2. bölüm / 2
𝘔𝘦𝘮𝘰𝘳𝘪𝘦𝘴 - Tom Rıddle-2'
Bölümler 2Şu an: -2'
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
𝒎𝒆𝒅𝒚𝒂 - 𝑻𝒐𝒎 𝑹𝒊𝒅𝒅𝒍𝒆
*Anlatım: Lyra'nın ağzından.* (Yazardan not: Zamanlar karışık, bu yüzden aynı zamanlarda aynı yaş aralıklarında yaşamamış olan karakterleri bir arada görebilirsiniz.)
Arkamdaki yeşil gözlü çocuğun söyledikleri ile bir kaç dakika afalladım. Ne diyordu? Ben onun günlüğünü nasıl okumuş olabilirdim ki? Onu tanımıyordum bile.
L- Neyden bahsediyorsun? Ben seni tanımıyorum, hogwarstta ilk defa görüyorum seni. Birde günlüğünü mü okumuşum?
Yeşil gözlü oğlan- Orasını bilmiyorum. Ama ben asla yanlış anlamam. Günlüğümü sen okudun. Bu nasıl oldu bilmiyorum ve duymakta istemiyorum, ancak bir daha günlüğümü okumaya cürret dahi edersen olacaklardan ben sorumlu değilim, haberin olsun.
Çocuk aniden ayağa kalkıp hızlı ama sağlam adımlarla bulunduğumuz yerden çıktı. Arkasından şaşkın gözlerle bakakaldım. Bunu araştırmak için kesinlikle profösöre gitmeliydim...
Hızla astronomi kulesinden ayrıldım. Sanırım duyduğum sesler o çocuğun günlüğüne yazdığı yazılardı. Ama böyle birşey olabilir miydi ki? Ne saçmalıyordum ben, tabii kide böyle birşey olamazdı. Bu normal saçma bir baş ağrısı, kendine gel Lyra. Yada ben kafayı yiyordum...
3 GÜN ÖNCE - anlatım: Tom Riddle (yeşil gözlü çocuk)'in ağzından
Yine her zamanki gibi kütüphanede karanlık büyülerle ilgili bir kitap okuyordum. Yanıma siyah giyinimli maskeli sarışın bir oğlan geldi, 2 sınıf küçüktü. Yüzünü göremedim. Kulağıma bir şeyler fısıldayıp hızla kalabalığa karıştı ve ortadan kayboldu. Kulağıma fısıldadığı şeyler ise şunlardı:
"Günlüğüne dikkat et, birisi onunla ilgileniyor."
Bir kaç dakika etrafa boş ve gergin bakışlar attım, ne demek istediğini anlayınca sinirle ayağa kalkıp o kişiyi görebilmek için büyüler yapmaya başladım, 3 günün ardından siyah saçlı, aynı binada olduğumuz bir kızı buldum. Yerini tespit edip hesap sormaya gittim.
- - - - - - - - - - -
anlatım: Lyra Black
Aradan 1 hafta geçmişti, bir profösöre danışmıştım. Ve doğruymuş. Aramızdaki anısal bir bağdan dolayı o çocuk ile bağlanmışız. Bu yüzden onun günlüğüne yazdığı şeyler beynime aktarılıyormuş. Peki ya ne anısıydı ki bu? Ben onun suratını bile şu zamana kadar görmemiştim, bunları anlamak için bir dahakine yazıları daha da anlamaya çalışacaktım. Fakat garip bir şekilde 1 haftadır baş ağrılarım yok. Sanırım günlüğüne yazmayı bıraktı.
Ben dalmış bir şekilde düşünürken düşündüğüm şey başıma geldi, 1 haftanın sonunda bir anda yeniden başım zonklamaya başladı. Galiba yine günlük tutuyordu. Bu sefer odaklanabildim ve yazdıklarını tam anlamıyla duydum. Fısıltılar şu şekildeydi:
"Günlüğümü okuyan birisini buldum, onu uyardım. Her zamanki gibi kabaydım. Ama o beni tanımıyormuş, pek inandırıcı değil. Beni tanımayan yoktur. Okulda adım her yerde, 'karanlık büyücü çocuk: Tom Marvolo Riddle' Her neyse, o kızda tanıdık birşeyler vardı. Hissettim. Aynı yetimhaneyi ziyarete gelen o kız gibi... kokusu, saçları ve bakışları. Yıllar yıllar sonra ilk defa o kızı birinde hissettim. Haftalardır bu düşünceden kaçıyorum... Kendimden kaçıyorum, bu o muydu? Olabilir miydi? Hiç birşey bilmiyordum. Ama galiba ben ilk defa korkuyorum. Son 1 haftadır sadece bu hislerden kaçınıyordum. Günlük tutarsam yine hatırlardım. Günlüğüme yazdığım tek şey yetimhanedeki o küçük siyah saçlı kızdı. Sürekli korkup kaçtığım o his, o anılar... dönüp dolaşıp yine beni buluyordu. Söz veriyorum, And olsun ki bu sefer ben seni bulacağım, işte o gün seni hiç bırakmayacağım, küçüklüğüm..."
Benden mi bahsediyordu o? Kime benziyordum ben? Niye hiçbir şeyden haberim yoktu yine? Ne yetimhanesi? Adı Tom Marvolo muydu? Kokuma mı bakmış? Of ne diyorum ben yine.
- - - - - - - - -
Haftalardır, tek bahsettiği şey: yetimhanedeki o küçük kız ve bendim..
Baş ağrılarım çoğalmıştı, düzenli olarak günlük tutup duruyordu. Bazende günlük yaptığı şeylerden bahsediyordu. Birde haftaya beni görmeye gelip bilgi toplayacağını söylüyordu. Daha doğrusu yazıyordu.
Düşüncelerim Narcissa'nın beni derse çağırmasıyla bölündü.
N- Hey! Kime diyorum ben? Ders saati geldi, geç kalırsak Snape bizi mahveder.
P- Tatlım, sen iyi misin? Bu aralar fazla düşüncelisin. Kafanı yoran nedir?
Parkinson haklıydı, ben bu aralar fazla düşünceliydim. Biraz kafa dinlendirmeye ihtiyacım vardı. Kafam hiç boş durmuyordu. Motorlu bir makine gibi çalışıp duruyordu, dersleri bile dinlemiyordum artık.
L- İyiyim Pansy. Hadi gelin derse inelim.
Başımı almış giderken Narcissa bileğimi tuttu.
N- Çok iyisin gerçekten, belli oluyor.
Kızlar gülüştü, şaşkın bakışlarla yüzlerine döndüm.
L- Ne oldu?
N- Ev halinle mi derse ineceksin Lyra? *Pansy Parkinson kıkırdadı*
L- PARKİNSON! Susun. Dalgınlığıma gelmiş işte.
Kızlar gülerek odadan çıktı. Hemen üzerime gömleğimi, kravatımı, eteğimi ve cübbemi geçirip derse indim. Ama bu sefer bir farklılık vardı. Bir dakika ne?! O çocukta buradaydı! Ama neden?
Suratsız snape konuştu:
Profösör S.- Lyra, aramıza katılmayı düşünüyor musun? Yoksa orada öylece beklemeye devam mı edeceksin?
L- Üzgünüm, Profösör. Aramıza yeni katılan arkadaş kim?
Tom Riddle- Adım Marvolo. Tom Marvolo Riddle. Beni neden bu kadar merak ettin? Dersimizi dakikalardır bölüyor olmanın altında güçlü bir sebep olmalı. Yoksa tatsızlık çıkar!
L- Yanlış değilsem sorumu profösöre sormuştum. Ayrıca bizzat özellikle seni merak etmedim. Aramıza yeni katılan birinin olduğunu görünce selam vermek istedim, ama görüyorum ki sen selamlaşmayı yanlış anlamışsın Marvolo. Selam verirken bu kadar kaba olunmaz. Şimdi izin verirsen 'bizzat böldüğüm dersimize' devam edelim.
Yerime oturdum, bir insan en fazla bu kadar kaba olabilirdi. Ahh Merlin.. bu çocuk çok garip!
Anlatım: Tom Riddle'ın ağzından.
Şaşırdım, ilk defa birisi bana karşılık verip korkmadan konuşmuştu, çok garipti. Bu kızda kesinlikle birşeyler vardı, bundan artık dahada emindim. Etrafta bize bakan öğrencilere ters bakışlar atmam onları korkuyla önlerine döndürmeye yetti. Ardından ben de önüme dönerek dersi dinlemeye başladım.
Arada bakışlarım o kıza kayıyordu, bu çok tuhaftı çünkü ben ilk defa birini kafaya takmıştım. Ve en garibide bu olumsuz bir anlamda değildi. Bazen gözgöze geliyorduk. Birbirimize boş ve anlamsız bakışlar atıp sonra geri önümüze dönüyorduk böyle böyle ders bitti. Dersten çıkınca artık o kızla konuşmaya karar vermiştim, o sınıftan çıkınca küçük ama hızlı adımlarla onu takip etmeye başladım, durduğunda vardığımız yer Karagöldü.
- - - - - - - - - - - - -
Anlatım: Lyra Black'in ağzından.
Biraz kafa dinlemek için Karagöle indim, çömelerek yere oturdum ve dizlerimi karnıma çekip kollarımı bacaklarıma sardım. Sonra ise yeniden birşeyler düşünmeye başladım.
Düşüncelerim su gibi akıp gidiyordu, daha ne düşündüğümü anlayamadan beynim yeni düşüncelere boğuluyordu. Aklımda 1000 türlü soru vardı. Hangi birinin cevabını bulmakla, hangi birini düşünmekle, hangi birine kafa yormakla uğraşacağımı dahi bilmiyordum.kafam 1 salise bile boş durmuyordu. Düşünmekten başım ağrımaya başlamıştı. Unutmak istediğim bir geçmiş, cevabını aradığım bir sürü soru ve kurtulmaya çalıştığım bir düzine düşünce ile yalnızdım...
Yani sanırım ben öyle düşünüyordum. Arkamdan bir ses geldi.
T- Aklın fazla dolu Black. Unutmak istemenin sebebi nedir? Hemde hatırlaman gereken bir sürü şey varken...
- - - - - - - - - - - - -
Bölüm Sonu...
Bölüm etkileşimi
