Bölümler 1Şu an: Uyarı
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Aynur, haftalardır göğsüne oturan o ağır, tanımsız sıkıntıdan bir türlü kurtulamıyordu. Zihni, karanlık bir odada yankılanan fısıltılar gibi sürekli endişeyle doluydu. En yakın arkadaşı Buğlem, onun bu hallerine daha fazla dayanamayıp kolundan tuttuğu gibi dışarı çıkardı: "Sadece yürüyeceğiz Aynur, biraz kafa dağıtacağız. Tek ihtiyacın olan şey temiz hava."
Şehrin gürültüsünden uzaklaşmak için kasabanın hemen çıkışındaki çam ormanına giden patikaya saptılar. Akşamüstünün alacakaranlığı ağaçların arasından süzülürken, patikanın kenarındaki eski, terk edilmiş bir ahşap çardakta oturan iki kız gördüler. Busem ve Aylin. Busem, sürekli ellerini oğuşturan huzursuz bir havaya sahipti; Aylin ise soğukkanlı, ama gözlerinde garip bir boşlukla bakıyordu. Kısa bir selamlaşmanın ardından sohbet etmeye başladılar. Onlar da tıpkı Aynur ve Buğlem gibi içlerindeki sıkıntıdan kaçmak için buradaydılar.Aylin, patikanın biraz ilerisinde, haritalarda bile görünmeyen eski bir maden girişinden bahsetti. "Orada sesler hiç susmaz ama içeri girince dışarıdaki tüm dertlerini unutuyorsun," dedi pürüzsüz bir ses tonuyla. Busem panikle araya girdi: "Gitmemeliyiz, biliyorsunuz oradan geri..." ama Aylin’in tek bir keskin bakışıyla sustu.
Buğlem gitmek istemedi, fakat Aynur’un içindeki o tarif edilemez meraktan doğan çekim galip geldi. Dört kız, sık ağaçların arasından süzülerek mağaranın paslı demir kapısına ulaştılar. İçerisi zifiri karanlıktı ve dışarıdaki rüzgardan çok farklı, buz gibi bir hava yüzlerine çarptı.
Tam içeri adım attıklarında arkalarındaki ağır demir kapı büyük bir gürültüyle kapandı ve kilitlendi.Buğlem çığlık atarak kapıya vurdu, ama kapı milim kımıldamadı. Telefonların flaşlarını açtıklarında, Aynur’un gözleri duvardaki eski bir tabelaya takıldı. Tabelanın üzerinde kırık dökük harflerle bir uyarı yazıyordu. Ancak asıl korkunç olan bu değildi; duvarda, yıllar önce kaybolan insanların gazete kupürleri asılıydı.
Aynur flaşı kupürlere doğru tuttuğunda kanı dondu. Sarı sayfaların üzerindeki fotoğraflarda iki yüz açıkça görünüyordu: Busem ve Aylin. Altındaki haberde ise şöyle yazıyordu: "Ormandaki maden kazasında kaybolan iki genç kızın izine rastlanamadı."
Aynur yavaşça arkasına döndü. Yanında duran Busem ve Aylin’in yüzleri, telefon ışığının altında çarpılmaya, gölgeleri duvarda insanüstü şekiller almaya başlamıştı. Busem’in az önceki huzursuzluğu gitmiş, yerini soğuk bir gülümsemeye bırakmıştı.
Aylin, Aynur’un kulağına doğru eğildi ve fısıldadı: "Zihnindeki sıkıntılardan kurtulmak istiyordun, değil mi Aynur? Artık tamamen özgürsün. Çünkü buradan asla çıkamayacaksın."
Bölüm etkileşimi
