1. bölüm / 4
Vazgeçtiğim Sen DeğildinBölüm 1
Bölümler 4Şu an: Bölüm 1
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Fadime dakikalardır aynanın karşısında kendine bakıyordu. Üzerindeki bembeyaz elbiseyi düzeltirken yüzünde heyecanlı bir gülümseme vardı. Bugün İso'ya boşanma davasından vazgeçtiğini, onu affettiğini söylemeye gidiyordu. Tabii, İso'nun bundan haberi yoktu.
Fadime, İso'nun onlar için Koçari Konağı'nın çaprazındaki beyaz evi tuttuğunun farkındaydı. Şimdi de o eve eşyalar gelmişti. Muhtemelen İso onlarla ilgileniyordu.
Daha fazla oyalanmadan odasından çıktı ve ayakkabılarını giydi. Kapıdan çıktığı anda karşısında Eyüphan'ı buldu.
"Ula, napaysun kapunun dibinde? Çekil!"
Eyüphan tam önünde dikiliyor, geçmesine izin vermiyordu.
"Dur bakalım, nereye gideysun?"
Fadime, Eyüphan'ı dinlemek istemediğini hareketleriyle belli ederek yeniden geçmeye çalıştı ama Eyüphan önünden çekilmedi.
"Sanane Eyüphan, hesap mı verecem sana?"
Eyüphan sinirle nefesini verdi ve konuşmaya başladı.
"Valla, o sahte kocanın hayatı benim elimdeyken hesap da vereceksin, Fadime Koçari."
Fadime, anlamayan gözlerle Eyüphan'a baktı.
"Ne deysun sen? Ne demek o?"
Eyüphan cebinden telefonunu çıkartıp Fadime'ye gösterdi. Fotoğraflar, İso'nun gittiği yerlerde gizlice çekilmiş fotoğraflardı.
"Diyorum ki o sahte kocandan boşanacaksun, benimle evleneceksin."
Fadime gözlerini fotoğraflardan alamıyordu. Parmakları yanına düşen elbisesinin kumaşını sıkmaya başladı.
"Eyüphan, sen anlamay mısun? Seni sevmiyorum."
Eyüphan alayla güldü.
"Ben de sana bayılmıyorum, merak etme. Benim istediğim İso'nun canını yakmak. Ha, sen dersen ki ben kocamı boşamam, yine yakarım ben o canı."
Fadime inanamayarak Eyüphan'a baktı.
"Yapamazsın! Bir kere kovuldun, bu sefer affetmezler. Yapamazsın!"
Eyüphan, Fadime'ye biraz daha yaklaşıp konuştu.
"Sence umrumda olur mu affedilmek ya da kovulmak? Affetmeyin ula!"
Fadime'nin gözleri beyaz eve takıldı. Bir an olsun İso'yu görmek istedi ama ortalıkta yoktu. Bakışlarını yeniden Eyüphan'a çevirdiğinde adamın yüzündeki alaycı ifadeyle karşılaştı.
"Fadime, ya gidersin şimdi İso'ya boşanmak istediğini söylersin ya da akşama görecek bir İso'n kalmaz."
Eyüphan sırıtıp geri çekildi.
Fadime başını iki yana salladı.
"Yok, inanmayrum. Kanmayrum sana."
Eyüphan'ın sırıtışı kaybolmadı.
"Yaptığın kazayı hatırlaysun, değil mi Fadime? Belki de İso da aynı kazadan yapar. Belki de şu evin kapısından çıkarken bir kurşuna bakar."
Fadime'nin nefesi kesilir gibi oldu. Eyüphan'ın yüzüne bakarken elleri titremeye başladı.
Eyüphan ona doğru eğildi.
"Bir kurşun."
Bu sözleri söyledikten sonra merdivenlerden inip gitti.
Fadime ise kapının önünde, gözleri dolu dolu, olduğu yerde kaldı. Birkaç saniye boyunca hareket edemedi. Sonra hızla odasına girip kapıyı çarptı.
Aynanın karşısına geçtiğinde kızarmaya başlayan gözlerini gördü. Üzerindeki bembeyaz elbiseyi bir önceki akşam özenle seçmiş, ütülemişti. Sabah İso'ya gideceğinin heyecanıyla uyanmış, aynı heyecanla hazırlanmıştı.
Şimdi aynadaki kadının yüzünde sabahki gülümsemeden eser yoktu.
Telefonuna gelen mesaj sesiyle irkildi. Telefonunu eline aldığında mesajın Eyüphan'dan geldiğini gördü. Bir fotoğraf vardı.
Fadime fotoğrafı açtı.
İso bir mobilya mağazasının önündeydi. Ancak kendisine doğrultulmuş silahtan habersizdi.
Fadime'nin elleri titremeye başladı. Telefon parmaklarının arasından kayıp yere düştü. Yatağın kenarına tutunarak ayakta kalmaya çalıştı. Gözlerini fotoğrafın kaldığı ekrandan ayıramıyordu.
Bütün gün İso'ya bunu nasıl yapabileceğini düşündü. Odasının camının önünden ayrılmadan onu bekliyordu. Bir yandan İso'yu terk etmek istemiyor, diğer yandan Eyüphan'ın yapabilecekleri aklına geldikçe korkuya kapılıyordu.
Kapının tıklama sesiyle düşüncelerinden sıyrıldı.
"Fadime, yemek yiyoruz. Gelmiyor musun?"
Eleni gülümseyerek içeri girmişti. Ancak Fadime'nin hâlini görünce yüzündeki gülümseme silindi.
"Fadime, iyi misin sen? Ağladın mı?"
Fadime hemen elinin tersiyle gözlerini sildi ve başını çevirdi.
"Yok ula, toz kaçtı gözüme. Ben aç değilim, siz yiyin."
Eleni yanına gelip yüzünü incelemeye başladı.
"Fadime, iyi olduğuna emin misin?"
Fadime dudaklarını zorla yukarı kaldırdı.
"İyiyim, emin. Daha git, yemeğini ye sen."
Eleni ona pek inanmamıştı ama daha fazla üstelemeden odadan çıktı.
Fadime yeniden pencerenin önüne geçti. Gözlerini beyaz eve dikti. Saatlerdir beklediği İso'nun arabasının farları sonunda odasının camına vurdu.
Fadime'nin kalbi hızlandı.
İso gelmişti.
Ne yapacağını bilemiyordu. Odanın içinde bir o yana bir bu yana yürümeye başladı. Ellerini saçlarına götürüp derin bir nefes aldı ama içindeki sıkıntı bir türlü geçmiyordu.
"Onun için, Fadime... Sevdiğin adam için ondan vazgeçmek zorundasın."
Kendi kendine söylediği bu sözlerin ardından kapının önüne çöktü. Dizlerini kendine çekip yüzünü ellerinin arasına aldı. Gözyaşları parmaklarının arasından süzülürken sessizce ağlamaya başladı.
Tam o sırada telefonuna bir mesaj daha geldi.
Eyüphan'dandı.
İso'nun eve girerken çekilmiş bir fotoğrafıydı.
Fadime fotoğrafı görünce telefonu göğsüne bastırdı. Omuzları sarsılmaya başladı. Artık İso'yla konuşması gerekiyordu.
Evdekiler mutfakta yemek yerken kimseye görünmeden odasından çıktı. Merdivenleri hızla indi ve Koçari Konağı'nın çaprazındaki beyaz evin önüne geldi.
Kapının önünde durduğunda sabahki hâli aklına geldi. Bembeyaz elbisesiyle, içinde binbir umutla İso'yla konuşmaya gelecekti. Şimdiyse eski pantolonunu ve tişörtünü giymiş, gözleri kıpkırmızı bir hâlde onun kapısının önünde duruyordu.
Titreyen elini kaldırıp kapıyı yavaşça tıklattı.
İçinden İso'nun kapıyı açmamasını diliyordu. Bir yandan da onu bir an önce görmek istiyordu.
Kapı neredeyse anında açıldı.
"Fadimem, hoş geldun!"
Fadime, İso'nun yüzündeki gülümsemeye bakınca istemsizce tebessüm etti.
"Hoş buldum."
Çekinerek kapının önünde durdu. İso ise onun kızarmış gözlerini fark edince gülümsemesi yavaşça silindi.
"Fadimem, iyi misun? Geçsene içeriye, evimize."
İso'nun her sözü Fadime'nin içine biraz daha işliyordu. Özellikle de evimize deyişi...
Gözleri yeniden doldu ama hemen başını eğdi. Şimdi ağlamanın sırası değildi.
"Benim seninle konuşmam lazımdı da..."
İso eliyle yeni gelmiş koltukları işaret etti.
"Geç Fadimem, konuşalım. Hayırdur?"
Fadime koltuğa otururken elleriyle oynamaya başladı. Parmaklarını birbirine kenetledi, sonra yeniden ayırdı. Başını kaldırıp İso'ya bakmaya cesaret edemiyordu.
"Ben boşanmak istiyorum."
İso olduğu yerde duraksadı.
Bir an için ne duyduğunu anlayamadı. Fadime'nin kendisini affedeceğini, yeniden barışacaklarını ve bu evde birlikte yaşayacaklarını düşünüyordu. Hatta eşyalar yerleştirilirken hangi odanın nasıl olacağını bile hayal etmişti.
Şimdiyse Fadime karşısında oturmuş, boşanmak istediğini söylüyordu.
"Fadimem, sen ne deysun?"
İso'nun sesi kısılmıştı. Fadime ise gözlerine bakmamak için başını çevirdi.
"Biliyordun zaten İso. Boşanmak isteyrum. Olmuyor işte, yaptıklarını affedemiyorum. Olmuyor."
İso hemen önünde dizlerinin üzerine çöktü ve Fadime'nin ellerini tuttu.
"Fadimem, biliyordum da sen beni affetmiştin. Affettim dedin ya..."
Fadime, İso'nun titreyen sesini duyunca dudaklarını birbirine bastırdı. Gözlerinden süzülen yaşları durdurmaya çalıştı ama başaramadı.
İso ellerini bırakmadan devam etti.
"Tamam, sen affetme. Ama boşanmayalım. Ben sana kendimi affettiririm, affettiririm."
Titreyen elleriyle Fadime'nin gözyaşlarını sildi. Fadime ise onun dokunuşuna daha fazla dayanamayarak ellerini çekti ve ayağa kalktı. Aslında içi gidiyordu
"Olmuyor işte İso, olmuyor."
İso da onunla birlikte ayağa kalktı.
"Oldururum ben, oldururum da izin ver."
Fadime bir adım geriye gitti. İso'nun kendisine yaklaşmasıyla başını iki yana salladı.
"Zorla mı evli kalacaksın ha? İstemeyrum diyorum, anlamay mısun sen?"
İso, karşısındaki kadına inanamayarak baktı. Fadime'nin kendisine böyle konuşması canını yakıyordu ama yine de onun gitmesine izin vermek istemiyordu.
"Yapma, kurban olayım, yapma."
Fadimenin içi gidiyordu iso konuştukça.
Bir adım attı.
"Kurbanın olayım, yapma."
Fadime'nin elleri yanlarına düştü.
"Sen de amcan gibi benimle zorla mı evli kalacaksın?"
İso'nun adımları bir anda kesildi.
"Amcam gibi mi?"
Onu en çok yaralayan söz bu olmuştu. Fadime'nin kendisini amcasıyla aynı görmesi...
Fadime gözlerini kaçırdı. Bir an için söylediği söz onu bile duraksattı ama kendini toparlamak zorundaydı.
"He! Seni istemiyorum diyorum, anlamıyorsun."
İso'nun gözleri doldu. Başını iki yana sallarken elleri yanlarına düştü.
"Yok Fadime, yalan söylüyorsun. Saçmalama. Ne oldu? Gel, anlat bana. Beraber çözelim. Sen böyle konuşmazsın."
İso artık onun gözlerine bakmaya çalışıyordu.
Fadime'nin dudakları titredi. İso'nun gözlerinden süzülen yaşları görünce bir an konuşmayı unuttu. Ona her şeyi anlatmak istedi. Eyüphan'ın tehditlerini, fotoğrafları, korkusunu ya eyüphan yaparsa korkusunu...
Ama İso'ya bir şey olursa...
"Yalan söylemiyorum. Boşanmak istiyorum. Seni sevmiyorum artık, anladın mı? Sevmiyorum!"
Daha fazla dayanamadı. Arkasını dönüp kapıya yürüdü. Kapıyı açıp dışarı çıktı ve ardından sertçe kapattı.
İso birkaç saniye kapıya bakarak kaldı. Fadime'nin birazdan geri dönmesini bekler gibiydi. Belki kapı yeniden açılır, belki Fadime içeri girip söylediklerinin yalan olduğunu söylerdi.
Ama kapı açılmadı.
İso yavaşça kapının önüne çöktü.
Fadime ise hızla konağa dönüp odasına girdi. Arkasından seslenen Esme'yi duymadı bile. Kapısını kilitledikten sonra kapının arkasına çöktü.
Az önce İso'nun yüzünde gördüğü ifade
Ona çok kötü davranmıştı. Söylememesi gereken sözler söylemişti.
Bu kadarına gerek var mıydı? diye düşündü.
Ama başka türlü İso'yu kendisinden uzaklaştıramazdı. Onun kendisine inanmayacağını biliyordu. İso, Fadime'nin kendisini sevdiğini biliyordu. Gerçeği öğrenirse peşini bırakmayacak, Eyüphan'ın karşısına dikilecekti.
Telefonuna gelen mesaj sesiyle başını kaldırdı.
Eyüphan'dandı.
"Sırada evlenmemiz kaldı ha, Fadime."
Fadime mesajı okurken dişlerini sıktı. Parmakları öfkeyle ekrana dokundu.
"Seninle evlenmeyeceğim!"
Mesajı gönderdiği anda yeni bir mesaj geldi.
"Konuştuklarımı hatırla, Fadime. Hatırla."
Fadime'nin bakışları ekranda donup kaldı. Ardından telefonu duvara fırlattı.
Telefon yere düşerken çıkan ses odada yankılandı.
Fadime yüzünü ellerinin arasına alarak yeniden ağlamaya başladı.
İso'suz bir hayat düşünemiyordu.
Ama onu korumak için sevdiği adamdan vazgeçmek zorundaydı.
Bölüm etkileşimi
