Siyahın Esareti

Yazar: Rümeysa Rümeysa

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 1Şu an: Siyahın Esareti
  1. 1 Siyahın Esareti2.481 kelime · Okuduğun bölüm

SELAM HERKESE
LÜTFEN YORUM VE
OYLAMAYI UNUTMAYALIMM
HERKESE İYİ OKUMALAR
ÖPÜLDÜNÜZ....

Kar taneleri yüzüme düşüyordu Moskova'daki normal sıkıcı günlerden biriydi annemle kardeşimi özlüyordum her zamanki soğukluk vücuduma hücum ediyordu. Hava karamsardı 23 yaşında hayatımı baharındaydım, her zaman yanımda olan sevgilim vardı, bir psikologdum insanların derdini dinleyen ama içimdeki dertlere çözüm bulamayan birisiydim herkes gibi normal bir hayatım vardı.Telefondan gelen bildirim sesiyle irkildim telefona baktığımda sevgilim Can'dan mesaj vardı.

Can:İlkim, seninle önemli bir mesele konuşmam lazım beni kırmayıp Moskova'daki Patriarch Ponds'a gelebilir misin?

İlkim: Tamam bi 10 dakikaya ordayım.

Acaba bişey mi olmuştu anlam vermeyerek Patriarch Ponds parkına doğru yürümeye başladım.

Patriarch Ponds'a varmıştım bile Can bankta arkası dönük bi sekilde oturuyordu ve gölette ki kuğuları ilgiyle seyrediyordu

Yavaş adımlarla ona doğru ilerledim ve tam arkasında durunca arkadan ona doğru sarıldım "Hayatım" ona sarılmama karşılık vermeyip aksine ellerimden tutup beni yanına oturttu.

"Ee çağırdın geldim bir sorun mu var yoksa hmm" çok soğuk bakıyordu zaten üşüyen vücudum bakışlarıyla daha çok üşümeye başlamıştı "ilkim ben bir süre her şeyden uzak duracağım ve seninle yapamıyoruz bak seni sevmeyi denedim ama yemin ederim ki olmuyor be zorlamamıza hiç gerek yok arkadaş kalacağım ya da en azından beni iyi biri olarak hatırla kötü ayrılmak istemiyorum sonuçta bir senelik ilişkimiz vardı ve 10 senedir arkadaşımsın bana hep destek oldun ama yani denedik olmuyo zorlamayalım be hm o yüzden üzülme ve siktir et"

Vücudumda şok etkisi yaratırken aynı zamanda bana umut verip sonradan kırdığı için kalbimde bir sızı oluşmuştu ama güçlü olmalıydım. Annem gibi...

"Ben gideyim o zaman görüşmek üzere kendine iyi bak"

Nasıl yani böylece çekip gidiyor muydu?

"Hı-hı görüşürüz" bana Dünyam diyen çocuk şimdi arkasında kocaman bir enkaz bırakıp gitmişti...

1 Ay Sonra (Antalya)

Annem Neşe ile kardeşim güneşin yanına gidiyordum sonunda bir saat kalmıştı yolun bitmesine, neredeyse 3 saat 50 dakikadır yoldaydım ve galiba artık bayılacaktım yorgunluktan canla ayrılmamızın üstünden 1 ay geçmişti

şimdi düşünüyordum da üzülecek bir mesele değilmiş ne gerek vardı zaten bağırıp çağırmaya hayır bir de içip onu aramıştım

Moskova'da birlikte kaldığım oda
arkadaşlarımada rezil olmuştum zaten bir süredir hayatım çok sakindi işinden bir süreliğine izin alıp Moskova'dan ayrılıp annemle kardeşimin yanına gelmiştim

hayır bir de kendi derdim yetmiyormuş gibi insanların derdini dinliyordum psikolog olmak da zordu sonunda Antalya'ya varmıştım hemen otobüsten inip valizlerime almış ve taksi tutup evin yolunu tutmuştum taksiciye mahalleyi ve daireyi söyledim deli gibi açtım evde bir şeyler olması dileğiyle kafamı cama dayayıp gözlerimi kapadım 2 dakika kestirebilirdim.

Kaç dakika geçtiğini bilmiyordum gözlerimi yavaşça araladım sesle "ablacığım geldik âlo sana diyorum ablacığım" taksici ön koltuktan bağırıyordu "özür dilerim kusura bakmayın dalmışım da" adam sert bakışlarla çıktı taksitten o sırada ben ne kucağındaki bembeyaz yeşil gözlü yavru kedi ile birlikte arabadan çıktım bu kediyi gelirken Moskova'daki petshop'tan almıştım.

Kardeşim Güneş çok seviyordu kedileri o sırada adam bagajdan valizleri çıkarmıştı adama parayı verip binaya girdim asansörden 7 katta bastım kedinin miyavlama sesini duydum "sabret aşkım eve gidince mamanı vericem" deyip gerdan kısmını okşamaya başladım tatlım Minnoş bir kediydi en sonunda 7 kata vardığımızda kapıyı kardeşim güneş açtı.

17 yaşındaydı sapsarı saçları, kahveye çalan ela gözleri vardı tatlı Minnoş bir kızdı Güneş "abla sen mi gelecektin niye söylemedin seni çok özledim nasılsın iyi misin Moskova nasıldı yakışıklı erkekler var mıydı gelirken bir tane de bana getirseydin bir dakika bir dakika bana bir şeyler aldın değil mi istediğim Rujdan alıp geldin değil mi almadıysan çok kötü şeyler olur benden demesin eve sokmam seni neyse hadi gec içeri acıdım" daha şimdiden kafamı şişirmeye başlamıştı Güneş o sırada elimdeki kediyi fark edip "ay abla bu ne ben bunu yerim aşkım sen ne tatlı şeysin böyle oy senin pamuk pamuk tüylerine kurban"
Hafif şive ile çıkan sesi beni güldürmüştü elimden kediyi alıp sevmeye başladığında ben de oturma odasına geçmiştim

kendimi koltuğa fırlatacak şekilde atmıştım Güneş "var ya annem bu yaptığını görse seni kulaklarından tavana asardı haberin olsun" güneşin annemi anneme anmasıyla koltukta oturur pozisyona geldim kıkırdattı "annem demişken annem nerede göremedim onu" Güneş kedinin başını okşarken "markete gitmişti birazdan döner" deyince kafamı onaylılar bir şekilde salladım "ee sen nasılsın" kafasını belli belirsiz sağa sola sallayarak "hiç her zamanki gibi iyiyim abla bu arada yarın seninle Kaleiçine falan gideriz ne dersin" elim aynen der gibi salladım ve "he tabi sen 18 yaşına gel sen anca lunaparka gidersin" deyip dalga geçince gözlerini devirerek taklidimi yaptı koltukta duran yastığı alıp kafasına atacaktım ki elindeki kediyi fark edip "ee beğendin mi kedini"

kafasını kaldırıp gözlerini büyüterek "nasıl yani bu kediyi bana mı getirdin?" Kafama olayları salladım kediyi yere bırakıp hemen boynuma sarıldı "Yâ teşekkür ederim" ben de ona sarılırken zil çaldı Güneş "ben kapıyı açayım" deyince "sen dur ben hallederim" deyip oturduğum yerden fırladım Elim kapının kulbuna giderken heyecanlıydım en sonunda annemle kavuşabilecektim 2 senedir onun kokusunu içime çekip 'annem' diyemiyordum gözlerim dolmaya başlamıştı boğazıma oturan yumruğu geriye itekleyip kapıyı açtım

Annem vardı karşımda elinde iki poşette duruyordu yeşil gözleri beni görünce şaşırdı tontik yüzü donup kaldı

"annemm" diyerek boynuna atılınca elindeki poşetleri yere fırlatıp beni sarmaladı "ilkim kuzum senin ne işin var burada" diyerek boynumu yüzüme öpücükler kandırırken ben gülerek "hiiç süpriz yapayım dedim" deyip yanaklarını öptüm onun yaptığı gibi

"Çok güzel bir sürpriz de seni görünce kalbime inecekti valla" büyük gülümsedi "Gören de hayalet sanar" beni deyip odaya
güneşin yanına geçtim

Yan göze telefonuna bakmaya çalışırken yakalandım hemen başımı çevirdim onunla ilgilenmez gibi yaptım ama yemedi şeytan hemen ciyaklamaya başladı

"abla Allah aşkına ya bu hareketler ne ben bi reşit olayım başka eve gecicem yoksa ben burada yaşlanırım bide psikologsun" annem ise
"Bok gidersin başka eve salar mıyım zannediyorsun beni çileden çıkarma Güneş benim gözümde hala küçük bir çocuksun" deyip hemen karşılık verdi bense onları takmayıp koltuğa yayıldım

Annem bu sefer bana yan yan bakıp "ben yeni toparladım daha evi çarşafları bozayım deme seni de güneş gibi tavana asarım"

daha demin güneşe de değil lafı hatırltarak [aynısı senin için de geçerli usludur] demek istiyordu "Of vallahi gelmem bir daha bak yanına" diyince 3 saniye içinde ayağındaki terliği alıp bana fırlattı kafamı eğerek hamlesinden kaçtım "ben sizi 9 ay karnımda taşıyım bana böyle yapın siz.." ondan kaçmak için "anne kedim garya'yı gördün mü sen bak gel sana göstereyim hatta dur burada ben getireyim odaya koymuştum da" diyip odadan tüydüm.

Garya'yı kucağıma alıp geri odaya dönmüştüm annem biraz daha sakinleşmişti "kız onun ne işi var burada her yeri tüy eder şimdi" tam eline terliği almıştı ki "anneciğim sen torun istemiyor muydun al sana torun işte sev garya da benim çocuğum" deyip girmeye başladım annem offledi tısladı sonunda kabul etti akşam olmuştu çoktan yemek yedik film izledik derken herkes kendi odalarına çekilmişti

Ben de o sırada yatağa geçtim garya'yı ise kendi yatağına koydum sosyal medya da dolaşmaya başladım Antalya çok sıcak olduğu için altıma siyah bir şort üstüme ise beyaz bir salaş tişört giymiştim yatağa uzandım da garya kendi yatağından çıkıp benim yanıma gelmişti

15 dakika geçmiş ve garya uyumuştu canla takipleştiğim için storlerine girip gezindim bir kızla fotoğraf atmışlar onu boş vererek telefonu kapatıp garya ile birlikte uykuya daldım bugün çok yorulmuşum o yüzden güzel bir uykuya ihtiyacım vardı karanlık en sonunda beni içine hapsetmişti.

MOSKOVA CAN ATEŞ
28.03.2026

İlkim ile ayrılalı bir ay 3 gün olmuştu Tamam itiraf ediyorum ben aslında onu seviyordum ama ondan önceki sevdiğim kız beni aldatmıştı ve ben de yoklukta olduğumdan mı yoksa boşluk hissinde olduğum için mi Büyük ihtimalle o yüzden ona bağlanmıştım

ama bunun yanlış bir karar olduğunu anlayıp ondan ayrılmıştım pekii salakça olabilir ama ben böyleyim ve şimdi yeni bir sevgilim olmuştu bu kız kadar güzel bir kadın olmadığına yemin edip de bilirdim Selin sapsarı saçları kahvemsi gözleri küçük burnu ve boynundaki belirgin damarına kadar her şey mükemmeldi büyük göğüslerine diyecek lafım dahi yok zaten.

Düşüncelerimden ayrılıp yatak odasına doğru yol aldım selin yatağın üzerine köpeğimiz Rita ile birlikte oyun oynuyorlardı rita beni fark edip üzerine doğru koşmaya başladı onu kucağıma alıp kıvırcık tüylerini okşamaya başladım

O sırada selin "hayatım" diye seslendiğinde gülerek "efendim dünyam" ağzımdan çıkan kelimeyle kaşlarım çatılı ve donup kaldım benim tek Dünyam ilkimdi tam geri düşüncelerime dalacakken selinin sesi beni kendime getirdim "ya yerim seni aşkım" diye gülümserken ona bakıp gülümsedim Tamam belki yapmacık bir kızdı ama iyi birisiydi "aynen" diye cevapladım onu "Selin bugün çok yoruldum da uyuyalım mı birlikte" selin kafasını sallayarak onayladı "üstünü değiştirip gel hadi bekliyorum seni"

Gardıroba doğru yürüdüm ve altına siyah bir eşofman giyip üstüme de beyaz bir tişört giydim ev kalorifer ile ısındığı için sıcaktı kirlileri kirli sepetine atıp selin'in yanına gittim selin çoktan uyumuş uzanıyordu ve üstünde pembe pijaması ile duruyordu.

Yanına giderek üstünü örttüm ve onu göğsüme doğru çekip gözlerimi kapatarak uykuya selin'in kokusuyla daldım...

ANTALYA İLKİM GÜNGÖR
29.03.2026

Sabah kalktığımda zil ard arda çalıyordu hemen kalkıp annemgile baktım ama kimse yoktu zil çalmaya devam ederken güneşin odasına girip ona da baktım ama o da görünürde yoktu acaba bu yere mi gitmislerdi duvar saati dan saate baktım saat tam 14:26 idi gözlerim fal taşı gibi açıldı nasıl yani ben 13 saat mi uyumuştum yuh

o sırada ardı ardına çalan kapıya söverek güneşin odasından çıkıp kapının önüne gelince delikten baktım yaşlı bı adam vardı kapıyı açtım
"Ne oluyo amca ne alacaklı gibi çalıyon kapıyı"

"evladım peşimde adamlar var Allah için gireyim içeri"
Kaşlarımı çatıp "kim ya bunlar hayırdır dur amca geç sen içeri ben polisi arayayım" adam telaşla kafasını onaylar anlamda salladı kapıyı kilitleyip yatak odasına koşar adımlarla gittim telefon alıp polisin numarasını hızla tıkladım telefon 2. Saniyede açılmıştı ki bu sefer kapıyı kıracak gibi çalıyordu

hemen telefonu yatağın üzerine atıp mutfaktan bıçak aldım kapıyı yerin şekilde açıcakken amca "evladım açma bak bunlar çok büyük adamlar ikimizide öldürürler" amcaya dönüp "herkes öyle istediğini öldüremez merak etme amca"

Kapıya geri dönüp kulba uzandım ve kendime doğru çekerek kapıyı açtım 3 adam vardı hepside deve kadardı yüzüme masum yeni uyanmış ifadesi takarak "ne oluyo ya alacaklı gibi caliyosunuz sabahın köründe"

Uzun boylu diğer adamlara göre daha şık ve salaş giyinen adam beni utanmaz gözlerle süzüyordu aynı şekilde bende onu süzdüm

Koyu kumral saçları, elaya çalan gözleri, keskin yüz hatları hafif yeni çıkmış yüzüne tam oturan sakalları ile büyüleyici gözüküyordu

Düşüncelerimden sıyrıldım yaşlı amca o sırada kapının arkasındaydi
"Rahatsız ettik kusura bakmayın küçük hanım iyi günler" arkasını dönüp adamlara bas hareketiyle işaret verdi

"sizede" tam kapıyı kapatacaktim ki bı kol buna engel oldu ve kapıyı tamamen açıp içeri girdiler adama kaşlarımı çatıp ne yaptığına anlam vermezken adam yanındakilere "evi arayın o piçi bana bulun"

bana doğru döndü boyu uzun olduğu için bana yukarıdan bakıyordu
Adam en son kapının arkasındaydı o tarafa döndüğümde yoktu ne yani beni tek başıma bırakıp gitmiş miydi?

Adam "senin uyku numarana inanacağımı mı sandın gerçekten?"
Küçümser bu ifadeyle yüzüme bakıyordu.

Bilmezlikten gelir gibi yapıp "ne uyku numarası be daha yüzümü bile yıkayamadım ve sen hangi hakla benim evime girip heryeri adaamlarina karıştırtıyorsun mahkemelik belgen var mı hmm polis duysa neler olacağını biliyorsum demi"

Bileğinden tutup küçümser bu ifadeyle yüzüme baktı "O çok güvendiğin polisleri çağır o zaman neler olacağını birlikte görelim" ciddi mıydı bu adam

Ağzımdan bir hah sesi çıktığında "Seni mahkemelerde süründürürüm adını bilsem bi happse attırı-" yanımıza gelen adamın konuşmasıyla cümlem yarıda kesilince gözlerimi devirdim

Adam "Abi burda kimse yok heryere baktık adam kaçmış" suçluluk ifadesiyle
suratını eğen adama yandan yandan bakıyordum

Benlle konuşan adam "sizin yapacağınız işi si-"gözleri bana ilişince susarak gözlerini kapadı

Bide centilmenlik mi yapıyordu o
Adam gözlerini açıp bana doğru eğildi ve işaret parmağını bana doğrultarak
Konuşmaya başladı "O adam kaçtığına göre sen bizimle geliyorsun Hakan Güngörün kızı İlkim Güngör"

Sanki daha çok çatılması mümkünmüş gibi dhaa çok sıktım kaşlarımı nasıl ya olmuş babamın adını ve benim adımı nerden biliyordu bu adam

"Bir dakika sen benim ve babamın adını nerden biliyorsun"

Adamın dudakları sinsi bı kıvrılışla yükseldi ve sanki sır verirmiş gibi eğilerek kulağıma doğru "Baban Hakan Güngör neden öldüğünü öğrenmek ister misin?"

Kalbim hızlanırken göğüs kafesimden fırlayacak kadar hızlı atıyordu doktorlar babamın ölüm sebebinin kalp krizi olduğunu söylemişlerdi başka ne sebep olabilirdi ki

Düşüncelerimden çekip çıkaran o lanet adamın sesiydi "Fuat" kafasıyla işaret verdi Fuat bana yaklaşırken ben sanki ayaklarıma demir bağlanmış gibi hareket edemiyordum "Bu arada adım Karan Araz Soykan" nasıl yani şu ünlü iş adamı ünvanını alan kızların ölüp bittiği adam mıydı

Fuat denilen adam kolumdan tuttuğunda elimdeki bıçağı kaldırıp koluna saplıyacaktım ki bir kol buna engel oldu Karan Araz Soykan

Tutuşu ne sert ne de hafifti "Fuat sen arabayı aç geliyoruz biz hadi yürüyün
Telefon ve giysi de alın dolabından"

Gözlerimi büyüterek "NE! ben nereye geliyorum saçmalamayın ölsem surdan şuraya gitmem"

Karan sırıtarak yüzüme baktı ve "O adamı kaçırma sebebimiz sensin ve bunun bedelini çekeceksin"

Kaşlarımı çatarak "Pardon da adamı öldürücektiniz ne yapsaydım kapıyı suratına kapatıp 'kusura bakmayın içeri alamam sizi burada durup ölmeyi bekleyebilirsiniz' diyip adama sırtımı mı dönseydim?"

Karan kolumu tutarak kendine çekti
"Evet tam olarak böyle yapacaktın bak yapmadığın için neler oluyor hmm"

Gözlerimi devirdim "Ben nerden bilicektim ya adamın beni bırakıp sadece kendi canını önemsediğini ya hayır bide bana yalvardı şerefsiz adam
Hem o adamın ne suçu var ki?"

Karan "Çok konuşuyorsun sus artık ve adamın ne yaptığı seni ilgilendirmez"
Şaka yapıyordu herhalde

"Ya nasıl beni ilgilendirmez!şaka mı yapıyosun ya adam yüzüne beni götürüceksiniz ya ben deliricem"

Karan ellerini bacaklarımın altından geçirip kucağına aldığında şokla ağzımdan çıkan sesle yüzünü buluşturduğunu gördüm ellerim anı bi refleksle boynuna dolanınca sırıtmaya basladı

"Ya bırak beni deli misin nesin sapık
herif manyak pic"Karan yandan bu bakış attı

"Hay sik-" küfür edicekti ki yarıda
bırakıp tekrar konuşmaya başladı "hayatımda senin kadar küfür eden bir kız görmedim ben"

Bu sırada Fuat denilen siyah saçlı 24-25 yaşlarındaki adam elde taşınabilir bavul getirmiş büyük ihtimalle içine kıyafetlerim vardı he bunlar baya ciddiydi AMK kafayı yemişler lan ay yok ben deliricem en sonunda

Karan'a baktım ve ağzım sonuna kadar açılmış olabilirdi hiç güzel bı görüntü olmadığının da farkındaydım da şuan bunu kafama takamazdım

"He siz baya baya beni yanınızda götürüceksiniz zannediyosunuz çok beklersiniz çünkü gelmiyorum da demin de dedim gelmicem surdan şuraya gitmem diye ama galiba anlamamışsınız hmm"

Akran bacaklarımı sıkarak "Zannetmiyorum yapıyorum ve senin gitmene gerek yok benden taşıyıp da götürürüm seni"

Ya annem nerdeydi benim ya annemi istiyorum diye ağlayacaktım Karan'a alttan alttan bakmaktan boynum ağrımıştı

Karan fuata dönerek "her şey tamam mı?" diye sorduğunda Fuat kafasını onaylarcasına salladı ve "evet abi bütün kıyafetlerini yerleştirdim telefonda valizin içinde" Karan başını sallayıp

Bana döndü"O zaman çıkalım arabayı hazırladı mı Barlas" Fuat aynı şekilde onayladı kafasıyla "evet abi hazır araba bizi bekliyo"

Karan yürümeye başlayınca "Ya benim günahım ne ya" Karan bu sefer bişi fısıldadı ama duymamıştım

Karanın yakalarından tutup kendime cektimn bu sefer "Sana diyorum o adamın cezasını bana kesemezsiniz anladın mı beni"

Karan en son Rolls-Royce La Rose Noire Droptail araba duruyordu karşımda rengine aşık olabilirdim şuan

Karan "Hayran kaldım sanırım hmm"
Ona baktığımda sırıtıyordu tam cevap verecektim ki acı bir his kapladı bedenimi o kadar derin bir acı vardı ki kolumda Karan'ın ağzından çıkan "hay sikeyim Fuat ne bekliyorsun ateş etsene"
Boğuk sesler geliyordu kulağıma...

Yeni bölüm için fikirlerinizi belirtirseniz çok sevinirim
Cumartesi günü yeni bölümü atarım akşam üzeri saat 11 ile 11:30 arası tekrardan görüşmek dileğiyle
Kendinize iyi bakııınnn

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kategoriler ve temalar yükleniyor…