönüp çıktı "abicim kapatıyorum sana gerek kalmadı" abim "o kim seni neden eve bırakıyor" diye sordu sanki hakkı varmış gibi yerimde dikleşip "sanane" diyerek suratına kapattım hazırlanıp aşağı indiğimde murat kapıda bekliyordu arabaya binip murata döndüm "teşekkür ederim seni de yordum" arabayı çalıştırıp "ne yorulması her zaman emrinizdeyim" dedi gülümseyip yola baktım bir süre sonra "yanlış anlamazsan sana bir şey sorabilir miyim "dedi murat kendimi ona çevirip tabii anlamında başımı salladım "saçların gerçek mi boya mı çok güzel duruyorlar da" gülümsedim saçlarımla ilgili gelen iltifatlar çok hoşuma gidiyordu "doğal yani gerçek teyzeminkilerde böyle kızıl" murat anlamış gibi kafasını sallayıp gülümsedi ve bana baktı "dediğim gibi çok güzeller hem sende çok güzelsin" dedi sonra "maşallah" ekledi güldüm o da saçmaladığını anladı ve güldü kafamı cama yasladım yolu izlemeye başladım ama bugünkü koşuşturmaca ve ses beni çok yorduğu için uyuyakaldım.
Bi hareketlilik hissettiğimde gözlerimi açtım bir kucaktaydım. biri beni taşıyordu? kafamı kaldırıp baktığımda murattı uyandığımı farkedip açıklama yaptı "uymuşsun uyandırdım ama uyanmadın bende son çare taşımaya karar verdim" açıklamasıyla mahcup bir şekilde gülümseyip "teşekkür ederim indirebilirsin" tam indirirken bir ses duyup gözlerimi kapattım allahım sen koru yarabbim "noluyor burda" abimdi murat beni yere tamamen indirip abime baktı "merhaba ben murat derinin arkadaşıyım arabamda gelirken uyuyakaldı uyandırdım ama uyanmadı bende son çare böyle getirdim zaten bırakıyordum" abim bi anda güldü şaşırarak ona baktım "sakin ol oğlum kızmadım sadece ne oldu diye sordum" murat da gülüp başını salladı "ben gideyim o zaman" kafamı sallayıp teşekkür ettim eve doğru yürümeye başladık abimle "çocuğu korkuttun" abim bana dönüp kaşlarını çattı hoşlandığın kişi bu mu? Diye sordu hayır anlamında kafamı salladım abimde üstüme çok gelmedi eve girip yemek yiyip anneme yardim ettim ve günün yorgunluğuyla uyuyakaldım
Sabah erkenden kalkıp kahvaltı yapıp mertle buluşmaya gitmiştim avmye gidip çok eğlenceli vakitler geçirdik ve videolar çektik "kızım ya o nasıl bir düşüştü" deyip bir kere daha güldü kaykayları denerken düşmüştüm "hiç komik değil hala belim ağrıyor" deyip somurttum Sabah erkenden kalkıp kahvaltı yapıp mertle buluşmaya gitmiştim avmye gidip çok eğlenceli vakitler geçirdik ve videolar çektik "kızım ya o nasıl bir düşüştü" deyip bir kere daha güldü kaykayları denerken düşmüştüm "hiç komik değil hala belim ağrıyor" deyip somurttum qq kafamı sallayıp içeri girdim *neyin var bir sınırlı üzgün gibisin* abim sandalyesine oturup *bugün baranla planlarımız vardı göreve çagırmışlar* dedi sonra birşeyler anlatmaya devam etti fakat ben baranın gidişine takıldım ne yani gitmiş miydi bir daha gelmezdi ki o zaten yaralandığı için gelmişti orda evi vardı gelmezdi o abim içimde kopan fırtınalardan habersiz *Asya kızım daldın gittin ne oldu* abimin sesiyle kendime gelip toparlanmaya çalıştım gülümsedim ve *hiç hiç birşey olmadı dalmışım Baran da gelir sensiz kalamaz o* deyip odadan çıktım gelmezdi bunu o da ben de iyi biliyorduk o gün bulabildiğim en duygusal filmi açıp içim dışıma çıkana kadar ağladım abimler her gelip ne oldu diye sorduğunda flim diyerek geçiştirdim ama asıl ağlama nedenim barandı boğazıma yüzlerce iğne saplanıyor gibi hissediyordum o gün full ağladım sonunda uyuyakaldım
4 ay sonra
Hala gelmemişti zaten biliyordum ama yine de bekliyordum hergun günlük yazıyor kimseye diyemediğim herşeyi ona diyordum
10 ay sonra
Artık ümidi kesmiştim gelmiyordu ben onu böyle ozlerken acaba o ne yapıyordu melisin*Asya çiçeğim bir gelir misin bir hasta seni soruyor* kafamı salladım ve hastaya gittim artık melisle çok yakındım çok iyi bir arkadaş ve dostdu ve içimden bir ses mertle birbirlerine karşı birşeyler hissediyorlar diyordu mertten sonra kimseye değişmeyeceğim tek kişiydi
• ❦ •
Baranın gidişinden tam tamına 16 ay 14 gün 8 saat geçmişti yine bir hastane çıkışıydı melisle sohbet ederek yolu yarılamış sonraki yarısında ise telefonla konuşmaya devam etmiştik mahalleye girdiğim an bir şey dikkatimi çekti bir insan kapının önünde abimle konuşan biri biraz daha yakınlaşıp baktığımda kalbim atmayı bıraktı
Baran gelmişti
Dur ne?!
Baran gelmişti
Bölüm bu kadar beğendiyseniz çoook teşekkür ederim bir sonraki bölümü de en kısa zamanda atıcammm 💖✨
Bölüm etkileşimi
