6. bölüm · ~Tesadüf aşk~
Geçmiş...
Şarkı önerisi; Sigara (Şebnem ferah)
Son arzum (Nilüfer)
Yazarın anlatımıyla
Levent'in babası yaşar yıldıray, düşmanının oğlu Yiğit tarafından 13 yıl önce öldürüldü. Levent babasının intikamını almak için Yiğit'i öldürmüş, ama aslında Yiğit ölmemişti. Levent ise onun öldüğünü sanmıştı.
Yiğit bir şekilde, 1 yıl boyunca herkesten gizli tedavi görmüştü. Tamamen iyileştiği gün, Levent'e bir acı yaşatmak istemiş. Aynı gün Levent'in karısı Sevda evinde ölü bulunmuştu. Sevda'yı ilk bulan kişi oğlu Mert'ti...
Levent, babasından sonra karısının ölümüne yıkılmıştı. Bu yüzden Yiğit'i öldürmeye yemin etmişti.
Yiğiti, onun en büyük zaafı ile yok etmeyi planlamıştı... kızını kaçırarak.
Küçük kıza zarar vermeyecekti, amacı onu kızı ile tehdit edip köşeye sıkıştırmaktı.
2 GÜN SONRA
"Baba uyan." Mert babasının yatağında zıplayarak onu uyandırmaya çalışıyordu.
"Oğlum ne oluyor sabah sabah."
"Baba uyan, annem gelecek. Bana söz verdi, gelicem dedi." Mert annesinin öldüğünü hala bilmiyordu. Annesinin cenazesine gitmişti, ama o kişinin annesi olduğunu bilmiyordu. Her gün annesiyle konuştuğunu söylüyordu. Her gün 'baba uyan annem gelecek' diyerek seviniyordu. Ama bilmiyordu ki annesi artık onunla olmayacaktı...
Levent her sabah söylediğini yine söyledi,
"Evet oğlum annen öyle diyorsa öyledir." dedi ve ekledi "hadi kahvaltıya inelim."
Küçük mert gülümseyerek yataktan indi ve odadan hızla çıktı.
Levent telefonunu alıp en güvendiği adamını aradı,
"Arda, bugün büyük gün. Adamlar hazır mı?"
"Evet abi herşey hazır, kızı da bir evde tutuyoruz."
"Bana bakın kıza bişey yapmayacağız, sadece babasını tehdit edip tuzağa düşüreceğiz, ona göre hazırlıklı olun."
"Tamamdır abi sen merak etme."
Telefonu kapatıp, üzerine takım elbisesini giydi ve merdivenlere yöneldi. Aşağı inip bahçeye çıktı.
Mert koşarak babasına sarıldı.
"Günaydın babacım."
"Günaydın aslanım."
Mert babasının elinden tutup onunla masaya yürüdü.
Yarım saat sonra ikisi de masadan kalktı.
"Oğlum seni bir yere götüreceğim."
"Nereye baba?"
"Sürpriz oğlum. Merak etme eğlencebileceğin bir yere götüreceğim."
"Tamam baba. Ben odama çıkıp üzerimi değişeyim o zaman."
"Tamam oğlum burda bekliyorum seni."
Mert hızla eve girip merdivenlere koştu. Levent ise bahçede dolanıyordu. Aklında karısı sevda vardı, onu çok özlüyordu. Elini cebine atıp karısının fotoğrafını çıkardı.
"Merak etme güzelim, bugün intikamını alacağım. O yiğit denen şerefsizi doğduğuna pişman edeceğim." Dedi elindeki fotoğrafa bakarak. Acısı ne kadar büyükte olsa güçlü olmaya çalışıyordu. Oğlu için dimdik durmaya çalışıyordu. Onu da herkes gibi kaybetmek istemiyordu...
"Baba, ben hazırım. Hadi gidelim." Levent arkasına bakıp gülümsedi. Mert'in elini tutup evden çıktılar. Korumalardan biri arabayı getirdiği gibi arabaya bindile.Yaklaşık 40 dakikanın sonunda bir dubleks evin önünde durdular. Arabadan inip eve girdiler. Arda salonda oturmuş telefonuyla ilgileniyordu. Leventi görünce hemen ayağa kalktı.
"Kız nerede?"
"İçeride abi."
"Tamam hadi adamlara haber ver 10 dakikaya çıkıyoruz."
"Tamamdır abi."
"Baba burası neresi?" Mert'in sorusu ile levent ona dönüp konuştu.
"Burası Arda abinin evi oğlum."
"Sen nereye gideceksin?"
"Küçük bir işim var, onu halledip hemen yanına döneceğim. Ben gelene kadar burda kal tamam mı?"
"Tamam baba."
Levent ve Arda evden çıkıp arabalara atladı. O sırada mert evi geziyordu. Bir odanın kapısında durup içeriye doğru çekinerek baktı. İçeride yiğitin kızı vardı. Mert merakla içeri girdi.
"Merhaba."
Kız korkarak ona döndü.
"Sende kimsin?" dedi küçük kız.
"Benim adım Mert."
Biraz yaklaşarak, "senin adın nedir?" dedi.
Kız önce tereddüt etti, ama sonra konuştu, "benim adım Gül."
"Memnum oldum Gül."
"Bende Mert."
"Kaç yaşındasın?"
"Ben dört yaşındayım ama iki gün sonra beş yaşına gireceğim. Peki ya sen kaç yaşındasın?"
"Bende altı yaşındayım yani senden büyüğüm."
"Hadi ordan, aramızda sadece iki yaş var."
"Sonuçta büyüğüm."
"Tamam mert sensin."
(4 yaşındaki bir kızın böyle konuşması bana da tuhaf geliyor ama boşverin jwjsjdnxjx)
"Neyse boşver hadi. Gel bahçeye çıkalım, ben çok sıkıldım."
"Tamam gidelim."
Birlikte odadan çıkıp bahçeye doğru ilerlerken mutfaktan yaşlı bir kadının sesi duyuldu,
"Çocuklar nereye gidiyorsunuz?"
"Bahçeye çıkıyoruz da, siz kimsiniz?"
"Ben bu evin çalışanıyım, ve aynı zamanda size bakmakla görevliyim. O yüzden izinsiz bir yere gitmeyin."
İkiside aynı anda başını salladı.
Yaşlı kadın, tekrar mutfağa girince Mert ve Gül üzülerek odaya geri döndüler.
**********
Levent ve Arda arabadan indikleri sırada diğer adamlar ise deponun kapısını açtı. Depodan içeri girip koltuklara oturdular.
"Bana bak Arda, yarım saat sonra gidip kızı buraya getir. Yiğit soysuzu, kızısının bizim elimizde olduğunu henüz bilmiyor, yada biliyor. Her neyse işte onu arayıp buraya gelmesini söyleyeceğiz. Eğer gelmezse kızı ile tehdit edeceğiz."
"Tamam abi merak etme, kızı alıp buraya getireceğim."
Depo, kimsenin bilmediği ormanlık bir yerdeydi. İçerisi ışık almayan karanlık bir koridordan oluşuyordu. Koridoru aydınlatan lambalar sayesinde etraf az da olsa aydınlanıyordu. Levent telefonunu eline alıp bir numara çevirdi. Telefonun çalması bir saniye bile sürmeden açıldı.
"Alo,"
"Çocuklar nasıl aysel abla?" Dedi levent.
Karşıdaki ses, "merak etme Levent bey oğlum, çocuklar içeride oyun oynuyorlar. Hemen kaynaştılar," dedi keyiflem.
"Çok sağol Aysel ablam, aman diyim çocuklara bir şey olmasın. Sana emanetler."
"Merak etme oğlum. Sen işine dön hadi tutmayayım seni."
Levent telefonu kapatıp masaya bıraktı. Arda elinde iki çay ile gelince leventin karşısına oturdu. Birini karşısındaki adama uzattı diğerini ise kendisi aldı.
"Abi sence bugün yiğitin işini bitirebilecek miyiz?"
"Bitireceğiz tâbi. Doğduğuna pişman edeceğim onu. Hatta bugüne kadar beklememiz bile hata."
"Abi şaka maka adam 9 canlı, tamam diyoruz bu sefer işi bitti diyoruz, herif bir şekilde kurtulmayı başarıyor."
"Bende anlamadım ki. Ama bugün Allah'ın izniyle hayatımızdan bir daha gelmeyecek üzere gidecek."
"İnşallah abi."
"Ya abi onu bunu boş verelim de, adamın kızına üzülüyorum be. Kızın sonuçta babası yani. Gerçi böyle baba olmaz olsun."
"Bende üzülüyorum ama yapacak bir şey yok. Baksana adamın kızı ortada yok, ne arayan var ne de soran."
"Harbi. Adamın kızı ortalarda yok, hiç kimsenin umurunda bile değil. Neyse abi ben artık gideyim."
"Tamam kızı alıp hemen buraya gelin. Dikkatli olun ama."
"Merak etme sen."
***********
"Mert."
"Efendim."
"Ben gitmek istiyorum. Babamı özledim."
Mert tam konuşacağı sırada yaşlı kadın içeri girdi. Elinde bir tepsi vardı.
"Merak etme, baban yakında burda olur."
"Gerçekten mi?" Kadın ne kadar üzülse de, yiğitin nasıl bir adam olduğunu biliyordu. Bu yüzden hak ettiğini düşünüyordu.
"Evet gerçekten. Şimdi bir şeyler atıştırma zamanı."
Kapının çalmasıyla kadın hızlıca odadan çıkıp kapıya yöneldi. Kapıyı açtığında gelen kişi Arda'ydı.
"Nasılsın Aysel abla?"
"İyiyim evladım seni sormalı."
"Sağolasın abla. Kızı almaya geldim, içeride mı?"
"İçerideler, gel."
Arda gülümseyerek odaya girdi.
"Hoş geldin Arda abi." mert ayağa kalkıp koşarak Arda'ya sarıldı. Mert onu çok seviyordu, abisi gibi görüyordu.
"Babam yok mu?"
"Babanın biraz daha işi var. Ben gül'ü almaya geldim," bir an duraksadı ve ardından ekledi, "babasına götürmek için."
Gül bunu duyduğunda yüzünde hafif bir gülümseme belirdi. Oyuncak bebeğini eline alıp ayağa kalktı, "ben hazırım. Ne zaman gideceğiz?"
"Şimdi gideceğiz." Mert üzülerek başını öne eğdi. Gül'e alışmıştı, onu bırakmak istemiyordu. Sanki onu bir daha görmeyecekmiş gibi hissediyordu. Ve zaten göremeyecekti...
"Ben mutfaktayım, o sırada sizde vedalaşın." İkiside başını salladı,
Gül masanın üzerinden hırkasını alıp giymeye çalıştı. Ama bir türlü giyemedi. Mert bunu fark edip yanına yaklaştı. Hırkanın sağ kolunu giydirdi önce, sonra da sol kolunu.
"Teşekkür ederim." Mert gülümsedi,
"Tekrar görüşürüz dimi?" Gül dudaklarını büzerek konuşmuştu.
"Evet evet, tabiki görüşürüz." Mert bundan hiç emin değildi. Ama bunu belli etmiyordu.
Odadan çıkıp mutfağa girdiler. Arda onları görünce masadan kalktı.
"Aysel abla biz gidiyoruz. Mert sana emanet."
Merak etme oğlum. Gidin siz, hadi."
Kapıdan çıkarken gül Mert'e son kez gülümseyip el salladı. Aynısını Mert'te ona yaptı. Ve kapı kapandı...
Mert yine yalnız kalmıştı, hep olduğu gibi. Annesi yanında yoktu. Üzülüyordu. İçten içe üzülüyordu.
*****************
1 saatin sonunda araba deponun önünde durdu. Arda, Gül ile birlikte içeri girdi.
"Burası neresi?"
"Baban buraya gelecek seni almak için."
Koridorda ilerledikleri sırada Gül etrafı keşfediyordu. Ne kadar korksada belli etmemeye çalışıyordu. Leventin yanına vardıklarında koltuğa oturdular.
"Hoşgeldin kızım. Nasılsın?"
"Aa ben bu amcayı tanıyorum. Bir keresinde babamın yanında görmüştüm." Levent gülümseyerek konuştu,
"Evet aynen öyle." Levent kalkıp kapıya doğru ilerledi, beklediği zaman gelmişti.
Deponun kapısından dışarı çıkıp telefonunu çıkardı. Yüzünde hem intikam isteği, hemde üzüntü vardı. Kafasındaki herşeyi silip yiğitin numarasına tıkladı.
Telefon birkaç dakika çaldı, ardından açıldı.
"Alo?" Karşıdaki ses sakin ve bir o kadar da kalındı.
"Benim Levent."
"Ulan Levent, bana bak kızım nerede? Bana cevap ver kızım nerede?" Sesi birden yükselince eliyle telefonu biraz geriye ittirdi.
"Kızın benim yanımda. Eğer bir saat içinde attığım konuma gelmezsen, kızını bir daha göremezsin." Sesi netti.
"Bana bak lan, kızımın kılına bile zarar gelirse, sana dünyayı dar ederim. Anladın mı beni?"
"Tek geleceksin yiğit yanında adamların olmayacak. Ha kızını götürmesi için bir adamını yanında getirebilirsin."
"Neyden bahsediyorsun sen?" Sesi çok fazla çıkıyordu.
"Bağırma lan. Kızını alacaksın ama karşılığında kendini feda edeceksin. Umarım anlatabilmişimdir." Levent çok sakindi. Hatta fazla sakindi.
"Tamam Allah belanı versin, tamam. Geleceğim." Sesi olduğunca azalmıştı.
"Heh, şöyle yola gel. Yaptıkların cezasız mı kalacak sanıyorsun sen? Neyse keyfimi bozmak istemiyorum." Levent telefonu yiğitin suratına kapatıp içeri geçti.
Gül koltuğun üzerine oturmuş muzlu sütünü içiyordu. Levent gülümseyerek karşısına oturdu.
~YARIM SAAT SONRA
Yiğit hala gelmemişti. Levent tam telefonunu eline alacakken adamlardan birinin içeride doğru geldiğini gördü.
"Levent bey, geldiler." Levent mutlu bir yüz ifadesiyle gül'e baktı.
"Hadi gel, baban geldi."
"Gerçekten mi." Levent başını salladı.
Deponun kapısına doğru yürümeye başladılar. Çıktıklarında yiğit arabadan inmiş onları bekliyordu. Gül koşarak babasına sarıldı.
"Baba, seni çok özledim. Evimize gidelim artık. Annemi de özledim."
"Tamam kızım, bende seni çok özledim. Ama önce halletmem gereken küçük bir işim var. Onu halledip hemen yanına geleceğim. Şimdi Murat abi ile eve git tamam mı?" Gül ne kadar itiraz etsede onaylamak zorundaydı. Babasına son kez sarılıp arabaya atladı. Camdan babasına el sallayıp gülümsedi. Bu kızını son görüşüydü.
Araba oradan uzaklaştığında kimsenin bilmediği hatta varlığından bile haberleri olmayan deponun önünde sadece Yiğit, Levent ve adamları vardı.
"Geldim işte karşındayım, ne yapıyorsan yap. Ama bana bak, aileme dokunmayacaksın! Anladın mı beni?"
"Ben sen değilim Yiğit. Bunu o olmayan beynine sok. Ben sen değilim..." Son cümleyi heceleyerek söylemişti.
"Her neyse asıl konumuza gelelim. Bugün burda seni öldüreceğim, çünkü kızın için kendini feda ettin."
Karşısındaki adam ağzını bile açmadı. Levent silahını çıkarıp namluyu Yiğit'in şakağına dayadı. Tetiği indirdi, tam çekecekken Yiğit hiç beklenmedik bir hamleyle tekmeyi Levent'e geçirdi. Adam yere savruldu resmen. Arda refleksle silahını çekip Yiğit'i tam göğsünden vurdu. Acı içinde yere yığıldı. Levent ağır ağır yerden kalktı. Arda'ya başını salladı teşekkür eder gibi.
Polis sirenleri yankılanmaya başlamıştı.
"Abi gitmeliyiz, birazdan polisler yığılır buraya."
"Sence ölmüş müdür?"
"Tam göğsünden vurdum herifi. Yaşasa da polisler gelene kadar her şey çoktan bitmiş olacak."
"Haklısın. Hadi adamlara söyle toplansınlar. Gidiyoruz."
"Tamamdır abi..."
____________________________________________
Selamlarrr.
Nasılsınız????
Bu aralar çok yoğun olduğum için yazacak vakit bulamıyorum.
Bu bölümü beğendiniz mii
Bu bölüm sadece geçmişi anlatmak için yazıldı, yani diğer bölümde kaldığımız yerden devam edeceğizz
Biraz ters köşe olmuş olabilirsinizz
Diğer bölümde görüşmek üzeree
💙🌌
