1. bölüm / 1
THE ONLY YOUTANITIM
Bölümler 1Şu an: TANITIM
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Burçinin anlatımından...
4 yıl önce...
Hastanenin yönetim Kurulu'nun başına geçmeni istiyorum Burçin.
İstemiyorum Anne . Ben profesyonel bir doktorum. Yüksek lisans yaptım. Uluslararası kategorilerde En iyi başarılı genç kadın doktor kategorisi ödülleri aldım. Sen ne kadar yetenekli bir doktor olduğumu biliyorsun . Bunu bilmene rağmen beni sadece masa başı işlere mi yönlendiriyorsun. Sana inanamıyorum doğrusu.
Ne dediysem onu yapmak zorundasın Burçin ben senin annenim. "Senin için en iyisi neyse onu bilirim. " Şuan senin için en iyisi bu "Hastanemizin başına geçmen herşeyden daha önemli.
Başımı iki yana doğru salladım.
" istemiyorum. " Biliyordum ki eğer hastanenin başına geçersem kesinlikle kolay kolay pozisyonuma geri dönemez, yönetim kurulu üyesi olarak kalırdım. Formaliteleri bahane edip beni yönetim kurulu üyesi koltuğundan düşürmeyeceğini kesinlikle biliyordum.
Çok istiyorsan kendin yönetim kurulunun başına geç yada o çok sevdiğin oğlunu geçir , kendi hayatımı yaşamak istiyorum. Ben doktorum benden yönetimin başına geçmemi isteme.
Bunu kendim ya da senin için istediğimi söyleyen kim?
Ben hastanemin prestijini önemsediğim için seni başa geçirmek istiyorum. Üstelik hastanenin %15 lik kısmı senin payın geri kalan %75 lik dilimi abinin ve benim baban bu hastaneyi bize devretti kendi payını istiyorsan hastanenin başına geçerek prestijini yükseltmen. Bunu yaparsan belki payını%30 a çıkarabilirim Burçin ama bir şartla hastanenin başına geçerek yönetimi eline Alman, amcan ve yengenin yönetimine bırakmaman yarından tezi yok yönetimi devral!
Başımı iki yana sallarken sinirden adeta kemiklerim sızlıyor sıktığım çenemin ağrısı başımı zonklatıyor migrenimi tetikliyordu. Zorlukla yutkunduğumda "istifa kağıdımı eline tutuşturmuş, sakın! Sakın benden böyle bir şeyi bekleme derken yanından geçmeye yeltenmiş kolumdan adeta geriye doğru savurulmuştum.
Ne bu istifa dilekçesi mi iğrenti içerisinde bakarken kağıdımı parçalara ayırmış üzerime savurmuştu bir kağıdın yanağıma ilişip küçük bir kesi bıraktığını yanağımdan akan küçük ıslaklıktan anlıyor burnuma dolan metalik bir kokunun burnumu ve genzimi yaktığını anlamıştım.
Ben sana bir seçenek sunmadım hayır demek gibi bir lüksün yok.
Yoksa bütün dünya şahidim olsun ki! Eriştiğim bütün özel veya devlet hastanelerindeki gücümü kullanarak senin işe alınmanı engellerim. Asla hiçbir yerde doktorluk yapamazsın üstelik sağlik sektöründeki gücümün boyutunu sen asla bilemezsin. Eninde sonunda bana geri dönüceksin kızım. İstesen de istemesen de.
İyiliğini düşünüyorum. Zirveye çikmak zordur ama zirveden düşüş kadar kolay bir şey yok. İnan ya da inanma umrumda değil ben ne dediysem o olucak 2 saat sonra avukat belgeleri getirecek . İmzalaman için odana yollayacağım. İstifanı kabul etmiyorum.
Hamdi Bey ve Şehnaz hanıma da bu kararını bildirmeyeceğim. Böyle bir anneye sahip olduğun için şanslısın. Yakında bu kararımın sebebini anlayacak, bana hak vereceksin biliyorum işte o zaman benden bu yaptıkların, sözlerin için özür dileyeceksin.
Bakışlarımın odağı o değil masadaki babamın olmayan fotoğrafına ilişti. Masasının sol tarafında her zaman babamın ve kendisinin bir fotoğrafının olduğu bir çerçeve olurdu. Yoktu o çerçeve yerinde yoktu. Etrafıma bakındım. Arkadaki mini kitaplığa masanın ilerisinde bulunan diğer süs eşyalarına bakındım yoktu.
Isırdığım dudaklarımdan akan kanın dilimdeki zehir zemberek tadını yuttum. Ve ne arkama baktım ne de ona ne de varlığına alıştığım o çerçeveye.
O günden sonra ne ben onu gördüm ne de onun beni görmesini istedim. Oğluyla yönetmek istiyorsa yönetsindi. İlgilenmiyordum. Orası babamın koltuğuydu. Hamdi amcayla konuşmuş babamın ameliyatına tarih vermiştik. Ameliyat Ekibini De ayarlamıştık.
Yoğun bakım servisinin önünde dururken de camın ardındaaki o solgun çehreye bakarken de Hazan hemşire geçerken içeri girmem için işaret ettiğimde çok geçmeden gerekli olan herşeyi getirmiş içeriye girmeme yardım etmişti. Kapıyı açıp içeriye girerken içli bir nefes vermiş dudaklarım titremişti. Bana derken adeta kendimde zerre güç hissetmiyordum.
Ama artık onu sadece onlara emanet edip İstanbul'u terk edecektim.
Zaten 15 gün önce istifa dilekçemi hastane yönetimine bırakmıştım.
Sol yanağımdan bir gözyaşı süzülürken topuklarımın ardımda bıraktığı tıkırtılar eşliğinde hastaneden çıkmış telefonumu kendi servisimde unuttuğumun bilinciyle sol cebimdeki elimi yokladığım tek şey boşluktu. Dudaklarımın üzerine süzülen yaşı sildim .
Geriye dönüp bakma diye mırıldandım titreyen dudaklarıma rağmen.
Çünkü biliyordum eğer geriye doğru dönüp bakarsam geri dönmek zorunda kalacaktım.
Eğer dönüp bakarsam elbet geri dönecektim, mesela eğer şu bozuk aydınlatmanın yanından geçersem ve eğer ışık üç kez yanıp sönerse bundan sonra herşey daha iyi olacaktı. Yanına uğradığım aydınlatma iki kez yanıp sönerken dudaklarımı dişledim. Kolumdaki yılan figürlü saatime bakarken ilerlemek zorunda kaldım ve daha fazla beklemeyeceğimi biliyordum, çünkü uçağım kaçacak Ağrı'ya gidemeyecektim.
Sağlam ve kendimden emin adımlarla ilerledim, topuklarım ağrıyor sızlıyordu. Gün boyu giydiğim silver işlemeli siyah topuklum ayaklarıma vuruyor, batıyor acıtıyor yakıyordu. Muhtemelen gün boyu yoğun olduğum için fazla yürümüş ve ayaklarım şişmişti.
Ardıma dönüp asla bakmamıştım.
Telefonum, bavulum hiçbirşeyim yoktu istememiştim hiçbirşeyi yanıma almayı aracımın anahtarlarını ve evimin anahtarlarını ofisime bırakmıştım. Alırdı artık Mukadder hanım istemiyordum. Yanıma aldığım cüzdanım, birkaç elbisem,kulaklığım ve cilt bakım malzemelerimdi. Uçuş aktarmalı olacaktı. Aktarma olduğu zaman gider biraz alışveriş yapardım. Dudaklarımı dişlemiş adeta küfretmiştim.
Sapık! Adı şerefsiz diyerek bir küfür savurdum. Yiğit aşalığından bıkmıştım bulamazlardı beni işte Doğu da.Etrafımdaki insanların bana dönüp baktığını görünce bile susmadım. Üzerimdeki doktor önlüğüm, yaka kartım...
Ne bakıyorsunuz be!
Diyerek çemkirdim. Lanet olsun böyle hastaneyede insanlara da , böyle sapıklarada erkek değil mi hepsi aynı...
Bugün seni seviyorum yarın Leyla ya, Esmaya Semaya aşığım der. Arası yok bunların ne bakıyorsun ya çekil derken ilerledim.
O gece bozuk aydınlatma Burçin'in ardından üçüncü kez yanıp sönmüş ve bir daha yanmamıştı.
"Bazen her şeyden şikayet ediyor hayatı kabullenmek istemiyor, değişime direniyorduk, bazı değişimlerin hayatımızın gidişatını bu kadar değiştireceğini bilemeden işte o gün aldığı o büyük kararın Burçin'in bütün hayatını değiştireceğini zerre bilmiyor sadece öfkesine hakim olamıyordu.
Eee...
Zordu tabi sevgili babacığını , erkek kardeşini ve sevdiği tüm insanları dostlarını ardında bırakmak ve hiç görmediği yepyeni bir şehirde yaşamaya çalışmak. Üstelik hiçbir şey almadan.
Gurur, hayattaki bütün zaaf ve duygularınızı geride bırakıp zırhınızı kuşanmanıza sebep oluyorsa işte o zaman dimdik ayakta oluyor kendinizi kimseye ezdirmiyordunuz. Pençelerinizi çıkarıp avınıza odaklanıyor tuttuğunuzu koparıyordunuz.
Ama biliriz ki fazla naz Aşık usandırırdı.
Yeni askeri kurgumuz hakkında düşünceleriniz???
Veya
Merak ettiklerinizzzzz!!!
Zihnimin en kuytu köşelerinde bile yaşayan O ikiliyi unutmak ne mümkünnnn!!!
Sevdinizzzz miii????
Bölüm etkileşimi
