Ufuk Çizgisi kitap kapağı

1. bölüm / 1

Ufuk Çizgisi

Bölüm 1 TİLKİ

Vaveyla Yazarı: Rüyalarında Saklı

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 1Şu an: Bölüm 1 TİLKİ
  1. 1 Bölüm 1 TİLKİ1.538 kelime · Okuduğun bölüm

Bölüm Şarkımız : The weeknd & Playboi Carti - Timeless

Emeğimin karşılığı olarak bölümü beğenmeyi ve beni takip etmeyi unutma ♡

Bölüm 1 : Tilki

Zincirlere vurulmuş bir ülke düşün. Özgürlük kelimesinin bir karşılığı olmayan, adaletin güçlülere bir ödül, zayıflara ise sadece bir cezadan ibaret olduğu bir ülke.

Ruhlarımız bir hücreye kapatılmış saatlerce işkence görüyormuşçasına kapana kısılmıştı. Her bir saniye ya da her bir dakika durmadan nefes alıp versek de yaşamıyorduk.
Aldığımız nefesler önce boğazınıza takılıyor, daha sonrasında bir bıçak misali şah damarımıza saplanıp fiziksel olarak yaşamımızı bitiriyordu.

Yıl 2073... Tutsak hayatlarımızın 8. yılı... İnsanlığımızı unuttuğumuz koskoca 8 yıl...

Tam tamına 8 yıl önce yani 2065 yılının bir Haziran sabahında hepimiz karanlık bir dünyaya uyanmıştık. Askerler sokaklar devriye gezerken silah seslerinin hiç susmadığı bir güne uyanmıştık.

O gün hükümet, halkı tarafından kurulan azınlık gruplar tarafından yıkılmaz tahtından indirilmişti. O gün bugündür ne bir yönetici vardı ne de kanunlar...

Ülke belli bölgelere ayrılmıştı fakat kimse belli bir yönetime dahil değildi. Bu nedenle halkın içinde tabakalaşma ve sınıfsal farklılıklar oluşmuştu.

Güçlü kesim zayıfları ezerken kimse buna dur demiyordu, diyemiyordu...

Çünkü vatandaşlar, sıranın kendisine geleceğinden korkuyordu...

Daha önceki devlet sisteminde cumhurbaşkanı devlet hazinesini ülke yerine kendi çıkarları uğrunda kullandığından kendi halk tarafından öldürülmüştü. Halk adaletsizliğe gelememişti fakat en büyük adaletsizliği yine kendileri yapmışlardı.

Bu ne kadar o zamanlar iyi bir şey gibi durmuş olsa da tüm sistemin çökmesi ile her şey daha da karmakarışık bir hal almıştı. İnsanların temel hakları -ki baştaki can güvenliği olmak üzere- yoktu. Resmen canı sıkılınca bile rastgele adam öldüren insanlar yargılanmadan başı boş dolaşıyordu.

Bu tarz insanların keyif malzemesine dönüşen kurbanlarından biri, daha doğrusu birkaçı da benim ailemden...

Annem ve babam sorumsuz bir grup insan tarafından öldürülmüştü. Bir sebebi yoktu.

Varsa da bilinmiyordu. Fakat kimse ne bunu üzerine düşmüş ne de bana yardım etmişti.

Her geçen gün daha bir yalnızlaşmış ve kimsesizleşmiştim.

Ailesini kaybettiği gün kimsesiz olunmuyormuş. O yası tutarken yalnız olmak insanı kimsesizleştiriyormuş.

Ben Liva. Liva Talya Demir... Ve ben kendi ailemin sonunu getiren insanları bulacak ve onları doğduğuna pişman edeceğim.

Bu da benim lanetim, bu da benim yeminim olsun...

-

Bakışlarım yerde, birbirinden bağımsızca düşen yağmur tanelerindeydi. Bir elimde kahvem diğer elimde kitabımla öylece yağmuru seyrediyordum.

Bugün izin almıştım çalıştığım kafenin patronundan. Çünkü son bir hafta boyunca bir anda vuran soğuklar ve her gün ıslanıp durduğum yağmur yüzünden hasta olmuştum.

Aslında hasta olmam işime gelmişti çünkü son 1 aydır hiç tatil vermeden çalışıyordum. Sonuçta kuralların ve adaletin olmadığı bir ülkede yaşıyorduk.

Kimse kimseyi umursamıyordu. Burada yaşayanlar ya çok güçlüydü ya da tam bir alt tabaka insanı...

Ben hangisi miydim?

Ben ne çok güçlüydüm ne de bir alt tabaka insanıydım.

Sadece bir gölge...Gölgeydim.

Derin bir iç çekerek bir elimdeki kitaba bir de camdan dışarıya baktım. Canım çok sıkılıyordu. 8 yıl öncesi olsaydı televizyon açıp dizi izlerdim fakat artık öyle bir hale gelmiştik ki ne televizyon kalmıştı ne de telefon.

Resmen teknoloji çağından taş devrine geçmiştik.

Şu an yapabileceğim şeyler kısıtlıydı fakat dışarı çıkmak istiyordum. Evet, hastaydım ve yağmur yağıyordu fakat kafamı uzaklaştırmamı sağlayacak tek şey de bu yağmurdu.

Hem yağmur yağarken sokaklar bomboş oluyordu. Yani şu an her her güvenli bölge sayılabilirdi değil mi?

"Hadi Liva. Çok düşünme!"

Kendimi gazlayarak oturduğum yerden kalktım ve kahvemden birkaç yudum alarak kapının yanındaki montumu üzerime geçirdim.

Üzerimde lacivert bir sweet-tshirt ve siyah bir eşorfman vardı. Kızıl saçlarımdaki dağınık topuz bozulmaya başlamıştı fakat umrumda değildi hatta yüzüme değen tutamlar hoşuma gidiyordu.

Hızlıca spor ayakkabılarımı da giydikten sonra montumun önünü kapattım ve kalın bir atkıyla adeta yüzümün yarısını sararak anahtarlarımı yanıma aldım. Dışarı çıkmak bana iyi gelecekti. Biliyordum.

Bu alışkanlığım babamdan geliyordu. Ne zaman mutsuz hissetsem ve eğer dışarıda yağmur yağıyorsa beni kucağına alır koşa koşa yağmurun altına sokardı.

Evin kapısını kapattıktan sonra müzik çalara bağlı olan kulaklığımı takarak bir süre yürüdüm ve bakışlarımı uçsuz bucaksız denize çevirerek adımlarımı durdurdum.

Yağmur şiddetini arttırmıştı. Su montumun içine sızar hale gelse de bu beni rahatsız etmek yerine iyi hissetmemi sağlıyordu.

Etrafta kimse yoktu. Sert bir rüzgar estiğinden şapkam geriye doğru düşmüştü fakat hala atkım yüzümün yarısını kapatıyordu. Rüzgarın uğultusu ve yağmur damlaların huzur veren sesi ile dikkatimi ilerideki ağaca verdim ve burukça gülümsedim.

Buraya öylesine gelmemiştim.

"Baba ya.Yetişemiyorum ki ben sana! Of!""

Babam hala benden kaçarken onun keyifli kıkırtısını tüm ruhumla tekrardan hissedebiliyordum.

Ben yetişeyim diye yavaş koşuyordu fakat yine de yetişemiyordum. Bu onun daha bir hoşuna gidiyordu fakat sırf sinirlenmeyeyim diye belli etmemeye çalışıyordu.

Ben hala babamın peşinden koşarken bir anda durmasıyla ona çarparak kumların üstüne düştüm. O da hemen yanıma eğilip oturarak beni kucağına almıştı.

"Bir şey oldu mu bir yerine hı?"

Kafamı başka bir yere çevirip kollarımı birbirine bağladım. Bir eliyle çenemden tüy kadar hafif bir dokunuşla tutup kendi çekerken gülüşünün sesi kulaklarımdaydı.

"Küstün mü sen bana?"

Yine cevap vermedim.

Niye cevap vermemiştim ki zaten. O zamanlar yaptığım çocuklukları şu an yapamıyordum bile.

Babamın verdiği cevap hala zihnimde bir ses olarak yankılanıyordu.

"Ama babalara küsülmez ki Talya'm."

"Ama babalara küsülmez ki Talya'm..."

Bana bu adımla seslenen tek kişiydi ve öyle de kalacaktı.

Onu benden almışlardı ve ben bir şey yapamamıştım. Öylece saklandığım yerden izlemiştim sadece...

Tam denize doğru bir adım atmıştım ki duyduğum silah sesiyle ışık hızıyla yere çömelmiş yanımdaki ağaca dayanmıştım.

Göğsüm heyecan ve korkudan hızlıca inip kalkarken bu silah sesinin nedeni her ne ise güme gitmemek için dua ediyordum. Sonuçta evden çıkayım derken kimse ölmek istemezdi.

Göz ucuyla saklandığım yerden sesin geldiği yere bakarken kaşlarım şaşkınlıkla havaya kalktı. Çünkü bir grup baştan aşağı siyah giymiş ve yüzlerinin yarısı da siyah bir şeyle kapalı olan adamlar sokağın ortasında duruyor ve karşılarındaki birine bakıyorlardı. Yanlarında kanlar içinde yatan bir beden vardı

Karşılarındaki kişinin de yüzünün yarısını kaplayan atkı gibi bir şey vardı. Göz rengi buradan bakınca belli olmasa da açık olduğunu çıkarabilmiştim. Saçları dağınıktı ve yağmur yüzünden her bir tutam sırılsıklamdı. Bu kişi her kim ise o kadar kalıplıydı ki muhtemelen ben onun yanında cüce kalırdım.

Bir şey konuşuyorlardı fakat sesleri çok hafif geliyordu. Birkaç cümleyi anca ćıkarabilmiştim.

"Adamlara söyle burayı temizlesinler. Her şey hazır mı?"

Konuşan adam en baştakiydi ve bu soruyu yanındaki adama dönerek sormuştu.

Adam başını yavaşça aşağı yukarı sallayarak "Evet, abi. Tüm hazırlıklar tamam."

Ne hazırlığından bahsediyorlardı?

Başımı belaya sokmak istemiyordum. Bu yüzden şapkamı geri kapatarak bir adım geri gittim ve nereden gidebileceğime baktım. Fakat tam o sırada gelen sesle yüreğim ağzıma geldi.

"Hey, sen! Kıpırdama!"

Dursam mı, kaçsam mı? Dursam mı, kaçsam mı?

Kaçsam vururlardı. Ama kalsam kesin öldürürlerdi. Eh ölmeye de niyetim yok.

Tüm bakışlar üzerimdeyken birkaç adam üzerime doğru geliyordu. Daha fazla beklersem kaçamazdım bu yüzden önce atkımı düzelttim sonra da resmen besmele çekerek koşmaya başladım.

"Kız kaçıyor yakalayın!"

Lisedeyken de hızlı koşardım, küçükken de.

Bu yüzden eğer şimşek hızında koşmuyorlarsa beni kimse yakalayamazdı. Fakat ne olur ne olmaz tüm gücümü bacaklarıma vererek hızımı arttırdım.

Ardımdan gelen ayak sesleri adamların hala peşimde olduğunun habercisiydi. Bu yüzden onların aklını karıştırmak istercesine ara sokağa saparak koşmaya devam ettim.

Evden çıkarken bile saat akşam yedi olduğundan şu an etraf sadece bir karanlıktan ibaretti. Ama yolum sanki aydınlıkmışçasına ara sokaklardan sapa sapa daha da bir hızlanıyordum. Adım sesleri de kesilmişti zaten.

Göz ucuyla arkama bakınca kimsenin olmadığını gördüm ve rahat bir nefes verdim.

Artık bu ülkede yaşadıklarıma şaşırmıyordum. Çünkü bu hepimiz için bir rutin olmuştu.

İyi adamlar bile günün sonunda kötü olmuştu.

Adımlarimı yavaşlatırken çoktan evimin olduğu sokağa girmis, hatta evimin önüne gelmiştim. Sık sık nefesler alıp vererek cebimdeki anahtarı çıkardım ve kapımı açarak eve girdim.

Annemle babamın katilini bulmadan bana ne ölüm vardı ne de hayat.

Sadece onlar için yaşayacak ve intikamımı aldıktan sonra onların yanına gidecektim...

Atkımı boynumdan çıkarırken yerdeki hafif toprak olmuş beyaz bir zarf dikkatimi çekti.

Artık şehirde teknolojiyle alakalı geriye hiçbir şey kalmadıģından tek haberleşme aracımız bu mektuplardı. Bu yüzden endişelenmek yerine heyecanla zarfı elime aldım.

Muhtemelen zarfı en yakın ve tek arkadaşım Lena göndermiş olmalıydı.

İçindeki kağıda çok zarar vermeden zarfın basını yırtarak içindeki kağıdı çıkardım ve adeta 2x'te okudum.

Bu kağıdı gördüğün gibi bize gel. Kız gecesi yapalım bebiş. Babamın film kasetlerini buldum. Mecbur 90'lara gideceğiz bugün seninle.

Seni çok özledim. Hem bu hafta tamamen izinliydin galiba. Yanj benden kaçamazsın çaylak.

Bekliyorum.

~ Lena ~

Yüzümde bir gülümseme oluşurken montumu çıkarmadan geri giydim ve atkımı tekrar taktım. Islak olsam da bir şey olmazdı. Lena'nın evinde de eşyalarım olduğundan rahattım.

O da tek yaşıyordu çünkü babası geçen sene kanserden vefat etmişti. Annesine gelince... Onu hiç tanımamıştı...

Tekrardan anahtarımı cebime atarak evden çıktım. Lena iki sokak ötemde oturduğundan yolum ne çok yakın ne de çok uzaktı.

Zihnimi az önceki yaşadığım adrenalinden uzaklaştırmaya çalışıyordum cünkü Lena naif biriydi. Ruh halimden çabucak etkilenir benim için benden daha fazla korkardı.

"Çok hızlı koşuyorsun, Tilki."

Üzerime yansıyan sokak lambasının ışığında oluşan gölgemin yanında bir gölgenin daha belirmesiyle adımlarım çivi gibi yere çakılırken ensemdeki nefes irkilmeme neden olmuştu.

Kelimeleri bastırarak konuşmasından türk olmadığını belliydi fakat nereli olduğunu anlamamıştım.

Arkama dönmeli miydim? Muhtemelen dönmeliydim.

Yavaşça arkamı dönerek gözlerimi kıstım.

Karşımda gördüğüm yüzle bir adım geri gitmiştim.

Bu o maskeli adamdı. Tam karşımda duruyordu. Hala yüzünün yarısı kapalıydı.

Gözleri yeşilmiş...

Bunu düşünmemeliydim. Sırası değildi.

Arkasında en az 20 tane adam vardı fakat hepsi en az bir buçuk metre geride duruyordu.

Bakışlarımı ona doğru kaldırarak tam gözlerinin içine baktım.

Ne diyeceğimi bilemezken bir adım daha geri gittim. Karşımdaki adamın göz kenarlarının kırışmasından maskenin altından güldüğü belliydi.

"Hem korkak hem de hızlı koşan bir tilki? "

Bölüm Sonu

Rüyalarında Saklı...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

42okunma 7beğeni 3yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18