9. bölüm · Taçsız Varis
BÖLÜM 8
"Arabaya bin ya da biz seni zorla bindiririz."muhafızların o ciddi sesi kulaklarımda çınlıyordu.Zorla bir şey yapmak istemediğimden yanımızdaki uzun limuzine bindim.Arabaya biner binmez telefonumu açtım ve anneme,babama ve Elodie'ye yüzlerce mesaj attım.Ama attığım mesajlar gönderilemiyordu.Sarayın önüne geldiğimizde hala olayın ciddiyetinde değildim.En fazla ne olabilir ki diye düşündüm.Bir yanlış anlaşılma olabilirdi.Ve sonra salınıp hayatıma normal bir şekilde devam ederdim.Arabadan indiğimizde ikisi yeniden kollarımdan tuttu ve sarayın arka tarafına doğru ilerledik.Gizli bölme olan bir odaya girdik.Her yer karanlıktı.Zifiri karanlık.Annemler beni aramaya çoktan çıkmıştır diye düşünmeden edemedim.Derken kapı sert bir şekilde kapandı.Aramızda sadece bir demir parçası olan muhafızların yüzüne baktım.
"Beni neden buraya getirdiniz?"cevap yoktu.Muhafızlardan uzun olanı kısa olanın kulağına bir şey fısıldadı.Gözlerim dolmuştu.Ağlamama ramak kalmıştı.Muhafızlar karşı taraftaki merdivenlerden yukarı çıkarken ben sadece bakakaldım.Hayatımda ilk defa bu kada güçsüz hissediyordum.
"Hey!"arkamı döndüğümde kalbim yerinden çıkacak gibiydi.Yağsız süt renginde teni ,kopkoyu okyanus mavisi saçlar ve kedi gözleri gibi parlak sarı gözler...Bu insanlardan farklı görünüyordu.
"Sen yenisin.Gel etrafı gezdireyim.Gerçi çok fazla alanımız yok ama biz mutluyuz."hala olanların etkisinden çıkamamış halimle kızın yüzüne baktım.Gözlerim otomatikmen boynuna kaydı.Doğum lekesi yoktu.O zaman benim buraya getirilme sebebim neydi?
"Şey,siz kimsiniz?"dedim alçak bir sesle.Kız gözleriyle suratımı gezerken en son gözlerime baktı.
"Oraya gidelim.Orda bütün sorularının cevabını alıcaksın."tek çarem kızı takip etmekti bende öyle yaptım.Gördüğüm yer karşısında donakaldım resmen.Etrafta her hangi bir ışık olmamasına rağmen orası ışıl ışıldı.Ormanda gördüğüm pembe ışığı andırıyordu.Yerlerde toprak olmamasına rağmen açan binlerce çiçek ve sarmaşıklar burayı bir zindandan çok cenneti andırıyordu.Karşımda tahmini 10 kadın vardı.Bunlardan sayılı olanları insanlara benziyordu.Hemen mavi saçlı kızın yanına oturdum.Ve karşımdakilerin suratlarına baktım.Yeşil saçlı zümrüt gözlü bir kadın,koyu kahve tenli bembeyaz saçlı pembe gözlü küçük bir kız...Benim pembeye kaçan kızıl saçlarım bile normal kalmıştı.
"Nereden geldin?"diye sordu gri saçlı yaşlı kadın.
"Ben bu şehirde yaşıyorum hanımefendi."dedim.
"İlginç.Bir faithin insanların arasında yaşaması ve fark edilememen bir mucize."dedi.
"Ne demek istediğinizi anlamıyorum."diye karşıladım.Kadının kaşları çatıldı.Bunu dememi beklemiyormuş gibiydi.
"Elini ver yavrum."dedi.Elimi uzattım.Gözlerini kapattı ve bir dakika boyunca hiç açmadı.O bir dakikanın sonunda gözleri aniden açıldı ve suratıma mahcubiyetle baktı.
"Boynunu göster."ne demek istediğini anlamıyordum.Ama dediğini yaptım.Herkes şaşkınlık içinde"Bu o mu?"diye söylenmelere başladılar.
"Sen...Sen...Sen o sun."dedi suratıma bakarak.Aniden yanımdaki herkes eğildi ve bir ağızdan "Af buyurun prensesim."dediler.
"Ne saçalıyorsunuz siz?"diye sordum.Kadın suratıma bakmadan "İzin verir misiniz majesteleri?"dedi.
"Lütfen beni biriyle karıştırıyorsunuz ben tahmin ettiğiniz kişi her kimse o değilim."dedim.Kadın suratıma bakmadan konuşmaya başladı.
"Siz osunuz majesteleri,isterseniz olayı anlatabilirim."dedi.Hiç konuşmadan kafamı salladım.
"Bir zamanlar kralımızın aşık olduğu kadından 4 tane prensi olmuş.Kral her zaman büyücülerle iş birliği yapar ve kararlarını ona göre şekillendirirmiş.Büyücü ona 5 çocuk sahibi olmazsa kraliyetin uzun sürmeyeceğini söylemiş.Aradan 9 ay sonra kralımızın nur topu gibi güzel bir kızı olmuş.Ve galiba bu bebek çocukların arasındaki en güçlüymüş.Bebek çok güçlü olduğun için onu kaçırmak isteyen bir çok peri olmuş ve sonunda bunu başarmışlar.Kraliçe de üzüntüden ölmüş.Bazı kötü periler kralın bebeği doğduktan sonra gücünü kıskandığı için bebeği öldüttürmek istediğini ama kraliçenin buna izin vermediğini söylüyorlar.Ama bu bir yalan çünkü kralımız,kraliçe Seraphine öldüğünden beri başka eş yapmadı."İnanamayarak kadının yüzüne baktım.
"Ama bu hikaye benim o kız olduğumu kesinleştirmiyor."dedim.Kadın doğum lekemi işaret ederek
"Güneş doğum lekesi sadece kraliyet üyelerinde bulunur.Ve kehanete göre prensesin pembe kızıl saçları ve okyanus gözleri olduğu söylenirş."O an her şey kafamda birleşiyor gibiydi.Babamın sürekli doğum lekemi örttürmesi,Damian'ın lekeyi görüce korkması...
"Peki burda olan herkes peri mi?"diye sordum.
"Evet,majesteleri."dediler yine tek bir ağızdan.
"Lütfen bana öyle seslenmeyin."dedim.Ve o an aklıma bir soru takıldı.
"Peki neden perileri buraya kitliyorlar."diye sordum.Kadın hemen anlatmaya devam etti.
"Periler ve insanlar arasında yüzyıllardır süren bir savaş var.Periler insan dünyasında,insanlar da peri dünyasında yaşayamaz.Eğer gelirsek ya da gelirlerse gelen kişi zindana atılır."Tam o sırada zindanın kapısı aralandı ve kulağıma tanıdık bir ses ilişti.
"Özür dilerim,Aurelia."
