3.BÖLÜM: İddialı Kombinler

Yazar: Mi Yeşilyurt

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 5Şu an: 3.BÖLÜM: İddialı Kombinler

~~BÖLÜM ŞARKISI: GÜLŞEN - BANGIR BANGIR~~
Gece kızlarla birlikte koltukta uyuyakalmıştık.
Sabah Gökçe’yle Afra’nın ortasında uyanmıştım. İçimde çok değişik bir his vardı. Terk edilmiştim, aldatılmıştım. Hem de en yakın arkadaşım, sırdaşım ortağım dediğim kız yapmıştı bunu. En çok da o koyuyordu zaten. Ege’nin yaptığı değil de Hande’nin yaptığı beni yıkıp yerle bir etmişti. Nişanlımı elimden almıştı. Bir anlığına ağlayacak gibi oldum, gözlerim doldu ama kendimi toparladım. Gözyaşlarımı dökmeye dahi değmeyecek şeref yoksunları için asla üzülmeyecektim. Arkadaşlarım, ailem, sevdiklerim ve en önemlisi kendim için üzülmeyecektim.
Kızları uyandırmadan yavaşça aralarından sıyrılıp ayağa kalktım. Sehpanın üzerinde duran tektaşıma yani eski tektaşıma göz ucuyla umursamaz bir bakış attım ve lavaboya geçtim. Elimi yüzümü yıkayıp mutfağa gittim.
Kendime tarçınlı bir Türk kahvesi yapacaktım. Her sabah için klasik bir rutinim vardı. İlk olarak sabah namazımı kılardım. Tabii bugün kılamamıştım. Sonrasında bir bardak dolusu su ve tarçınlı kahvemi içip bir saatlik yürüyüşe çıkardım. Bu sabah yürüyüşe de çıkmayaktım çünkü o modda değildim. Ayrıca saat öğlen bir olmuştu. Kahvemi hazırlarken arkamdan Afra’nın “Günaydın kanka. Nasılsın bugün?” deyişini duymamla arkamı döndüm.
“Günaydın. İyiyim kanka. Sen nasılsın?” dedim hoş bir tınıyla. Sonrasında mahcup olmuş bir sesle “Uyuyakalmışız, sizin yataklarınızı da açamadım rahat uyundun mu bari?” dedim.
“Rahattık biz. Hem sen bizi boş ver sen nasılsın onu söyle?”
“Harikayım,” dedim sesimden de belli edercesine. “Kahve yapıyorum kendime sana da yapayım mı?” dedim cevzeyi elime alıp hafifce sallarken.
“Ay yok ben almayayım. Bir kere ‘Tadına bakayım’ dedim midem bulandı,” dedi elleriyle “Benden uzak tut onu ” diyordu adeta. Birlikte bir kahkaha patlattık. Ciddiyetimi topladım ve “Gökçe uyanmadı mı daha?” dedim. Sanki Gökçe’yi tanımıyormuşum gibi konuşmuştum.
“Sence,” dedi. Kinayeli bir şekilde.
“Benimki de soru mu yani? Gökçe ve uyanmak mı? Çok zıt kelimeler.”
“Aynen. Allah bilir şuan kaçıncı rüyasında.”
Sanki bizi duymuş gibi içerden Gökçe’nin “Kızlar!” diye çığlığı geldi. Onun bağırmasıyla saniyesinde olduğumuz yerden salona fırladık. Gökçe telefonuna kitlenmiş bir şekilde “Ay sen kimsin be varoş. Sen kim köpek!” diyerek söyleniyordu.
Salonda Gökçe’nin kime söylendiğini anlamaya çalışıyorduk. İkimiz de bir ağızdan “Ne oldu?” dedik panikle.
Telefonundan gözlerini çekti ve “Gelip şu kaşara bakın kızlar,” dedi.
Yanına gidip iki yanına oturduk. Ekranda Hande’nin paylaşımı açıktı. Ege ile el ele tutuştukları bir foto koymuştu ve gittikleri mekanı etiketlemişti. Afra fotoğrafa iyice dikkat kesildi ve konuştu:
“Bu yeni açılan kafe değil mi?” dedi.
“Evet orası. Sahildeki yeni kafe,” dedi Afra’yı doğrular bir şekilde.
“Bana ‘Gideceğiz.’ dedi ama hep geçiştirdi beni,” dedim hem üzüntü hem sinir barındıran bir sesle.
“Aa! Üzülmek yok ama Mahiş. Şimdi seni hazırlayacağız ve o
Ege’ye neyi kaybettiğini gösterip göt gibi bırakacağız,” dedi o kelimenin üzerini vurgu yapar bir şekilde.
Hadi bakalım başımıza ne gelecek acaba?
Sonra Afra’ya döndü ve “Değil mi Afroşum?” diye bir soru yöneltti ama Afra oralı dahi olmadı. Afra burnunu buruşturdu “Kahve,” dedi. İkimiz de Afra’ya baktık ne dediğini anlamadığımız için.
“Ne kahvesi be?” dedi Gökçe.
“Kahve kahve. Kahve yandı,” dedi. O anda kafama dank etti. Kahveyi ocakta unutmuştum. İçerisi yanık kahvenin kokusuyla dolmuştu resmen.
“Kahveyi ocakta unuttum ben,” dedim korkuyla. Olduğum yerden kalktığım gibi hızla mutfağa fırladım. Kızlar da peşimden geldiler. Mutfak duman altında kalmıştı. Kahve yanmıştı ve taşmıştı. Tüm ocak batmıştı. Dumandan dolayı öksürerek aspiratörü çalıştırdım ve balkonun kapısını açtım dumanın gitmesi için.
Gökçe eliyle yüzünün etrafındaki dumanı uzaklaştırıyordu, yüzünü buruşturuyordu. Öksürerek “Bu ne be sırlar odasının kapısını mı araladınız?” dedi. Bunun üzerine hepimiz istemsiz bir şekilde güldük.
“Burayı temizleyim,” dedi Afra. “Sonra da seni hazırlarız bebişim,” diye ekleme yaptı Gökçe.”
“Siz zahmet etmeyin ben temizlerim zaten bir şey yok,” dedim ama dinletemedim. Ocağı temizledikten sonra odama geçtik. Benim pek fazla makyaj malzemem yoktu o yüzden Gökçe kendi malzemelerini getirmişti.

...

“Tamam artık yeter boğdun kızı pudrayla,” diye Gökçe’yi azarladı Afra. Bunun üzerine Gökçe pudrayı bıraktı eline fırçayı alıp hafifce yüzümde ki fazla pudrayı sildi.
“Ay ben Ege’yi çatlatmak için uğraşıyorum burada,” diye isyan etti Gökçe. En sevmediği şeydi işine karışılması. Gerçi hiçbirimiz sevmezdik bunu.
Eline kan kırmızısı bir ruj aldığında “Oha Gökçe! Düğüne gelin çatlatmaya gitmiyoruz,” diye çıkıştım. Sert çıkışım üzerine “Ay siz ne anlarsınız,” dedi ve daha açık tonlu bir ruj aldı eline. O ruju dudağıma sürdü.
Makyajım bitince elime aynayı verdiler. Yüzüme bakıp “Çok mu abarttık? Sadece kombin de yeterdi,” dedim ve “Düğüne gider gibi oldu sanki,” diye ekledim. Üzerime bordo tonlarında, son derece iddialı bir takım giymiştim.
“Yok ya Mahişim böyle iyi,” dedi Gökçe ve Afra’ya dönerek “Sence?” diye bir soru yöneltti.
Afra sağ elinin işaret parmağının tırnağını dudaklarının arasına yerleştirdi ve düşünceli bir ifadeyle bir bana bir Gökçe’ye baktı. “Yani... Biraz düğüne gider gibi olmuş,” dedi. Sonrasında umursamaz ama bir o kadar da heyecanlı bir şekilde “Aman boş ver. Sen her halinle harikasın,” diye ekledi. Bana bir öpücük attı ve ben de ona bir öpücükle karşılık verdim. Gökçe’nin bakışları ikimizin arasında mekik dokuyordu adeta.
“Hani bana?” dedi küçük bir çocuk gibi tirip atarcasına.
Afra’ya bir bakış attım ve kaşlarımla Gökçe’yi işaret ettim. Afra işaretimden ne demek istediğimi anladı ve ikimizde aynı anda Gökçe’ ye doğru atıldık. Onu ortamıza alıp birbirimize sarıldık.
“Bu kadar yeter. Siz de hazırlanın çıkalım,” dedim ve geri çekildim.
“Doğru daha Afra’nın makyajını yapacağım,” dedi.
“Pardon da ben yapamıyor muyum?”
“Ya bebişim yapıyorsun da, yani şimdi ben daha iyi yaparım,” dedi ama sesinde hiçbir şekilde kendini beğenmeye dair bir ifade yoktu. O bu işi çok iyi yapıyordu, bu işlere eli yatkındı; çünkü resim öğretmenliği mezunuydu. Aaa! Ben size ne mezunu olduğumu söylemedim. Ben Sosyal Güvenlik mezunuyum. Afra ise Sosyal Hizmetler mezunu.
“Tabii canım kankam benim. Bu işte senin üzerine kimse geçemez,” dedi Afra. Birbirimizi her konuda övmeye bayılıyorduk.
“Çok abartma ama!” diye çıkıştı bir anda Afra.
“Ay tamam. Zaten ikimize sade bir şeyler yapacağım burada parlaması ve ön planda olması gereken kişi Mahiş,” dedi bana bakarak.
Onlar hazırlanırken bir yandan da mekanda neler yapacağımızı konuştuk. Gökçe’nin ikisi için çok fena planları vardı. Tabii biz bunları bilmiyorduk çünkü o bu planları sonrası için saklıyordu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

39okunma 5beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kategoriler ve temalar yükleniyor…