12. bölüm · Tutkunun Gerçekleri

12.Bölüm

Tubiiiy Misimm

“Amcacım serumun bittikten sonra gidebilirsin. İlaçlarını kessinlikle aksatmamalısın”
Dedikten sonra elimde malzemelerle ilerlemeye başladım. Hastane bugün diğer günlerden bile daha kalabalıktı. Hastalar bitmek bilmiyordu. Edayla mesaimiz bitince hilali alıp akşam yemeği yemeyi planlıyorduk. Normalde eda akşamları dışarı çıkmaz mertle vakit geçirirdi. Fakat şuan trip attığı için bu planı o yapmıştı. Saliha ise hala yüzsüz gibi evdeydi. Neden kalmıştı anlamıyordum o kadar kavgadan sonra. Dünden sonra sinirlerim aşırı bozuktu. Gülesim gelmiyordu. En büyük hayal kırıklıklarımdan biri de Aliyi gerçekten adam yerine koymaktı. Şuan yüzünü bile görmek istemiyordum.
“Elif, nereye daldın böyle” edanın sesiyle kendime gelmiştim.
“Hiç öyle gözüm dalmış” tabikide söylediklerime inanmamıştı.
“Ali abinin dün yaptığı şey dimi” gözlerim sadece yerdeydi.
“Yok be ne takıcam onu”
Bu dediklerime kendim bile inanmıyordum. Tam ona şana tanımaya kendimi ikna etmişken bu yaptığı buna pişman olmamı çok kolay bir şekilde sağlamıştı.
Eda da konuşmak istemediğimi görünce daha fazla zorlamamıştı.

Edayla askeriyenin karşısında tartışıyorduk.
“Eda vallahi gelmicem hilali al gel bekliyorum işte”
Bir türlü bırakmıyordu beni.
“Hayır vallahi geleceksin”
Sonunda beni içeriye almıştı. Somurta somurta yürümeye başladım. Askeryenin bahçesi o kadar büyüktü ki yürü yürü bitmiyordu. Nihayet revirin oraya varmıştık ama varmasaydıl daha iyiydi. Salihanin burada her ne işi varsa bilmiyordum ama hiç bir şey aliye sokulmaya çalışmasını açıklayamazdı. Edayla ikimizin adımları durmuştu. Ali salihadan uzak durmaya çalışıyordu. Eda öksürünce bakışları bizi buldu. Gözleri parlamıştı sanki beni kurtarın dercesine baktı bize.
“Elif” diyerek bize ilerleyince saliha kıskanç gözlerle bizi izlemeye başladı. Yanımıza gelip tam karşımda durdu. Gözlerimi göz hapsine almıştı.
“Konuşabilir miyiz?” Anında geriye doğru iki adım attım.
Bu yaptığımla kaşları çatılmıştı.
“Konuşacak bir şey yok komutan”
Belki çok şey vardı.
“Benim var ama!”
“Senin ne konuşacağınla ilgilenmiyorum”
Tam konuşacaktı ki o cırtlak ses yükseldi.
“Ali bey boşverin onu o biraz asabidir” bakışlarım salihayı buldu. Yok bu böyle olmayacaktı. Üzerine doğru koşup üstüne atıldım. Ardından gerçek anlamda onu dövmeye başlamıştım. Bağırış sesleri askeriyeyi doldurmuştu. Bu sefer kimse onu elimden alamazdı. Alinin bize doğru bir adım attığını görünce bağırdım.
“SAKIN”
Olduğu yerde durmuştu. Kulaklarıma hilalin sesi doldu.
“Ay noluyo be ne bu bağırış”
Beni görünce hemen yanıma geldi. Salihanın üstüne oturmuş onu pataklıyor haldeydim.
“Bırak beni”
“Bırakıcam ama önce tüm hıncımı alacam senden”
“Elif bana ver onu sen yoruldun” hilalin sesiyle gülümsedim. Salihanın üzerinden kalkıp hilale yol verdim.
“İşte şimdi başlıyoruz” dedikten sonra salihanın üstüne atıldı. Bora onu durdurmak için öne atılmıştı ki onu durdurdum. Hilal de tüm hıncını aldıktan sonra salihanın üzerinden kalkmıştı. Saliha zorla ayapa kalkıp bana döndü.
“Bu dayağı bana gerçekten bir erkek için mi attın”
Tekrardan üzerine atılmamak için zor duruyordum.
“Ben sana bu dayağı bir erkek için atmadım atmam da. Kendine gelmen için, artık olgunlaşman için attım. Küçükken yaptığın mallıkşar içindi. İnşallah sana iyi bir ders olmuştur. Şimdi defol bir daha bana kuzenim deme” tüm sinirimi ondan çıkartmıştım. Tam arkamı dönüp yürümeye başlamıştım ki alinin seslenmesiyle durdum.
“Elif bekle.”
Sinirli gözlerle ona döndüm.
“Sakın bu konu hakkında tek kelime etme.”
Gözlerini gözlerimden ayırmıyordu. Artık biliyordum. Gözlerindeki o karanlığa ya ışık tutacak kişi yada kaybolacağım kişinin ben olduğumu biliyordum. Beynime her ne kadar hayır öyle değil dedirtsemde kalbime dedirtemiyordum.
“Ben sadece”
“Ne sen sadece. Dün gözümün içine baka baka kuzenimin sana cilve yapasına izin verdin ya. Ne sen sadece. Sakın özür felan dileme benden”
Daha fazla dinlemek istemediğim için askeriyenin dışına çıkıp kızlaro beklemeye başladım. Çok geçmeden nihayet gelmişlerdi.
Hava çoktan kararmaya başlamıştı. Yemek yiyebileceğimiz bir mekana geçmiştik.
“Kızlar hala şok içindeyim resmen ikiniz sırayla kuzeninizi elden geçirdiniz.”
Hafif gülümsedim.
“Merak etme dayım ve yengem çoktan annemleri aramıştır. Hatta bizide ararlar”
Hilal ağzına lokmasını atmadan önce konuştu.
“Aman arasınlar bizde kızlarının ne bok yediğini söyleriz”
“Off boş verin o gerizekalıyı”
Bir sessizlik oluşmuştu. Hepimiz sessizce yemeğimizi yiyorduk.
“Ay dayanamicam” edanın sesiyle kıkırdadım. Ne zaman kaybedeğini bekliyordum.
“Senle ali abi arasında ne yaşandı kızım böyle”
“Bilmiyorum eda”
“Aşk kızım aşk” diye ekledi hilal.
“Ne aşkı devkuze”
“O zaman anlamanın bir yöntemi var” eda sabırsızlıkla yerinden kıpırdandı.
“Ali abiyi görünce ne hissediyorsun elif”
Düşünmeye başladım.
“Bilmiyorum çok değişik oluyorum. İstemsizce kendine çekiyor. Onu sinirlendirdiğimde o hali çok komik geliyor. Bunu gördükçe mutlu oluyorum. Sinirlenişi, mutlu olup belli etmeyişi. Siyah gözleri hele, sanki içinde hapsoluyormuşum gibi. Bazen kendine gel elif normal bir insan diyorum ama normal insanların yapmayacağı şeyleri var. Onun yaralarını görünce içim acıdı, ben tıpçıyım yaralar canımı acıtmaz acıtamaz. Eğer acırsam o yaraları kapatamam. Ama o bana ne yaptı bilmiyorum o yaraları tek tek sarasım geldi.” Dediklerimi anladıktan sonra ağzım açık kalmıçto.
Kızlar bilmiş bir ifadeyle bana bakıyorlardı.
“İşte bu” diye bağırdı hilal.
“Sen basbaya aşık olmuşsun kızım”
“Aşık olsam neye yarar eda. Kalbinde vatan aşkından başka bir aşk olamayan bir adamın kalbine benim aşkım mı dokunacak.”
Eda haklı bulunca susmuştu.
“Neyse ya kapatın konuyu artık”
Günün devamında mağazaları dolaşıp eğlenmiştik. Kahkahaların eşliğinde ilerliyorduk.

Kızlar mutlu mutlu ilerlerken hesaba katmadıkları tek şey vardı. Birlikte oldukları ana kadar onları takip edip fotoğraflarını çeken adam.
“Patron sana tüm fotoğrafları attım” diyip telefonu kapattı adam. Buradaki işi bitmişti kızlara son bir bakış atıp kapşonunu taktıktan sonra seri adımlarla ilerlemeye başladı.

Ayaklarımıza kara sular inmişti resmen. Edayı eve bıraktıktan sonra hilalle eve doğru yürümeye başladık. Ellerimiz poşetlerden görünmüyordu resmen.
“Ay düşünsene saliha hala oradaymış”
Hilalin söyledikleriyle ağzımdan bir küfür kaçtı.
“Eğer onca dayağa rağmen oradaysa pes diyorum başka da bir şey demiyorum.”
Eve yaklaşınca ali göz hizama girmişti. Hilal belli etmemeye çalışarak;
“Bunun ne işi var burada” diye sordu. Bilmiyorum dercesine kafamı salladım. Bizi görünce yanımıza yaklaşmıştı.
Ne yapıyorsun burada dercesine bakınca sabırsızlıkla yerinden kıprandı.
“Senle konuşmam gerekiyor” tam hayır demek için ağzımı açmıştım ki.
“Hayır deme elif konuşmam gerekiyor daha fazla kaçamazsın”
“Kaçan yok ne söyleyeceksen söyle”
Bakışları hilali bulunca hilal benim elimdeki poşetleri de alıp yukarı çıkmıştı.
“Konuş artık”
“Bak elif bana inanmayabilirsin çok erken oldu ama elimde olan bir şey değil kalp bu söz geçiremezsin”
Ne söyleyeceğini az çok tahmin ettiğim için nefesimi tuttum.
“Bak elif, sen benim aşkı ararken değil, hiç aklımda yokken aşık olduğumsun. Her zaman güneş tutulmaz, bazen insana, bazen gülüşe, bazwn de bir çift göze tutulur kalır insan.
Ben kalbime vatandan başka aşk almadım. Böyle öğretti babam bana. İlk kez bana babamın sözünü çiğneten kişisin sen. Sana aşık olmamak için çok direndim ama başaramadım. Herşeyinle aşık oldum ben sana. Taş kalbimi kırıp yerine aşk doldurdun sen. Kötü sonla bitecek kitabımın mutlu sonusun sen. Benim hikayemin şuana kadar en güzel bölümüsün sen.
Sen görmek kaygım var benim.
Görsem sevgimden öleceğim, görmesem de hasretimden.
Kimse bakmasın sana, kimse görmesin seni, sadece benim gözlerimde saklı kal istiyorum.
Aşk ilk görüşte başlamaz derler ama bazı gözler o sözü tek bakışta yalanlar. Sende o gözlerden birisin be kızım.”
Resmen alinin söylediklerinden dolayı konuşamuyordum. Benden bir cevap beklercesine kafasını salladı.
Konuşamıyordum.
“B-benn ………”
Dedikten sonra koşar adımlarla yukarı çıkıp eve girdim.
Kapıyı kapattığım gibi yaslanıp derin nefes almaya başladım. Gözlerim dolmuştu ağlamamak için zor duruyordum.