1. bölüm / 1
Unutulan YazgıBölüm 1 - Küllerin Hatırladığı
Bölümler 1Şu an: Bölüm 1 - Küllerin Hatırladığı
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bazı krallıklar savaşlarla yıkılırdı. Bazılarıysa kendi sırlarının altında sessizce yok olurdu.
Karveth, henüz hangisine dönüşeceğini bilmeyen bir krallıktı.
Yüksek taş duvarları, gökyüzüne uzanan kuleleri ve yüzyıllardır ayakta duran kaleleriyle dışarıdan bakıldığında aşılmaz görünüyordu. Krallığın topraklarında düzen hâkimdi. Pazarlar her sabah açılır, tüccarlar sokakları doldurur, askerler meydanlarda nöbet tutardı. Her şey olması gerektiği gibiydi.
En azından insanlar, her şeyin yolunda olduğuna inanmayı öğrenmişti.
Çünkü Karveth'te bazı sorular sorulmazdı.
Özellikle de geçmişle ilgili olanlar.
Yıllar önce yaşanan büyük felaketin ardından büyü yasaklanmış, eski kitaplar toplatılmış ve büyüyle ilişkilendirilen her şey krallığın düşmanı ilan edilmişti. İnsanlar, felaketin bir daha yaşanmaması için bunun gerekli olduğuna inanıyordu. Kimileri geçmişi hatırlamaktan korkuyor, kimileri de hatırladıklarını başkalarına anlatmamayı tercih ediyordu.
Zaman geçtikçe felaket bir hikâyeye, hikâye bir korkuya, korkuysa krallığın değişmez bir kuralına dönüşmüştü.
Fakat unutmak, gerçeği ortadan kaldırmıyordu.
Karveth'in sınırlarından uzakta, ağaçların birbirine kenetlendiği ve güneş ışığının toprağa ulaşmakta zorlandığı bir orman vardı. Halk buraya Unutulmuş Orman diyordu. Ormanın neden bu adı aldığını bilenlerin sayısı azdı. Bilenlerse bildiklerini anlatmaktan kaçınıyordu.
Ormanın kıyısında, diğer evlerden uzakta, eski taşlardan yapılmış küçük bir ev bulunuyordu.
Lavin Veyra, yıllardır bu evde yaşıyordu.
Sabah ışığı dar pencereden içeri süzülürken Lavin, ahşap masanın başında oturmuş, önündeki eski haritayı inceliyordu. Haritanın kenarları yıpranmış, bazı bölgelerin üzerine koyu mürekkeple işaretler çizilmişti. Kâğıdın tam ortasında ise yıllar içinde silinmeye yüz tutmuş bir isim vardı.
Karveth.
Lavin parmaklarını ismin üzerinde gezdirdi.
Bu adı her gördüğünde içinde açıklayamadığı bir huzursuzluk beliriyordu. Sanki hafızasının ulaşamadığı bir yerde, bu isimle bağlantılı bir şey bekliyordu onu. Ne olduğunu bilmiyordu. Yalnızca öğrendiği her şeyin bir gün eksik olduğunu fark ediyordu. Haritayı yavaşça katlayıp masanın kenarına bıraktı.
Evin içi sessizdi. Taş duvarların arasında biriken serinlik, şöminedeki sönmüş odunların kokusuna karışıyordu. Raflarda birkaç kitap, eski şişeler ve yıllardır sakladığı küçük eşyalar vardı. Lavin'in sahip olduğu her şey bu kadardı. Gösterişli bir hayatı yoktu. Zaten hiçbir zaman böyle bir hayatın hayalini kurmamıştı.
Ona göre huzur, kimsenin nerede olduğunu merak etmediği bir yerde yaşayabilmekti.
Karveth'ten uzakta olmak.
İnsanların bakışlarından, bitmek bilmeyen sorularından ve geçmişini öğrenmeye çalışanlardan uzak durmak.
En azından şimdilik.
Lavin ayağa kalkıp pencerenin yanına ilerledi. Dışarıda ağaçların dalları hafif rüzgârla sallanıyordu. Ormanı çocukluğundan beri tanıyordu. Hangi patikanın nereye çıktığını, yağmurdan sonra hangi taşların kayganlaştığını, hangi ağaçların altında dinlenebileceğini biliyordu.
Yine de orman hakkında bilmediği çok şey olduğundan emindi.
Bazen geceleri, ağaçların arasından gelen sesleri dinlerken bu düşünce aklına düşüyordu. Ormanın kendine ait bir hafızası varmış gibi hissediyordu. Sanki burada yaşanan hiçbir şey gerçekten kaybolmuyordu.
Lavin bu düşünceyi aklından uzaklaştırdı.
Kendi kendine kurduğu ihtimallerle uğraşmayı sevmiyordu. Cevabını bilmediği sorular zaten yeterince fazlaydı.
Masaya geri döndüğünde gözü, pencerenin hemen altındaki küçük ahşap kutuya takıldı. Kutunun kapağı kapalıydı. Üzerindeki ince işlemeler zamanla solmuş, köşeleri kararmıştı.
Lavin bir süre ona baktı.
Kutuyu ne zaman bulduğunu hatırlıyordu. Fakat içinde ne olduğunu hiçbir zaman öğrenememişti. Kapağı açmayı defalarca denemiş, her seferinde vazgeçmişti. Üzerinde kilit yoktu; yine de kapak, sanki içeridekileri saklamak için direniyordu.
Belki de yalnızca eski bir kutuydu. Belki de ona bu kadar anlam yüklemesinin hiçbir nedeni yoktu.
Lavin elini uzatacak gibi oldu, ardından vazgeçti.
Bugün başka işleri vardı.
Pencereyi kapatıp pelerinini omuzlarına aldı. Dışarı çıkmadan önce odanın son bir kez üzerinden geçti. Her şey yerli yerindeydi. Her şey tanıdıktı.
Ama kapıya yöneldiği sırada, arkasında hafif bir ses duydu.
Lavin durdu. Ses yeniden gelmedi.
Bir süre kıpırdamadan bekledi. Sonra yavaşça arkasına döndü. Bakışları önce masaya, ardından pencerenin altındaki ahşap kutuya kaydı. Kapağı aralıktı.
Lavin'in yüzündeki ifade değişti.
Kutuyu açmamıştı, bundan emindi.
Yavaş adımlarla masaya yaklaştı. İçinde ne olduğunu görebilmek için eğildiğinde, kutunun dibinde duran küçük metal kolyeyi fark etti. Daha önce orada olup olmadığını hatırlamıyordu.
Kolyeyi eline aldı.
Soğuk metal parmaklarına değdiği anda zihninde kısa, anlaşılmaz bir görüntü belirdi.
Taş duvarlar, karanlık bir oda.
Ve uzaktan gelen bir ses.
Görüntü kaybolduğunda Lavin nefesini tuttu. Bir an boyunca nerede olduğunu bile unutmuş gibiydi. Sonra kolyeyi masaya bıraktı ve parmaklarını birbirine kenetledi.
Bu ilk kez olmuyordu, ama bu kez farklıydı.
Çünkü zihninde beliren görüntüdeki duvarları tanımıştı.
O duvarlar, yıllardır rüyalarında gördüğü duvarlarla aynıydı.
Lavin uzun süre kolyeye baktı. Dışarıda rüzgâr biraz daha şiddetlenmiş, ağaçların dalları pencereye doğru eğilmişti.
Karveth Krallığı'nda yeni bir gün başlamıştı.
Ve Lavin Veyra, geçmişin gerçekten unutulup unutulamayacağını ilk kez yeniden düşünüyordu.
Bölüm etkileşimi
