The Walkers kitap kapağı

1. bölüm / 2

The Walkers

THE WALKERS 1. SEZON

Vaveyla Yazarı: Çağan ÇELİK

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 2Şu an: THE WALKERS 1. SEZON

Gece, ormanın derinliklerinde sadece kamp ateşinin çıtırtısıyla bölünüyordu. Çağan ve en yakın arkadaşı Forten, dans eden alevlerin karşısında oturmuş, gökyüzündeki yıldızları seyrediyorlardı. Ortamdaki huzur, Forten’ın sorduğu o beklenmedik soruyla bir anda ağırlaştı.
"Çağan," dedi Forten, gözlerini ateşten ayırmadan. "Eğer bugün dünyanın sonu gelseydi, ne yapardın?"
Çağan duraksadı, bir süre alevlerin közleşen kısmına baktı. Sesi sakin ama kararlıydı: "Büyük ihtimalle sadece dua ederdim."
Forten hafifçe gülümsedi, bu cevap ona biraz çaresizce gelmişti. "Dua etmek seni kurtarmaz ki dostum. Gerçekçi ol."
Çağan başını salladı, yüzünde ince bir tebessüm belirdi. "Olsun... Belki hala bir şansımız vardır. Son ana kadar umudu kesmemek lazım."
Tam o sırada, kamp alanının hemen dışındaki çalıların arasından çıtırtılar yükseldi. Forten kaşlarını çatarak ayağa kalktı. "Bir ses duydum," dedi fısıltıyla. Çağan da tedirgin bir şekilde onu takip etti. Karanlığın içinde ilerlerken, ormanın o eski sessizliği artık yerini tehditkar bir hırıltıya bırakmıştı.
Birden, karanlığın içinden fırlayan soluk bir el, Forten’ın ayağına yapıştı. Forten ne olduğunu anlayamadan sertçe yere kapaklandı. Acı dolu bir çığlık ormanı inletti; o şey, dişlerini Forten’ın bacağına geçirmişti.
Çağan bir anlık şokun ardından hemen öne atıldı. Var gücüyle o şeyi kavrayıp karanlığın derinliklerine doğru fırlattı. Göremediği yaratık çalılıkların arasında kaybolurken, Forten acı içinde bacağını tutuyordu.
"Buradan hemen uzaklaşmalıyız!" diye bağırdı Çağan.
Forten’ın nefes alışverişleri hızlanmıştı. "Sesler... Çağan, sesler daha fazla artıyor!" dedi korkuyla. Etraflarındaki karanlıktan gelen hırıltılar çoğalmaya başlamıştı.
Çağan, çantasından aceleyle bir yara bandı çıkardı. Durumun ciddiyetine kıyasla çok küçük bir önlemdi bu, ama arkadaşını sakinleştirmek için bandı yaranın üzerine yapıştırdı. Ardından, Forten’ın kolunu omzuna alıp onu sırtına yükledi. Kendi yorgunluğunu ve korkusunu bir kenara iterek yürümeye başladı.
Güneş, ufuk çizgisinden ilk ışıklarını gönderirken, Çağan sırtında arkadaşıyla birlikte belirsiz bir geleceğe doğru adım atıyordu. Dünya belki de gerçekten sonuna gelmişti, ama Çağan’ın o bahsettiği "şans" için hala yürüyecek yolu vardı.

1.Sezon 2. Bölüm-Karanlığın Diş İzleri
Güneş tepeye yükseldiğinde, Çağan sırtında ağırlaşan arkadaşıyla birlikte şehrin sınırlarına ulaştı. Ancak karşılaştıkları manzara bekledikleri kurtuluş değildi. Sokaklar bomboştu; terk edilmiş arabalar, rüzgarda uçuşan kağıtlar ve yankılanan derin bir sessizlik... Şehir, yaşayan bir yer olmaktan çıkmış, dev bir mezarlığa dönüşmüştü.
Çağan, Forten’daki korkunç değişimi henüz fark etmemişti. Arkadaşının teni kağıt gibi beyazlıyor, gözleri kan çanağına dönüyor ve derisi yer yer pul pul dökülmeye başlıyordu. Çağan’ın tek odak noktası bir an önce tıbbi yardım bulmaktı. "Dayan dostum," diye fısıldadı. "Bak, eczaneye geldik."
Eczanenin kırık camlarından içeri girdiler. Çağan, titreyen elleriyle bulduğu yeni yara bantlarını ve sargı bezlerini çıkardı. Forten’ın bacağını daha sıkı, daha sağlam sardı. Forten ise artık cevap veremiyor, sadece derinden hırıltılar çıkarıyordu.
Akşam çöktüğünde karanlık, şehri bir yorgan gibi örttü. Güvenli bir yer bulma umuduyla eski bir binaya sığındılar. Çağan, tedbir amaçlı Forten’ın belindeki tabancayı çıkardı. Tam o sırada binanın karanlık köşelerinden bir hırıltı koptu. 5-6 tane zombi, aç birer kurt gibi üzerlerine atıldı.
Çağan ne olduğunu anlayamadan yere devrildi. Üzerine çullanan ilk zombiyi var gücüyle itip tekmeleyerek uzaklaştırdı ancak tam ayağa kalkacakken diğerleri üzerine bindi. Çağan yerle mücadele ederken, dehşet dolu gözlerle yan tarafına baktı.
Zombiler Forten’ın üzerine çökmüştü. Arkadaşının bedeni, o canavarların altında parçalanırken Çağan’ın elinden hiçbir şey gelmiyordu. "Forten!" diye bağırdı ama sesi zombilerin et yeme sesleri arasında kayboldu.
Tam her şeyin bittiğini düşündüğü anda, binanın girişi silah sesleriyle aydınlandı. Kulakları sağır eden bir tarama sesi yankılandı. Bir grup adam içeri girmiş, zombileri mermi yağmuruna tutuyordu. Yaratıklar birer birer yere serilirken, adamlardan biri Çağan’ı kolundan tutup ayağa kaldırdı.
Çağan sersemlemiş bir halde doğrulduğunda gözleri yerdeki o kanlı yığına kaydı. Forten... Az önce beraber hayal kurduğu arkadaşı, şimdi cansız ve parçalanmış bir şekilde yerde yatıyordu.

1. Sezon 3. Bölüm Gregin Gölgesi

Adamlar, zombileri temizledikten sonra Çağan’a yardım etmek yerine onu sertçe yere ittiler. Çağan tozun ve kanın içinde yere kapaklanırken, adamlardan biri tepesine dikilip nefretle yüzüne tükürdü. Hiç vakit kaybetmeden ellerini arkadan sıkıca bağladılar ve onu dizlerinin üzerine çökmeye zorladılar.
Çağan, yerde cansız yatan arkadaşı Forten’a son bir kez baktı. İçindeki acı, yerini saf bir öfkeye bırakmıştı. Adamlar onu küçümseyerek başında beklerken, Çağan bir anlık boşluk yakaladı. Yaydan fırlayan bir ok gibi atılarak, karşısındaki adamın karnına sert bir kafa attı. Adam nefesi kesilerek yere yığılırken, Çağan durmadı; çevik bir hamleyle diğer adamın ayaklarına çelme takıp onu beton zemine yapıştırdı.
Saniyeler içinde iplerinden kurtulan Çağan, adamların tüfeklerini tekmeleyerek karanlık köşelere fırlattı. Artık kontrol ondaydı. Cebinden Forten’ın emaneti olan tabancayı çıkardı; namluyu yerde acıyla kıvranan adamın alnına dayadı, diğerini ise tek hamlede etkisiz hale getirdi.
"Kimsin sen?" diye kükredi Çağan. Sesi binanın boş duvarlarında yankılanıyordu. "Kim gönderdi sizi?"
Adam ellerini korkuyla havaya kaldırdı, gözlerinde ölümün soğukluğunu görüyordu. "Ben... Ben Greg’in adamıyım," diye kekeledi.
Çağan kaşlarını çattı. "Greg mi? O da kim?"
"Eye of Hunter’ın (Avcının Gözü) lideri... Kurucumuz," dedi adam titreyen bir sesle. "Sizi iki gündür takip ediyoruz."
"Ne? Nasıl? Neden?" Çağan’ın parmağı tetikte gerildi.
Adam kan donduran bir gülümsemeyle cevap verdi: "Çünkü Greg Efendi sizi hiç sevmedi. Sizin varlığınız onun planlarına uymuyordu."
Çağan’ın gözleri karardı. Forten’ın ölümü, bu kaçış, bu kaos... Hepsi bir oyunun parçasıydı. Daha fazla konuşmasına izin vermedi. Silahın patlama sesi sessiz şehri bir kez daha titretti. Çağan tabancayı beline koyarken, artık tek bir amacı vardı: Bu oyunun kurucusuyla, Greg ile tanışmak.

1. Sezon 4. Bölüm- Avcının ininde Kanlı Dans

Güneşin ilk ışıklarıyla birlikte Çağan, etkisiz hale getirdiği adamların silahlarını kuşandı. Sırtında bir M4A1, belinde Forten’ın emaneti olan tabancasıyla intikamın izini sürmeye başladı. Şehrin dışındaki boş arazide ilerlerken, rüzgar kulağına yabancı sesler fısıldamaya başladı: Kahkahalar, yüksek sesli konuşmalar ve yanan dev bir ateşin çıtırtısı.
Çağan, bir tepenin ardından aşağı baktığında "Eye of Hunter"ın kampını gördü. Hiç tereddüt etmedi. M4A1’in emniyetini açtı, nişan aldı ve kapıda nöbet tutan iki adamı daha ne olduğunu anlamadan yere serdi. Artık içeri girmişti.
Gördüğü manzara karşısında öfkesi daha da katlandı. Arkadaşı parçalanmışken, bu adamlar ortada dev kazanlarda yemekler pişiriyor, kızlar ve erkekler müzik eşliğinde arsızca dans ediyorlardı. Sanki dünya yıkılmamış, dışarıda zombiler yokmuş gibi eğleniyorlardı.
Çağan, acı ve nefretle tetiğe asıldı. Mermiler havada uçuşurken, o neşeli kalabalık bir anda can pazarına dönüştü. Masalar devriliyor, çığlıklar silah seslerine karışıyordu. Çağan tam şarjörünü değiştirecekti ki, arkasında soğuk bir varlık hissetti.
Ağır, emin adımlar... Bir el, Çağan’ın omzuna yavaşça iki kez vurdu. Sanki eski bir dostunu selamlar gibiydi.
"Tebrikler Çağan," dedi derin, tok bir ses. "Tam da beklediğim gibi. Gerçek bir avcı gibi davrandın."
Çağan arkasına dönmeye fırsat bulamadan, ensesine yediği sert bir darbeyle dünyası karardı. Dizlerinin bağı çözüldü ve bilinci karanlığa gömüldü.
Gözlerini açtığında gece çoktan çökmüştü. Başı zonkluyor, elleri bağlıydı. Etrafına baktığında, kampın her yanının dev meşalelerle donatıldığını gördü. Meşalelerin titrek ışığı, etrafındaki adamların gölgelerini devasa canavarlara dönüştürüyordu. Ve tam karşısında, karanlığın içinden kendisine bakan o adamı gördü: Greg.

1. Sezon 5. Bölüm-Son saniye Namlunun Ucu

Çağan’ın bilinci, yüzüne çarpan buz gibi suyun şokuyla yerine geldi. Sarsılarak gözlerini açtığında, karşısında Greg’in alaycı yüzünü gördü. Greg, sanki eski bir dostuyla karşılaşıyormuş gibi elini uzatıp Çağan’ın elini sıktı.
"Uyandın galiba dostum," dedi Greg, sesi buz gibiydi. "Tam 15 adamımı öldürdün. Oysa ben sana ne kadar dostça davranmıştım, değil mi Çağan? Ama üzülme, seninle daha çok konuşacağız."
Greg, Çağan’ın hemen karşısındaki sandalyeye yavaşça oturdu. Bir anlık sessizliğin ardından, bütün gücüyle Çağan’ın suratına sert bir yumruk indirdi. Çağan’ın başı yana savruldu, ağzından sıcak kanlar süzülmeye başladı. Greg, sanki bir sanat eserini inceliyormuş gibi ona baktı: "İyi misin? Biraz fazla sert vurdum sanki..."
Çağan, dişlerinin arasından sızan kanı yere tükürdü. Gözlerini Greg’in gözlerine dikerek tek bir şey söyledi: "Pislik herif."
Greg, duyduğu bu sözle kahkahalar atmaya başladı. Çevresindeki adamlara dönerek bağıra bağıra anlatıyordu: "Duyuyor musunuz? Bu adam bana pislik dedi!" Sonra tekrar Çağan’a döndü, yüzünde o mide bulandırıcı alaycı gülümseme vardı. "Son vakitlerinin tadını çıkar Çağan."
Greg elini beline attı, tabancasını çıkardı ve soğuk namluyu Çağan’ın alnına dayadı. Tam tetiği çekeceği sırada, kulakları sağır eden bir tüfek sesi yankılandı. Greg’in hemen yanındaki adam, kafasından vurularak olduğu yere yığıldı.
Kampa bir anda kaos hakim oldu. Greg küfürler savurarak gördüğü ilk yöne ateş etmeye başladı. "Pusuya düştük! Dağılın!" diye bağırdı. Bu kargaşadan yararlanan Çağan, bileklerini iplerden kurtarmayı başardı ve yakındaki bir kasanın arkasına saklandı. Çatışma sırasında Greg’in acıyla bağırdığı duyuldu; yaralanmıştı.
"Gidiyoruz! Hemen arabalara!" Greg ve geri kalan adamları, hızla jiplerine binerek toz duman içinde kampı terk ettiler.
Sessizlik çöktüğünde Çağan hala saklandığı yerde nefes nefeseydi. Tam ayağa kalkacakken, arkasında birinin varlığını hissetti. Hafif bir adım sesi... Bir kız, sessizce Çağan’ın arkasına kadar gelmişti.

1. Sezon 6. Bölüm Hala Bir Umut vardır

Çağan, arkasında hissettiği elin sıcaklığıyla irkildi. Tam savunmaya geçecekti ki, yumuşak bir ses tonuyla karşılaştı: "Merhaba Çağan."
Tepelerden aşağıya doğru elleri tetikte, tam teçhizatlı yirmiye yakın savaşçı iniyordu. Hepsi silahlarını çevreye doğrultmuş, güvenliği sağlıyordu. Çağan yavaşça arkasını döndü. Karşısında duran kız, meşalelerin ışığı altında hem güçlü hem de etkileyici görünüyordu.
"Benim adım Jasmin," dedi kız, elini uzatarak. Çağan, karşısındaki bu gizemli kurtarıcıya baktı ve elini sıktı. "Ben de Çağan."
O kısa el sıkışma anında, Jasmin’in gözlerinde bir parıltı oluştu. Çağan’ın o kaostaki cesareti, Jasmin’i ilk bakışta etkilemişti. Vakit kaybetmeden Çağan’ı zırhlı araçlarına bindirdiler ve onu kendi kalelerine, gizli bir kasabaya götürdüler.
Kasabaya vardıklarında Çağan’ı temiz, güvenli bir odaya yerleştirdiler. Önüne sıcak bir yemek ve temiz su koydular. Çağan, günlerdir süren kaçışın ve kaybettiği arkadaşı Forten’ın acısının yorgunluğuyla derin bir uykuya daldı. O gece, belki de ilk defa dışarıdaki zombilerin hırıltısını duymadan uyumuştu.
Ertesi sabah uyandığında kendini çok daha güçlü hissediyordu. Odadan çıkıp Jasmin’in yanına gitti. Jasmin, haritaların ve telsizlerin olduğu bir masanın başında oturuyordu. "Hoş geldin Çağan," dedi gülümseyerek.
"Teşekkür ederim," dedi Çağan. "Beni neden kurtardınız?"
Jasmin ayağa kalktı ve Çağan’a doğru yürüdü. "Seni orada izledim. Yaptığın şey çok cesurcaydı. Greg’in o kadar adamına tek başına kafa tutman... Bizim senin gibi birine ihtiyacımız var. Ben bu kasabanın başkanıyım ve halkım için her şeyi yapmaya hazırım. Adamlarım aslında seni de tehdit olarak görüp öldürecekti ama ben 'durun' dedim, seni kurtarmalıyız."
Derin bir iç çekti ve devam etti: "Greg yabancıları sevmez, onları işkenceyle öldürmekten zevk alır. Yıllardır bizim grubumuzla onun grubu arasında kanlı bir çatışma var. Fakat asıl tehlike onlar değil... Çok daha gelişmiş, çok daha tehlikeli üçüncü bir grup daha var. Onlar her şeyin üzerinde."
Jasmin, Çağan’ın gözlerinin içine derin derin bakarak sözlerini bitirdi: "Seni gerçekten merak ediyorum Çağan. Kimsin ve bu savaşta bizimle mi olacaksın?"

1. Sezon 7. Bölüm parlayan Yıldızlar

Jasmin, Çağan’ı kasabanın en güvenilir adamlarından birinin yanına götürdü. Karşısında sırtında heybetli bir av tüfeği taşıyan, güçlü yapılı, kel bir zenci duruyordu. "Bu Martis," dedi Jasmin. "Sana ormandaki terk edilmiş merkezde o eşlik edecek."
Çağan ve Martis, eski bir jipe binerek ormanın derinliklerine, unutulmuş askeri merkeze doğru yol aldılar. Vardıklarında içerisi toz ve küf kokuyordu. Martis bir yandan çevreyi kollarını, Çağan ise masaların üzerindeki gizli dosyaları toplamaya başladı. Tam o sırada, binanın metal zemininde yankılanan ritmik ayak sesleri duyuldu.
Çağan anında tepki vererek tabancasını çekti ve sesin geldiği odaya daldı. Karşısında, Star Wars kostümlerini andıran, beyaz-kırmızı zırhlı ve kasklı bir figür duruyordu. Martis, silahını indirmesi için Çağan’a işaret etti ama gözlerini o yabancıdan ayırmadı.
"İşte bu," dedi Martis fısıltıyla. "Yıldız Kabilesi’nden biri... Bu zırhlar sadece mermiye değil, radyasyona ve mutasyona da dayanıklı. Yaşadıkları bölge ölümcül radyasyonla kaplı olduğu için bu zırhlar olmadan dışarı çıkamazlar. Hakkında çok az şey biliyoruz ama çok kalabalıklar, orduları ve araçları son teknoloji. Bu zırhları önden delmek neredeyse imkansız, tek şansın onları arkadan avlamak."
Çağan, Martis’in anlatımına rağmen tereddüt etmedi. Sessizce yabancının arkasına dolandı ve sert bir darbeyle adamı bayılttı. Martis ile birlikte adamı bağlayıp maskesini çıkardılar. Kaskın altından, korku dolu gözlere sahip sarışın bir çocuk çıktı.
Çocuk kendine geldiğinde karşısında Çağan’ı buldu. "Kimsin sen? Adın ne?" diye gürledi Çağan.
"Adım... Hawkin," dedi çocuk titreyen bir sesle. "Beni burayı araştırmak için yolladılar. Gerçekten, bana hiçbir şey söylemediler, sadece izlememi istediler."
Çağan, çocuğun korku dolu sesine rağmen duraksamadı. Bu çocuk özgür kalırsa, Yıldız Kabilesi’nin tüm ordusunu buraya yığacağını biliyordu. Bir silah sesi yankılandı. Çağan, Hawkin’in işini bitirmişti.
Martis öfkeyle bağırdı: "Neden yaptın bunu? Neden salmadın?"
Çağan soğukkanlılıkla cevap verdi: "Salsaydım, Yıldızlar dediğin o kabile ile bizim aramızda geri dönülemez, kanlı bir savaş başlardı. Herkesin yerini öğrenirlerdi. Şimdi yardım et de cesedi saklayalım."
İkili, cesedi ormanın derinliklerinde kimsenin bulamayacağı bir yere sakladıktan sonra jipe binip kasabaya doğru yola çıktılar. Güneş ufukta batarken, Çağan yeni düşmanlarının ne kadar güçlü olduğunu biliyordu. Gökyüzünde parlayan ilk yıldızlar, artık umudu değil, yaklaşan büyük savaşı temsil ediyordu.

1. Sezon 8. Bölüm Filizlenen Papatyalar
Güneş tamamen battığında, Çağan ve Martis’in jipi kasabanın ağır metal kapılarından içeri girdi. Üzerlerindeki toz ve barut kokusu, ormandaki tehlikenin izlerini taşıyordu. Jasmin, onları her zamanki gibi karargahın önünde, endişeli ama dik bir duruşla bekliyordu.
İçeri girdiklerinde Çağan, merkezde yaşadıklarını, Yıldız Kabilesi’nden o zırhlı askeri nasıl etkisiz hale getirdiğini ve neden son raddede o zor kararı verdiğini Jasmine bir bir anlattı. Jasmin anlatılanları büyük bir dikkatle dinledi; yüzünde hem bir dehşet hem de büyük bir hayranlık vardı.
"Teşekkür ederim bebeğim," dedi Jasmin, sesi titreyerek ama gururla. "Köyümüzü, insanımızı büyük bir beladan kurtardın. Eğer o çocuk geri dönüp yerimizi söyleseydi, o teknolojik ordular bizi haritadan silerdi."
Jasmin, Martis’e dönerek kararlı bir sesle konuştu: "Martis, yarın da Çağan ile gitmeni istiyorum. Onun stratejisi ve senin bu toprakları tanıman bizim en büyük gücümüz." Martis, dev av tüfeğini omzuna asarken başıyla onayladı. "Emrin olur başkan. Çağan’ın arkasını kollamak benim için bir onurdur."
Martis odadan çıkıp onları yalnız bıraktığında, ortamdaki hava bir anda değişti. Jasmin, Çağan’a doğru bir adım daha yaklaştı. Meşalelerin loş ışığı gözlerine yansıyordu.
"Biliyor musun Çağan," dedi fısıltıyla. "Seni o gün Greg’in elinde gördüğümden beri içimde bir şeyler değişti. Sadece cesaretin değil, bu dünyaya karşı duruşun beni etkiliyor. Senden... Senden gerçekten hoşlanıyorum."
Çağan, bir yanda kaybettiği arkadaşı Forten'ın acısı, diğer yanda dünyanın sonuna gelmiş bir düzende bulduğu bu beklenmedik sıcaklık arasında kaldı. Kasabanın sessizliği içinde, iki savaşçı arasında yeni bir hikaye filizleniyordu.

1. Sezon 9. Bölüm Büyük Savaş Part 1

Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte Çağan ve Martis, modifiye edilmiş eski bir Doblo ile tozlu yollara düştüler. Hedefleri, Greg’in yani Avcı’nın Gözü grubunun sığınağıydı. Çağan, direksiyonda sessiz ve kararlıydı. Sığınağın çevresinde devriye gezen birkaç adamı Martis’in keskin nişancılığı ve kendi çevikliğiyle sessizce etkisiz hale getirdiler. Cesetleri Doblo’nun bagajına yükleyip, geride hiçbir iz bırakmadan kasabaya döndüler.
Kasabaya vardıklarında Jasmin’i yanlarına aldılar. Çağan, haritanın üzerine bagajdaki cesetleri işaret ederek planını açıklamaya başladı:
"Planım şu," dedi Çağan, sesi buz gibiydi. "Avcı’nın Gözü’nden aldığımız bu cesetleri, Yıldız Kabilesi’nin kasabasının girişine bırakacağız. Ardından yüksek sesli cihazlarla zombileri o bölgeye çekeceğiz. Yıldızlar, zombileri temizlemek için dışarı çıktıklarında karşılarında Greg’in adamlarının cesetlerini bulacaklar. Bu, onlar için bir savaş ilanı olacak. Yıldızlar öfkeyle Greg’in üzerine yürüyecek ve biz parmağımızı bile oynatmadan Greg’in sonunu izleyeceğiz."
Çağan başını kaldırıp Jasmin’in gözlerinin içine baktı. "Ama tek bir eksiğimiz var. Yıldızların yer altı kasabasının tam yerini bulmalıyız. Jasmin, burada sen devreye giriyorsun. Bize onların girişini göstermen lazım."
Jasmin, planın dehşeti ve zekası karşısında bir an duraksadı ama Çağan’a olan güveni tamdı. "Onların yerini biliyorum," dedi Jasmin kararlılıkla. "Ormanın radyoaktif sınırında, eski bir maden girişinin altında saklanıyorlar. Sizi oraya götüreceğim."
Martis, Doblo’nun motorunu tekrar çalıştırdı. Bagajda düşman cesetleri, kalplerinde intikam ateşiyle üçü birlikte karanlık ormana doğru yola çıktılar. Büyük savaşın fitili ateşlenmişti ve geri dönüşü yoktu.

1. Sezon 10. Bölüm Büyük savaş part 2

Doblo'nun motoru sessizce ormanın derinliklerinde ilerliyordu. Jasmin, babasının Greg tarafından öldürüldüğü haberini yeni almıştı; gözleri yaşlıydı ama elleri tetikteydi. "Şimdi ağlamayacağım," dedi dişlerini sıkarak. "Önce Greg'in bittiğini göreceğim."
Yıldız Kabilesi’nin yer altı sığınağının havalandırma girişine ulaştılar. Çağan ve Martis, Avcı’nın Gözü’nden aldıkları cesetleri kapının önüne ibretlik birer işaret gibi bıraktılar. Çağan, zaman ayarlı ses bombalarını kurdu. "Geri çekilin!" emrini vermesiyle birlikte Doblo patinaj çekerek uzaklaştı. Birkaç dakika sonra kulakları sağır eden o tiz ses ormanda yankılandı.
Binlerce zombi, aç bir sel gibi sığınağın girişine akın etti.
Sabah olduğunda, Yıldızların teknolojik ordusu kapıları açtı. Radyasyona dayanıklı beyaz zırhlı askerler, zombileri lazer hassasiyetindeki atışlarla temizlediler. Ancak yerdeki cesetleri gördüklerinde komutanları gürledi: "Demek leşlerini kapımıza kadar attılar ha? Greg kaşındı!"
Yıldız Kabilesi, sadece 5 elit askerden oluşan bir timle Greg’in kampına yıldırım baskını düzenledi. Gelişmiş zırhları ve silahları sayesinde Greg’in tüm ordusunu dakikalar içinde yok ettiler. İki asker, yaralı ve çaresiz haldeki Greg’i kollarından tutup zorla diz çöktürdü.
Greg, deri ceketi ve kanlar içindeki yüzüyle karşısında duran devasa güce bakıp yalvarmaya başladı: "Lütfen, bir yanlış anlaşılma oldu! Ben yapmadım!"
O sırada kalabalık yarıldı ve Yıldızların Başkanı göründü. Elinde, üzerinde paslı teller sarılı o meşhur dikenli beyzbol sopasını çeviriyordu. Sopayı bir süre inceledi, Greg'in titreyen gözlerine baktı ve hiçbir şey söylemeden sopayı iki kez, var gücüyle Greg’in kafasına indirdi. Greg oracıkta can verdi; Avcı’nın Gözü tamamen tarihe karıştı.
Uzaktaki bir tepeden dürbünle izleyen Çağan, Martis’e işaret verdi. Martis, keskin nişancı tüfeğiyle Yıldızların Başkanı'nı tam kafasından vurdu. Başkan yere yığılırken kampa büyük bir kaos hakim oldu.
"İşimiz bitti," dedi Çağan. Üçlü, Doblo’ya atlayıp hızla uzaklaşırken arkalarında iki büyük ordunun enkazını ve yıkılmış bir imparatorluğu bıraktılar.
1. SEZON SONU

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

9okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18