1. bölüm / 2
TUTUKLUSUN-Bölüm 1 "Memur Hanım"-
Bölümler 2Şu an: -Bölüm 1 "Memur Hanım"-
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Selin çalan alarmı mızmızlanarak susturdu.
Sarı saçları kabarmış, göz altları mora dönmüştü.
Saate baktı ve aynı anda göz bebeği büyüdü.
"GEÇ KALDIM."
Mutfağa yönelip kahve makinesini çalıştırdı.
Banyoya geçip saçlarını hızlıca tarayıp ön perçemlerini şekillendirdi -bir de göz altlarına pudra sürdü- yine uykusuz kaldığı anlaşılsın istemiyordu.
Kahve makinesinin sesini duyunca mutfağa geri yöneldi.
Kahve kupasını tam almış tı ki telefonu görüntülü arama çaldı.
"Esra arıyor..."
Aramayı açıp odasına geçti telefonu masaya dayadı.
En yakın arkadaşı karşısındaydı işte.
Esra işinde en iyilerinden bir savcıydı.
"Kızım bak bu davaya geç kalma Murat şef canını okur."
"Biliyorum, biliyorum." Dedi geçiştirircesine.
Üstüne açık mavi bir bluz ve klasik pantolon giyindi ve evden çıktı.
Otobüse doğru ilerledi.
Biraz sakinleşmek adına kulaklığından şarkı açtı.
"Do ı wanna know?
If this feeling flows both ways..."
Şarkıyı mırıldanırken yolun yarısına gelmişti bile.
Nihayet karakola vardığında otobüsten indi.
Güvenlik Mehmet abiye uçarcasına içeri girerken selam verdi.
Mehmet abi baş selamı verdi ve gazetesine döndü.
Selin hemen ofise girdi.
Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü
Şimdi ekiple tanışalım kısaca;
Şube müdürümüz Derya Hanım
Başkomiserimiz Murat Bey
Yardımcı komsiserlerimiz Selin ve Emir
Sivil polis Damla
Savcımız Esra
Kriminal uzmanımız Sarp
Ve Bilişim uzmanımız Defne
Tüm ekip buradaydı.
Tabii Selin yeni gelmişti.
Esra'ya kötücül bir bakış attı.
15 dakika önce pijama ile onu arayan kız şimdi takım elbisenin içinde elinde dosyasıyla bekliyordu.
Murat komiser lafı dolandırmadan konuya girdi.
"Koraylar yine iş başında. 20 kilo uyuşturucu geçti elimize."
Tabii ki paketlerde Korayların sembolü vardı.
Koraylar her türlü pisliği yapan bi çeteydi.
Uyuşturucu satımı, organ mafyalığı, insan alıp satımı ve kara para aklama.
Ama bu çete bi yana bide başka bi grup vardı.
"Demirel"
Demirel'in pis bir iş yürüttüğü kesindi.
Ama kağıt üzerinde o kadar temizdi ki onları soruşturamıyorlardı.
Herkes Koray çetesine takılmış olsa da Selin in aklı hala Demirel Çetesindeydi
Selin dalgın bir şekilde etrafına bakarken aniden bir telefon geldi.
Şanslıydı geç kaldığı için Murat Bey’in gazabına uğramadan işin içinden kolayca sıyrılmıştı.
Telefondan gelen habere göre Koray Çetesinin konumu yakınlarda tespit edilmiş, hemen ekiplerin gönderilmesi istenilmişti. Selin yine şanslıydı ki Murat Bey, Selin’e yanlarında gelmemesini ve buradaki işlerle ilgilenmesi gerektiğini söylemişti.
Selin derin bir nefes alıp gizlicene Esra’nın yanına yavaşça ilerledi. Esra kısık sesiyle
“Tam zamanında geldin Selin. Bir daha sakın geç kalma. Bugün gerçekten çok sinirliydi Murat Bey”
“Elimde değil ki Esra alarmımı kurmama rağmen uyanamıyorum. Sürekli aynı kabus ve aynı çığlıkla kalkıyorum.”
“Yine aynı rüya mı? Selin seninle bunu konuştuk psikoloğun verdiği ilaçların yaradığını sanmıştım.”
“Maalesef hayır aksine bu rüyalar daha da korkunçlaşmaya başladı.”
“İstersen izin alıp yine psikoloğa gidelim bir gün”
“Yok sağol Esra. Murat Bey’in bana şu sıralar nasıl takmış olduğunu sende biliyorsun. Hayatta izin vermez bize”
“Durumu anlatırsak belki verir Selin. Denemeden bilemeyiz.”
Karakoldaki bir polis Esra’ya seslenir:
“Esra Savcım, beklemiş olduğunuz kamera kayıtları elimize ulaştı.”
Esra derin bir iç çekerek ,Selin’e doğru başını çevirdi.
“Sonunda çözüceğim şu davayı. Allah’ım çok şükür.”
Selin hafif tebessümle;
“Noldu, yoksa Demirellerin suç işlediği bir kayıt mı eline geçti?”
Esra gülerek;
“Sanırım evet, eğer bu görüntüyü senle ikimizin bulduğunu söylersek kesinlikle bize bir gün bile olsa izin verir Murat Bey.”
“Esra gerçekten o psikoloğa ve iğrenç ilaçlarına ihtiyacım yok ben iyiyim.”
Esra, Selin’in yüzündeki acı gülümsemeyi görür ve yaklaşarak;
“Ne zaman ihtiyacın olursa bana gel elimden geldiği kadar sana yardım ederim Selin.”
Esra’yı çağıran polis tekrardan Esra’ya seslenir:
“Esra Hanım bu sefer iş gerçekten ciddi acil bakmanız gerek.”
Esra kafasını o tarafa çevirip hemen hızlı adımlarla ilerler.
Selin’in bu Demireller takıntısı yüzünden merakına yenik düşerek Esra’nın peşinden ilerler.
Defne ve ekibi Esra’ya kamera kayıtlarını gösterir.
Selin gizlice yaklaşarak görüntüyü izler.
Görüntüde uzun boylu, maskeli bir adam ellerinde uyuşturucu paketleriyle görünüyordu.
Adam ilerleyen dakikalarda maskesini hafif kaldırıyordu ve kameraya arkası dönük bir şekilde duruyordu.Tam maskesini kaldırıp başını kameralara doğru çevirecekken görüntü kesiliyordu.
Esra sinirlenerek;
“Ciddi misiniz? Adamın yüzünü görmemiz gerek bari bir işinizi de düzgün yapın.”
Defne, Esra’ya yüzünü çevirerek:
“Esra sakin ol biraz daha incelersek videonun kesilen kısmının tamamını elimize geçirebilirim.”
“O zaman derhal bana o görüntüleri bulun.”
Selin o maskenin içerisindeki yüzü yıllar öncesi annesini öldüren o maskeli adam gibi merak ediyordu. Selin düşünürken duraksadı ve o an tekrar gözünde canladı.
Annesini öldüren o adamın maskesinde alın kısmında ufak bir delik vardı. Maske eskiydi. Dikişleri o kadar belliydi ki neredeyse yırtılacaktı. Selin’in bu çocukluk travmasını hatırlaması onu ani bir krize dönüştürdü.
Kapı arkasında eline yeni kahveyi almış Emir, Selin’i öyle görünce kahveyi bırakıp hemen yanına koştu.
“Selin iyi misin rengin bembeyaz olmuş.”
Selin derin nefesler alarak yan tarafındaki koltuğa oturur.
Emir önüne eğilerek ona bakar.
“Selin burada bekle hemen sana su getirip geliyorum.”
Hızlıca Selin’e su getirir ve yanına oturur.
Selin mahçup bir şekilde Emir’e bakar:
“Çok çok teşekkür ederim Emir. Ben iyiyim.”
“Pek iyi görünmüyorsun istersen bir hastaneye git.”
“Yok sağol ben iyiyim eğer hemen kalkıp işimin başına geçmezsem o zaman iyi olamayacağım.”
Emir sırıtarak
“Haklısın iş beklemez.”
Selin hemen ilerleyerek işinin başına geçer.
Defne son hızda çalışmalarını sürdürürken Selin de bu maske olayını gereksiz yere büyütmüştü.
Ardından beklenen o mesaj bütün ekibe gelmişti.
Murat Bey, Koray Çetesi’nden birini yakalamış ve karakola doğru gelmek üzereymiş.
Bunu duyan bütün ekip telaşlandı ve bütün belgeleri delilleri toplamak üzere koşuşturmaya başladılar.
Selin dalgın dalgın bakarken Esra yanına geldi ve ona elindeki USB belleği uzattı.
Selin şaşkınlıkla;
“Esra, sakın düşündüğüm şey olmasın.”
Esra başını sallayarak
“Üzgünüm Selin düşündüğün şey. Bunu Murat Bey’e sen ver en azından geç kalmazsan gözüne uzun bir süre batmazsın.”
Selin ağzı açık bir şekilde bakakaldı Murat Bey ve Koray Çetesi’nin ele başı önden gitmekteydi. Murat Bey hemen sorgu odasını hazırlattı ve sorguya alındı.
Selin içerinde sorulan soruları her şeyden çok merak ediyordu.
Birden odadan Emir çıktı. Yüzü hemen Esra’ya döndü.
“Bilin bakalım bugün kim savcımızdan daha çok çalışıp Murat Bey’in sağ kolu oldu?”
Esra sinirli bakışlarla
“Çok komiksin Emir. Şuan seninle ilgilenmekten başka daha önemli işlerim var.”
Selin, odadan çıkan Emir’i görür görmez ona içeride ne olucağını sorucaktı fakat sanki biri ona dur dedi gibi hissetti. En sonda dayanamayıp sordu.
“Ee, Emir içeride ne sordular söylesene.”
Emir sinsi ve alaycı bir gülüşle yan tarafında duran donatı aldı ve yemeye başladı.
Selin sinirlenerek Emir’in elinden donat kutusunu alır.
“Emir cidden şuan donat yemenin sırası mı soruma cevap versene.”
“Tamam sakin ol Selin.”
“Bekliyorum hadi ne dediler?”
“Hee, o şey ya.”
“Ne ya merak ettirmesene adamı.”
“Murat Bey buradan duyduğunuz tek bir sözcüğü bile dışarıda söylemeyeceksiniz diye yemin ettirdi.”
“Ya of, artık lütfen azıcık faydan dokunsun!”
Selin sinirle oradan ayrılır. Esra ise Emir’e yaklaşarak;
“Gerçekten kimseye söylemeyecek misin duyduklarını?”
“Sana mı söylememi istiyorsun Esra Savcım.”
“Tabi duymak isterim ama sen söylersen zorlamıyorum yani.”
“Bütün her şeyi yaptıran Demirel Çetesi’ymiş öyle diyor.”
Esra şaşkınlığını gizleyemez ve yanlışıkla yüksek sesle;
“Ne, ciddi misin?”
“Ştt, sessiz ol Esra. Kimseye söyleme sakın yoksa Murat Bey canımı okur.”
“Tamam, tamam bana güven.”
Esra arkadını dönerek, Selinin peşinden gider. Bunu gören Emir;
“Selin de dahil Esra Savcım.”
diyerek bağırır.
Esra bıkmış bir şekilde Emir’e döner.
Emir sırıtarak gülüyordur. Esra daha fazla sinirlerini bozmamak için hemen oradan ayrıldı.
Güneş batmak üzereydi. Mesai saati de bitmişti fakat Murat Bey sorguya devam ediyordu.
Selin’in dalgın bakışlarına şahit olan Damla yavaşça yanına yaklaşır.
“Neyi düşünüyorsun bu kadar Selin?”
Selin aniden irkilerek Damla’ya döner.
“Hiç, şu sıralar sürekli kendimi düşünerek buluyorum. Elimde değil her şeyi en ince ayrıntısına kadar düşünmek.”
“Aynı ablam gibisin. O da böyle hep düşünürdü.”
Dışarıda hafif yağan bir yağmur vardı. Gökyüzü tamamen karanlık bulutlarla kaplanmıştı.
Damla, Selin’e bakarak;
“Birazdan beni almaya sevgilim gelicek, istersen bu yağmurda tek başına gitme seni bırakalım.”
“Yok teşekkür ederim Damla ben tek başıma giderim.”
“İyi sen bilirsin.”
Aradan beş dakika sonra son model arabayla uzun boylu siyah saçlı bir adam gelir. Arabadan çıkar ve içeri girer.
Damla son bir kez Selin’e teklif sunar.
“Selin hadi gel seni de bırakalım.”
“Gerçekten hiç gerek yok evim yakın zaten. Siz gidin lütfen.”
Damla’nın sevgilisi Selin’e dikkatlice bakar. Selin ise bakışlarını kaçırır. Damla’nın sevgilisi, Damla’nın söylediğini tekrar söyler.
“Selin Hanım isterseniz sizi de bırakabilirim benim için hiç sorun olmaz.”
“Gerçekten çok incesiniz ikinizde teşekkür ederim fakat ben yürüyerek gitmeyi daha çok severim cidden.”
“Ee, peki şemsiyeniz var mı?”
“Hayır, ama gerek yok.”
“Olur mu öyle lütfen alın.”
Elimdeki şemsiyeyi uzatır. Damla da sevgilisinin arabasına kadar ilerler.
Selin uzatılan şemsiyeyi alıp çok teşekkür eder.
“Gerçekten çok naziksiniz teşekkür ederim.”
“Rica ederim ne demek.”
Selin şemsiyeyi verirken elinde başka bir şey daha olduğunu fark eder. Elinde olan şey onun adı ve şirketin numarası yazan bir karttır. Selin kartı inceler ve kartın üzerinde yazan isim:
“Atlas Demirel” dir.
Selin şaşkınlık içerisinde başını kaldırır ve ona doğru bakar.
Atlas hafif bir gülümseme ile:
“Kendinize iyi bakın görüşürüz memur hanım.” diye seslenir.
— BÖLÜM 1 BİTTİ —
Bölüm etkileşimi
