Bölümler 1Şu an: Böyle hayal etmemiştim
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bazen sonsuz güvendiğiniz doğrularınız sizi yanıltabiliyormuş…
Bunu en sevdiğim insanın beni yarı yolda bırakmasıyla anlamam biraz ironi oldu ama demek ki hayat böyleymiş.
Kapının sakince örtülmesiyle düşüncelerimden ayrıldım. Sevdiğim adam, Emre’nin yorgan ve yastığını alıp odadan ayrıldığını o an farkettim.
Kapıyı çarpmamişti, usulca kapatmıştı. Bu sesiz bi kabullenişti belli ki. 3 yıl sonra onsuz bu odada tek yatıcak olma düşüncesi yüreğime ağır bir yük olarak bindi. Nasıl yapacaktım, daha yan odada uyumaya gidiyor oluşu canımı bu kadar yakıyorken hayatımdan gidişi nasıl olucaktı. Korkuyordum.. gece uyurken nefesime karışmicaktı artık kokusu.
Yatağıma uzanıp sol yanımda ki boşluğa uzunca daldım.
Ama ben istemiştim bunu, benim mi suçumdu yani. Değildi, sadece bunu dile getirme cesaretini gösteren ben olduğum için ben olmuştum isteyen. Ayrılmak zor olucaktı….
Sabah uyandığımda sarılmak için sola doğru uzattığım kolumun soğuk çarşafa deymesiyle gözlerimi açtım. Yanımda değildi , alışmalıydım. Kalkıp rahat kıyafetler giyip banyoda işlerimi halledip mutfağa geçtim. Oradaydı. Belli ki yeni uyanmıştı, yüzünden huzursuzluğu belli oluyordu, kırgınmıydı bana, özlemişmiydi beni. Kokusunu almak için mutfağa bir adım daha attım o zaman fark edip döndü bana , yorgundu o da uyuyamamıştı belli. Günaydın dedi aşık olduğum sesiyle. Gene beni kırmak istemiyordu. Seviyordum. Çok. Günaydın diye karşılık verdiğimde masadaki kahvaltıyı fark ettim. Rütini aksatmamış benim için cumartesi kahvaltısını tekrar kurmuştu ama bu sefer kahvaltı tek kişilikti.
Emre:“Senin için hazırladım, benim çıkmam gerekiyor. Lütfen kahvaltını aksatma , döndüğümde konuşmak istiyorum “
Nur: “teşekkür ederim “
Soğuk bir teşekkür sadece, kendi sesimden kendi kalbimin sancılanması normal mi ?
Teşekkürümden sonra yatak odanın kapısının sesi ve bir süre sonra dış kapının sesi yankılandı evimizde.
Dün geceyi düşündüm, yıllardır küslüğümüzün 3 saati geçmediği adamla geldiğimiz noktayı. Emre benim üniversite sınavı hazırlık dönemimde dershanede 17 yaşımda hayatıma giren adamdı. Birbirlerimizin eksiklerini tamamlar , çözemediğimiz soruları birbirimize atardık. birbirimize yardım ettiğimiz arkadaşlık dönemimiz aşık olmamızla sonuçlanmıştı. Sayısalcı olan ben ve eşittarlıkcı olan Emre. Ben eczane o ilkokul öğretmenliği kazanmıştı. 5 senelik üniversite hayatımızdan sonra evlenmiş ve 3 senedir evliydik. Onu çok seviyordum , her akşam işten geldiğimizde günümüzün nasıl geçtiğini onun sıcak kollarında kokusunu derince solarken konuşur, sohbet eder, kurduğumuz hayallerin ne kadarındayız onu tartışırdık. Özel günlerimizde şatafatlı şeyler ve kalabalıktan uzak başbaşa tatlı küçük sürprizlerle kutlardık. Çünkü zaten çalışan iki insan olarak asla birbirimizi yeterince göremediğimizi, beraber vakit geçiremediğimizi düşünüyorduk.
Son 3 ay…
Acaba Emre’nin ikizi mi vardı. Annesine sorup teyit etmem gerekirdi. Ama o koku ikizi bile olsa ondan başkasına ait olamazdı, o halde o Emre benim emremdi. Üç aydır başka bir adam olmuştu, beni asla kırmıyordu ama işten gelince direk uyuyup ya da kısa cümlelerle cevap verip sessizliğini koruyordu. Samimi yaklaşmıyordu. Hissizliğini hissediyordum... Ara ara sordum nedenini ama kısa geçiştirmeler dışında bir cevap alamadım. En son dün gece eczanede kötü bir gün geçirmemin ardından eşime gelip sığınmak isterken gene o soğuk haliyle karşılaşınca patlamıştım.
Dün gece:
“Emre bugün çok zordu, bi hastayla tartıştım gene.”
“Olabilir “
“Haksız yere muadil ilaç verdiğim üzerine ısrarcı olup beni şikayet edeceğini söyleyip tehdit etti”
“Takılma”
Beni dinlemiyordu bile . Normalde belki de bu kadar dert etmiceğim meseleyi Emre’min tavırları yüzünden ağlamama bahane olmuştu. Bunları anlatırken televizyondan kafasını kaldırmayan adamın yüzüne uzun uzun baktım ağlayan gözlerle.
“Ben boşanmak istiyorum Emre”
Hayır istemiyordum , beni fark et . Tekrar birbirimize dönelim Emre demek istiyordum. Bir uyanış cümlesi olarak çıkmıştı bu cümle ağzımdan.
Uyandırmıştıda. Ama benim istediğim şekilde değil. televizyondan bana doğru çevirdi yüzünü. Yüzünden hiç bir tepki okunmuyordu. Gözlerimin içine baktı sadece en içine. Ne kadar güzel gözleri vardı masmavi. Üç aydır bakmamıştı. O gözlere tekrardan o kadar derin bakabilmem için bu cümleyi kurmamı mı beklemişti? Hiç bir şey söylemeyip koltuktan kalkıp banyoya gitti. Banyo kapısının sesiyle fark ettim tekrardan. HİÇ BİR ŞEY SÖYLEMEDİ, itiraz etmedi. Bende usulca odama geçip yatağıma oturmuştum.
Şimdi
Ne olmuştu bize …
Bölüm etkileşimi
