6. bölüm · SONUMUZ

Bölüm 6: YolBölüm 6: Yol

Bento Silva

Ormanın derinliklerinde ateş sonmek üzereydi. Gökyüzünde ay pusluydu, rüzgar ağaçları ürkütücü bir şekilde sallıyordu. Grup sessizdi. Kimse Ferit'in adını anmıyordu. Sanki söylerlerse, ölüm daha da gerçekleşecek gibiydi.

*Kuzey*, gözlerini ateşe dikmişti.

*Tanem*, yere çöküp elini dizine dayamış, hiçbir şey demeden oturuyordu.

*Tuğçe*, Emir’in yanına kıvrılmıştı. Onu korumak ister gibi.

*Talha* ise bir kenarda, çantasındaki belgeleri tekrar tekrar gözden geçiriyordu.

Her şeyin içinde o isim yankılanıyordu: *P-09*.

---

*Belirsizlik*

Ertesi sabah, grup yavaşça toparlandı. Emir sessizdi. İlk defa sıcak bir insan teması hissetmiş gibiydi, ama o sıcaklık Ferit’in ölümüyle birlikte yerini soğuk bir yalnızlığa bırakmıştı.

*Tuğçe:* "Şimdi nereye gideceğiz?"

*Kuzey:* "O laboratuvarda bir şey vardı. Talha’nın bulduğu belgelerde... P-09 mu demiştin?"

Talha başını salladı.

*Talha:* "Evet. Belki başka bir laboratuvar. Bu kişi... yaşıyor olabilir. Ya da o da bizim gibi bir denekti. Ama kesin olan bir şey var: Bu kişi, virüsün kalbine açılan bir kapı olabilir."

Tanem kısaca gülümsedi ama o gülümseme acı doluydu.

*Tanem:* "Bu, sonumuz olabilir... ya da başlangıcımız."

---

*Yavaş Yavaş*

Grup, Talha’nın belgelerinde yer alan harita parçalarına dayanarak doğuya doğru ilerlemeye başladı. Hedefleri çok uzaklardaydı. Tam konum belirsizdi, ama Talha her seferinde küçük ipuçlarını takip ederek ilerliyordu.

Yolculuk zor ve sessizdi.

- Eski köyler harabeye dönmüştü.

- Benzin istasyonları, marketler yağmalanmıştı.

- Her köşede bir tehlike, her gecede bir tedirginlik vardı.

Bir gün bir çukurdan çıkan zombiden kaçtılar. Ertesi gün bir köprünün yıkılmış olduğunu görüp saatlerce rota aradılar.

Yemek zor bulunuyordu. Uyku hep bölüktü.

Ama yine de ilerlediler. Çünkü artık geri dönmek diye bir seçenek yoktu.

---

*Talha ve Emir*

Bir gece, grubun kamp kurduğu sırada Emir Talha’ya yaklaştı.

*Emir:* "Ferit’in öldüğü gece... sen ağladın mı?"

Talha başını eğdi.

*Talha:* "Evet."

*Emir:* "Ben de ağlamak istedim ama… gözlerim yanmadı bile."

Talha dizini kıvırıp yere oturdu.

*Talha:* "Benim de gözlerim artık kolay kolay yanmıyor, Emir."

Kısa bir sessizlik oldu. Emir bir anda sordu:

*Emir:* "Peki P-09 kim?"

Talha başını kaldırdı. Gözleri karanlıkta bir noktaya takıldı.

*Talha:*Ormanın derinliklerinde ateş sönmek üzereydi. Gökyüzünde ay pusluydu, rüzgar ağaçları ürkütücü bir şekilde sallıyordu. Grup sessizdi. Kimse Ferit’in adını anmıyordu. Sanki söylerlerse, ölüm daha da gerçekleşecek gibiydi.

*Kuzey*, gözlerini ateşe dikmişti.

*Tanem*, yere çöküp elini dizine dayamış, hiçbir şey demeden oturuyordu.

*Tuğçe*, Emir’in yanına kıvrılmıştı. Onu korumak ister gibi.

*Talha* ise bir kenarda, çantasındaki belgeleri tekrar tekrar gözden geçiriyordu.

Her şeyin içinde o isim yankılanıyordu: *P-09*.

---

*Belirsizlik*

Ertesi sabah, grup yavaşça toparlandı. Emir sessizdi. İlk defa sıcak bir insan teması hissetmiş gibiydi, ama o sıcaklık Ferit’in ölümüyle birlikte yerini soğuk bir yalnızlığa bırakmıştı.

*Tuğçe:* "Şimdi nereye gideceğiz?"

*Kuzey:* "O laboratuvarda bir şey vardı. Talha’nın bulduğu belgelerde... P-09 mu demiştin?"

Talha başını salladı.

*Talha:* "Evet. Belki başka bir laboratuvar. Bu kişi... yaşıyor olabilir. Ya da o da bizim gibi bir denekti. Ama kesin olan bir şey var: Bu kişi, virüsün kalbine açılan bir kapı olabilir."

Tanem kısaca gülümsedi ama o gülümseme acı doluydu.

*Tanem:* "Bu, sonumuz olabilir... ya da başlangıcımız."

---

*Yavaş Yavaş*

Grup, Talha’nın belgelerinde yer alan harita parçalarına dayanarak doğuya doğru ilerlemeye başladı. Hedefleri çok uzaklardaydı. Tam konum belirsizdi, ama Talha her seferinde küçük ipuçlarını takip ederek ilerliyordu.

Yolculuk zor ve sessizdi.

- Eski köyler harabeye dönmüştü.

- Benzin istasyonları, marketler yağmalanmıştı.

- Her köşede bir tehlike, her gecede bir tedirginlik vardı.

Bir gün bir çukurdan çıkan zombiden kaçtılar. Ertesi gün bir köprünün yıkılmış olduğunu görüp saatlerce rota aradılar.

Yemek zor bulunuyordu. Uyku hep bölüktü.

Ama yine de ilerlediler. Çünkü artık geri dönmek diye bir seçenek yoktu.

---

*Talha ve Emir*

Bir gece, grubun kamp kurduğu sırada Emir Talha’ya yaklaştı.

*Emir:* "Ferit’in öldüğü gece... sen ağladın mı?"

Talha başını eğdi.

*Talha:* "Evet."

*Emir:* "Ben de ağlamak istedim ama… gözlerim yanmadı bile."

Talha dizini kıvırıp yere oturdu.

*Talha:* "Benim de gözlerim artık kolay kolay yanmıyor, Emir."

Kısa bir sessizlik oldu. Emir bir anda sordu:

*Emir:* "Peki P-09 kim?"

Talha başını kaldırdı. Gözleri karanlıkta bir noktaya takıldı.

*Talha:* "Henüz bilmiyorum. Ama öğreneceğim."

---

*Bölüm Sonu.*