5. bölüm · Strange Killer

Anılar Ve Değişenler (5. Bölüm)

Kübranur Karadağ

Percy cam kırılma sesini duyduğu gibi mutfağa koşup, bağırarak geldi. Ardından beni kolumdan tutup, arkasına aldı ve belindeki silahı alarak sesin geldiği yöne doğrulttu.
"Percy!" Diye sayıklıyorum. Sesimdeki korku, fark edilmeyecek gibi değildi. Percy ise sakinleşmemi söylüyor, ve dikkatini koruyordu. Her ânâ karşı temkinliydi. Bir kaç saniye hareketsiz, kalıp durumu tarttıktan sonra, dikkatli ve yavaş adımlarla nota doğru gitti. Bense o sırada olduğum yerde dikilip, dikkatli olmasını söylemekten başka, bir şey yapamıyordum. Percy yerdeki notu alıp açtıktan sonra, yüzü gerildi. Sinirlendiği Her halinden belliydi. Notu okuduktan sonra buruşturup, avcunun içinde gizledi.
"Kim bu amına koduğumun yavşağı" Diye fısıldadı ağzının içinde. Hemen gidip elinden zorlada olsa, notu aldım ve okumaya başladım.
"Hâla kalbullenmeyecek misin?
İlla hatırlatmalı mıyım,
Yoksa sen mi anmalısın?
Hangi elin kan, hangi elin ak?
Bilemeyiz ama katil karşımızda.
Kendinle tanışmadıysan,
katil diyelim sana."
Kanım dondu. Bu da neydi böyle? bir tehdit mi, yoksa bir uyarımı?
Anlayamıyorum. En sonunda bakışlarım Percy'e döndüğünde, onunda beni izlediğini fark ettim.
Lâkin sanki aklı burda değilmiş gibiydi. Kendine gelmesi için omzuna dokunduğumda, gözleri gözlerimi buldu.
"Korkma." Dedi sadece.
Onaylar biçimde kafamı salladım ama deli gibi korkuyordum, Percy'de bunun farkındaydı.
"Bu siktiğimin evladı her kimse ben halledicem. Ama artık bu evde kalamassın, yani en azından bu adam ortadan kalkana kadar." Sesi çok netti reddetme ihtimalin dâhi yoktu. Gerçi reddedecek durumdada değildim, o da bir gerçek.
"Peki ama nerede kalacağım." Cevap vermesine fırsat vermeden hiddetle konuşmaya devam ettim.
"Otel olmaz, asla. Biliyorsun. Hayatta olmaz. Teklif etme bile" Ben taramalı gibi konuşmaya devam ederken, ellerini kaldırarak beni susturdu.
"Merak etme biliyorum. Bu süreçte annemin yanında kalmaya ne dersin? Hem ona arkadaş olmuş olur, hem de kasabadaki bu olaylardan biraz uzak durmuş olursun." Evet bu olay ilk benim evimde değil, daha bir çok komşumun evindede gerçekleşmişti. Bunu polisler gelince, sorgu esnasında öğrenmiştim. Aslında birazda bu yüzden beni tutuklamamışlardı. Ama diğer genç olan memura kalsa... Benden öyle bir hoşlandı ki, yapabilse sırf benimle biraz daha konuşabilmek için beni, hapse bile atardı.
"Olur hem uzun zamandan sonra teyzemi görmek banada iyi gelir."

2 SAAT SONRA...
Bir kaç eşyamı rastgele bir sırt çantasına tıkmış ve evden çıkmıştık. Percy'nin arabasıyla onun evine doğru gidiyorduk.
Saat gece yarısı olduğu için teyzem Mary'i bu saatte rahatsız etmek istemedik. Bu yüzdende Percy'nin ev dediği Villasına gidiyorduk.

Yarım saat geçen bir yolculuğun ardından tanrıya şükür Percy'nin evine gelebilmiştik.
"Gerçekten sırf gösteriş için şehrin bu kadar dışında yaşamana gerek varmıydı." Gözlerini devirerek bana döndü
"Çok sevdiğim bir söz var" dedi
Alayla sanki hiç umursamıyormuş gibi
"Neymiş?" Diye sordum fakat gerçekten merak etmiştim.
"Nazar etme ne olur çalış seninde olur."
"Percy ve özlü sözleri işte. Bende nerde kaldınız diye merak ediyordum." Dedim ve içeri girdim.
Percy direktmen bana kalmam gereken odayı gösterdi. Bende eşyalarımı dâhi yerleştirmeden kendimi yatağa attım. Sonuçta sadece sabaha kadar kalacaktım değil mi? Göz kapaklarım günün yorgunluğuna daha fazla dayanamazken kendimi, uykunun kollarına bıraktım.

Sabah olduğunda bir telefon sesi beni gözlerimi açmaya zorladı. Bu ses yan odamda kalan Percy'nin telefonuna aitti. Duvarlar ince olduğundan dolayı bütün sesler, benim odamdan da rahatça duyuluyordu. Ve sonunda Percy telefonunu açma zahmetinde bulundu. Tam geri yatacaktım ki ciyaklayan bir kadın sesi duydum.
Tanrım bu ses Andy'e aitti, bir dakika Percy onunla hâla görüşüyormuydu ama bana sadece bir magazin dergisinde gördüğünü söylemişti? Bana yalan söyledi, bunu çok pis ödeyecek.
Duvara dayadığım kulağımla konuşmalarını daha net duymaya çalıştım.
-günaydınnn aşkımmm
Daha sonrasında Percy'nin boğuk sesini duydum.
-günaydın bebeğim
-dün akşam aramayı unutmuşum, günün nasıl geçti?
-biraz yoğun tatlım, şuanda damira bizdede. Bizi duymasa iyi olur. Sonra konuşsak olur mu?
-Anladım bebeğim daha ararım o zaman. Seni seviyorum.
-Bende seni, görüşürüz.
Dedi Percy ve sesler kesildi. Biraz daha bekleyip en sonunda kafamı duvardan ayırdım ve aşağıya indim. Ben iner inmez arkamdan Percy'ninde geldiğini fark ettim.
"Ne zaman uyandın?" Diye sordu arkamdan merdivenlerden inerken. Onları duyup duymadığımı merak ediyordu.
"Yeni uyandım ve çok açım, ne zaman çıkacağız?" Dedim konunun üzerinde fazla durmayarak. Ama tabii ki bunun hesabını ona daha sonrasında soracaktım.
Sırıtarak
"Bizim ki açıkmış yine" yüzüme yapmacık gülüşümü takındım ve umursamadım.
"Üstümü değiştireyim çıkarız" dedi ve yukarı çıktı.
Yalancının mumu yatsıya kadar yanarmış. Ben onun mumunu yatsıdan çok önce söndüreceğim. Ama sadece birazcık vakite ihtiyacım var.
Percy'nin üstünü giyinmesini beklerken, tekrar salona geldiğinde beraber arabasına yürüdük. Bu sırada Percy ekiplerinden bir kaç tanesini, cesedi almaları için evime yönlendirmişti. Biz ise teyzemin evine doğru yola çıkmıştık bile, bu sırada sofrayı kurması için teyzeme haber vermeyide unutmadık tabii. Teyzem Mary'le aram çok iyidi, lise dönemlerimin çoğunda onlarda kalmıştım. Percy'le aramda aslında bu yüzden bu kadar iyiydi, çünkü o dönemler teyzem işte iken Percy'e ben ablalık yapıyordum. Onun babası Percy küçükken vefat etmişti. Benimki ise... keşke oda eniştem gibi ölseydi. Babası tarafından terk edilmiş her çocuğun hayalidir babalarının Ölmesi. Şuan da bu size çok canice veya psikopatça gelebilir ama gerçekler bu. Sizinde babanız sizi bir oyuncak misali kenara fırlatsaydı umursamadan, o zaman anlardınız beni ve benim gibileri.