Bölümler 1Şu an: Uyku
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sabahını bildiğimiz bir güne yine de başlamak ister miydik acaba? Belki de yaşanacaklardan değilde rüyalarımızdan, hayalimizden korkuyoruzdur. Gece geç saatlere kadar düşünüp kafayı yedikten sonra mı anlamamız lazım, hayallerimizin sadece hayal olduğunu. Ben Lalin Soyer. Buraya, hayallerimdeki adamı bulmaya geldim.
"Zil çaldı çocuklar. Notu almadan çıkmayın." dedi Sude Hoca. Dersimiz Türkçeydi ve her zamanki gibi çok sıkıcı geçmişti. Kitabımın sağ üstüne kelebek çizmeye çalışmıştım. Aklımdaki düşünceler kafamı karıştırıyordu. Kafamı masaya koyduğum anda eski anılarım aklıma geliyordu. İlk buluştuğumuz gün, bana aldığı ilk hediye. Her şey gözümün önünde film şeridi gibi geçip gidiyordu. Ben bunu düşünürken yüzümde bir soğukluk hissettim. Gözlerimden ağzıma doğru gidiyordu. Evet, gözyaşı. Harika, herkes başıma toplandığına göre bir basın açıklaması yapmam gerekiyordu sanırım.
"Bir şey yok ya, gözüm akıyor sadece." diyerek geçiştirmeye çalıştım. Hiçbir şeyden haberi olmayan İdil sınıfa yeni geliyordu. Herkesin başıma doluştuğunu görünce hemen yanıma geldi ve bana sıkı sıkı sarıldı. Gözümü açtığımda kapıda Kuzey'in olduğunu gördüm. Daha demin uğruna ağladığım çocuk, benim eski sevgilim olur. İdil ondan hiç hoşlanmaz çünkü bana neler yaşattığını sadece o biliyor.
"Gelmiş yine. Bebeğim sen ona bakma, gelir gider insanlar. Hem sana çocuk mu kalmadı. Bebek gibi kızsın. Senin suratına kurban olsunlar." dedi İdil.
Haklıydı, cam gibi cildim vardı. Kumral saçlarım parlıyordu. Kahverengi gözlerim ışık saçıyordu.
"İdil, önemli olan çocuk değil ki. Bunu sen de biliyorsun. Önemli olan anılar, yaşanılanlar." diyordu titreyen sesim.
"Aşkım ne zamana kadar böyle ağlayacaksın, insan sıklır bir süreden sonra." dedi İdil. Cümlesini bitirdiği anda ortama Kuzey girdi.
"Oo, bizim küçük kızımız ağlıyormuş. Çok üzüldüm. Yine ne yaptın İdil?" dediği anda İdil Kuzey'in suratına bir tokat attı. Bir anlık şoktan sonra Kuzey konuşmaya başladı.
"Kızım sen ne yaptığını sanıyorsun ya? Bana nasıl tokat atarsın!" Cümlesi bitmeden İdil'in sesi sınıfta yankılandı.
"Asıl sen ne yaptığını sanıyorsun Kuzey? Yaptığın hiç hoş bir şey değil! Kız burada senin yüzünden ağlıyor. Hiç düşündün mu acaba arkanda neler bıraktığını. Arkanda bir hayat bıraktın Kuzey!" Ağlamam tamamıyla durmuştu, pür dikkat onları izliyordum. Bir süre hiç konuşmadan birbirlerinin yüzüne baktılar. Sonrasında İdil kolumu çekerek beni kapıya doğru götürdü. "Lalin, bak hayatım. Kendini üzme artık. Bu ne yapıyorsa yapsın hep kendini küçük düşürüyor. Sen de böyle olma diye uğraşıyoruz. Sakın beni yanlış anlama, tamam mı?" İdil beni çekiştirdikçe canım acıyordu. Stresten, uyuyamadığımdan kollarımı çiziyordum. Bir ara yanlışlıkla kanatmıştım, tam orayı çekiştiriyordu. Ben cevap vermeyince ve yüzümdeki acının farkına varınca;
"Lalin? Bir yerin mi acıyor. Niye öyle duruyorsun?" Dedikten sonra üzerimdeki kapüşonu çıkardım. Yüzündeki şok ifadesi her şeyi açıklıyordu. Ne yaptın sen bakışını attıktan sonra anlatmaya başladım.
"Aslında şöyle, ben geceleri uyuyamıyorum. Yani uyuyorum ama hep aynı rüyayı görüyorum. Birisi rüyamda hep 'Beni bulduktan sonra hayatın çok değişecek' diyor. Her rüyam böyle. Çok tanıdık geliyor ama çıkaramıyorum." dememden sonra zil çaldığı için Kuzey kendi sınıfına gidiyordu. Önümüzden geçip giderken İdil'e söylenmeye devam ediyordu. İdil'in odağı sadece benim üzerimdeydi.
"Kime benziyordu? Yüzü nasıldı? Anlatsana kızım. Cımbızla laf alıyoruz ağzından." dedi İdil. Ağladıktan sonra konuşmak insana işkence gibi geliyordu.
"Kumraldı, mavi gözlüydü. 1.70 civarındaydı. Ama adını bilmiyorum." dedim. İdil, beni kendine doğru çevirdi ve konuşmaya başladı.
"Kumral, mavi gözlü ve 1.70. Tam sana göre! Hayırlı olsun Lalin." dalga geçmesi moralimi düşürüyordu ama sanırım haklıydı. Bu kriterler tam bana göreydi. Hayallerimdeki adamı bulmuş sevinciyle İdil'in yüzüne gülümsedim ve derse girdik.
Çıkış zili çalmıştı. Çantamı toplayıp sınıftan çıktım. Merdivene doğru ilerlerken bir el beni tuttu ve kendine doğru çekti. Arkama baktığımda, İdil'le konuştuğumuz çocuğu karşımda gördüm. Benim rüyalarıma giren, benim hayallerimdeki çocuk. Yüz hatları, gözleri, her şeyi aynıydı. Bu bir tesadüf müydü, yoksa öylesine bir karşılaşma mıydı bilmiyordum. Sanki kurgunun içerisindeymişiz gibi, dizi gibiydi.
"Sen kimsin?" dedim. Kalbim yerinden çıkacak gibiydi. Koridor benim kalp atışımla yankılanıyordu.
"Şey, seni korkutmak istemezdim. Özür dilerim. Ben Pars, okula yeni geldim." Şaka mıydı bu? Film sahnesi gibiydi bu an. Getirin kameraları, 30 sezonluk dizi çıkar bu diyaloglardan!
"Ha, yok korkmadım. Birine benzettim de. Memnun oldum, ben de Lalin." Beynim bir süreliğine çalışmayı durdurdu. Düşünsenize, rüyalarınıza giren bir adamı gerçek hayatta görüyorsunuz. Çok korkutucu!
"Kime benzettin?" derken çok tereddütlü konuşmuştu. Sanki bir şeyler biliyormuş gibiydi. Ama yaşadıklarımı söylersem, ya deli, ya da cin olduğumu düşünürdü. Bu yüzden yalan söylemek zorunda kaldım. Aslında doğruydu ama yalandı.
"Hiç, rüyamda gördüm sanki. Aynıydınız, o yüzden tırstım biraz. Kusura bakma Kars." dedim.
"Pars"
Yerin dibine girsem yeriydi. Adını biliyorsun Lalin! Niye lafı uzatıyorsun. Deli gibi sadece yüzüne bakıyordum. O da benim yüzüme bakıyordu.
"Özür dilerim ama eve gitmem lazım. Sonra görüşürüz." Stresten karnım ağrımaya başlamıştı. Koridorun ortasındaydık, sadece ikimiz vardık.
"Peki, görüşürüz Lalin" Pars, hayallerimdeki çocuk değildi. Hayalimdi. Her şeyi bana göreydi. Her zerresi.
"Görüşürüz." Ne desem bilememiştim. Yeni tanıştığım birine bu kadar kurulmayı ben de beklemiyordum. Aslında kimse beklemezdi. Kim yeni tanıştığı birisine aşık olurdu ki? Ben. Neyse Lalin, kafanı bunlarla yorma. Yoksa sonun iyi olmayacak.
Eve geldiğimde yorgunluktan bayılacak gibiydim. Çantamı yere attıktan sonra yatağıma atladım. Dışardan gelen çocuk seslerini duymamak için kulaklığımı almak üzere masaya doğru yöneldim. Telefonun Bluetooth'unu açacakken telefonu açmadığımı farketmiştim. Beynim duracak gibiydi. Az önce gördüğüm çocuk kimdi, neyin nesiydi, iyi birimiydi hiç bilmiyordum. Belki de hayalimdeki adam dediğim kişi sadece bir kişiden ibaretti. Hiçbir şe bilmemem beni fazlasıyla korkutuyordu. Tek bildiğim şey, delirmeme ramak kalmış olmasıydı.
Telefonumu açmamla telefonumun bildirim yağmuruna tutulması bir oldu. Telefonum yaklaşık 10 saattir kapalıydı. İdilden 'gördün mü, bizim okula yeni biri gelmiş' mesajını gördüğüm an kalbim yeniden deliler gibi çarpmaya başlamıştı. Kuzeyden ' o arkadaşın gününü görecek. Bana vurmak neymiş gösteredeğim ona!' Mesajı gelince kısa süre ekrana kilitlendim. Kuzeyden ve onun badboy triplerinden gerçekten nefret ediyorum. Bir insan bu kadar mı cringe olur?
'Bana ve İdil'e hiçbir şey yapamazsın. Deneme de bence Kuzey.' Yazdım ve kısa süre ekrana yeniden kilitlendim. Üsten gelen mesaj hayatımda aldığım en saçma ve en korkunç mesajdı. 'Rüyalarındaki adamı bulmak istiyor musun?' Bu ne demek oluyordu? Bu kimdi ve bana ne anlamaya çalışıyordu, hiçir fikrim yoktu. Elim korkuyla üstteki yazıya gitti ve o mesaja tıkladı. Gizli numaradan yazmıştı her kimse. 'Nasıl yani?' Yazdım ve mesajı atmakla atmamak arasında gidip geliyordum. Atsam ne olurdu, atmasam ne olurdu. Düşüncelerim kafamı karıştırmaya başlayınca kafamı iki yana salladım ve kafamın düzelmesini sağladım. Mesajı göndermeye bastım ve sanki karşı taraf yazmamı beklermiş gibi anında görüldü attı. Saniyesinde mesaj geldi.
'Sadece yüzyüze konuşmamız lazım. Yarın saat 16.30'da The Angel kafesinin oraya gel.' Ekrana yine kilitlenmiştim. Bu kimdi? Rüyalarımda kimi ve neyi gördüğümü nereden biliyordu? Rüya gördüğümü nereden biliyordu? Delirmemek için 'Tamam' yazıp telefonumu uçak moduna aldım. Sanırım hayatımın en büyük kararını vererek The Angel kafeye gidecektim.
Bu bölümü nasıl buldunuz yorumlarınızı bekliyorum!
Bölüm etkileşimi
