11. bölüm · Tenimdeki Cadı
Eris
Mini Duyuru 📣
Diğer kitaplarımın düzenlemeleriyle de ilgilendiğim için, bundan sonra yeni bölümler haftada bir gelecek.Anlayışınız için şimdiden teşekkürler🤍
⚠️Bu bölümde kan ve şiddet unsurları yer almaktadır.
🔮🔮🔮🔮🔮🔮🔮🔮🔮🔮🔮🔮
Şadon, ezdiği mor zehir otunun suyunu son damlasına kadar kaseye süzdüğünde elleri hâlâ titriyordu. Taş odanın loş ışığında, yatakta cansız yatan Rayna'nın morarmış dudaklarını aralayıp sıvıyı yavaşça içirdi. Ardından iki elini genç kızın göğsünün üzerine uzattı ve bildiği en güçlü şifa büyülerini fısıldamaya başladı. Mor ışık parmak uçlarından süzüldü; ama Rayna'nın damarlarında dolaşan ölümcül zehre çarpar çarpmaz sabun köpüğü gibi dağılıp yok oldu.
Şadon birkaç adım geriye sendeledi. Alnından soğuk terler süzülüyordu. "Olmuyor..." dedi çaresizlikle. "Benim büyü gücüm bu zehri çözmeye yetmiyor. Panzehir damarlarında donup kalıyor, kalbine ulaşamıyor."
Odanın en karanlık köşesinden Daglor öne çıktı. "Zamanımız yok," dedi ve bakışlarını Şadon'un elindeki parşömene çevirdi. "Okuyabilmem için biraz daha yaklaştır."
Şadon hiç vakit kaybetmeden parşömeni uzattı. Daglor yatağın kenarına diz çöktü. Elini Rayna'nın kalbinin üzerine koyduğu anda odadaki mum alevleri şiddetle titremeye, taş duvarlar hafifçe sarsılmaya başladı. Damarlarında dolaşan gizemli melez güç yeniden uyanıyordu. Daglor derin bir nefes aldı; içindeki o karanlık enerjiyi Şadon'un hazırladığı panzehirle birleştirerek doğrudan Rayna'nın bedenine aktardı.
Şadon istemsizce iki adım geri çekildi. Hayatında böylesine ham, böylesine baskın bir büyü gücü hissetmemişti.
Saniyeler sonra, Rayna'nın göğsü aniden havalandı. Genç kız, boğuluyormuş gibi keskin bir çığlık atarak yatakta doğruldu. Daglor hemen omuzlarından tuttu. "Rayna! Sakin ol... Buradayım. Geçti."
Rayna nefes nefese başını sağa sola çevirdi. Gözleri ardına kadar açıktı ama hiçbir şey görmüyordu. Titreyen elleriyle Daglor'un yüzünü aradı. Parmakları adamın yanağına değdiği anda sesi kırıldı. "Neden..." Yutkundu. "Neden her yer bu kadar karanlık?"
Odanın içine ağır, ezici bir sessizlik çöktü. Şadon ile Daglor istemsizce birbirlerine baktılar. Daglor'un omuzları düştü, boğazından bastırmaya çalıştığı acılı bir ses yükseldi. Rayna'nın boşluğa bakan gözlerine bakarken, göğsüne görünmez bir hançer saplanmış gibiydi. Başını eğdi, sesi neredeyse duyulmayacak kadar kısıktı: "Özür dilerim... Çok özür dilerim..."
Rayna, hiçbir şey göremeyen gözlerini boşluğa çevirmişti ama parmakları hâlâ Daglor'un yüzünü yokluyordu. Yanak kemiklerine, kaşlarının üzerine, saçlarına dokundu. Sanki yalnızca dokunarak karşısındaki insanın gerçekten orada olduğuna emin olmak istiyordu. "Neden özür diliyorsun?" diye sordu kısık bir sesle.
Daglor cevap veremedi. Yorgunluk Rayna'nın üzerine yeniden çökerken göz kapakları ağırlaştı. Birkaç dakika sonra nefesi yavaş yavaş düzene girdi ve yeniden derin bir uykuya daldı. Daglor ise yatağın başından bir an bile ayrılmadı; saatler boyunca tek kelime etmeden onu izledi.
Şafak sökmeden hemen önce Şadon, ahırın gölgesinde atını hazırlıyordu. Heybesine hançerini yerleştirip kayışları son kez sıkarken arkasındaki ayak seslerini duydu. Başını çevirdiğinde kollarını göğsünde bağlamış olan Daglor'u gördü.
"Gidiyorsun," dedi Daglor.
Şadon başını salladı. "Gitmek zorundayım. Voren tek başına Gontera'ya yürüdü. Eris'in onu diri diri parçalamasına izin veremem. Esa'nın ona ihtiyacı var."
Daglor birkaç saniye sustu. "Rayna?"
"Şimdilik güvende. Artık gerisi sende. Onu bu haldeyken, en azından gözleri açılana kadar yalnız bırakma."
Daglor hiç düşünmeden cevap verdi: "Ben zaten onun yanındayım."
Şadon ilk kez onun gözlerinin içine derinlemesine baktı ve atına bindi. "Bu iyi." Dizginleri çekti, bir sonraki anda atını mahmuzladı. Sisli sabahın içinde hızla uzaklaşırken, geride yalnızca boğuk nal sesleri kaldı.
Aynı saatlerde, Gontera'nın siyah taşlardan oyulmuş kasvetli sarayında ölüm sessizliği hüküm sürüyordu. Voren, devasa salonun ortasında dizlerinin üzerine çökmüştü ve önünde yalnızca tek bir çuval iksir vardı.
Tahtın üzerinde oturan Eris yavaşça ayağa kalktı. Siyah pelerini taş zeminde sürünürken, attığı her adım salonda bir ölüm ritmi gibi yankılanıyordu. Çuvalın önünde durdu, burnunu buruşturdu ve ansızın sert bir tekmeyle çuvalı salonun ortasına savurdu. İçerideki şişelerden birkaçı daha gürültüyle kırıldı.
"Dalga mı geçiyorsun sen benimle pis solucan?" dedi alayla. "On çuval yerine... bir çuval mı getirdin?"
Voren başını kaldırmadı. "Ambarı fareler bastı."
"Eee?"
"Sağlam kalanların hepsini getirdim."
"Eee?"
"Esa halkının bu işte bir suçu yok."
"Eee?"
"Cezayı bana ver."
Eris kulak tırmalayan bir kahkahayla sarsıldı. "Bana ne yapacağımı söyleme!" Voren tekrar konuşacakken Eris elini kaldırdı: "Kes sesini." Sonra yanında duran genç cadıya döndü. "Söyle bana, sence ben sabırlı biri miyim?"
Cadı korkudan titreyerek, "Hayır, efen..." dedi.
Eris 'sus' dercesine elini kaldırdı. "Gördün mü? Bu kadarına bile sabrım yok."
Yeniden Voren'e döndüğünde parmaklarının ucunda koyu siyah bir büyü birikmeye başlamıştı. Bir el hareketiyle büyüyü Voren'in yüzüne savurdu. Simsiyah enerji bir kırbaç gibi yanağına çarptığı an yanık et kokusu salonu doldurdu. Voren'in sağ yanağından boynuna kadar uzanan deri anında kavruldu, kan siyaha dönen yaranın arasından ağır ağır süzülmeye başladı. Voren dişlerini sıktı; tek bir çığlık bile atmadı.
Eris ona doğru eğildi. "Biliyor musun..." Uzun siyah tırnaklarını Voren'in yeni açılan yarasının çevresinde vahşice dolaştırdı. "Beni en çok etkileyen şey, ölmesi gereken o iki aptalı kurtarmaya çalışman oldu."
"Ama..."
"Ama mı?" Eris yüzünü onun yüzüne iyice yaklaştırdı. "Şşşt..." Uzun tırnağını Voren'in alt dudağına dayadı, yüzüne sinsi bir gülümseme yayıldı. "Bırak devamını ben söyleyeyim. Sen iyilik yaptığını sandın, fakat aslında halkının sonunu hazırladın."
Tırnağını yavaşça yaranın içine bastırdığında Voren'in bütün kasları gerildi, kan yeniden fışkırdı. Eris fısıldadı: "İşte benim iyilik anlayışım bu." Kahkahası taş duvarlarda yankılandı. "Üstelik ben oldukça merhametliyimdir. Başkaları gibi cesetleri timsahlara atmıyorum; kafataslarını kurutup kullanıyorum . Ta ki..." Tırnağını yaranın içinde biraz daha çevirdi. "...yenileri gelene kadar.Sonra onları agaç mezarlığında sergiliyorum."
Voren acıyla titredi ama diz çöküşünü bozmadı. Eris sonunda elini geri çekti ve tırnağının ucundaki kan damlasını tiksinerek Voren'in kıyafetine sildi. "Şimdi cezana gelelim." Bir süre düşündükten sonra ekledi: "Bu kez yalnızca seni cezalandıracağım. Böylece beni daha iyi tanırsın."
Voren güçlükle başını kaldırdı. "Beni öldür... Ama Esa halkına dokunma."
Eris öyle yüksek sesle güldü ki salondaki diğer cadılar bile ürperdi. "Öldürmek mi? Bu çok zevkli olurdu ama bir o kadar da basite kaçar." Muhafızlara döndü, yüzünde karanlık bir sırıtış vardı. "Bu solucanı... Daglor'un kaldığı zindana atın."
İki muhafız Voren'i kollarından tutup ayağa kaldırırken Eris arkasından seslendi: "Seni, kurtarmaya çalıştığın kişinin kaldığı zindana gönderiyorum. Doğrusu... seni kimin kurtaracağını çok merak ediyorum." Voren'i sürükleyerek götürürlerken son emrini verdi: "Kapıyı mühürleyin. O hücreden kuş bile uçmayacak!"
Aynı saatlerde Şadon, can dostuna yetişebilmek için atını son hızla sürüyordu. Rüzgâr yüzünü kesiyor, dizginleri sıkan elleri uyuşuyordu ama durmaya hiç niyeti yoktu.
Esa'da ise Rayna, dışarısı ne kadar aydınlık olursa olsun, gözlerini sonsuz bir karanlığa açmıştı. Derin bir nefes alıp ayağa kalkmayı denedi. Ancak daha ilk adımında dengesini kaybedince yanında bekleyen Daglor onu hemen kolundan yakaladı.
"Tek başına yürüyemezsin."
"Bunu bana hatırlatmana gerek yok!" Rayna kolunu sertçe çekti. "Yardım istemedim."
Daglor bir adım geri çekildi. "Böyle yaparsan düşersin. Bırak yardım edeyim."
Rayna dudaklarını birbirine bastırdı. Onun haklı olması canını daha da sıkıyordu. Kendi başına bir adım bile atamamak, şimdiye kadar yaşadığı en ağır çaresizlikti. Üstelik ona yardım eden kişi, kendisini hırsızlıkla suçlayan adamdı. Bu gerçekle yüzleşmek, körlüğünden bile daha fazla canını yakıyordu.
🖤🖤🖤🖤🖤🖤🖤
Bu bölümü nasıl buldunuz? Eris'in sadistliği, Voren'in fedakarlığı ve Rayna'nın körlüğü... Sizce Şadon Voren'i kurtarabilecek mi? Yorumlarınızı ve teorilerinizi aşağıya bekliyorum, hepsini tek tek okuyacağım! 👇✨
