1. Bölüm: Lanetli Karşılaşma

Vaveyla Yazarı: Arzu Çiçek

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 1Şu an: 1. Bölüm: Lanetli Karşılaşma

Hani bazen olur da içinizdekini dışınıza vurmakta zorluk yaşarsınız ya, işte tam da o zamanlarda hiçbir şey yapmamak gerekir. Hepimiz insanız. Hepimiz. Bende, o da, herkes de insan. Bunu görmezden gelmek en büyük suçtur. Herkes kalbinde bir can taşıyor, hem de tek bir can.

En yakın arkadaşım kolumdan tuttu, "Bahar sana inanamıyorum!" Dedi. "Ferhat ondan hoşlandığını hala bilmiyor. Bunun farkındasın değil mi?" Dedi. Evet, bilmiyordu. Ferhat'a o kadar platoniktim ki. Bir sene geçtig, en başta soğurum sandım ama soğuyamadım. Olmadı. Aksine daha da sevdim. "Biliyorum." Dedim. Ve devam ettim. "Söylemeye cesaret edemiyorum ki." Dedim parmaklarımı birbirine geçirerek. "Keşke bilse onu sevdiğimi, ama söyleyemiyorum. Olmuyor. Bana yardımcı ol lütfen, ben kendim yanına gidince böyle kalbimin atışından başka bir şey duymuyorum resmen. Dışarıdan bile duyuluyor olabilir o anlarda." Dedim. Gözlerini bıkkınlıkla devirdi Sanem. "Evet sorun da bu. Çok heyecanlanıyorsun. Buna bir çözüm bulmak lazım. Sen de amma korkaksın ama. Ne gaza geliyorsun ne de söyleyebiliyorsun. Çok sinir. Geç karşısına, adam gibi de ki ben senden hoşlanıyorum. Yok, diyemiyorsun. Bir kez olsun gerekeni yapsan şaşardım zaten. Bu aynı... şey gibi. Geçen sefer ailenden bahsetmen gibi. Bahsettiklerinden anladığım şeyleri burda anlatsam anaokulu çocuğu damgası yerim. Susuyorum. Git ve ona söyle. Sana başka tavsiye veremeyeceğim. Gerçekten. Git. Ve söyle. Hem kurtulmuş olacaksın, emin ol eğer bu bilgi onun için önemsizse zaten bir şey kaybetmeyeceksin. Bana güven Bahar."

Derin bir nefes çektim, "Denerim." Dedim.
"Deneme!" Dedi sinirle. "Yap!"

"Denerim."
"Lanet olsun!"
"Özür dilerim!"

Kalktım. Evden çıkmaya hazırlanıyordum çünlü Ferhat işten çıkacaktı. Onun iş çıkış saatlerinde çalıştığı kafeye gidiyordum ve uğramış gibi yapıyordum. Kafede bir kız vardı Ela, sürekli onunla ilgileniyordu ve bu beni çıldırtıyordu. Ne vardı da ona bu kadar ilgili olmasaydı?
"Ben gidiyorum." Dedim. Sanem hemen kollarını göğsünde kavuşturdı ve kuşkulu bir bakış attı bana. Ne demek istediğini anladığımı belirten bir bakış attım. "Ferhat işten çıkacak. Gitmem lazım." Dedim. Bundan çekinmiştim. Aslında onu sevdiğimi en iyi Sanem biliyordu ama sanki yasak aşk gibi davranıyordu. Belki de öyledir, ama ben öyle olmasını istemem. Sanki Ferhat ve ben ilişkiye başladığımızda benim bütün dertlerim bitecek ve huzura erecek gibi hissediyordum. Ben, onunla mutlu olacağıma çok emindim. Hem de çok. Ama kader ne gösterir bilinmez. Sonuçta, tesadüfler de ihanet eder. "Şaka gibisin. Ama tek şart canım, ona söylemeden gelme!" Dedi sinirle. Vereceğim cevapla daha da sinirlenmesini istemediğimden cevapsız kalıp omuz slktim ve evden çıktım. Koşa koşa Ferhat'ın çalıştığı kafeye gittim. Ulaşaba kadar kalbimin sesi durmuyordu, hızlı koşmuştum. Ona yetişmek için, rol yapmam gerekse de acaba inanıyor muydu uğramış gibi yaptığıma? Umarım inanıyordur. Onunla uzun süredir arkadaşız, ama benim hakkımda diğer türlü görüşüne dair herhangi bir şey görmedim. Bu beni biraz üzüyor...

Ferhat'ın yanına yaklaştım. "Selam!" Dedim heyecenla. Lanet olsun bu hiç samimi değildi. "Merhaba Bahar, son günlerde burada çok dolanıyorsun bakıyorum." Dedi ve o mükemmel yakışıklı olmasını sağlayan gülüşünü yaptı. İçim yine gitmişti. "Şey, evet. Öyle." Dedim. "Haftaya doğum günüm. Geleceksin değil mi evde kutlamayı planlıyorum." Başını kaşıdı. "Evet neden olmasın." Dedi. İşte bunu duymak beni mutlu etmişti. Hem de çok. "Çok güzel. Umarım eğleniriz. Çıkıyorsun değil mi?" Dedim. Başını salladı. Üstünde hala barista önlüğü duruyordu, eliyle gösterdi. "Bekle şunu çıkarıp geleyim, gerisini Ela halleder." O kıza iş yaptırması bir an hoşuma gitmişyi çünki Ela benim hoşuma gitmiyordu. Sürekli insana yapışıyordu. Ferhat iki saniyeliğine içeri girip gelmişti. "Nereye gidiyordun Bahar?" Diye sordu. İşte buna bir cevabım yoktu, acil bir yalana ihtiyacım vardı. Aklıma ilk geleni söylesem çok saçma bir şey çıkar mıydı ki? "Öyle dolaşmaya çıktım. Hava güzel bu gün akşam daha iyi olur dedim." Vay be, saçmalamazmışım demekki. Ferhat gülümsedi, "Haklısın. İşim yok. Az önce bitti gördün, bir yere gidelim mi hem sana bir şey anlatacağım. Bunu duyacak ilk kişi olacaksın. Sen güvenilir birisin Bahar. Nedense içimden sana anlatmak geliyor." Buna nedense o kadar sevinmiştim ki, diğer insanlara anlatmak yerine bana anlatacak olması beni aşırı mutlu etmişti, hatta bir an içim geçmişti. "Olur mu?" Demesi ile uyandım. "Tabii. Tabii ki olur. Bildiğim birkaç yer var, sen seç." Dedim hızlıca. "Aslında karnım çok aç, sahilin oradaki başık ekmek satan Kudret ustaya gidelim mi? Epeydir de canım çekiyordu." Gülümsedim. "Balık ekmek öyle mi? Uzun zamandır yemiyordum. Bana uyar." Dedim. Sevinmişe benziyordu.

Beraber yarım saatlik bir yürüyüşün ardından sahil gözüme göründü, ve balık ekmek satan Kudret usta da öyle. Balık ekmek teknesi ile orada duruyordu. İlk kez kalabalık değildi resmen. Bu neydi şimdi? Felaket öncesi sessizlik mi? Beraber bir masaya oturduk, klasik şekilde gelen balık ekmeklerimizi yedik. Ferhat birkaç lokmadan sonra konuşmaya başladı. "Uzun zamandır kimseye söylemediğim bir şey var Bahar." Dedi. Dinlemeye başladım onu. "Benim, kız arkadaşım var." Dediğinde yüz ifadem ne kadar aynı olsa da vucüdumdaki bütün kemiklerin kırıldığını hissettim, ve en önemlisi kalbim paramparça olmuştu. "Nasıl yani?" Dedim şaşkınlıkla. Ferhat daha önce kimseyle ilişkisi olmamıştı bu ilk miydi? "Öyle. Uzun zamandır. Beş senedir. Ben buraya geldiğimde kimseye bunu söyleyemedim. Nedense saklamak istedim. Yurt dışında kendisi. Bir ara gitmiştim orada tanışmıştık. Artık bu ilişkinin bir yere gitmesi lazımdı ve bende evlenme teklifi ettim. Ama bence doğru olan buydu, buradaki kimsenin bilmediği şekilde yok olacağım. Kimse bilmeyecek neden gittiğimi. Ama aslında evlenmek için gideceğim beraber orda yaşayacağız. Ona güzel bir evlenme teklifi ettim, yine gitmiştim seyehate, gün batımının tam önünde, yüzüne güneş vuruyordu o kadar güzeldi ki ben bu duyguları ilk kez yaşıyordum. O turuncu ışık onu bin kat güzel gösteriyordu, zaten çok güzeldi ama içimi ısıtmıştı. Sonra sihirli sözleri söyledim. Ve o da evet dedi, bu hayatımın en iyi anıydı Bahar. Şimdiki planım, herkesi ardımda bırakıp çekip gitmek. Gizemli bir şekilde. Sevdiğim kadınla yaşamak istiyorum. Evlenmek, çocuklarımın olması ve daha fazlası. Beraber her şeyi yaşamak istiyorum onunla. Aradan seneler geçse de baş ucumda olsun istiyorum bunun için her şeyimi verirdim. Ve verdim de. Üniversite için geldim buraya biliyorsun, orada kazanamadım ama burada okuyabiliyordum. Okuyup, onunla bir kariyer kurmak için gelmiştim. Çünkü okumazsam eğer benle beraber olamayacaktı. İkimiz de aynı mesleği istiyorduk ve bende bunun için okumalıydım. Ve okudum da, son senem. Gidiyorum artık ben. Ama merak etme, çok mutluyum. Hem de çok."

Bu sözlerin sonrasında kendime gelememiştim. Uzun bir süre, o bunları, içinde birikenleri bana anlattığı için çok memnundu ama duygularımı bilmiyordu. Ve en can alıvı noktası da buydu. Bundan sonra değil söylemek, içimde çürüyene kadar besleyeceğim. Artık söyleyemem de zaten, onun huzurunu bozamam. O çok mutlu. Hem de çok. "Ben..." diyebildim ama asıl konu da buydu zaten bendim. Benim hislerim ve şu anda yaşadığım o iç karışıklığı. "Çok sevindim. Bu kadar mutlu olduğunu hiç görmemiştim." Dedim. İçimden gelenler bu değildi. İçimden gelen sözler asla bunlar değildi ama bunları söylemek zorundaydım. Bu günü böyle geçirmeyi ve bir daha asla aşık olmamayı diliyordum.

"Aslında ben doydum." Dedim. Bilerek bunu söyledim, çünkü o an ordan kalkıp gitmek istedim. "Sadece iki ısırık almışsın." Dedi. Yerimden kalktım, "Aç değildim zaten önemli değil. Midem bulandı. Sen devam et." Dedim ayakta dikilerek. O da ayağa kalktı. "Bana, sende güven veren şey neydi bilmiyorum Bahar. Ama teşekkür ederim. Bundan sonraki hayatımda seni unutmayacağım." Biz yakın arkadaş değiliz Ferhat. Bana böyle davranması rahatsız etmişti. Keşke, hiç öğrenmeseydim. Hiçbir şeyi. "Rica ederim Ferhat. Eve gitsem iyi olacak. Görüşürüz." Bu kadar kısa kestim. Gerçekten bu kadar. Yeterli gibi gelmişti, çünkü kendimi berbat hissediyordum, onun görüş açısından ayrıldığımda gözlerimden yaşlar akmaya başlamıştı, yanağımdan süzülen bir damla yaşı hemen elimle sildim. "Hayır, olmaz. Olmaz." Dedim engellemeye çalışarak. Ama yararlı olmamıştı, göz kapaklarım hizaya değdiği anda bir damla yaş daha aşağı süzülüyordu. Kendimi asla serbest bırakmadım. Neyseki rüzgar biraz kurutmuştu gözyaşlarımı. Metro durağına doğru yürüyordum, Sanem'i aradım. Başıma geleni anlattığımda sevinmişti çünkü o aylardır Ferhat dışında birinden hoşlanmamı umuyordu. Yani yeni birini. Ama olmayacaktı. "Bahar buna üzülme." Dedi. "Aşk tesadüflerle doludur. Bi anda karşına çıkacak hiçbir şeyden haberin yok. Bir çarpışma bir bakış. Belli olmaz." Dedi. Lanet lise dizilerini çok izliyordu.

"Devam etme." Dedim. Onunla olan konuşmam bittiğinde metro gelmişti. Kimse yoktu, bir kişi hariç. Kapıya bakan tarafta elinde bir aşk romanı ile duran hafif uzun saçlı ela gözlü bir adam. Kedi gözleri resmen bana bakmıştı. Karşısına oturdum. Kapının kapanmasını bekledim. Kapı kapandı. Ben telefonumla ilgilenmeye çalışırken adamı dibimde gördüm. "Bahar Eyüz." Dedi. İsmimi nereden biliyordu bu? "Ben, benim." Dedim saçma şekilde. Elime bir şey tutuşturdu anında. "Kimliğinizi düşürdünüz." Dedi. Ah... içim rahatlamıştı! Bir an beni tanıyor sandım. "Ah, teşekkür ederim." Dedim. "Rica ederim. Ama pena kulanmanızı tavsiye ederim." Dediğinde yerine oturdu. Pena mı? Lanet olsun, ismimi kimlikte gördü ama gitar çaldığım kimliğimde yazmıyor! Nereden biliyordu? Şu anda ne yaşanıyordu? O kimdi? "Nasıl..." demiştim ki, "ellerindeki nasırlar soyulmuş." Dedi. Ellerim nasırdı çünkü gitar çalıyordum. Bunu elime sadece iki saniye dokunarak mı yapmıştı? Vay canına. İyi bir gözlemciydi. Ama bende metroda insanları incelemeyi severdim. Haksız sayılmazdı. "Evet. Doğru tespit." Dedim. Devam ettirir sandım az önceki gibi ama etmedi. Dikkatim dağılmıştı. Bir kaç samiye sessizlikten sonra, "Senin, ismin ne peki?" Diye sorsrken buldum kendimi. "İsmim İnanç." Dedi. İnanç mı? "Bu adı ilk kez duyuyorum. Evebeynlerinizin sıra dışı zevkleri varmış."

Bunu söyledim. Ve bir anda sohbete dönüşmüştü.
Durakları kaçırdım, son durağa kadar sayısız konuda konuştuk. Sonra telefon çaldı, açtım.
Ablam arıyordu, beni defalarca kez aramıştı ama açmamıştım fakat bu sefer açtım. Ablam.
Ölmüştü.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

3okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18