1. bölüm / 1
𝐒𝐢𝐲𝐚𝐡 𝐁𝐚𝐥𝐨𝐧𝐮𝐧 𝐆ü𝐥üşüKuru Güller
Bölümler 1Şu an: Kuru Güller
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İstanbul’un nemli sıcağında, eski depo bölgesinin terk edilmiş sessizliği, keskin ve ritmik bir ıslık sesiyle bozuluyordu. Islık, neşeli bir melodiden ziyade, soğuk bir vedanın habercisi gibiydi. Katil, kurbanının etrafında yavaş adımlarla dönerken o meşhur melodiyi fısıldıyordu:
"Yağmur yağıyor, seller akıyor..."
Bu kelimeler sürekli mekanda yankılanıyordu. Çocukluğumuzun masum şarkısı, onun dudaklarında bir ölüm marşına dönüşmüştü.
Yerde elleri ve kolları sandalyeye bağlı adam, kafasındaki kaba kumaştan çuvalın altından düzensiz nefesler alıyordu. Ter, gözlerine sızıyor ama silemiyordu.
"Lütfen..." diye inledi adam. Ama kimse duyamadı.
Sesi gittiksire boğuklaşıyordu.
"Paraysa, ne istersen veririm. Kimseye söylemem, yemin ederim!"
Islık sesi aniden kesildi. Ağır bot sesleri beton zeminde yankılanarak adama yaklaştı.Her adımında yerdeki soğuk betonun tozları kalkıyordu. Katil, kurbanının kulağına eğildi. Sesi buz gibiydi. Işıklar pencerelerden sızarken:
"Mesele para değil, Selim. Mesele, üç yıl önce o karanlık yolda çarptığın o küçük kızın davasını rüşvetle kapatmış olman. Polisler dosyayı tozlu raflara kaldırdı ama... ben kaldırmadım."
Sonra katilin o klasik sorusu geldi aklına ve sordu:
"En büyük günahın neydi?"
Selim düşündü ama zar zor nefes alıyordu sonra zar zor "O kıza çarpmamdı." dedi
Katil, Aden gülümseyip d
"Dürüst olduğun için sağ ol." dedi
Arden yavaşça doğruldu. Cebinden simsiyah, mat bir balon çıkardı. Onu küçük bir tüple şişirdi. Tüpü yarine koyarken bir kaç düşünceye daldı ardından balonun ipini, yerdeki ağır bir mermer parçasına ustalıkla düğümledi. Mermerin hemen altında, Selim'in o geceye dair sildiği kamera kayıtlarının ve rüşvet belgelerinin olduğu bir dosya duruyordu. Çantasından yine o çuvalı çıkardı ve bu sefer bir ilki gerçekleştirdi üstüne "G" harfi yazdı.Son dokunuş olarak, kurbanın ayaklarının dibine bir buket kuru gül koydu. Güllerin kurumuş olması o anki durumu ortada bırakıyordu.
Katilin kurduğu düzenek aynen çalışıyordu kurban direndiksire ip sıkışıyor ve boynunu sıkıyordu. Aslında her şey kurbana yani Selim'e bağlıydı katil ona "sakin ol" dediksire dahada fazla direndi bir 10dk. sonra bir ses yankılandı
"Oyun bitti."
Selim ölmüştü. Katil ise sessizce gülümseyerek olay yerinden ayrıldı.
Olay Yeri: İki Saat Sonra
Mavi ve kırmızı siren ışıkları patlaştıksıra, deponun kirli camlarında dans ediyordu. Sarı olay yeri inceleme şeritleri rüzgarda dalgalanırken, Savcı Esra, topuklu ayakkabılarının betonla buluştuğu sert adımlarla içeri girdi.
"Yinemi aynı manzara?" diye sordu yanındaki Komiser Murat’a.
Murat, fenerini cesedin üzerine tuttu. Görünüm dehşet vericiydi. Kurbanın elleri arkadan kendi boğazına bağlanan ince bir tel mekanizmasıyla sabitlenmişti; adam kurtulmaya çalıştıkça kendini boğmuştu. Burnuna gelen ilk koku kan değil, kurumuş güllerin o hüzünlü ve tozlu kokusuydu. Güllerin yapraklarının ucunda hafiften kopmalar başlamıştı. Kafasında ise bir çuval. Bu çuval her çuval gibi olabilirdi fakat bu sefer üstünde bir harf vardı:
"G" harfi.
Savcının dikkatini çekti ardından not defterine not ladı ilk defa rastladı buna.
"Aynı imza sayın savcım," dedi Murat düşüncelerinibölüp.
"Kafada çuval, kuru güller ve hemen yanında..."
Fenerin ışığı, havada hafifçe salınan siyah balona takıldı. Balonun üzerinde sprey boyayla çizilmiş gülen bir yüz vardı.Esra, balonun bağlı olduğu mermer taşı kaldırdı. Altındaki zarfın üzerinde bir not vardı. Not kağıdı öncekilere göre dağa özenliydi yine aynı yazı mavi mürekkeple yazılmıştı.
"Hukuk uyudu, suçlu büyüdü. Ben sadece uyandırdım. Bu çiçekler, maktulün yetim bıraktığı çocukların mezarına koyamadığı güllerin kefaretidir."
Esra bir an duraksadı. Bu adam bir canidir, diye düşündü. Ama içindeki bir yer, sistemin adaleti sağlayamadığı noktada Arden’in bu vahşi yöntemlerle "temizlik" yapmasına engel olamıyordu. Hem bir nefret hem de gizli bir hayranlık dalgası kalbine vurdu.
Komiser Murat telefonundan bir kayıt açtı. Civardaki bir güvenlik kamerasının mikrofonuna takılan o boğuk, tüyler ürpertici ıslık sesi odayı doldurdu: "Yağmur yağıyor, seller akıyor..." Her kelime insanı resmen kendi içine çekiyordu. Mikrofondan gelen bu ses bazen cızırtı geliyordu ama katilin zevkle çaldığı bu melodi belli oluyordu.
Esra gözlerini yeniden siyah balona dikti. Balon parlak ve korkutucuydu.
"Bu kaçıncı balon Murat?"
"Beşinci Savcı Hanım. Ve bu seferki notta sadece kanıtlar yok... Sizin isminiz de geçiyor."
Bölüm etkileşimi
