3. bölüm / 3
Tanımadığım BiriDeliler Köşkündeki Tilki
Bölümler 3Şu an: Deliler Köşkündeki Tilki
- 1 Psikolog randevusu752 kelime
- 2 Deliler köşkü1.062 kelime
- 3 Deliler Köşkündeki Tilki838 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Tilki’nin Ağzından
“Şey çok özür dilerim ama sizi tanımıyorum” duyduklarımla kaskatı kesildim ne demek tanımıyordu? Hayatıma bir kasırga gibi aniden girmiş,beni tamamen kendine bağımlı hissettirmiş ve bir anda çıkıp gitmişti.Ben sadece onun yanında yaşıyor,onun yanında nefes alıyormuş gibi hissediyordum.Onun yanımda olmadığı bir gün bile benim için ölüm demekti ve son beş senedir ben onsuz ölüyordum.Onun hakkında tek bir şey bile bulamamıştım.Bu beni delirtmiş halüsinasyonlar görmeye başlamıştım,köşkte bazen onu görüyor bazen de sesinin o güzel tınısını duyuyordum şimdi ise son beş senedir özlemiyle yanıp tutuştuğum kadını kollarımın arasında sıkıca tutuyordum fakat kendisi bana beni tanımadığını söylüyordu “Ne demek tanımıyorum?..” beni unutmuş olabilir miydi? Beni unutması bu kadar kolay mıydı? Onun için unutulması bu kadar kolay biri miydim? Boğazını temizleyip kollarımın arasından çıktı “sizi gerçekten tanımıyorum” omuzlarını dikleştirdi güçlü durmaya çalışıyordu fakat korktuğunu net bir şekilde görebiliyordum şuan tıpkı onu ilk gördüğüm zamanki gibi davranıyordu.Ürkek,korkmuş,kaybolmuş hisseden o kadın gibi.. “ayrıca tanımadığınız birine böyle sarılmanız hoş değil” kurduğu cümle kaşlarımın çatılmasına sebep oldu çünkü ben onu tanıyordum.Tam ağzımı açıp bir şey söyleyecektim ki buna fırsat vermeden yine konuşmaya başladı gözleri parmağımda duran alyans yüzükteydi “hele ki nişanlıysanız bu hiç hoş değil” burukça gülümsedim çünkü yüzüğün içinde onun adı yazıyordu fakat o tüm olan her şeyi unutmuş gibiydi. “Belki de haklısınızdır bu yaptığım hiç hoş değildir” kaşlarını çattı “Belki değil öyle direk hiç hoş bir şey değil bu saygısızlık” konuşmamız telaşla dışarı çıkan Aras yüzünden bölündü “Tilki acil gelmen gerekiyor” kaşlarımı çattım tavşancığı görünce Miraç’ın vurulduğu tamamen aklımdan çıkmıştı.Tavşancığı öyle orada aklındaki soru işaretleriyle bırakıp Aras ile beraber kilere gittik.Kiler dediğime aldanmayın çünkü burası yeraltı hastanemize açılan bir kapı niteliğindeydi.Dışarıdan bakılınca köşk üç katlı görünen normal bir binaydı fakat aslında beş katlıydı çünkü yerin altında iki katı daha vardı bunlardan bir tanesi hastane diğeri hapishaneydi ayrıca hapishane direk olarak yeraltı şehrine açılıyordu bu yüzden oranın kapısı yüksek teknoloji ile korunuyordu.Aras ile beraber aşağıya indiğimizde bağırışma seslerini duyabiliyorduk,Aşkım Pelin’e Miraç’ı kurtarması için yalvarıyordu hiç bir zaman sesli bir şekilde kabul etmeyeceğini bilsekte Miraç için gerekirse canını bile verebilecek kadar sevdiğini biliyorduk “Aşkım sakin ol” sesimi duyduğunda kafasını kaldırıp bana baktı,ağlamaktan perişan olmuş gibi duruyordu hızla yanıma geldi.“Ares ne olursun bir şeyler yap lütfen Miraç’a bir şey olmasın” elimi destek olmak için omzuna koydum “sakin ol Miraç’a hiçbir şey olmayacak o güçlü biri biliyorsun,hem seni böyle görmek istemezdi” kurduğum cümlenin faydasının dokunacağını düşünmüyordum fakat Aşkım göz yaşlarını silip kendini toparlamaya başlayınca dudaklarımda belirsiz bir gülümseme oluştu.Kafamı çevirip baktığımda Aras Pelin ile Miraç’ın durumunu konuşuyorlar,Pelin Miraç’ın gayet iyi olduğunu söylüyordu.Korkulacak bir şey olmadığı için rahat bir nefes aldım benim yüzümden ona bir şey olmasını asla istemezdim.Miraç benim kuzenim Aras’ın ise kardeşi oluyordu.Biraz daha aşağıda bekleyip Miraç’ın tamamen iyi olduğundan emin olduktan sonra yukarı çıktım,Tavşancığa bakındığımda onu ana salonda göremedim.Hizmetçilere sorduğum da bahçeye çıktığını söylediler.Bahçeye çıktığımda yeğenim Ege ile beraber çiçek bahçesinde koşturduklarını görüp burukça gülümsedim,bu bahçeyi onun için yaptırmıştım o en çok zambağı severdi bu yüzden bahçe zambaklar ile doluydu.Ege ve Hare’yi bu bahçe içinde görmek beni fazlasıyla mutlu etmişti tıpkı eskisi gibiydiler,Ege bu ailede en çok kendini Hare’ye yakın hissederdi.Eşek sıpası Hare’nin geldiğini duyunca hemen onunla oynamaya girişmişti.Telefonumu çıkarıp bu anı ölümsüzleştirdim çünkü onun mutlu olduğu hiçbir anı unutmak istemiyordum.Egenin kıkırdamasını duyunca gülümsedim onu uzun zamandan beri bu kadar mutlu görmemiştim. “Hare abla biliyor musun? Ben seni çok özledimm” diyip Hare’ye sarıldığında kaşları çatıldı. “Ama ben seni tanımıyorum ki ufaklık ayrıca benim adım Hare değil Hera” Hare onu tanımıyor diye Ege’nin gözleri doldu “Hare abla ne demek tanımıyorsun?” Ege’yi öyle görünce seslendim “Eşek sıpası hadi içeri bakalım hava soğuk oldu” sesimi duyan Ege dolu gözlerle yanıma geldi “Ares abi Hare abla beni tanımıyormuş” yutkundum burukça gülümsedim “şaka yapıyordur sana yoksa unutur mu seni?” Dudaklarına bir gülümseme peydah oldu “di mi unutmamıştır?” Elimi kafasına koydum “tabii ki unutmamıştır oğlum seni çok seviyor Hare ablan sadece şaka yapıyor hadi içeri geç artık” deyip Ege’yi içeri yolladım ve Hare’nin yanına gittim. “En azından Ege’yi üzmemek için yalan söyleyebilirdin” kaşlarını çattı. “Yalan söylemeyi sevmiyorum” gülümsedim biliyordum benim aksime o hiçbir zaman yalan söylemezdi,söyleyemezdi.Boğazımı temizledim “Senden bir şey istesem çok mu garip olur?” Merakla baktı “Ne gibi?” Çok çocukça bir istek olduğu için gözlerimi kaçırdım. “Fiyonk toka taksam saçına olur mu?” Tuhaf bakışlarını üzerimde hissediyordum,gülmeye başladı. “Olur tabii” neden böyle bir şey istediğimi düşünüyor fakat soramıyor gibiydi. “Çok garipsin tilki,sahi adın gerçekten tilki mi?” Gülümsedim bir zamanlar bana kendi koyduğu lakabı bile hatırlamıyordu “hayır değil çok sevdiğim biri bu lakabı vermişti” bu konunun üstünde daha fazla durmak istemediğim için aniden kolundan tutup içeriye doğru yürümeye başladım. “Hey nereye gidiyoruz belki ben gelmek istemiyorum?” Homurtusunu duyuyordum ama cevap vermedim ana salona gittiğimizde bir koltuğa oturmasını sağlayıp kendi odamdan yıllar önce ona taktığım siyah fiyonk tokayı getirdim ve saçına taktım. “Çok güzel oldu tıpkı eskisi gibi” eskisi gibi kısmını duymaması için sessizce söylemiştim,o yüzük takmayı sevmezdi bu yüzden ona bu tokayı takmıştım.Tokanın metal kısmında benim adım yazıyordu fakat onun bundan haberi yoktu.Kendisine yeni toka alınmış heyecanlı kız çocuğu edasıyla ana salondaki boy aynasından kendisine bakıyordu,uzun zamanın ardından onu böyle görünce kendimi çok garip hissettim.Kelimelere dökemiyordum ama sanki tekrardan evime dönmüş hissediyordum
Bölüm etkileşimi
