8. bölüm · Söz Ver

8.BÖLÜM. ALAMAZLAR

Reyhan A.L.D.

İyi okumalar canlarr:)
--
İnsan bazen mutluyken dakikalar sonra ağlayabiliyordu. Durmuş karşımdaki kadına bakıyordum. "Asmin hanım maalesef almak zorundayız, Almina sizin gözetiminiz altında biliyoruz fakat mesleğiniz tehlikeli. Bu yüzden onu almak zorundayız." Alayla güldüm. "Almak? Hiç kimse benden onu alamaz!

Bana bakın benim tersim pistir beni sinirlendirmeden buradan defolun yoksa buradan cesetleriniz çıkar! Bir bordo berelileri sinirlendirmek canlarınızdan olmanızı sağlar!" Hızla kapıyı suratlarına kapatıp arkamı döndüm. Elim kalbime gitti. Çok hızlı atıyordu ve korkuyordum. Ben bu denli korktuğumu bilmiyordum!

Almina'yı vermem kimseye! Hızla telefonu çıkarıp Ateş'i aradım. İlk çalışta açtı. "Alo? Asmin bir sorun mu var?" Ağlamamak için zor duruyordum. "Almina'yı almaya gelmişler Ateş! Ne olur yetiş! Vermem onlara Almina'yı! Kızımı vermem!" Kısa bir sessizlik oldu. "Kapat geliyorum sakın kapıyı açma!" Telefonu kapatıp kapı deliğinden baktım, kadın birileriyle konuşuyordu. "Allah'ım ne olur almasınlar benden onu"

Ağlayarak yere çöküp ellerimi açmış dua ediyordum. "Allah'ım yalvarırım gitmesin benden! Veremem dayanamam!" Kapı tekrar çaldı, açamadım elim gitmedi. "Asmin hanım lütfen kapıyı açın! Bakın Albay geliyor!" Albay mı? Onu benden almaya onun gücü bile yetmez! "Vermem! Kim gelirse gelsin vermem onu!" Kadın kapıya tekrar vurdu. "Babanız gelse bile mi?!" Donup kaldım. Babam yoktu ki benim onun da babası yoktu üstelik annesi de yoktu ama ben oldum onun annesi artık kızımı vermem! "Babam gelse bile! Onun annesi babası yok ben oldum onun annesi!"

Elim kalbime gitti. Annelik sadece doğurmakla olmuyordu. "Asmin hanım sizin kızınız doğumda öldü! Almina'yı verin bitsin bu tantana!" Sonra sesler kesildi. Kapı bir kaç dakika sonra tekrar çaldı. "Asmin aç benim." Hızla ayağa kalkıp kapıyı açınca karşımda Ateş vardı. Hızla ona sarıldım. "Almasınlar benden onu Ateş bir şey yap"

Ağlamıyordum ama çok korkuyordum. Arkadan merdivenlerden Albay çıkınca geri çekilmiştim. "Merak etme aldıkları yok,gittiler. Konu burada kapandı."
Ailem bende kalıyordu!
"Teşekkür ederim" Albay gülümsedi. "Bana değil ona teşekkür et. Ateş sayesinde gittiler" Ateş'e baktığımda öylece duvara yaslanmış bana bakıyordu. "Teşekkür ederim Ateş"

Gülümsemekle yetindi. "Almina benim de kızım. Ayrıca senden onu kimse alamaz." İçeriye geçtiğimiz de birer kahve yapmıştım. Almina uyuya kaldığı için Ateş onu odaya taşımıştı. "Üstünü örttün değil mi? Böyle kenarlara yastık koydun mu? Yataktan düşer falan Allah korusun" Ateş derin bir nefes alıp elimden kahveyi aldı. "Yaptım merak etme. Bu arada anne olmak sana yakıştı" Yüzümün kızardığına emindim. "Sana da baba olmak yakışıyor. Ateş sence kızımız ölmeseydi hayatımız nasıl olurdu?" Ateş kahvesinden bir yudum aldı. "Bilmiyorum, hiç geçmişe dönemeyeceğimiz için de bilmeyeceğiz ama güzel olurdu her şey. Sen bu evde kızımızla kalırdın böyle ben işten geliyorum sizi görüyorum falan her şey başka olurdu.

Benden neden gittin Asmin?" Yutkunamadım. "Senden gitmemin bir nedeni yok. Hem sen de benden gitmemiş gibi konuşma!" Onu geride bırakıp Almina'nın yanına gidip uzandım. "Güzel kızım benim" Mışıl mışıl uyuyordu ve o kadar tatlıydı ki alt dudağı öne doğru gelmişti. Saçları yüzüne gelmişti onun güzelliğini kapatıyordu. Saçları yüzünden çektiğimde güzelliği ortaya çıkmıştı. Almina'ya bir parmağımı uzatınca tutmuştu hemen. Onu ben büyütmek istedim. Ancak her şey için geçti. Onunla uyumaya çalıştım. Bir süre sonra karanlığa gömüldüm.

-Saatler sonra-

Gelen telefon ile kalkmış asker üniformamı giymiştim. Askeriye de her şey karışmıştı. Saçlarımı da at kuyruğu yapıp bıraktım. Belime silahımı takıp aynadan kendime baktım.
Kızımız devlet kurşun
Oğlumuz Ordu olsun
Öyle bir nesiller ki
Türk ordusu Turan olsun

Ne yapıyoruz acaba biz?
Ben de bilmiyorum ne yaptığımızı takma iç ses.
Hazırlanıp odadan çıktım. Gecenin bu saatinde Efsa'yı buraya getirtmiştim. "Ben çıkıyorum Almina sana emanet. Biri gelirse tanımadığın sakın açma!" Yanaklarından öptüm ancak ona bile tepki vermedi.
Uykusundan böldük kızı ne olacaktı?
Bölünsün bir zahmet kızımı tek mi bırakacaktım evde?

Evden çıkıp arabaya bindim. Hâlâ iyileşmemiştim ama umrumda değildi. Arabayı çalıştırıp Askeriye'ye doğru yola çıktım.

Askeriye'ye geldiğimde etrafta sessizlik vardı.
Sessizlikler kıyamet getirir.

Yandan bana bakıp tam kaçacak bir askeri tuttum. "Bahri neler oluyor?" Bahri bana bakmıyordu bile. "Komutanım durumlar karıştı. Şey Cevher ağa buraya gelmiş." Tüm hayatım bir anda donup kaldı. Bir düşman buraya mı gelmiş? "Ne?"
--
Bölüm kısa olduğu için iki bölüm birden geliyorr:)