1. bölüm / 1
Tahtın Gölgesi1
Bölümler 1Şu an: 1
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Lankriwa Krallığı’nın dört bir yanında telaş ve heyecan hâkimdi. Sokaklar rengârenk süslerle donatılıyor, binalar taptaze boyalarla parlıyordu. Diğer Lank(su) krallıklarından gelen soylular, buraya seyahat ederken tüm okyanusu ışıklarla dolduruyordu. Peki tüm bu telaş ne içindi? Neden herkes bu kadar umut doluydu? Acaba buna değecek miydi?
Herkesin telaşı, Lankriwa Krallığı’na yeni gelecek hükümdardan kaynaklanıyordu. Sokaklarda yankılanan konuşmalarda umut ve merak vardı; kimisi yeni hükümdarın adaletli olacağını, kimisi ise krallığın refahını daha da artıracağını söylüyordu. Duvarlara asılan afişler ve meydanlardaki dev bayraklar, bu tarihi günün önemini gözler önüne seriyordu.Herkesin kalbinde aynı heyecan vardı: Lankriwa, artık yeni bir döneme adım atacaktı. Zira Laraxa, hem Kraken’in kudretini hem de Cecaelia’nın zarafetini miras almış, benzersiz bir prensesti.
Bu kadar umut, sadece prensesin derin endişesini gizlemeye zorluyordu. Herkes o kadar mutluydu ki… o ise bu mutluluğu bozacağından korkuyordu. Onu çok güçlü biri olarak görüyorlardı. Ama kimsenin bilmediği gerçek, prensesin güçlerinin her geçen gün biraz daha zayıfladığıydı. Peki, bunu bilseler hâlâ bu kadar umutlu olabilirler miydi?
Laraxa, balkonun mermer korkuluklarına yaslanmış, aşağıdaki kalabalığı izliyordu. Halkın yüzlerinde parlayan heyecanı ve mutluluğu görmek, içinde tuhaf bir huzursuzluk yaratıyordu. Onların gözündeki umut, onun giderek artan yetersizlik duygusunu daha da derinleştiriyordu. Başını okyanusa çevirdi; yakında hükmedecek olduğu uçsuz bucaksız deniz, sanki dalgalarıyla bile bu günü kutluyordu. Mercanların arasında saklanan küçük balıklar, ışıkların altında coşkuyla kıpır kıpır yüzüyordu. Ama Laraxa, bu şenliği izlerken kalbinin sıkışmasını engelleyemedi. Tam o sırada, odasının kapısı ağır bir gıcırtıyla aralandı ve içeriye Kraliçe girdi.
“Laraxa.” Kraliçe’nin sesi, odanın içine deniz kabuklarının çınlaması gibi yankılandı. Zarif adımlarla balkona ilerlerken gözlerinde hem gurur hem de derin bir kaygı vardı. “Kutlamaların sesini duyuyorsun, değil mi? Hepsi, yakında başlayacak olan yeni dönemin habercisi.” Elini kızının omzuna koydu.
Laraxa gözlerini okyanustan ayırmadan fısıldadı:
“Duyuyorum… ama o sesler bana değil, benim gölgeme çarpıyor gibi.”
Kraliçe hafifçe kaşlarını çattı, sesi bu kez daha sertti:
“Gölge diye bahsettiğin şey, senin soyunun en büyük ışığıdır. Halkın görmediğini sen görüyorsun. Bu bir zayıflık değil, hükmetmenin ilk adımıdır.”
Laraxa derin bir nefes aldı. “Endişelerimi mazur görün, Kraliçem. Tıpkı sizin gibi bu toprakları ve bu suyu korumak için her şeyi yapmaya hazırım.” Tekrar okyanusa döndü; gözlerinde dalgalar gibi hüzün titreşiyordu. “Fakat… anne… ya güçlerim tamamen yok olur ve beklentileri karşılayamazsam? O zaman görevimi nasıl yerine getirebilirim?”
Kraliçe, kızının sözleri karşısında bir an sustu. Gözlerinde belli belirsiz bir gölge gezindi, fakat hemen ardından dik duruşunu koruyarak Laraxa’nın çenesini nazikçe kaldırdı. “Korkularını anlıyorum,” dedi yumuşak ama titreyen bir sesle. “Hiçbir hükümdar görevine kusursuz başlamadı. Güç dediğin sadece damarlarında akan kandan ibaret değildir, Laraxa. Bazen bir kraliçeyi ayakta tutan şey, halkının inancı ve kendi kalbinin iradesidir.”
Bir anlığına sessizlik çöktü. Kraliçe bakışlarını denize çevirdi; dalgaların arasına gizlenmiş kaygıları saklamaya çalışıyordu. “Ama…” diye fısıldadı neredeyse kendi kendine, “bazen en güçlü soy bile kaderin yükünü taşımakta zorlanır.”
Kraliçe, kızının gözlerindeki hüzne rağmen yumuşak bir tebessümle onun omzuna dokundu.
“Muhtemelen şu an yalnız kalmak istiyorsun…” dedi alçak bir sesle, “fakat seni görmek isteyen bir misafirin var.”
Kapı ağır ağır aralandığında, odayı hafif bir çam kokusu sardı. Laraxa, bu tanıdık kokuyla birlikte kimin geldiğini hemen anladı ve heyecanla kapıya doğru döndü. İçeri adım atan genç prensi görünce gözleri şaşkınlıkla büyüdü.
Kraliçe sessizce gülümsedi, iki gencin karşılaşmasını bozmak istemezcesine yavaş adımlarla odadan çıktı.
Laraxa hâlâ ne diyeceğini bilemeden prense bakarken, o dostça bir tebessümle dudaklarını araladı:
“Böyle bir zamanda yalnız olmak istemeyeceğini düşündüm.”
Bölüm etkileşimi
