5. bölüm · Unutulmuş orman
Bu ormanda canavar var
Çok garip bir histi.
Gözlerimi yavaşça açtığımda ormanın derinliklerinde yatıyordum, ve o beni ağacın arkadından izliyordu.
"Nerdeyim ben?"
Kendi kendime mırıldanarak ayağa kalktım ama başım çok ağrıyordu.
Gözlerim ağacın ardındaki karaltı ile kesiştiği an arkamı döndün ve koşmaya başladım.
Nereye koşuyordum bilmiyorum ama o lanet olası canavardan kurtulmam gerekti.
Koşarken arkamdan gelen hızlı adım seslerine odaklanırken yerdeki bir yılanı görmediğim için takla atarak yere çakıldım.
"Evin başına yıkılsın yılan!"
Tam kalkacağım anda üstüme atladı, öleceğim sanarak gözlerimi yumdum ama hiçbirşey olmadı. Sadece üstüme bir ağırlık yüklendi...
Gözlerimi açtığım an gri tüylü kulaklar... altın sarısı gözler ve keskin yüz hatlarına sahip bir insan.
Hayır! İnsan değildi evet bir kurt adamdı
Onu iterek ayağa kalktım ve yerde ilk gördüğüm kalın sopaya uzanıp sıkıca kavradım.
Ayağa kalktığımda elimdeki kalın odun ile ona bakarken o yavaşça ayağa kalktığında onunla göz temasımı bozmamak için kafamı kaldırmam gerekti bu ne boy arkadaş maşallah diye düşünmekten kendimi alamadım. Ama o hareketlendiğinde arkama dönüp koşmaya başladım. Nereye gidiyordum bilmiyorum yada nerde olduğumu. Tek bildiğim eğer şu an kaçamazsam hiçbir zaman kurtulamazdım.
"Dur!"
Arkamdan gelen derin ses dahada tedirgin olmama neden oldu ama yavaşladığımı hissettim. aniden gelen hızla adım sesleri ardından bir el beni belimden yakalayıp kendine döndürdü ve benim bedenimi kendi bedenine yasladı. Bu çok garip bir histi. Kafamı kaldırıp onun gözlerine baktığımda gözlerinin simsiyah oldugunu fark ettim ancak elimdeki sopa düşüp onun ayağına düştüğünde ellerini belimden çekerek bir küfür savurdu.
Fırsatı kullanıp koşmaya başladığım an o arkamdan güzel sözler söylemekle meşguldü. En sonunda koşarken bir ışık fark ettim.... ama ışığın önünde 3 metre boyunda bir geyiğin silueti vardı ama sorun olan onunda insan gibi ayakta durmasıydı.
Evet bu ormanın skinwalker olduğunu tahmin ediyordum ama karşılaşacağımı pek düşünmemiştim. Tam o anda kafama bir darbe yedim ve keskin acı tüm vücuduma yayılırken yaşlar gözlerime hücum etmeye başladı. Ve belimde iki el hissettiğimde ne olduğunu anladım... wolfman. Onu unutmuştum ve unutmamın cezasını şimdi ödeyecektim.
İlahi bakış açısı
♧
Eflâl arkasındaki drystan ın kollarına yığıldığında dyrystan onu omzuna bir patates çuvalı misali attı ve yaklaşık 10 metre uzaktaki terk edilmiş kiliseye yürümeye başladı. Ama o anda eflâl'in kafasından akan kan drystan ın ellerine bulaştığında drystan ın gözleri dahada karardı ama kendisini tutmak için kendini zorlamak zorunda kaldı.
Onu kiliseye götürdüğünde kapıyı açıp yerin içine yerleştirdiği zeminle aynı seviyedeki yatağa nazikçe bıraktı ve üstünü örttü. Drystan, eflâl in ayakkabılarını çıkarıp dolaba koydu ardından kendi ayakkabılarınıda çıkarıp üstündeki gömleğini çıkardı sonrasında üstünü değiştirip kırmızı başlıklı kızlı pjama takımını giyip yatağın yanına geldi. Ardından nazikçe eflâlin yanına yattı ancak sarılmadı veya temasa geçmedi. Onu rahatsız etmekten korkarcasına yatağın öbür ucunda yattı. Eflâli izleyerek uykuya dalmaya çalışıyordu ancak gözlerini ondan çekemiyordu en sonunda biraz yanına yaklaştı ve yanında uyumaya başladı.
EFLÂL İN BAKIŞ AÇISI
Gzlerimi açtığımda gerçekten rahattım... hemde fazla rahat. Uyku sersemligi ile arkamı döndüm.
Arkamdaki kisinin varlıgından bi haber halde ona sarıldım ancak biraz sonra aniden gozlerim açıldı ve onu fark ettim
"AAAAAAAAAA"
tiz bir çığlık dudaklarımdan firar ettiği anda o irkilerek oturur pozisyona geldi ve elleri ile kulaklarını kapatırken yüzünü buruşturmayıda ihmal etmedi.
"Sen kimsin"
"Adım drystan, seniormanda buldum" kafamda anılar canlanmaya başladı.
"Hatırladım" etrafı inceledikten sonra tekrar ona döndüm.
"Eşyalarım nerde?"
"Ayakkabıların dolapta"
Yavaşça dolaba ilerledim ve dolabı açıp ayakkabılarımı aldım ve ayaklarıma geçirdim, kapıya doğru yürürken son defa ona döndüm... ama orda yoktu.
"Drystan? Neredesin"
Etrafı inceledim, ama yoktu.
Umursamazca arkamı döndüğüm anda onun kapının önünde durduğunu gördüm.
"Üzgünüm ama gidemezsin"
"Ne?"
göz devirirken içten içe benim mal olduğumu düşünüyordu.
"Yani artık buradasın"
☆
(Aşırı cringe olmuş olabilir bu benim ilk hikayem bu yüzden bi tık amatörce oldu ancak ilerleyen bölümlerde daha çok heyevan olacak özellikle dolun ay gecesinde yaşanacaklar....)
♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡♡◇♡♡♡♡
