Bölüm 1

Vaveyla Yazarı: Kitap yazL

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 1Şu an: Bölüm 1
  1. 1 Bölüm 11.619 kelime · Okuduğun bölüm

"Prensesimiz, lütfen bize zorluk çıkarmayın. Size herhangi bir zarar vermeyeceğiz. Ancak bizi zor durumda bırakırsanız zor kullanmak durumundayız. Prensimizin emri bu yönde."

Adama aslında şöyle demek istiyordum:
"Senin prensin kim be? Ayrıca sen kimsin de
beni zorla alıkoyacaksın, yapraaaam?"

Ama bunu iki metre boyunda bir adama söyleyebileceğimi sanmıyordum. Üstelik kolumu tutan adamı ve etrafımda duran on kişiyi de hesaba katınca bu imkânsız bir
durumdu.

En akıllıca olan sakin kalmak ve bir kurtuluş yolu aramaktı.
Gözlerimi etrafta gezdirdiğimde hemen yan tarafımda benimle aynı kaderi yaşayan Mira'yı gördüm. Benim ona baktığımı hissetmiş olacak ki o da bana doğru döndü ve göz göze
geldik.

İkimizin de gözlerinde aynı ifade vardı.

Korku

Bakışlarımı Mira'dan çektim ve beni sürükledikleri tarafa baktım. O anda gerçeklik algım tamamen bozulmuştu.
Bu nasıl olabilirdi?
Karşımdaki şey bir araba olmalıydı. Yani en azından kaçırılan insanlar arabaya bindirilirdi; iki tane siyah atın çektiği bir at arabasına değil.

Adamlar beni at arabasının içine zorla oturttuklarında artık suspus olmuş, kaderime razı olmuştum.
At arabasının altın süslemelere sahip kapısı kapanmadan önce Mira'ya baktım. Onun da benim gibi arabaya bindirilmiş olduğunu gördüm. Son kez göz göze geldik.
Ve kapı kapandı.

Kapı kapandığında içeride sadece ben ve beni uyaran adam vardı. At arabası hareket ettiğinde içimde bildiğim tüm duaları okumaya
başladım.

Hepsi Rozen yüzündendi.
Gerçekten Rozen gibi bir salağın peşine takılırsam olacak olan buydu. Başka ne bekliyordum ki?
Tabii siz şu an benim neyden bahsettiğimi, kime hakaret ettiğimi ya da nasıl buraya geldiğimi bilmiyorsunuz.
Hemen anlatayım.
Zaten yol boyunca yapabileceğim hiçbir şey
yok.

Tahminimce 6 saat önce

"Kızlar gelin beni dinleyin. Yaptığımız şey çok yanlış."
Bunu söylediğimde umutla kızların yüzüne baktım.
Gerçekten mi ya? Kimse beni dinlemiyor. Ben duvara mı anlatıyorum? Doğrusu duvara anlatsaydım, anlattıklarımdan bir şey anlar, dile gelirdi.

"Ya biz niye gecenin köründe milletin evine giriyoruz? Ya biri bizi görürse?"
Cümleme devam ettiğimde Mayra en sonunda dayanamamış olacak ki sinirle bana döndü. Eliyle evi göstererek sessiz bir şekilde
"Fark ettin mi bilmiyorum ama biz de yanlış yaptığımızın farkındayız. Ancak rozen'i yalnız bırakamayız."
Gözlerindeki bıkmış ifadeyi net bir şekilde görmüştüm.
"Zaten Rozen'i yalnız bırakalım demiyorum ama gecenin köründe de milletin evine girmenin bir anlamı yok. Ya biri bizi görür ve polise haber verirse?"
Sesim o kadar kısık çıkmıştı ki ben bile zor duymuştum.
"Ya Allah rızası için bir kavga etmeyi kesin. Bakın artık kapının dibindeyiz. Bir susun da içeri girebilelim."
Mira'nın sesiyle ikimiz de kavgayı sonlandırıp odağımızı kapıya verdik.

Bizi dışarıdan gören biri, gecenin üçünde dört kadının medeniyetten uzak bir köyde harabeler içindeki bir evin kapısında neden bulunduğunu merak ederdi.
Gerçi ben bile neden burada olduğumu, evi gördüğüm andan itibaren sorgulamaya başlamıştım.

"Evet, bu ev. Artık eminim."
Rozen'in sesiyle sorgulama seansımı bitirip onların baktığı yere baktım.
Kapı kulpunun üzerinde bir çember vardı ve çemberin içinde on altı tane sembol bulunuyordu.
Bu ne demekti?
"Rozen, bu semboller neyi ifade ediyor?" diyen Mayra'yı ben ve Mira onaylar şekilde başımızı sallayarak destekledik.
Rozen parıldayan gözleriyle bize döndüğünde üçümüz de bir adım geri attık.

Tövbe bismillah, bu kızın gözlerine ne oldu?
"Rozen, senin gözlerin sadece maviydi. Niye şimdi nazarcı aynı zamanda büyücü olan Şiret halamın gözlerine benziyor?"

Rozen kısık bir kahkaha attığında kendimi korku filmindeki salak başrol gibi hissettim.
Rozen üçümüze tek tek bakıp şöyle dedi:
"Gözleri parlayan bir tek ben değilim."
Kızlarla aynı anda birbirimize dönmemizle bir şok dalgası bedenimi ele geçirdi.

Elimi ağzıma götürüp çığlık atmamak için kendimi tuttum.
Mira'nın gözleri yemyeşil bir ormanı andırırken Mayra'nın gözleri kasvetli bir griye dönmüştü.
Bu normal olamazdı.
Biz şok üstüne şok yaşarken ortamda neler olup bittiğini bilen Rozen Hanım çoktan içeri girmiş, bizi kapının önünde yalnız bırakmıştı.

Allah'ım, kendimi kurban bayramında özenle seçilen kurbanlık koyun gibi hissediyorum.

"Kızlar, benim gözlerim de böyle parlıyor mu?"
Soruma cevap veren kişi Mira olmuştu.
"Parlıyor ama büyük ihtimalle gece olduğu içindir."
Mira bile söylediklerine inanmıyorken biz inanmayı seçtik.

"Kızlar, kim ilk önce içeri girecek?" diyen Mira'ya göz ucuyla Mayra'yı işaret ettim.
"İnanmıyorum sana Rolya! Seninki can da benimki patlıcan mı? Niye ben ilk giriyorum?"
"Aslında ben ilk Mira girsin dedim ama Mira bana seni gösterdi. Mayra girsin dedi."
Mira bana inanmaz gözlerle bakarken resmen "Sen iflah olmazsın" bakışı atıyordu.
"Mayra vallahi bu dolandırıcı Rolya yalan söylüyor. Ekmek musap çarpmasın ben öyle bir şey söylemedim, tamamen iftira!"
Mira sözlerini bitirdiğinde Mayra ona inanmaz gözlerle baktı.
Mayra bizden bir halt olmayacağını anlayınca evin kapısına doğru ilerlemeye başladı.
Biz de onu takip ettik.
Evin içine girdiğimizde etraf oldukça ıssız, sessiz ve karanlıktı.
Pantolonumun arka cebimde bulunan telefonumu aldım ve fenerini açtım.
Ve bir şok daha yaşadım.

Bu ev tamamen boştu.

Tek bir eşya bile yoktu.

"Bu imkânsız... Bu evde yaşayan bir kadın vardı. Onu görmüştüm."
"Kızlar, Rozen'i buradan çıkaralım ve şu evi acilen terk edelim. Burnuma kötü kokular gelmeye başladı."
Mira'yı başımızla onaylayıp merdivenlere doğru ilerledik.
Merdivenlerin en üst basamağına geldiğimizde aynı anda durduk.
Karşımızda uzun bir koridor ve koridorun sonunda ışık saçan bir oda vardı.
İstemsizce yutkundum.
"Kızlar siz Rozen'i bulun, ben evin dışında sizi bekliyor olacağım."
Ancak tam döndüğüm anda Mayra ve Mira iki kolumu tutu.
"Rolya, yürü."
Pes ettim.
"Tamam, zaten şaka yapıyordum."

Koridorun sonundaki odaya yaklaştıkça içimdeki bir yerlerde bir boşluk hisseder gibi olmuştum.
Kapının önüne geldiğimizde bu sefer aralık olan kapıyı açan bendim.
İçeri girdiğimde gözüme çarpan ilk şey duvarda küçükten büyüğe sıralanmış üç halkaydı.

Halkaların etrafında on altı sembol vardı.
Tıpkı aşağıdaki kapı kulpunda olduğu gibi
Tam o sırada Rozen'i gördüm.
Duvarın tam karşısında durmuş bir şeyler mırıldanıyordu.
Ona doğru gitmek istedim ama hareket edemedim.
Bedenim görünmez zincirlerle bağlanmış gibiydi hareket etmeye çalıştıkça sanki daha çok dolanıyordu.

Ve bir anda karşımda bir yaratık belirdi.
Yüzü yoktu.
Ağzı, gözü, hiçbir şeyi yoktu.
Sadece karanlıktan oluşan bir varlıktı.
Henüz bulunduğum durumun ne derece korkutucu olduğunu idrak edememiştim galiba aksi halde ellerini bana doğru uzattan bu canavara karşı kendimi korudum.

Hiç beklemediğim bir anda canavarın yüzünde kızıl alevi gözler belirdi.
Daha fazla dayanamayacağımı düşündüm keza öylede oldu
Daha fazla dayanamadım.
Ve yere yığıldım.
Bayılırken son duyduğum şey ise duvarlardan gelen çıtırtı sesleri ve altımdaki zeminin kaymasıydı.

🧚🧚🧚🧚🧚🧚🧚

Gözlerimi açtığımda başım öyle zonkluyordu ki.
Karşımda Mira, Mayra ve Rozen oturmuş konuşuyordu.
"Kızlar... Bana yardım edebilirmisiniz? Kendimi doğrultamıyorum."
"Konuşmam ile birlikte kızların üçüde bana döndü"
Mira ve Rozen beni tutup kaldırdılar.
"Rolya iyimisin" diyen mayraya başımı olumlu anlamda saladım.

Etrafıma baktığımda bulunduğumuz yer bana oldukça yabancı gelmişti.
"Kızlar biz neredeyiz"
Birden beyin hücrelerime akın eden anılarla birlikte başımıza gelenleri hatırladım.
Sinirle rozene döndüm "rozen biz neredeyiz"
Dediğimde sinirim sesimede yansımıştı.
Rozen derince yutkunarak kızlara döndüğünde
Bir şey farkettim "kızlar bu üzerinizdeki kıyafetlerde neyin nesi" diye sorduğumda kızların hiçbiri cevap vermedi.
resmen duyuldu yemiştim.
"Birbirinize bakmayı bırakında bana açıklama yapın" dememle bulunduğumuz odanın kapısı öyle bir açıldıki resmen zemin titremişti.

Kapıyı açanlar bize bizde onlara mal mal bakmaya başladık.
"Prensesleri alın" diyen adamın sesiyle on kişi birden üstümüze gelmeye başladılar.
Ben adamlara karşı direnmeye çalışırken benim mal üç arkadaşım adamlar ile birlikte gidiyorlardı en sonunda bende pes ettim ve benimde götürmelerine izin verdim.

🧚🧚🧚🧚🧚🧚🧚🧚

Şimdiki Zaman

At arabası sonunda durduğunda kalbimin attığını resmen kulaklarımda hissediyordum.
Başımı kaldırıp yol boyunca bir kere bile konuşmadığım adama baktım.
"Geldik mi?"
Adam cevap vermedi. Sadece başını hafifçe salladı.
At arabasının kapısı dışarıdan açıldı.
Kapıyı açan kişi ilk başta bana bakmadı. Ama sonra gözleri benimkilerle buluştu.
Ve birkaç saniye boyunca bakışlarını benden ayırmadı.
Garip olan şey şu ki, bu bakış korkutucu değildi.
Daha çok...
Şaşkınlık gibiydi.
Sonra iki adım geri çekilip başını hafifçe eğdi.
"Prensesim."
Prenses mi?
Bir an yanlış duyduğumu düşündüm.

Adam ellerini bana doğru uzattığında refleks olarak ellerimi ona verdim. Elimi tutup arabadan inmeme yardım etti.
Ayağım yere bastığımda ilk fark ettiğim şey sessizlik oldu.
Önümde az sayılmayacak bir kalabalık vardı.
Ama kimse konuşmuyordu.
Herkes sadece bana bakıyordu.
Yavaşça başımı kaldırdım.
Ve o an gördüğüm şey karşısında nefesim kesildi.

Karşımda devasa bir şato yükseliyordu.
Kızıl taşlardan yapılmıştı ve akşam güneşinin son ışıkları duvarlarına vurmasıyla sanki alev alev yanıyormuş gibi görünüyordu.

Hayranlıkla etrafıma bakarken bir şey fark ettim.
Karşımda duran yaklaşık on kişi vardı.
Hepsi oldukça gösterişli kıyafetler giymişti. Büyük ihtimalle bu şatonun sahipleri ya da yöneticileriydi.
Ama içlerinden iki kişi diğerlerinden çok daha dikkat çekiyordu.
Bir kadın.
Bir erkek.
Kadın oldukça görkemli bir tahtın önünde duruyordu. Başında yükselen ağır bir taç vardı.
Ve o an fark ettiğim şey içimde küçük bir şok yarattı.
Benim üzerimdeki elbise...
Onun elbisesiyle aynıydı.
Ateş kırmızısı.
Aynı kumaş.
Aynı işlemeler.
Aramızdaki tek fark onun başındaki taçtı.
Kendi başımdaki tacı görmesem bile varlığının farkındaydım fakat taçlar aynı değildi onun tacı daha yüksek bir taçtı.

Etrafıma baktığımda karşımdaki on kişi dışında yan tarafımda bulunan herkes başını hafifçe eğiyordu.
Bu garipti.
Çok garipti.
Çünkü ben kimse değildim.
En azından birkaç saat öncesine kadar.
Tam o sırada kalabalığın içinden biri öne çıktı.
Bu kişi az önce arabadan inmeme yardım eden adamdı.
Dizlerinin üzerine çöktü.
Ve başını eğdi.
"Prenses Rolya... Üçüncü Çember'in varisi olarak krallığımıza tekrar hoş geldiniz."
Birkaç saniye boyunca hiçbir şey söyleyemedim.
Beynim söylediklerini işlemeye çalışıyordu.

Prenses.

Üçüncü Çember.

Varis.

Bu kelimelerin hiçbiri benim hayatımla ilgili değildi.
"Bir yanlışlık var." dedim sonunda.
Sesim beklediğimden daha sakin çıkmıştı.
Kalabalığın içinden hafif bir mırıltı yayıldı.

Kraliçe olduğunu tahmin ettiğim kadın bana doğru birkaç adım attı.
Yüzünde tuhaf bir ifade vardı.
Ne tamamen sert...
Ne de tamamen yumuşak.
Beni baştan aşağı süzdü.
Sonra gözlerimin içine baktı.
Ve çok sakin bir sesle konuştu.
"Hayır."
Kısa bir duraksama oldu.
"Yanlışlık yok."
O anda içimde garip bir his oluştu.
Sanki o evde hissettiğim şeyin aynısıydı.
Farkında olmadan ellerime baktım.
Parmak uçlarımın etrafında çok hafif bir ışık titreşiyordu.
Altın rengi bir ışık.
Kalabalık bir anda hareketlendi.
Bazıları şaşkınlıkla nefes aldı.
Kraliçenin gözleri büyüdü.
Ve arkamda duran adamlardan biri fısıldadı.
"İnanılmaz..."
Sonra başka biri konuştu.
"Gerçekten o."
Kraliçe yavaşça başını eğdi.
"Üçüncü Çember uyanmış."
Ben ise hâlâ ellerime bakıyordum.
Çünkü aklımda tek bir soru vardı.
Ben...
Ne zamandan beri Selena gibi sihir güçlerine sahip olmuştum?

Hepinizin hoşgeldiniz umarım yeni kitabı beğenirsiniz hepinize keyifli okumalar dilerim.❤️

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

231okunma 18beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 154

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk AşkıDark RomancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanplatonikpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYarı TextingYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18