Taç Giyen Yalan kitap kapağı

1. bölüm / 1

Taç Giyen Yalan

Giriş (Ay Muhafızı)

Vaveyla Yazarı: Zeze ☆

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 1Şu an: Giriş (Ay Muhafızı)
  1. 1 Giriş (Ay Muhafızı)1.097 kelime · Okuduğun bölüm

☆☆DUYURUU☆☆
MERHABAAA ARKADASLARR HEMENN KISA BIR DUYURU YAPACAĞIM DAHA SONRA DEVAM EDEBILERSINIZZ. ÖNCELIKLE BU BENIMM ILKK KURGUUMM YANI BAZI HATALAAR OLABILIR TAKILMAYIIN!! BÖLÜMLERIDE HER HAFTA PAZARTESI GÜNÜ SAATT 08:00'DEE ATICAĞIMMM IYIII OKUMALAAARRRR!!! (1097 kelime Giris diyee kısa yaptımm)
________________________________________________________________________

Hızlı bir şekilde ormanın içinde koşuyordum.
Olabildiğince hızlıydım, neredeyse akşam oluyordu. Büyükbabama bakmam gerekiyordu. ilaçlarını içmesi gerekiyordu. O kadar unutkandı ki bunu bile unutuyordu, bu beni en telaşlandıran şeylerdendi. Sağlığı benim için çok önemliydi. Ondan başka kimsem yoktu... Ve onu kaybetme düşüncesi beni çok korkutuyordu.

Fazla düşünmüş olmalıydım ki önüme çıkan iki katım olan kaya'ya az kalsın çarpıyordum. Hızlıca kaya'nın üstündeki ağaca zıpladım daha sonra ise önümdeki diğer ağaca. Çevik bir hareketle belindeki kılıcı çıkardım, atladığım sırada önüme çıkan diyenlerle sarılmış dalı kestim ya da kırdım dersek daha doğru olur. Yere rahatla inmiştim. Büyükbabamın kaldığı kulübeye de varmıştım.

Lucian burdaydı. En yakın arkadaşımdı. Her şeye rağmen yanımda dururdu. Normal de asla birinden yardım almaz ve tek takılırdım. Ama Lucin farklıydı, herkesten dost kazığı yerken bi o arkamda durur asla satmazdı.

Büyükbabam her zamanki gibi hasta yatağında yatıyordu. Bu halini ne zaman görsem üzülüyordum... içimden bir şeylerin koptuğunu hissediyordum. "Büyükbaba... nasılsın?" dedim onun yanına giderken beni görünce doğrulmaya çalıştı. Buna izin vermemeye yeltenirken kolumu tutup beni durdurdu.

"Ay kızım, iyiyim. Sen neredeydin yine?" dedi. Nerede olduğumu bilmesine gerek yoktu.

"Hiç, öyle ormandaydım. İlaçlarını içtin mi, büyükbaba?" diye sordum. Ama cevap gelmedi. Başımı Lucian'a doğru çevirdim, cevap almak için. Lucian sıkıntılı görünüyordu. Kulübeden çıktığında peşinden çıktım.

"İlaçlarını içmedi mi?" diye sordum.

"İçti ilaçlarını da... İlaçları bitmiş, ben yeni fark ettim." dedi, yüzünden sıkıntısı okunuyordu.

"Krallığa gideceksin, değil mi?" dedi, bundan emin bir şekilde.

"Bunu senin için yapabilirim, biliyorsun, değil mi?"

Evet, biliyordum. Yapardı. Bunu birçok kez teklif ediyordu ama bunu katiyen kabul etmiyordum.

"Sen de benim bunu kabul etmeyeceğimi biliyorsun, Lucian." dedim.

Evden uzaklaşmak için küçük adımlarla yürürken Lucian'ın arkamdan geldiğini sezebiliyordum. Bana doğru atılan çakıyı hissedince yana kayıp çakıyı tuttum.

Lucian'ın attığını bildiğim için ona döndüm. Kaşları çatıktı, sorgulayan bir ifadeyle bana bakıyordu.

"Ben senden daha iyiyken nasıl bu kadar iyi olabilirsin?" dedi.

Kurmuş olduğu cümlenin devrikliğini sorgulamadan geçemedim açıkçası.

"Sadece sağduyulu biriyim, o kadar." diyerek cevapladım, onu başımdan savmak ister gibi.

Hayıflayarak bana bakarken bana doğru yürüdü ve yüzündeki alaycı ifadeyle, "Sadece sağduyulu birisin, o kadar mı?" dedi.

"Belki birazcık... Şu kadarcık bir şey anormal olabilirim." dedim. Parmaklarımın arasına milimlik bir mesafe koyarak gözüme doğru getirdim ve diğer gözümü de kırptım.

Lucian bir suikastçıydı ve gözünden hiçbiriyle kaçmazdı. Ya da öyle sanırdı... Çünkü bir zamanlar krallığı koruyan biri vardı. Adı yoktu, sadece lakabı vardı: Ay Muhafızı...

Bu kişi hakkında kimse bir şey bilmezdi ve çoğu kişi peşindeydi. Bunlardan biri de tam olarak Lucian'dı. Ona Ay Muhafızı olduğumu söylemeseydim asla bilemezdi. Ona bunu ilk söylediğimde inanamamıştı.

"Gözümün önündeki şeyi nasıl görmem?" demişti.

Sorun onda da değildi çünkü o tek değildi. Peşinde olan birçok kişi Ay Muhafızı'nı yakalayamamıştı.

Sadece temiz çalışıyordum.

"Kafama takılan şey şu: Sen neden krallığı koruyorsun? Sana mı kalmış bu, Liora?"

Lucian'ın konuşmasıyla daldığım yerden başımı ona çevirdim. Gözlerimi devirerek ona baktım.

"Sen neden birilerini öldürüyorsun? Sana mı kalmış bu?"

Ona yönelttiğim soruyla bana garip garip baktı. Bu hâline katlanmak istemediğimden yönümü değiştirerek kulübeye doğru yürümeye başladım.

"Hey! Liora, nereye ya?!"

Lucian bana doğru koşarken onu umursamadan kulübeye girdim ve kapıyı tutarken yönümü bu sefer ona çevirdim.

Büyükbabamın uyumadığını sezdiğimden, sesim gitmesin diye sesimi alçaltarak, "Ben krallığa gideceğim ve sen de burada kalacaksın!" dedim, uyarıcı bir ses tonuyla.

Cevap vermesini beklemeden kapıyı yüzüne çarptım.

Hızlıca kaldığım küçük odaya girdim. Korsemi bile çıkarmaya üşendiğim için ekipmanlarımın üstüne siyah bir pelerin geçirdim. Pencereyi açıp oradan atladım. Olabildiğince hızlı koştum.

Büyükbabam tarafından yakalanmak istemiyordum. Aslında istesem de yakalanamazdım çünkü hastalığı yüzünden fazla unutkandı. Sadece evden çıktığımı görmediğini sanırdı. Ama bu onu üzebilirdi. Büyükbabam ne zaman bir şeyi unuttuğunu hatırlasa kendini kötü hissederdi.

Çalılıkların içine giriyordum neredeyse. Korsemin içindeki kemerden bir çakı çıkardıktan sonra yüzüme ve vücuduma gelen dikenli çalıları kesiyordum. Canım o kadar da kıymetli değildi ama vücuduma alacağım büyük bir yarayı büyükbabama nasıl açıklardım, bilemiyordum.

Köprüden o kadar hızlı geçiyordum ki köprünün karşısındaki yoldan geçen faytonun üstünden atlarken faytonun camından göz göze geldiğim adamın kim olduğunu sorgulayacak durumda da değildim gerçekten.

Evet, tam şu anda tanımadığım bir yabancıyla bakışıyor ve zaman kavramını hissedemiyordum.

Faytonun üstünden atladıktan sonra tökezlemeden koşmaya devam ettim. Zorlu bir yolun ardından krallığa varmıştım. Ama hâlâ içeriye girmemiştim. Kimseye görünmeden duvara tırmanıp krallığın içine girmem gerekiyordu.

Her yer şövalyelerle sarılmışken ince çalışmalıydım. Köprünün orada gördüğüm şaşalı fayton bu sefer buraya gelince tüm şövalyelerin dikkatini çekmeyi başarmıştı.

Kimdi acaba gelen?

Sorgulamayı bir kenara bırakıp herkesin dikkati oradayken krallığın devasa duvarına tırmandım. Kimsenin beni görmesini istemiyordum. Krallığın duvarının en tepesine kısa zamanda varmıştım bile.

Fayton da tam o sırada krallığa girdi. İki beyaz atın taşıdığı, yeşil ve altın renkleriyle dikkat çeken faytona bakan insanların dalgınlığından yararlanıp hemen duvardan atladım.

Vakit kaybetmeden kalabalığa karıştım. Görünmemek için pelerinin içine girdikçe giriyordum. Kalabalığın içinde birçok kişiye çarpıyordum ama hızlı adımlarım sayesinde yüzüm falan görünmüyordu.

Kimse kafasına göre krallıktan bir şey alamazdı. Hele ki gizemli biriysen asla... Burada yabancıysan bir buğday bile vermezlerdi insana.

Önümdeki uzun sıra beni korkutmuyordu. Çünkü krallıktaki kimse uyuşuk insanlar değildi. Bu yüzden önümdeki sıranın beni o kadar da oyalamayacağını biliyordum.

İki genç bayanın konuştuklarına kulak misafiri oldum.

"En son olanları duydun mu?!"

"Ayy, evet!! İnanabiliyor musun? Velmora Krallığı'nın lordu gelmiş!"

"O değil. Bizim krallığın büyük bir sorunu varmış ama daha kimse bilmiyor. Sen de kimseye söyleme, ne olur ne olmaz."

"Nasıl yani? Krallık tehlikede mi şu an?"

"Tek krallık değil, biz de tehlikedeyiz!"

Krallığın nesi vardı?

Dün hiçbir şey yoktu... Acaba şu Velmora Krallığı'ndan gelen lordla mı alakalıydı? Yeni gelmemiş miydi bu lord?

Sıranın bana gelmesine son bir kişi kalmışken kimseye görünmemeye çalışarak kemerimden bir sis bombası çıkardım ve pelerinimin kolunun altına sakladım.

Sıra bana geldiğinde sis bombasını aktifleştirdim. Birkaç saniye içinde etraf göz gözü görmez hâle geldi. İki bayanın konuşmasını dinlerken gözüme kestirdiğim, ilaçların olduğu raftan ilaçları aldım. Karşılığı kadar gümüşü de bıraktım.

Hırsızlık yapmıyordum aslında. Sadece burada kimse elini kolunu sallayarak bir şey alamazdı. Benim de olayım buydu işte.

Koşarken haber dağıtan gençten de bir gazete aldım.

Sıranın bana gelmesine son bir kişi kalmışken, kimseye görünmemeye çalışarak kemerimden bir sis bombası çıkartarak uzun pelerinin kolunun altına sakladım.Herkes sisin yüzünden öksürmeye başlarken beni görmeyeceğini bHerkes sisin yüzünden öksürmeye başlarken beni görmeyeceğini bSıra neredeyse bana gelmesine son bir kişi kalmışken, kimseye görünmemek dikkat ederek "Tek krallığı ppKimse kafasına göre krallıktan bir şey alamazdı. Hele ki gizemli biriysen asla... Burada yabancıysan bir buğday bile vermezlerdi insana. ilaçların satıldığı dükkana varmıştım bile. Krallık yine çok kalabalıktı. Beklediğim uzun sıra beni korkutmuyordu çünkü hiç kimse uyuşuk değildi. Önüdeki iki kadınını

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

31okunma 7beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18