4: VE SEBEPLER

Vaveyla Yazarı: ୨ৎ .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 5Şu an: 4: VE SEBEPLER



"Nedenler içinde kaybolmuş
bedenler.."

Yanarım yanarım,
Sertab Erener

៚

Hayat; nedenler ve sebeplerden oluşan bir zaman kavramıydı. Nasıllar, derin bir çukur; o nasılın nedeni ise çukurdaki zehirli dikenlerdi.

Sebepler ise nedenlerle paralel gelişen olaylardı. İkisini ayıran çizgi oldukça inceydi.

Soğukluk kemiğine kadar işlerken, gözyaşları durmadan akıyor hıçkırıkları boş banyoda yankılanıyordu. Üzerinde bulunan ince tişört onu ısıtmak için yeterli değildi. Hoş, ısınmak umrunda mıydı onu da bilmiyordu. Pencereden içeri sızan rüzgar saçlarını uçuşturuyor ama o, çok sevdiği saçlarına bile dokunmayıp onu buraya kapatan kadının yanına gelmesini istiyordu.

Ne kadar süre geçmişti bilmiyordu. Gözyaşları tükenmiş gibi durmuş, küçük bedenini soğuk fayansa uzatmıştı. Yan bir şekilde yatarken dizlerini kendine çekip kollarını dizlerine sardı. Bir umut, ısınırım inancıyla. Uykusu gelmişti annesini bekliyor ama gelmiyordu.

Bu bir ceza, dedi içinden daha sekiz yaşındaki kız. Ben yanlış birşey yaptım ve o kızdı. Nefesleri derinleşirken uykuya dalmak üzereydi. Dışarı çıkmamalı o çocuğun peşinden gitmemeliydim. Bir çocuğun kendini avutacak sözleri ne kadar işe yarardı?

Suçu tamamen üzerine yıkıyor, pişmanlıkla nefeslerini sığ bir şekilde alıyordu. O çocuğun sözlerini hatırladı.

Sende bir çocuksun, özgürce dışarı çıkmak yerine evde oturuyorsun, derin bir nefes almıştı. Bahçeye çıktığını da hiç görmedim hem. Mina gözlerini kısmış dikkatle onu dinliyordu. Karşısındaki erkek çocuğu çok konuşuyordu, ona bir söz bile söylettiremiyordu.

Annem izin vermiyor, gülümsemişti Mina. Gülüşünün içten ve samimi olduğu günlerdi. Dışarı çıkarsam kirlenmemden ve kaybolmamdan korkuyor, ve yine annesinin niyetini iyi zannettiği zamanlardı.

Kirlenmek mi? Demişti karşısındaki erkek çocuğu.

Elbiselerimin çamura bulanması gibi işte.

Banyonun kapısı açılırken Mina gözlerini aralamış gelenin kim olduğuna bakmak istemişti ama o kadar uykuluydu ki uykusunu bırakmak istememişti. Gelen annesiydi. Topuklu ayakkabılarıyla tamamen içeri girerken gözleri Mina'nın üzerinde gezinmişti. İnce üstü onu üşütmüştü, küçük kızının bedeni titrerken yüreğinde ufacık bir sızı hissetmişti. İlerledi, onu kucağına alıp odasına götürdü. Tekrardan banyoya sokarken Mina kıpırdanmış annesine sarılmıştı.

"Buraya girmek istemiyorum, anne." Annesi onu dinlemedi, buz gibi küvetin içine Mina'yı uzatırken kızının üzerindeki kıyafetleri yavaşça çıkarmaya başlamıştı. Duş almalıydı, üzerindeki çamurdan arınmalıydı.

"Neden seni oraya götürdüm biliyor musun, Erna?" Dedi kısık sesiyle. Mina ismini hiç kullanmamıştı. Zamanla kullanacaktı ama bu da beş elin parmağını geçmeyecekti.

Mina ismini o koymamıştı ve anmak, hatırlamak istemiyordu. Mina sessiz kaldığında konuşmaya devam etti. "Yapma dediğim birşeyi yaptın, eğer bir şeye yapma diyorsam onu yapma kızım. Yasakları çiğneme."

"Neden?" Dedi pürüzlü sesiyle Mina.

"Çünkü hepsi senin iyiliğin için. Hepsi zarar görmemen için."

Yalandı.

Mina'nın annesi onu küçüklükten beridir kontrol altına almak istediği için bin yalan söyleyen bir kadındı.

Ve kızım, söylemlerini hiçbir şekilde içten söylememişti. Çünkü Mina istemediği bir adamdan olan bir kız çocuğuydu.

៚

Hayallerin, nedenleri olmazdı. Belki de olabilirdi çünkü korkunç dış dünyadan kurtulmak için içinizde bir dünya kurmak da aslında neden gerektiriyordu.

Nedenler, nedenler, nedenler.. Ufak bir kelime sizi içinizdeki boşluğa iter ordan çıkmamanız için tutunacağınız bütün dalları kırabilirdi. Çünkü nedenler, ki buna paralel olan bir kelime daha vardı sebep. Aynı gözüküp farklı anlamları vardı ve bunu yaşayamadan anlayamazdınız.

Soğukluk tenimi ürperiyordu. Tüylerimin diken diken olduğunu hissediyor, ısınmak için hiçbir kaynak bulamıyordum. Oturduğum fayans bile varlığımla ısınması gerekirken sanki her geçen dakika daha da soğuyor gibiydi. Ufak pencereden sızan rüzgar soğuğu daha da vahşileştiriyordu.

Garipti. Koskocaman sıcak evin içerisinde, bir tek burası soğuktu ve yine o sıcaklıktan mahrum kalıp da bir soğuğa hapsolmuştum. Hapseden annemdi.

Sebebi, nefret etmesiydi.

Ama neden nefret ediyordu? Belki de etmiyordu hepsini sinirden söylemiş olabilir miydi? Ama.. İnsanlar sinirlenince düşüncelerini söylerdi onun düşünceleri bu şekilde miydi? Gözlerimi sıkıca kapatıp dişlerimi sıktığımda zihnimin içinden çıkmak, kurtulmak istiyordum. Düşünceler beni kör bir kuyuya atıyor gibi hissediyordum. Tutunmaya çalıştıkça ellerim keskin taşlara değiyor derin kesikler bırakıyordu.

Kaçmak istedim, kaçamadım. Olduğum yerde biraz daha büzülüp ağlamaya devam ettim. Elimden başka ne gelirdi bilmiyordum. Bir süre daha zaman geçti içeriden hiçbir ses gelmiyordu, annemin ne yaptığını merak ediyordum ama kalbimde bıraktığı sızı o kadar diri ve derindi ki onu düşünmek bile istemiyordum.

Gözyaşlarım yavaşladığında hatta durduğunda akan burnumu çekip sırtımı duvara daha sert yaslayıp başımı yukarı kaldırdım. Ne renk olduğunu ezbere bildiğim ama karanlıktan gözükmeyen tavana baktım. İçime öyle bir nefes çektim ki ciğerlerim boğuluyormuş da ben son anda onlara hayatı bağışlamışım gibi göğsüm yükselip yavaşça indi. Üşüyordum ve bu üşümüşlüğün hiçbir tarifi yoktu. Ne kadar geçmişti bilmiyordum ama kapının kilidi döndüğünde yavaşça ayağa kalktım. Dizlerim büküldüğünde duvara tutunup kendimi geri düzelttim.

İçeriye giren kişinin topuklu ayakkabı sesi banyoda yankılandığında başımı kaldırıp öfkeyle ona baktım. Gelen oydu, hem ondan başka yanıma kim gelirdi ki? Gözleri üzerimi süzerken son olarak bir kenara fırlattığım topuklu ayakkabılarıma baktı. Bir süre bakışlarını orada tuttu ardından tekrardan bana döndüğünde dudaklarını konuşmak için araladı.

"Yüksek fiyata aldığımız eşyalara hor davranmamanı söylemiştim," Hızla ona doğru yürüyüp tam önünde durduğumda arada sadece belirli bir mesafe bırakmıştım. Az önceki kırgınlığım, gözyaşlarım birer ateşe dönüşmüş karşımdaki kadını yakmak için hazırda bekliyor gibiydi. Sözünü keserek hınçla bu sefer ben konuşmaya devam ettim.

"Benden neden nefret ediyorsun?" Kaşları çatıldığında uzaklaşıp kapattığım mesafeyi geri açtı. Beni buraya kapattıktan sonra oturup uslu olmamı bekliyor olmalıydı, tıpkı eskisi gibi. Tıpkı.. Günler öncesi gibi.

"Hala mı.."

"Benden neden nefret ediyorsun!" Diye bağırdığımda çatık kaşlarıyla bakmaya devam etti. Bakışlarında şaşkınlığın emarelerini görebiliyordum. Derin bir nefes çekti içine, dudaklarını ıslatıp başını sola doğru çevirdiğinde ne cevap vereceğini merak ediyordum ama beklediğim gibi konuşmadı. Adımlarını kapıya atıp hızla banyodan çıktığında arkasından gittim.

"Neden cevap vermiyorsun!" Sesim evin içinde dalga dalga yayılıyor yankılanıp bana geri dönüyordu. Adımlarını durdurduğunda bana döndü.

"Seni oraya uslu ol diye koydum! Birşeylerin farkına var diye ama hala bir çocuk gibi bağırıp bir çocuk gibi davranmaya devam ediyorsun!" Çocuk kelimesinini üzerine yaptığı baskı kaşlarımı daha fazla çatmama neden oldu.

"Ne yaptığın ve benden ne beklediğin umrumda değil. Ben senden tek bir cevap istiyorum, benden neden nefret ediyorsun?" Durdu. Bakışları gözlerimde takılı kalırken dudaklarını araladı ama içeriye dolan ses onun değil babamın sesiydi.

"Bunu gerçekten merak ettiğin için mi, yoksa kendine duyulan bu duygunun yük olduğu için mi soruyorsun?" Sakin sesi, bakışlarımı ona çevirttirdiğinde benden bir cevap beklemeye devam etti. Merdivenlerden yavaş bir şekilde inerken parmakları kol düğmesi üzerinde duruyor onu ilikliyordu. Giydiği siyah takım elbisesi teniyle uyuşuyor onu daha karizmatik gösteriyordu.

Onun hep yakışıklı olduğunu düşünürdüm. Böylelikle bütün kadınların bakışlarını üzerine çevirir, dikkat çekmeyi başarırdı. Annem ile nasıl tanışıp da evlendiler bilmiyordum. Bu hikayeyi, onların hikayesini hiçbir zaman duymamıştım zaten.

"Merak ediyorum." Dedim dürüstçe. Sert ve mesafeli sesim onu ikileme bile düşürmemişti. Bir insan ancak bu kadar görmezden gelinirdi.

Hayır, bir baba ancak bu kadar kızını görmezden gelirdi.

Kaşlarını kaldırdığında düğmeleri iliklemeyi bitirip başını kaldırdı. Adımları bana doğru yöneldiğinde annem sırtını bana dönüp salonun çıkışına yöneldi. "Hareketlerine çeki düzen ver, Erna." Yürüdü, topuklu ayakkabılarıyla dik bir şekilde arkasına bakmadan çekip gitti. Zaten o hiç arkasında bıraktığı kişilerin duygularını önemsememişti.

"Seninle bir konuşalım," Babam yanıma doğru gelip durduğunda yönümü ona çevirdim. Boğazımda toplanmış yumruğu yutkunarak geçirmeye çalıştım ama sanki daha da büyüyüp beni boğmaya çalıştı. Gözleri kırmızı elbisemde, çıplak ayaklarımda gezindi. "Öncesinde bir toparlan istersen. Seni masada bekliyorum." Şaşkınlıkla ona bakarken o yemek masasına doğru yürümeye başlamıştı.

Hareketleri değişikti, o benimle bu kadar uzun konuşmazdı.

⌖

Bir insanı yıpratan neydi? Anıları mıydı yoksa düşünceleri mi? Düşünceler de zaten anılardan doğan sonuçlar değil miydi? Saçımı tararken tam olarak ne düşünüyorum bilmiyordum. Zihnimin içindeki boşluk o kadar genişlemiş ve beni içine çekmeye başlamıştı ki elimden birşey gelmiyor düşünüyordum.

Saçlarımı taramayı bitirdiğimde tarağı masanın üzerine bıraktım. Islak saçlarımı kurutmadan odadan çıkıp alt kata inmeye başladım. Boşluk olan bu ev miydi yoksa?.. Her bir köşesi sıcacıkken tek soğuk yer o banyoydu. Orası hiçbir zaman ısınmazdı, ısınamazdı. Yemek masasına doğru ilerlerken babamın yine en baş uca oturup elindeki çatalla yemeğini yediğini gördüm.

Bir çocuk babasını tanıyabilir miydi? Sonuçta babasıydı ve birlikte geçirdiği dakikalar çocuğa babasını tanıtırdı. Peki ya bir çocuk hiç babasını tanıyamazsa ne olurdu? Bu sorunun cevabı belki de bendim. Masaya geçip onun çaprazına oturduğumda elindeki çatalı tabağın içine bıraktı ve kenarda duran mendille dudaklarını sildi.

"Saçlarını neden kurutmadın?" Dediğinde masada duran gözlerimi ona çevirdim. Sorusunu es geçtim ona o kadar yabancı hissediyordum ki ve o kadar bu hisse alışmıştım ki değer verdiğini görmek, değer vermemesine tercih ederdim çünkü beni buna bir kere alıştırırsa tekrar arzulardım ve içine kısıldığım döngü zamanla beni ezer, parçalar hatta yok ederdi.

Onca zaman göstermediğin değeri olur da bu saatten sonra verme, verme çünkü ben senin sevginin tadını alırsam yine senin göğsünün içine sinmeye çalışırım. Verme çünkü, hiçbir zaman senden sevgi görmemiş birisine verirsen o sevgiyi gözlerim körleşir. Yapma bana bunu, yapma ki sana geldiğimde karşılaştığım yine sert tavrın olursa topladığım parçalar olur da yine düşmesin. Ben yine eğilipte toplamayayım..

"Ne konuşacaktın?" Bir iki saniye gözleri gözlerimde asılı kalırken ne düşündüğünü bilmiyordum ama her ne düşündüyse sanki zaten yanlış bir şeyden vazgeçmiş gibi baktı bana. Her ne yaptıysa vazgeçti bundan. "Büyüdün, cezalar artık sana göre değil." Vazgeçtiği şey değerdi. "Annen,"

"Annem," Dedim lafını keserek. "Onun kontrolü altında olmamı istiyor ve ben bunu hiçbir zaman yapmayacağım." Kaşlarını havalandırdığında konuşmaya devam ettim. "Senin de dediğin gibi büyüdüm ve artık ne yapabileceğime karar verebilecek bir olgunluktayım."

"Güzel," Çatalı eline aldı ve önceden parçalara ayırdığı kızartılmış bifteğe batırdı. "Sınırlarının olması." Diyerek lafını tamamladığında çatalın ucundaki eti ağzına attı. Kısa süren sessizlikten sonra suyundan bir yudum alarak tekrardan konuştu. "Annenin nasıl birisi olduğunu biliyorsun," İkiyüzlü dedim içimden. "Kontrol onda olmak zorunda. En azından konu sen olduğunda."

"Beni neden kontrol etmek istesin?"

"Çünkü," Sırtını geriye yasladı. "Yanlış birşey yaparsın.." Sustuğunda bakışlarını tabağa indirdi neden sustuğunu anlamadım ama konuşmaya devam etmişti. "Aslında bakarsan o itaat istiyor. Hiç anlattı mı bilmiyorum ama kendi ailesi içinde ona öğretilen buydu. İtaat et ve otur. Bu sus ve konuşma gibi birşey o da bunu bekliyor senden tabi bu kadar dikbaşlı olacağını bilemezdi."

"Birşey isterse yapardım. Yine de hareketleri beni kısıtlıyor bunu istemiyorum hiç istemedim ve istemeyecem. Ben," Susup önüme döndüğümde yutkunarak boğazımdaki düğümü geçirmeye çalıştım çünkü ilk defa babamla konuşuyor ve içimi açıyordum. Böyle bir his miydi? Karnımda bir şeylerin döndüğünü ve kasıldığını hissediyordum. "Ben onun cezalarından bıktım." Dedim yoruldum demeyerek.

"İstediği gibi davran birşey yapmaz. Hem birşey istediğinde artık yapmayacak mısın?"

"Hayır." Dedim net bir sesle.

"Kaan'la nereye gittin?" Diye bir anda farklı bir soru sorduğunda dalgın bakışlarımı kaldırdım ve ona çevirdim tekrardan. "Masadan bir anda kalkmak adaplara uymaz bunu biliyorsun değil mi Mina?"

Göğsüm sıkıştı. "Yaptığın yanlıştı," Dedim bende tamamen dürüst olarak. Kaşlarını çattığında bunu pat diye yüzüne söylememi sorguladığını biliyordum. Yine de sanırım anlamıştım o günü soracaktı dün nereye gittiğimi, belki de onu tanıyordum.

"İstemediğim bir evliliğe zorlayacaktın beni sırf ortada bir kâr var diye," Bakışlarında herhangi bir değişim olmadı sözümü bitirmemi beklerken konuşmaya devam ettim. "Yine de hesaba katmadığın birşey vardı baba. Kaan'ın zaten sevdiği bir kadın var." Kaşları çatıldı.

"Bu bana söylenilmemişti."

"Söylenilseydi vazgeçecek miydin?" Doğruldu. Ellerini birbirine kavuşturduğunda doğrudan bana bakmaya devam etti. "Belki de yaptığım yanlıştı ama dediğin gibi ortada bir kâr vardı. Yerimi sağlamlaştırmak.."

"Yerini beni kullanarak mı sağlamlaştıracaktın?" Deyip sözünü kestiğimde bu onun kaçıncı sözünü kestiğim andı bilmiyordum ama hiç kızmaması, tepki vermemesi bana cesaret veren birşeydi. "Lütfen," Dedim ellerimi masaya yaslayıp kalkarken. "Hayatıma karışmaya ve beni kısıtlamaya son verin." Sandalyeyi geri çekip olduğum yerden uzaklaştım.

Gerisi yoktu. Arkamdan beni çağırmadı ki çağırmasını da istemiyordum. Her bir adımda ondan uzaklaşırken bunun duygusallığını hissetmeyi bile bıraktım.

Bazı babalar yabancıdır.

៚

Nihayetinde sigara havalı olmak için içilmezdi. Belki bazıları bu niyetle içerdi ama bazıları düşüncelerini sigaranın dumanıyla boğmak zehirlemek isterdi. Ayaz Ata bunu yapmaya çalışıyordu. Düşünceleri neydi de bu kadar çok sigara tüketiyordu?

Gözleri karşısındaki bilgisayardan bir an olsun ayrılmamıştı. Yeni söndürdüğü sigaranın izleri hala odanın içinde kol gezerken o ekrandaki ikiliden bakışlarını çekmedi. Kameraları yerleştirdikten sonra dün izlemeye başlamıştı o evde olanları ve izledikleri onu şaşkına çeviriyor bir evin içinde her zaman huzurun bulunamayacağına anlıyordu.

Bir anne, dedi içinden. Ceza olarak kızını banyoya kilitledi.

Böyle cezalar alan birisi nasıl olur da uyuşturucu ticareti yapardı? Çok zordu hatta neredeyse imkansızdı. Ayağa kalkıp bilgisayarı kapattığında aklındaki sonuca çoktan varmıştı. Kızın hiçbir suçu yoktu bunu ona söyleyen kişi ona yalan söylediğinin şüphesiyle yanmıştı ve doğrulamak için kızı izlemişti ama şüphesini yok etmeyi başarmıştı.

Oyun, oyun, oyun, dedi içinden yine. Bu kişi her kimse seni biliyor ve sana oynuyor, dediğinde adımları tekrardan masaya ilerledi ve alt çekmeceden acil durumlar için olan telefonu çıkardı. Bekledi, bekledi, bunun acil olmadığını kendi başına yapabileceğini biliyordu ama ihtimaller onu yiyip bitiriyordu.

Aramaktan vazgeçti, telefonu olduğu yere bırakacakken bir anda çaldığında ekranda beliren isme baktı.

Albay.

Yüzünü bir rahatlama sardı. Telefonu çok bekletmeden açıp kulağına yasladığında uzun zamandır duymadığı sesi duydu.

"Uzun zaman oldu, Ata."

Ayaz Ata, gerçekten zaman çok mu uzun oldu?

៚

Oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın😉

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

41okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18