1. bölüm / 3
TaşSAKIZ
Bölümler 3Şu an: SAKIZ
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Yine kıkırdayarak görüntülü konuşuyorlardı.
‘’Annem sakızı Defne’yle paylaş bence. Şimdi çiğneme biraz beklet, eğer bekleyebilirsen yüz lira vereceğim hem sana hem Defne’ye dedi. Sahi Defne kaç gün kaldı buluşmamıza?’’ Güney o kadar yüksek sesle konuşuyordu ki, Defne cevap vermeden Luna mutfaktan seslendi,
‘’Güneycim sanırım 110 gün kaldı. Dayanamazsın o kadar vakit, kesin çiğnersin o sakızları.’’ Gülmeye devam ediyordu bir yandan.
‘’Hayır anne, tam 101 gün var. Bence hiç dokunmadan buluşmamızı bekleyecek.’’ Defne her zamanki doğruluğuyla atlamıştı lafa.
‘’ Uf Luna teyze yine de çok varmış. Ama dayanabilirim ben.’’ Güney kendine inanmıyordu doğal olarak. Annesiyle marketten almıştı sakızları. Bir kutu içinde toplam elli adet, rengarenk top sakız vardı. Güneyin en sevdiklerinden. ‘’Anne keşke Defne yanımda olsaydı, ikimiz paylaşırdık.Daha buluşmamıza çok var ama…’’ demişti üzülerek. Esra da oyunu başlatmıştı ;
‘’ O zaman şöyle yapalım Güneycim, üçümüz iddiasına girelim, siz kazanırsanız ben size yüz lira vereyim. Şayet ben kazanırsam siz bana tatilde bir sabah kahvaltımı hazırlayın. Sen Defneyle buluşana kadar bir tane bile bu sakızdan çiğnemek yok ama. Hatta babana gizlice yenisini aldırmak da.’’ Burnunu sıktı oğlunun sevgiyle.
‘’Tamam anne olur, böylelikle Defneyle birlikte açmış oluruz paketi hem de benim istediğim olur.’’ heyecanlanmıştı Güney.
Esralar Antalya’da oturuyordu. Lunalar ise Ankara’da. İkisi de akrandı ve çocukları da aynı yaştalardı hatta aralarında gün farkı vardı. Yılda yalnızca iki ya da üç kere bir araya gelebiliyorlardı.Bir araya gelene kadar da hergün görüntülü konuşuyorlar, birlikte en sevdikleri bilgisayar oyununu oynuyorlardı. O kadar benziyordu ki karakterleri Defne ve Güney’in; genelde çok iyi anlaşmalarına rağmen, aynı kanaldaki benzer düşüncelere girince anlaşmaları çok çok zor oluyordu. İkisi de üstün zekalı ve yaşıtlarından ileri davranışları olan çocuklardı. Luna ve Esra bu duruma o kadar alışmışlardı ki; Güney ya da Defne zıtlaşmaya başlayınca ikisini de kendi hallerine bırakıyorkardı. Birbirleri için şanstı Defne ve Güney. Aynı şekilde birbirleri için yine şanstı Luna ve Esra.
‘’Yapacak birşey yok çocuklar, odak noktanızı okulunuza verin, böylelikle çok hızlı geçer vakit. merak etmeyin kavuşacaksınız ve ben size güveniyorum; iddiayı siz kazanacaksınız.’’ Luna çocukları yüreklendirmeye çalışıyordu.
‘’Anne o öyle olmuyor, vaktin geçtiği falan da yok.’’ Defne mızmızlanmıştı. Güney;
‘’ Defne bekleyeceğiz, zaten beklemeye alışkınız ne yapalım. Ben senden daha kötü durumdayım, hem sakızı hem seni beklemiş olacağım.’’ Güney her seferinde ciddi ama bir o kadar insanı güldüren cevaplarıyla ünlüydü.
Luna ve Defne başladılar gülmeye; ‘’Güney bak bu dediğimi unutma seni ilk gördüğümde ısırcam.’’ Luna daha önce Defne’den başka hiç bir çocuğa hissetmediği kadar yakın hissediyordu Güney’e.
Üçü de gülüştüler. ‘’ Annen nerde Güney?’’ diye sordu Luna. Birbirleriyle sık sık konuşuyorlardı ancak çocuklar aracılığıyla da bazen kaçamaklar yapıyorlardı.
‘’Annem balkonda, çamaşır topluyor Luna Abla.’’ Dedi ama artık Luna’yı umursamıyorlardı, çoktan oyunlarına dalmışlardı çünkü.
‘’Tamam selam söyle annene. ‘’ Dedi Luna ancak cevap gelmedi.
Kendine güzel bir kahve yaptı Luna, balkona geçti. Son iki yılı gözünün önünden geçirdi. Hayatına tam anlamıyla iki yıl kadar önce dahil olmuştu Esra. Çok çok önceleri, daha çocuklar üç yaşlarındayken Alanya’da görüşmüşlerdi ancak çok kısa bir zamandı.İkisinin de eşleri bilgisayar oyununuda tanışmış ve yıllarca süren oyun arkadaşlığı dostluğa dönüşmüştü.
Ara ara sosyal medyadan yazıştılar, konuları genellikle Defne ve Güneydi. Hangi okula gidecekler, hangi destek kitapları almalılar… Ancak ikisi de zamanla anlayacaktı, birbirlerine ayna olacaklarını ve birbirlerinin yaşantılarının ne kadar farklı olsa da paralel zamanlarda aynı duyguları yaşadıklarını ve ilerisi için ruhlarının uyanışlarına vesile olacaklarını…
Bu dostluk, hatta dostluktan öte birbirlerinin ruhdaşı, yoldaşı olmaları aslında Esraların iki yıl önce kocasının işinden dolayı Ankara’ya gelmesiyle oldu.
Furkan bir akşam yine aşırı yoğun geçen gün içinde Luna’ya ‘’ Biliyorum çok yoğunuz ama Ekremler Ankara’ya geleceklermiş. Bir iki saatimizi ayırıp biraz vakit geçirsek ne dersin?’’
‘’Tabi olur, kalacaklar mı peki?’’ demişti Luna.
‘’Sanırım bir kaç gün duracaklarmış.’’ Furkan da çok emin değildi.
‘’ Kalacaklarsa başka yere gitmesinler, bizde kalsınlar, çok ayıp olur. Ne kadar tam tanışmamış olsak da, sen söyle çekinmesinler.’’ Luna küçüklüğünde yaşadığı geniş aile ve annesinin sürekli misafire çok hürmetli olduğu zamanları görerek büyümüştü. Bu içine işlemişti, hayatının her döneminde bu kültürü devam ettirmek için elinden geleni yapmaya devam ediyordu. Çünkü biliyordu, misafir bir yer bir bırakırdı.
‘’Ben de dedim ama sanırım Esra çekiniyor olabilir.’’ dedi Furkan.
‘’Neyse gelsinler de biz bir şekilde ikna ederiz.’’ Luna kararlıydı şehir dışından gelen misafire muhakkak ilgi göstermeliydi.
Yoğun geçen iş günlerine bir de iftar yemeği eklenmişti. İşlettikleri mekana büyük bir grup yemeğe gelecekti. Aynı zamanda da Esraların geleceği gündü.Furkan da Esra da misafirlerine yetişebilmek için ellerinden geleni yapmıştı. Ancak tüm işin bitmesi ve misafirlerine dönüş yapmaları gece geç saati bulmuştu.
Luna geç kaldıkları ve misafirleriyle ne kadar ilgilenemedikleri için mutsuz olsa da, Esra çok anlayışlı davranmış ve gece buluşmayı kabul etmişti.
Ankara’nın soğuk ayazı gece insanın yüzüne daha şiddetli vuruyordu.Aylardan nisan olmasına rağmen gece soğuğu insanın kemiklerine işleyen türdendi. O saatte açık olan bi kaç aile mekanı vardı ve birinde buluştular.
Mekan inanılmaz kalabalıktı.Sanki gündüz herkes uyumuş da gece izdiham yapmak için beklemişlerdi.
‘’Tam vaktinde gelmişiz. Ekrem’in arabası bu.’’ dedi Furkan.Eliyle boş bir alanı işaret etti arkadaşına ve iki araç da parkedildikten sonra, sonunda ailecek bir araya geldiler.
Luna ve Esra ilk defa tam olarak orada bu kadar derinden ancak çok vakit geçmeden, hayat görüşleri ortak noktaları, hayalleri ile sanki yüz yıldır tanışıyorlarmış gibi bir ortam yaratmıştı. İleri de Esra’nın Furkan ve Ekrem’e dediği gibi ‘Aslında başka bir hayattan bu yana biz dosttuk, siz bizim sayemizde tanıştınız…’’
Günlük rutinlerini yaptıktan sonra Luna akşam ‘Esra ile konuşma seansı’ na hazırdı. Neredeyse her gün birbirleriyle konuşuyorlar , yıllardır kaybettikleri benliklerini bulmak için birbirlerine ayna oluyorlardı adeta.Yaşantılarını sorguluyorlardı. Farklı zamanlarda farklı olayları yaşamışlar ancak aynı duygulardan yara almışlardı. Esra’nın anlattığı olayın onda bıraktığı duyguyu Luna çok iyi biliyor ve nasıl başa çıkacağı ile ilgili yardımcı oluyordu arkadaşına. Çoğu kez Esra da aynı şeyi Luna için yapıyordu. İkisi de bazı konularda denge kolunun iki ucu gibiydi. Ancak zamanla hayat dengelerini birbirlerine yaptıkları aynalama sayesinde fark etmeye ve düzeltmeye başlamışlardı.
‘Hey ruhdaşım selam nasılsın?’ Esra canlı sesiyle aramıştı Luna’yı.
‘Çok şükür tüm işler bitti, senle konuşmaya başlayınca oh diyorum rahatladığım saatler.’ gülüştüler karşılıklı.
‘’Al benden de o kadar. Bugün Güneyle bir oyun başlattık. İddiasına girdim bunlarla.’’ dedi heyecanla gülerek.
‘’ Biliyorum, ‘’ dedi Luna devam etti, ‘’Konuşmalarını duydum baya heyecanlılar. Biliyor musun bence sen kaybedeceksin. Bu defa çok kararlılar.’’
‘’ Evet kaybedeceğim ama iddiadan değil. Güney Defne’den korkusuna açamaz kutuyu. Açarsam öldürcekmiş beni diyor.’’ Esra gülmekten kendini alamıyordu.
‘’ Kızım diye demiyorum ama gerçekten bunu yapabilir.’’
İkisi de karanlığın altında, ayrı şehirlerde de olsa birbirlerine ışık olmaya başlamışlardı diğer geceler gibi….
Luna geceler boyu anlatmıştı kendini, yaşanmışlıklarını ve yaşanmamışlıklarını.
Bu defa uzun geceler boyunca sıra Esra’da idi.
Çocukluğundan bu yana tüm kırıklıklarını tek tek dökme vaktiydi.
Bölüm etkileşimi
