Sonunu Sen Yazdın kitap kapağı

4. bölüm / 4

Sonunu Sen Yazdın

BÖLÜM 4 - KAPAN

Vaveyla Yazarı: Zeyd 🦊

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 4Şu an: BÖLÜM 4 - KAPAN

—Korhan, ofisindeki geniş camdan dışarı bakarken içindeki huzursuzluk dalga dalga büyüyordu. Günlerdir aynı döngünün içindeydi: Elif’in tacizleri ve dedektiflerin sorguları. Nereye dönerse dönsün, bir çıkış yolu bulamıyordu. Kalbindeki baskı öyle bir seviyeye gelmişti ki artık nefes almak bile zorlaşıyordu
Yayın evindeki işler yolunda gibi görünse de Korhan için her şey paramparçaydı. Sabah erkenden ofise gelir, toplantılarına katılır, çalışanlarıyla görüşür gibi yapardı. Ancak zihni tamamen farklı bir yerdeydi. Her seferinde masasına döndüğünde bir not ya da mektup buluyordu.
Elif’in mesajları sinsice planlanmıştı. Kimi zaman bir tehdit, kimi zaman alaycı bir gönderme. Korhan’ın masasında bulduğu bir notu açtı:
“Sana yakınım, çok yakınım. Seni izliyorum. Planlarını biliyorum.”
Korhan’ın elleri titredi. Notu hızla buruşturup çöp kutusuna attı. Ancak o çöp kutusu bile onun için bir tehdit kaynağına dönüşmüştü. Oraya bırakılan her şey, bir gün polislerin eline geçebilir ve onun aleyhinde kullanılabilirdi.
Tam bu sırada telefon çaldı. Telefonun ekranında “Dedektif” yazıyordu. Korhan derin bir nefes aldı ve ahizeyi kaldırdı.
“Korhan Bey,” dedi dedektifin ciddi sesi. “Bugün sizinle yeniden konuşmamız gerekiyor. Cem hakkında yeni bilgiler elde ettik.”
Korhan, sesi titremesin diye elinden geleni yaptı. “Elbette dedektif bey. Saat kaçta uygun olur?”
“Akşam üzeri ofisinizde görüşelim. Birkaç sorumuz olacak.”
Telefonu kapattığında alnındaki terleri fark etti. Cem’in ölümüyle ilgili soruşturma, onu her geçen gün köşeye sıkıştırıyordu. Ve şimdi Elif’in tehditleri de eklenmişti. Sanki iki ayrı dünyanın ağırlığı altında eziliyordu.
Korhan artık dayanamayacağını hissetti. Elif’in kim olduğunu öğrenmek zorundaydı. Bu kadının nasıl olup da her seferinde onu köşeye sıkıştırabildiğini anlamalıydı. Ofisteki güvenlik kameralarını kontrol etmeye karar verdi.
Gece herkes gittikten sonra Korhan, güvenlik odasına geçti. Kameraların kayıtlarını tek tek inceledi. Saatlerce izlediği kayıtlar sonunda bir ipucu buldu. Elif’in şirketin kütüphanesinden çıkarken çekilmiş bir görüntüsü vardı. Daha önce hiç dikkatini çekmemişti. Bu görüntüyü izledikçe zihni bir yapboz gibi parçaları birleştirmeye başladı.
“Demek buradasın,” diye mırıldandı. “Sen sadece bir yabancı değilsin; bu binanın bir parçasısın.”
Elif, şirketin kütüphanesinde çalışan bir arşivciydi. O yüzden yayın evinin en mahrem bilgilerine ulaşabiliyor, Korhan’ın işlediği suçlarla ilgili belgeleri rahatça bulabiliyordu. Dahası, Elif’in burada çalıştığını bilen hemen hemen kimse yoktu.
Artık Korhan’ın yapması gereken bir plan yapmaktı. Ancak bu, sıradan bir plan değildi. Bu sefer hem dedektiflerden hem de Elif’ten aynı anda kurtulması gerekiyordu. Planını oluştururken her detayı kusursuz hesaplamalıydı.
Bir gece, ofisinin karanlık köşesinde oturmuş, önündeki kağıtlara karalamalar yapıyordu. Elif’in hikayesi, Cem’in ölümü ve polislerin şüpheleri… Hepsini bir noktada birleştirmesi gerekiyordu. Ama bu kolay olmayacaktı.
“Elif’i nasıl suçlu gösterebilirim?” diye düşündü.
Hikayesindeki cinayet sahnesini düşündü. Cem’in cesedini sakladığı yeri Elif’in üzerine yıkmalıydı. Elif’i o cesedin yanına çekmek için bir bahane bulmalı, ardından her şeyi onun işlediği gibi göstermeliydi.
Ertesi gün Korhan, Elif’i gözlemlemeye başladı. Elif, her zamanki gibi kütüphanede çalışıyor, kimseyle fazla konuşmuyordu. Ancak Korhan artık onun bir arşivci maskesi altında gizlenen bir tehlike olduğunu biliyordu.
Korhan, Elif’in dikkatini çekecek bir yem bırakmaya karar verdi. Kütüphanede unutulmuş gibi duran bir dosya hazırladı. Bu dosyada Cem’in ölümüne dair sahte ipuçları vardı. Özellikle, cesedin yerini tarif eden bir harita ve birkaç fotoğraf. Elif’in bu dosyayı bulmasını sağladı.
Birkaç saat sonra, Elif’in dosyayı incelediğini görmek, Korhan’ı hem rahatlatmış hem de daha da tetiklemişti.
Korhan, cesedin bulunduğu yerde her şeyi hazırladı. Elif’in cesedin yanına geldiğinde suçlu olduğuna dair iz bırakmasını sağlayacak ipuçları yerleştirdi. Ayrıca, oraya gizlice yerleştirdiği bir ses kaydedici ile Elif’in suçunu itiraf etmesini sağlayacaktı.
Planın son aşaması ise Elif’i orada öldürmekti. Ancak bunu bir cinayet gibi değil, bir intihar gibi göstermek zorundaydı. Cesedin yanına bırakacağı bir notta, Elif’in hem Cem’i öldürdüğünü hem de suçluluk duygusuyla hayatına son verdiğini yazacaktı.

—Korhan, Elif’i nihayet köşeye sıkıştırmak için mükemmel bir plan yapmıştı. Her şey titizlikle hazırlanmış, son hamlesini yapmak için doğru anı bekliyordu. Elif’in şüphelerini dağıtmak ve onu deponun bulunduğu yere çekmek için oldukça basit ama etkili bir plan düşündü: sahte bir toplantı. Bu, hem doğal görünecek hem de Elif’i tuzağa çekmek için gereken ortamı yaratacaktı.
İlk iş olarak, sekreterine toplantının detaylarını duyurmasını söyledi. Şirketin tüm önemli çalışanları akşam saat 8’de ana toplantı salonunda bir araya gelecekti. Toplantının konusu, yeni projelerin değerlendirilmesi ve şirketin geleceğiyle ilgili stratejik bir planlama oturumu olarak açıklandı. Herkes heyecanlıydı; bu tür toplantılar, genelde büyük kararların habercisiydi.
Korhan, sekretere talimat verirken sesinde hiçbir tereddüt yoktu. Ancak planının asıl amacı, Elif’in dikkatini çekmekti. Sekreterine özel bir not iletti: Elif’e toplantının sekreterine verilen kağıttaki adreste olacağını söyleyecekti. Bunun, şirketin lojistik süreçlerini gözden geçirmek için yapıldığını belirtecekti. Sekreter, talimatı sorgulamadan yerine getirdi. Korhan, zihninde kurduğu bu oyunun nasıl sonuçlanacağını sabırsızlıkla bekliyordu.
Korhan, her zamanki gibi ofisinde oturuyordu, ama içindeki huzursuzluk, masasında duran evraklardan çok daha ağırdı. Elif’in üzerine kurduğu planın ağırlığı, her geçen dakika daha da hissedilir hale geliyordu. O sırada kapının tok sesiyle irkildi. Derin bir nefes aldı ve kendini toparlamaya çalıştı.
“Girin,” dedi, sesine otoriter bir ton eklemeye çalışarak.
Kapı yavaşça açıldı ve içeriye iki dedektif girdi. Korhan, tanıdığı yüzlerden birini hemen fark etti: Baş dedektif'in sert bakışları, odanın atmosferini bir anda değiştirmişti. Yanındaki genç dedektif ise not defteriyle sessizce her şeyi izliyordu.
“Korhan Bey,” dedi dedektif, her zamanki ağır ve ciddi tavrıyla. “Yine sizi rahatsız ediyoruz. Bu kez birkaç farklı sorumuz olacak.”
Korhan, sakin görünmeye çalışarak oturduğu yerden kalktı ve eliyle sandalyeyi işaret etti.
“Elbette, dedektif. Buyurun, oturun. Çay ya da kahve alır mıydınız?”
Dedektif teklifini kibarca geri çevirdi. “Teşekkürler, gerek yok. Çok vaktinizi almayacağız.”
Dedektif, Korhan’ın masasının karşısına otururken gözlerini bir an bile ondan ayırmadı. Masanın üzerindeki belgeler, düzenli görünmesine rağmen Korhan’ın huzursuzluğunu ele veren ince detaylarla doluydu. Küçük bir kalem, Korhan’ın parmakları arasında sessizce dönüp duruyordu.
“Buraya Elif hakkında bazı sorular sormak için geldik,” dedi dedektif.
Korhan’ın yüreği bir an için yerinden çıkacakmış gibi oldu. Bu ismi beklemiyordu. Derin bir nefes aldı ve sakinliğini korumaya çalıştı.
“Elif mi? Ne olmuş ki?”
Dedektif cebinden bir not defteri çıkarıp birkaç sayfa çevirdi. "Elif hanım ile görüşebilir miyiz?"
Korhan, boğazını temizleyerek cevap verdi.
“Kendisi sabah bana bir mesaj gönderdi. Kendisini iyi hissetmediğini söyledi.”
Dedektif kaşlarını çattı. “Peki, Elif’in son zamanlarda herhangi bir sorun yaşadığını fark ettiniz mi? Şirket içinde ya da dışında?”
Korhan, bunu bir fırsat olarak gördü. Suçlamalarını daha inandırıcı hale getirmek için bir adım atabilirdi.
“Doğrusu, son zamanlarda biraz stresli görünüyordu. Bazen masasında uzun süre durup hiçbir şey yapmadan oturduğunu fark ediyordum. İş yerindeki baskıdan olabilir diye düşündüm.”
Dedektif, söylediklerini dikkatle dinledi. Ardından genç dedektif, not defterine birkaç şey karaladı. Korhan, bu sessiz iletişimin altında neler döndüğünü anlamaya çalışıyordu.
“Korhan Bey,” dedi dedektif, masasından kalkarak. “Elif’in Cem davasıyla bir bağlantısı olabileceğini düşünüyoruz. Bazı bilgiler elde ettik. Eğer Elif size tekrar ulaşırsa, lütfen bize haber verin.”
Korhan’ın gözleri bir an için büyüdü, ama hemen toparlandı. Kendisini ele vermemek için başını salladı.
“Elbette, dedektif. Eğer iletişime geçerse, size hemen haber veririm.”
Dedektif, Korhan’ın tepkilerini dikkatle inceledi, ama başka bir şey söylemedi.
“Teşekkürler. Şimdilik bu kadar.”
Dedektifler odadan çıkarken, Korhan arkasına yaslanıp derin bir nefes aldı. Tüm vücudu terle kaplanmıştı. Sanki odaya bir fırtına girmiş ve ardından her şeyi yerle bir etmiş gibi hissediyordu.
Korhan, dedektiflerin gidişinden sonra masasındaki kalemi eline alıp sertçe masaya vurdu.
“Her şey kontrolden çıkmaya başladı,” diye mırıldandı kendi kendine. Elif’in durumu ve dedektiflerin onunla bağlantılı bir şeyler bulmaya çalışması, planını hızlandırması gerektiğini gösteriyordu.
Elif’in depoya çekilmesi ve suçu tamamen onun üzerine yıkması gerekiyordu. Ancak, dedektiflerin bu kadar yakınında olması, her adımını daha dikkatli planlaması gerektiğini gösteriyordu. Bu, Korhan’ın şimdiye kadarki en büyük sınavıydı.
Korhan, soğuk hava deposunun kapısını açarken metal menteşelerin çıkardığı tiz ses boşlukta yankılandı. İçeriye adımını attığında, çürümüş ahşap kokusu ve rutubet kokusu burun deliklerine doldu. Loş bir ışık depoyu hafifçe aydınlatıyor, duvarlardaki çatlaklardan sızan soğuk hava ince bir sis tabakası gibi zemine yayılıyordu. Ortamdaki sessizlik, kalp atışlarının bile yankılanmasına izin verecek kadar yoğundu.
Cem’in cesedini taşıdığı örtülü sedyeyi yavaşça deponun merkezine çekti. Her adımı, zemindeki taşlara sürtünme sesiyle bir ritim oluşturuyordu. Sedyeyi durdurduğunda, derin bir nefes aldı ve üzerini örten kalın örtüyü yavaşça kaldırdı. Cem’in cansız bedeni, ölümün donuk soğukluğuyla orada yatıyordu. Gözlerindeki ifadesizlik Korhan’ı ürpertti, ama gözlerini kaçırmadı. Bu, onun için bir tür yüzleşmeydi.
Korhan bir süre cesedi inceledi. Çürümeye başlayan deri, yüzündeki sert çizgiler ve ölüm anının izleri, insan hayatının ne kadar geçici olduğunu gözler önüne seriyordu. Gözlerini kapatarak zihninde kısa bir yolculuğa çıktı. Kendi geçmişi, hataları ve karanlık sırları birer birer yüzüne çarpıyordu. Fakat bu zayıflık anını çabucak bastırdı.
“Bu, bir gereklilik,” diye mırıldandı kendi kendine. “Bu benim kurtuluşum.”
Cesedi yerleştirirken bedenin ağırlığı Korhan’ın kollarını yakıyordu. Kalın plastik bir örtüye sardığı cesedi dikkatlice pozisyonladı. Örtüyü kaldırdığında, ölümün donuk sessizliği bir kez daha yüzüne çarptı. Gözleri bir an için Cem’in boş bakışlarına takıldı.
“Sen sadece bir araçsın,” diye fısıldadı Korhan. “Tüm bunlar, daha büyük bir planın parçası.”
Korhan, hazırlıklarına hızla devam etti. Depodaki eski masa lambasının ışığını cesedin üzerine doğrulttu. Yanında getirdiği çelik kasadan birkaç ipucu ve iz çıkardı. Elif’in ofisteki çekmecesinden aldığı not defterinin sayfalarını yavaşça karıştırdı. Elif’in alışkanlıklarını, el yazısını ve ifadelerini ezberlemişti. Onun suçlu gibi görünmesini sağlayacak sahte bir itiraf mektubu hazırlamak için mükemmel bir yoldu.
Not kağıdını dikkatlice kalemiyle doldurmaya başladı:
—Bu pişmanlıkla daha fazla yaşayamıyorum. Onu ben öldürdüm, çünkü benim hayallerimi çaldı. Kıskandım, engel olamadım. Onu, onun yazdığı şekilde öldürdüm. Önce vücudunu sımsıkı bağladım, sonra zorla bir zehir içirdim. Ardından kalbine ve boynuna bıçak sapladım. Çok pişmanım. Artık bu yükle yaşamaya devam edemem. Hayatıma son veriyorum.
Korhan, mektubu dikkatlice bir zarfa koydu ve depodaki masanın üzerine yerleştirdi. Etrafına birkaç kişisel eşya serpiştirerek burayı bir “intihar alanı” gibi göstermek için özenle çalıştı. Silahı kontrol etti, üzerinde kendi parmak izlerini bırakmamaya dikkat etti. Elif’in parmak izlerini bırakabilmesi için planını tekrar gözden geçirdi.
Cesedin yanına bir şişe zehir bıraktı. Cem’in cesedi hâlâ depoda, masanın hemen arkasında bir kutunun içine saklanmış haldeydi. Cesedin Elif’e ulaşılabilir bir yerde olmasını istiyordu ki, her şey göründüğü gibi olsun.
Saat tam sekizi vurduğunda, Korhan artık sabırsızlanıyordu. Adımlarını duyduğu anda, vücudunda bir elektrik akımı dolaştı. Elif içeri girdi ve etrafa şaşkınlıkla baktı.
“Merhaba, Korhan Bey,” dedi gülümseyerek. “Toplantı burada mıydı? Hiç kimse gelmedi mi?”
Korhan, onun bu rahat tavrına şaşırdı. Ancak bunun Elif’in bir oyunu olduğuna emindi. İçinde biriken öfke, düşüncelerinin önüne geçti.
“Bilmiyor musun?” dedi Korhan, sesi soğuk ve titriyordu. “Herkes burada. Cem de burada!”
Elif, ne demek istediğini anlamadan gözlerini kırpıştırdı. Korhan, artık kendini kontrol edemez haldeydi. Silahını aniden çekip Elif’in kafasına doğrulttu.
Elif bir adım geri attı, yüzü korkuyla donmuştu. “Korhan Bey, ne yapıyorsunuz? Bu bir şaka mı?”
Korhan, “Bu bir şaka değil, Elif,” dedi. “Sen her şeyi mahvettin. Seni artık burada istemiyorum.”
Korhan, silahı ateşledi. Ses, depoda yankılandı ve Elif yere yığıldı. Mermi, Elif’in kafasına öyle bir noktadan isabet etmişti ki, intihar gibi görünmesi için her şey mükemmel şekilde planlanmıştı. Korhan, dikkatlice silahı Elif’in eline yerleştirdi.
Etrafındaki her şeyi tekrar kontrol etti. Elif’in cansız bedenine soğukkanlı bir bakış attı.
“Bu da bitti,” diye mırıldandı kendi kendine.
Cesedin yanındaki itiraf mektubunun düzgünce yerleştirildiğinden emin olduktan sonra, Korhan hızlıca depodan çıkmaya hazırlandı.
Korhan, depodan aceleyle çıkarak arabasına bindi. Ellerinin titremesine engel olmaya çalışırken direksiyona sıkıca sarıldı. Kafasında aynı düşünce yankılanıyordu: “Her şey bitti. Elif de Cem’in yanına gitti. Artık özgürüm.”
Ancak bu rahatlama kısa sürdü. Motoru çalıştırdığı anda uzaklardan gelen siren sesleri, kulaklarında yankılandı.
“Bu kadar hızlı gelmeleri imkansız!” diye fısıldadı, kaşlarını çatarak.
Gözlerini dikiz aynasına çevirdi; henüz polis araçları görünür değildi. Ancak bu, içindeki huzursuzluğu yatıştırmaya yetmedi.
Siren seslerini arkasında bırakarak yola koyuldu. Şirket binasına vardığında toplantının çoktan başladığını biliyordu. Normal görünmek zorundaydı; içerideki herkesin gözünde hâlâ saygın bir iş insanıydı. Derin bir nefes alarak binaya girdi.
Kapıdan içeri adımını attığında yüzündeki gerginlik, yerini profesyonel bir ifadeye bıraktı. Ancak içerideki atmosfer, tahmin ettiğinden daha karmaşıktı. Asistanı Korhan’a doğru geldi ve aceleyle şunları söyledi:
“Korhan Bey, dedektifler sizi bekliyor. Sizinle acilen konuşmak istiyorlar.”
Korhan’ın içindeki gerilim, bir kılıç gibi göğsüne saplandı. Gözlerini kısmış, asistanına bakıyordu. “Ne dedektifi? Neden benimle konuşmak istiyorlar?”
Asistan bir adım geri çekildi. “Efendim, onların dediğine göre Elif Hanım’la ilgili bir meseleymiş.”
Korhan, odasına girdiğinde iki dedektif, masanın önünde oturuyordu. Yüzlerinde ciddi bir ifade vardı. Korhan, tüm profesyonelliğini takınarak onlara yaklaştı.
“Ne için buradasınız, dedektifler?”
Dedektiflerden biri ayağa kalktı. “Elif Hanım hakkında konuşmamız gerekiyor. Bugün işe gelmediğini öğrendik.”
Korhan’ın kalbi, göğsüne sığmayacakmış gibi atıyordu. “Evet, gelmedi. Ne oldu ki?” diye sordu, sesindeki endişeyi gizleyerek.
Dedektif diğer meslektaşıyla kısa bir bakışma yaptıktan sonra konuşmaya devam etti:
“Elif Hanım, bize telefon etti. Cem Bey’in ölümüyle ilgili önemli şeyler söyleyeceğini belirtti. Ancak o andan sonra kendisine ulaşamadık. Şüphelenip telefon sinyalini takip ettik.”
Korhan’ın dizleri hafifçe titredi. Bunu belli etmemek için masanın köşesine yaslandı. “Sonra?” dedi, ses tonu sabırsız ve gergindi.
Dedektif, cebinden bir not defteri çıkarıp notlarına baktı. “Sinyal, bir depodan geliyordu. Oraya vardığımızda, Elif Hanım’ın cesedini bulduk. Yanında Cem Bey’in cesedi de vardı. Görünüşe göre Elif, Cem’i öldürdüğünü itiraf eden bir not bırakmış ve ardından intihar etmiş.”
Korhan’ın dünyası başına yıkılmıştı. Kulakları uğulduyor, dedektifin söylediği her şey kafasında yankılanıyordu. “Yanında Cem’in cesedi de vardı.” Bu söz, zihninde dönüp duruyordu. Gözlerini masaya dikti, yüzü bembeyazdı.
Korhan içinden bağırmak istiyordu: “Hayır, hayır, bu benim planım! Bu benim işim! Bu nasıl mümkün olabilir?” Ancak dudakları titreyerek kapalı kaldı. Dedektifler, onun tepkisini dikkatle inceliyordu.
“Demek bunu söylemek için bizi aramıştı,” dedi dedektif, dosyayı masanın üzerine bırakırken. “Ama maalesef… Kendisine yetişemedik.”
Korhan, kısık bir sesle sordu: “Emin misiniz? Bu gerçekten Elif’in yaptığı bir şey mi?”
Dedektif, omuz silkerek yanıtladı: “İtiraf mektubu gayet netti. Silah üzerinde yalnızca onun parmak izleri vardı. Bunu tartışacak bir şey olduğunu sanmıyoruz.”
Dedektifler, birkaç soru daha sorduktan sonra Korhan’ın odasından ayrıldılar. Korhan, masasına çöktü. Ellerini saçlarına daldırdı, ne yapacağını bilemiyordu. “Ben ne yaptım? Bu nasıl oldu?” diye kendi kendine fısıldadı.
Tam o sırada, masanın üzerindeki telefon çalmaya başladı. Numara, bilinmeyendi. Korhan tereddütle ahizeyi kaldırdı.
“Kim arıyor?” dedi, sesi neredeyse duyulmaz bir tonda.
Telefonun diğer ucundan gelen ses, Korhan’ın tüm kanını dondurdu:
“Planın mükemmelmiş, Korhan. Ama henüz oyun bitmedi.”
Telefon kapandı. Korhan elindeki ahizeye boş gözlerle bakarken, hayatında ilk kez gerçekten köşeye sıkıştığını hissetti.
Korhan, odasının kapısını kapattığında dünyası tamamen sessizleşmişti. Kalbi göğsüne sığmıyordu; nefes almakta zorlanıyor, etrafındaki her şey bulanıklaşıyordu. Masasına doğru sendeleyerek ilerledi ve sandalyesine çöktü. Ellerini saçlarına daldırdı, gözleri boşluğa bakıyordu.
“Yanlış kişiyi öldürdüm,” diye fısıldadı. Sesi, odanın duvarlarında yankılanmadı bile. Kelimeler, zihnindeki karmaşanın içine düştü ve kayboldu.
Kafasında aynı düşünce yankılanıp duruyordu: “Yanlış kişiyi öldürdüm… Peki Elif kim? Gerçekten kim?”
Korhan’ın zihni, iplik iplik çözülüyordu. Gözlerini masasına dikti; sanki cevapları orada bulacakmış gibi. Ancak her baktığında, karşısına sadece kendi korkuları çıkıyordu.
“Beni kim kandırdı? Elif hâlâ hayatta mı? Eğer o öldüyse, bana telefon eden kimdi? Eğer Elif değilse, kim bana oyun oynuyor?”
İçindeki huzursuzluk, adeta göğsünü parçalayan bir yaratığa dönüşmüştü. Yüreğinde ne korku ne öfke ne de pişmanlık vardı; bunların hepsi bir araya gelerek tarifsiz bir boşluk yaratmıştı.
“Ne yapıyorum ben?” dedi, kendi kendine. Ancak cevabı yoktu.
Bilgisayar ekranına düşen bir bildirim sesi, onu yerinden sıçrattı. Gelen bir e-posta vardı. Tereddütle fareye uzandı, tıklayıp e-postayı açtı.
Gönderen: Elif Yılmaz
Konu: Roman Başvurusu
E-postanın içeriği şu şekildeydi:
“Merhaba,
Daha önce romanımı göndermiştim. Ancak bir dönüş alamadım. Belki gözden kaçmıştır diye düşünüyorum. Şansımı tekrar denemek istedim. Romanımı tekrar gönderiyorum. Umarım bu sefer değerlendirirsiniz.
İyi günler dilerim.”
Korhan, ekrandaki yazıları tekrar tekrar okudu. Parmağı, bilgisayarın dokunmatik yüzeyinde donmuştu. Kalbi, bir kez daha hızlandı.
“Elif Yılmaz…” diye mırıldandı. Ama bu imkânsızdı! Elif ölmüştü. O öldürmüştü. Ses kaydı, mektup, her şey… Ancak bu e-postayı gönderen kişi, tamamen sıradan bir insan gibi yazmıştı. İçindeki paranoya, onu yerinden kaldırıp odada volta atmaya zorladı.
“Kim benimle oyun oynuyor?” dedi kendi kendine. “Bu kadın mı? Hayır… Bu, başka biri olmalı. Elif diye bildiğim kişi… Belki de hiçbir zaman gerçek Elif değildi. Ben kiminle savaşıyorum?”

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

7okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 154

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk AşkıDark RomancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanplatonikpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYarı TextingYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18