4. bölüm · Tarçın Kokulu Karanfil
4. BÖLÜM
~~~~~~~~~~~~~~~
Sıcacık. Benim heyecandan mı yoksa havadan dolayı mı bilmediğim, buz gibi olan ellerimi saran bu kocaman eller sadece ellerimi değil adeta ruhuma kadar ısıtmıştı beni. Gelen bu ısı ellerinden mi gelmişti yoksa varlığı mı ısıtıyordu bilmiyorum. Ya da olan her şey benim hayal gücü ürünümde olabilir.
Ellerimi ne kadar çekmek istemesemde olağan durumumuzun yanlış anlaşılmaması için istemeye istemeye çekmek durumunda kaldım. Manasız bir şekilde canımı tatlı tatlı yakan kalbimde bu durumdan memnun olmadığını bana duyurmaya çalışıyordu.
"Tanıştığımıza memnun oldum Akant. Bir dahaki sefere daha dikkatli olmalısın. Neyse şimdi gitmem gerek kendine iyi bak. Görüşürüz."
Küçük bir tebessüm sunarken kafasını da hafif bir şekilde eğmişti bana doğru. Bu görüntü anlık olarak nefesimde bir kesintiye sebep oldu.
"Olacağım. Tekrardan teşekkür ederim. Görüşürüz."
Son bir defa gözlerinin içine doğru baktım gitmeden önce. Mavilerinin güzelliği bakışlarından mıydı yoksa kendiliğinden mi öyleydi bilmiyorum ama insanın baktıkça bakası geliyordu.
Arkamı dönerken yüzümde minik bir tebessüm vardı. Kalbim zaten ilk andan beri varlığını bana fazlasıyla hissettiriyordu. Bu hissettiklerimin öyle boş şeyler olmadığının da farkındaydım. Kalbim büyük bir maceraya doğru yola çıkmıştı ve benim onu durdurmak gibi bir niyetim hiç yoktu.
Küçük ama hızlı adımlarla ondan uzaklaşmaya başladım. Arkam ona dönükken elim yine istemsizce kalbime doğru çıkmıştı. Her attığım adımda arkama bakma isteğim çoğalırken şimdilik kendime bir dur demem gerekiyordu. Zorda olsa başardım ve kampüsten çıkıp durağa doğru ilerledim.
Çantamdan kulaklığımı bulmaya çalışırken bir yandan da otobüsümün gelip gelmediğini kontrol ediyordum. Sonunda kulaklığımı bulunca sanki define bulmuşum gibi bir sevinçle çıkarttım. Ama bu sevincim kısa sürdü çünkü kulaklığım çantamın içinde adeta kendisiyle bir savaş yapmış ve bir daha açılmak istemezcesine birbirine dolanmıştı.
Resmen 7 dakika açmaya uğraşmıştım kulaklığımı. Sonunda açabildiğimde hemen telefonuma taktım ve her zamanki gibi 'karışık çal'a bastım.
Aslında çalıştığım kütüphaneye yürüyerekte gidebilirdim fazla uzak değildi ama bugün hava çok soğuk olduğundan o riski göze alamadım. Otobüsüm geldiğinde sakin bir şekilde otobüse binmek için adeta savaş eden insanların önce geçmesini bekledim. Şimdi yok yere kendimi sakatlamanın bir anlamı yoktu.
Sonunda otobüse binebildiğimde akbilimi bastım ve önlere yakın bir yerde durdum. Çünkü otobüs çok kalabalıktı. Arkamdan gelenler durumu daha da kötü yapıyordu. Adeta nefes dahi alınamıyordu.
En son bir direğin orda sıkışınca yolculuğun çabucak geçmesini diledim içimden. Sonra birden daha rahat nefes alabildiğimi farkettim. Otobüsün camından yansımaya bakarken yanımda Akant'ı gördüm.
Akant'ı mı gördüm? Kafamı hızla ona doğru çevirdiğimde gerçekten arkamda duruyordu. Yukarıdaki direğe tutunmuştu ve bana fazlasıyla yakındı. Yakındı ama temas etmiyordu. Ben biraz şaşkınlıkla ona bakarken aynı zamanda da sağlam bir şekilde durmaya gayret ederek kulaklığımı çıkartmaya çalışıyordum.
Nihayet kulaklığımı çıkartıp cebime koyabildiğimde vücudumu da onu daha rahat görebilmek için hafifçe ona doğru çevirdim. Gözleri yavaşça bana dönerken benim kalbimse onun gözlerinin aksine her saniye daha da hızlanıyordu.
"Ah! Bu kadar çabuk karşılaşacağımızı düşünmemiştim."
Derken dudaklarım bilincimden bağımsız bir şekilde çoktan kıvrılmışlardı bile. Onunkilerde kıvrılmaya başladığında kalbim kendine meydan okuyarak daha da farklı bir ritim tutturmuştu.
"Bende öyle düşünüyordum. Yani en azından yarınki derse kadar. Tatlı bir tesadüf oldu."
Tatlı derken çok haklıydı. Biraz fazla tatlı bir tesadüftü bu. Mesela şeker komasına sokabilecek kadar bir tatlı. Ben olduğum yerden ne kadar memnun olsamda onun için durum hiç öyle gözükmüyordu. Sürekli birileri tarafından itiliyordu.
"Biraz daha bana doğru yaklaş istersen. Burdan bakıldığında hiç rahat gözükmüyor durduğun yer."
Diyerek daha ne kadar yaklaşabilirsem o kadar direğe doğru yapıştım. Elleri iki yanımdaki koltuk başlarına giderken bana birazcık daha yaklaşmıştı. Olduğum pozisyondan onun nefesini saçlarımda hissedebiliyordum. Ben onun çenesine kadar gelebiliyordum ve camdan yansımamız gözüme çarpınca birlikte çok tatlı durduğumuzu farkettim.
"Çok sıkıştırmadım seni değil mi?"
"Hayır, hayır! Aksine beni kurtardığını bile söyleyebiliriz. Eğer sen olmasaydın şu anda aşağılarda bir yerlerde nefes almaya çalışıyor olabilirdim."
Sözlerime küçük kıkırtılarımla beraber suratıma da acıklı bir ifadeyi yerleştirdiğimde onda da başta küçük olan tebessümü yerini kocaman bir gülümsemeye bırakmıştı. Dişlerinin güzelliği, onun kendi içimde listelediğim güzel özelliklerinin arasında çabucak yer edinirken gülümsemesini de o listeye ekledim.
"Desene aslında hayatını kurtarmışım."
Hayatımı kurtardığı her bakımdan çok doğruydu. Aslında kendi içimde biryerlerde gizlenmiş daha doğrusu oralara kilitleyip tutsak ettiğim bir parçamı da kurtarıyordu ve bunu bilmeyerek yapması onu gözümde ve yüreğimde daha da mükemmelleştiriyordu.
İnmem gereken durağa 2 durak kalınca yavaştan kapıya doğru yaklaşmam gerektiğini farkettim. Farkettim ancak bu kalabalıkta umarım otobüsten inebilirdim. Şu hayatta en korktuğum şeylerden biri otobüsten zamanında inememekti çünkü bazen öyle imkansız gözüküyordu ki inebilmek, insan inebildiği zaman 'kendimi ödüllendirsem mi acaba' diye düşünmeden edemiyordu.
"Benim kapıya doğru yaklaşmam gerek birazdan ineceğim."
Derken istemsizce dudaklarımı ısırarak ona baktığımın farkında değildim. Gözlerini çok çok kısa bir an dudaklarıma dokunup tekrar gözlerime çevirdiğinde farketmiştim ne yaptığımı. Onun dudaklarıma bakmasının heyecanıyla sıcak olan ortam daha da sıcaklaşmaya başlamıştı. O kadar kısa bir an bakmıştı ki yine kendi hayal gücü ürünüm olup olmadığını sorgularken bulmuştum kendimi.
"Gel hadi."
Diyerek kendisi de benimle birlikte kapıya doğru ilerlemeye başlamıştı. Kalbim artık göğüs kafesimin içerisinde kendi bağımsızlığını ilan ederken bende ona teslim olmuşçasına peşinden yavaş yavaş ilerliyordum.
Düğmeye bastığında otobüste durabileceğim en kötü yerde durduğumu farkettim. Tam orta kısımda ama direklere en uzak yerde kalakalmıştım. Ayaklarımla kendimi dengelemeye çalışırken ittiren insanlarla bu çabamın boşa olduğunun maalesef acı bir şekilde farkına varmıştım.
Otobüs durağa yaklaştığı için frenlemeye başlamıştı ve dengemi kuramadığım için tutunacak bir şey aradı ellerim. Tam geriye sendelemişken onun koluna iki elimle sıkı sıkı yapıştım. Şöyle bir bakarken ellerimin onun kollarına ne kadar yakıştığı düşüncesi doluştu zihnime.
Yaptığım hareketle birlikte kafası bana dönerken otobüste durmuştu. Ellerimi hemen -istemeye istemeye - çekerek açılan kapıdan çıkarken dışarıda olmama rağmen nefes alamayınca nefesimi tuttuğumu anca farkedebildim. Arkamdan o da inince kendimi sakinleştirebilmek adına iki derin nefes çektim ciğerlerime.
"Şey ben- otobüs öyle aniden şey yapınca, bende mecburen tutmak zorunda kaldım. Kusu-"
Kusura bakma diyeceğim sırada ondan gelen erkeksi ama çok tatlı bir kıkırdamayla kalan son kelime dağarcığımda aklımdan gitti birden. Sahi bugün ne kadar çok 'tatlı' kelimesi dolanıyordu ortalıkta.
Onun gülüşünü izlerken kendi kıkırtılarımın da kulağıma gelmesiyle ikimizde manasız bir şekilde gülmeye başlamıştık.
"Şey önemli değil, şey.."
Derken hala gülüyordu. Benimle dalga geçtiğinin farkındaydım ancak şu an o kadar sevimliydi ki bırakın ona kızmayı aksine yanaklarını sıka sıka sevme isteği ile dolup taşmıştı içim.
Nihayet bu garip ama muhteşem anımız sona erdiğinde aklıma gelen gerçekle hızla ona döndüm.
"Bu arada gerçekten teşekkür ederim. Az önce bana gerçekten çok yardımın dokundu. Umarım seni bir işimden de alıkoymamışımdır."
"Hayır zaten bende bu durakta inecektim. Kütüphaneden almam gereken bir kitap vardı oraya gidiyordum."
Sözleri içimde bir yerleri rahatlatırken bir yerlerimi de yine heyecan kaplattırmıştı. Bu onunla daha fazla vakit geçirebileceğim anlamına geliyordu ve ben bundan hiç de şikayetçi değildim.
"Bir tatlı tesadüf daha! Bende o kütüphaneye çalışmak için gidiyordum. İyi ki denk gelmişiz öyleyse."
Derken suratımdaki mutluluğu çok uzaktan bakan bir insan bile görebilirdi. Kader ilk defa benim tarafımdaydı ve şu an ellerimi açıp şükretmemek için zor tutuyordum kendimi.
Gözlerime o güzel mavilerini çevirirken onunda dudakları benimkiler gibi kıvrılmıştı. Gözlerimin içine bakarak söyledikleri ise bu defa ters bi etki yaratıp adeta kalbimi durdurmuştu.
"İyi ki gelmişiz..."
~~~~~~~~~~~~~~
