10. bölüm · Taçsız Yemin
Son Seçim
Evlilik günü yaklaşıyordu.
Saray hazırlık içindeydi.
Ama ben… değildim.
Aynanın karşısında duruyordum.
Gelini görmek istemiyordum.
Ama o… bana bakıyordu.
Kapı açıldı.
Babam.
— Hazır ol.
Sesi yorgundu.
Ama kararlıydı.
— Bunu yapan sen misin?
Soru ağzımdan kendiliğinden çıktı.
Durdu.
— Ne demek istiyorsun?
— Laneti.
Sessizlik.
Uzun.
Ağır.
Cevap vermedi.
Ama…
Gözleri yeterliydi.
Her şey yerine oturdu.
Acı, öfke, ihanet…
Hepsi.
— Özür dilerim, dedi.
O an… nefesim kesildi.
— Eğer hâlâ acıtıyorsa… özrün bir anlamı yok.
Sözler ağzımdan döküldü.
Ve geri alınamazdı.
Gitti.
Ben kaldım.
Evlilik günü geldi.
Kalabalık.
Işıklar.
Yalanlar.
Valen karşımda duruyordu.
Güçlü. Soğuk.
Ve yabancı.
Yeminler edildi.
Ben söyledim.
Ama hissetmedim.
Kalabalığın içinde birini aradım.
Draven.
Oradaydı.
Ama artık… sadece bir şövalyeydi.
Benim değil.
Ve o an…
Karar verdim.
Bu bir son değildi.
Bu… başlangıçtı.
