5. bölüm · Uğultu Enkaz

Bölüm 5

Kader 🤍

Adam arabadan inmedi.

Sadece oturduğu yerden bana bakıyordu.

Kalbim göğsüme sığmıyormuş gibi atıyordu.

Yanımdaki çocuk bir adım önüme geçti.

Sanki beni korumaya çalışıyordu.

"Tanıyor musun?" diye tekrar sordu.

Başımı yavaşça iki yana salladım.

Hayır.

Tanımıyordum.

Tanıyor olsaydım unutmazdım.

Değil mi?

Adam bir süre daha yerinden kıpırdamadı.

Sonra cebinden telefonunu çıkardı.

Birine mesaj yazdı.

Birkaç saniye sonra telefonum titredi.

Nefesim kesildi.

Kaşlarımı çatarak ekranı açtım.

Bilinmeyen numara.

Mesajı okuduğum anda içimdeki bütün kan çekilmiş gibi hissettim.

"Yağmur başlamadan eve git."

Ne?

Parmaklarım titredi.

Bir hata olmalıydı.

Numarayı tanımıyordum.

Adamı tanımıyordum.

Ama mesaj tam da o anda gelmişti.

Başımı kaldırdım.

Siyah arabanın içindeki adam hâlâ bana bakıyordu.

Bu kez göz göze geldik.

Bir saniye.

İki saniye.

Üç...

Sonra araba çalıştı.

Ve uzaklaştı.

Ben olduğum yerde kalakaldım.

"Nehir?"

Yanımdaki çocuk seslendi.

Telefonu hızla kapattım.

"Bir şey yok."

"Bana öyle gelmedi."

"Sadece babam."

Yalan söylemekten nefret ediyordum.

Ama bazen gerçekleri anlatmak daha zordu.

...

Eve vardığımda hava tamamen kararmıştı.

Babam hâlâ gelmemişti.

Anahtarı çevirdim.

Kapı açıldı.

Ev sessizdi.

Fazla sessiz.

"Anne?"

Cevap gelmedi.

"Ben geldim."

Yine sessizlik.

Çantamı koltuğa bırakıp mutfağa geçtim.

Masanın üzerinde bir not duruyordu.

Babamın yazısıydı.

"Geç geleceğim. Yemek buzdolabında."

Derin bir nefes verdim.

Boşuna korkmuştum.

Kendime bir bardak su doldurup salona geçtim.

Tam televizyonu açacakken elektrikler bir anda kesildi.

Oda karanlığa gömüldü.

Elimdeki bardak yere düştü.

Şangır.

Cam sesi...

Bir anda nefes alamadım.

Cam kırılması.

Şimşek.

Rüzgâr.

Kulaklarım uğuldamaya başladı.

Hayır...

Hayır...

Tekrar değil.

Tam o sırada dışarıda gök gürledi.

Ve zihnimde bir görüntü parladı.

Kan.

Yerde duran kırık cam parçaları.

Annemin sesi.

"Nehir!"

Elimdeki koltuğa sıkıca tutundum.

Başım dönüyordu.

Hatırlamaya çalışıyordum.

Ama görüntüler parçalanıyordu.

Sanki biri zihnimin içindeki kapıyı kapatıyordu.

Telefonum çalmaya başladı.

Karanlığın içinde ekrana baktım.

Bilinmeyen numara.

Kalbim hızlandı.

Açmalı mıydım?

Açmamalı mıydım?

Telefon ikinci kez çaldı.

Üçüncü kez...

Sonunda cevap verdim.

"Alo?"

Karşı taraftan birkaç saniye boyunca ses gelmedi.

Sadece nefes alışverişi.

Sonra boğuk bir erkek sesi duyuldu.

"Kilitleri kontrol et."

Yerimde donup kaldım.

"Ne?"

"Kilitleri kontrol et."

Ayağa fırladım.

"Sen kimsin?"

Karşı taraf cevap vermedi.

Ama tam telefonu kapatacakken duyduğum son cümle kanımı dondurdu.

"Bu gece yalnız değilsin."

Hat kesildi.

Elimdeki telefon yavaşça aşağı indi.

Kalbim deli gibi atıyordu.

O sırada...

Üst kattan bir ses geldi.

Tak.

Nefesim kesildi.

Evde benden başka kimse olmaması gerekiyordu.

Tak.

Bu kez daha net duydum.

Birisi yürüyordu.

Ve o kişi...

Yukarıdaydı.