Bölüm 6: Akademi

Yazar: Nehir Aslan

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 8Şu an: Bölüm 6: Akademi

İlahi Bakış açısı
Üç kız hiç ummadıkları bir anda Araf adında bir diyara ışınlandılar. Birçok ırkın bulunduğu bu dünyada her birinin karşısına farklı zorluklar ve karşı koyamayacağı duygular çıkacaktı. Bu kaçınılmaz bir mutlak sondu...
Kızlar atlarını seçmişlerdi. Karla Sinovi adında uysal ama bir o kadar da başa bela bir at almış,onu yolun sonuna kadar kader arkadaşı seçmişti. Miray, Wren adında Yaramaz ve havuca düşkün bir atla gayet memnundu. Lavinya ise Kehribar'ı seçmişti. Bulunduğu alemin en güçlü,en soylu ve en asil atıydı Kehribar. Adı gibi sarının en koyu halini taşıyan gözleri bir safiri andırıyordu. Kehribar, kırk yıl sonra ilk defa bir sahip seçmiş,onu onurlandırmıştı.
Kazinus kızların atlarını aldıktan sonra Karza ile vedalaşmış akademiye giden yolda kızlara öncülük etmişti.
Yaklaşık altı saattir yolculuk yaptıkları için Karla şikayet etmeye başlamıştı."Kazinus daha ne kadar yol var? Açlıktan Sinovi'yi yiyebilirim şuan." Sinovi bunu duyduğu gibi kişneyerek ayaklandı ve Karla'yı yere düşürdü."Şakaydı!" Sinovi bu konuda keyiflenmiş gibi mırıltılar çıkardı."Cidden ne kadar kaldı?" diye homurdanan Lavinya beklenti içinde Kazinus'a bakıyordu.Kazinus kızlara teker teker baktı ve derin bir nefes alarak, "Geldik bile." Başıyla karşı tarafı işaret ettiğinde bir kaleden farksız olan yapıyla bakıştı üç kız. "Oha!" Diyen Miray şaşkın bir şekilde bir Lavinya'ya bir Karla'ya bir de kaleyi andıran binaya bakmayı sürdürdü. Kazinus, " Akşama kadar bakacak mısınız yoksa girip içini de görmek ister misiniz?" Deyince Hep birlikte güldüler ve atları ahıra bırakıp büyük demir kapıya doğru yürüdüler. Kapıdaki muhafızlar kapıyı her iki taraftan da açınca bahçedeki öğrenciler asırlar önce hissettikleri enerjiyi şimdi tekrardan hissetmenin şaşkınlığı içerisinde gelen bu üç yarı çıplak kıza bakıyorlardı. Üç silahşör de kızları gördükleri gibi,"Nasıl yani!" diye aynı anda bağırarak kızların yanına gelirken üç kız da küstah bir tavırla sırıtıyordu...
Lavinya
Büyük demir kapıdan içeri geçtiğimizde gözlerim direkt üç silahşörü buldu. Fakat burda yoğun bir iğrelti ve şehvet kokusu almaya başlayınca etrafıma bakınmadan edemedim. Bahçedeki insanların yarısı yüzünü buruşturmuş bir şekilde bize bakıyor,yarısı ise gözü parlayarak bize bakıyordu. Kızlara ve ardından kendime baktıktan sonra bir anlığına çıplakmışım gibi hissettim. Bir kaç saniye sonra üç silahşörün aynı anda "Nasıl yani" diye bağırarak bize doğru geldiğini gördüm ve yüzüme küstah bir sırıtış ekleyerek ellerimi önümde bağladım ve bize doğru koşan üç kas yığınına baktım. Umut hızlı bir şekilde gelip üzerindeki cekete benzer şeyi hemen Miray'ın beline doladı ve geri çekilip derin bir nefes aldı. Miray olanları kavradıktan sonra beş karış açık olan ağzını kapattı ve beline dolanan ceketi çıkarıp kıvrımlı vücudunu tekrar gözler önüne serdi ardından, "Sen kim oluyorsun tam olarak!" Deyip Ceketi Umut'a attı ve sol tarafımdan sağ tarafıma geçerek ondan iyice uzaklaştı. Umut hiç aldırış etmeden tekrar ceketi Miray'ın beline doladı. Miray bıkkınca bir nefes verirken Umut , " Üzgünüm güzelim ama ölmediğine ve buraya geldiğine göre benim olmak dışında hiçbir şansın yok. Ve ben benim olanın nefes kesici fiziğini burdaki şerefsizlerle paylaşmaya asla ama asla niyetli değilim." Diyerek sırıttı. Miray ona şaşkın bir şekilde bakarken ben patlama noktasına geldiğim için,"Yeter artık!İkinizde şuna derhal bir son verin!" Dediğimde sesimin yankılandığını hissettim ama benimkinin yanında çıkan ses tok ve daha erkeksiydi birisi bu cümleleri benimle aynı anda tekrarlamıştı. Sesin geldiği yöne döndüğümde Can'ın da bana baktığını gördüm. Onun da şaşkın bir şekilde bana baktığını gördüm. Ama nedense ona ısınamıyordum. Hatta belki de nefret ediyordum. Hayatıma patlama noktası gibi girdi,ailemin yatak odasında saçmalık derecesinde sessiz kaldı sonra iki çift laf edip defolup gitti! Tabii ki nefret edeceğim! Yüzüne ne kadar nefretle baktım bilmiyorum ama gözünü kaçırıp dudaklarını birbirine bastırdı ve Kazinus'a dönerek,"Burda ne işleri var? Barachiel onların infazlarını çoktan gerçekleştirmiş olmalıydı. Bu nasıl bir sorumsuzluktur?" Dediğinde bu söylediklerinden sonra ona olan kinim daha da alevlendi."Kazinus bu iblislerin yanından ayrılmayı talep ediyorum!"dedim.Kazinus tam ağzını açacaktı ki Can,"Reddedildi!" Diye kükreyince alev gibi parlayan yeşil gözlerimi yüzüne çevirdim. Kazinus bu bakışma savaşını sonlandırmak için, " Kızlar türünün son örneği Koruyucu. Bunu zaten bildiğine eminim." Diyerek imalı imalı Can'a baktı. Can sırıtarak bana baktı ve "Yine de bu sefil melezin öldüğünü görmek isterdim." Dedi.Kan beynime sıçrayınca ne olduğunu anlamadım. Saçlarım uçuşmaya başlayınca gözüm adeta kırmızı bir perdeyle kaplanmış gibiydi. Gökyüzü kırmızı bulutlarla kaplanmaya başladığında Can'ın kısık sesle küfrettiğini duydum ama ben sanki o anlığına ben değildim."Lavi herkes bize bakıyor. Her ne yapıyorsan kes şunu!"diyen Karla'ya bakamıyordum çünkü odağımda yalnızca Can vardı. "Birdaha söylesene Koruyucu" dediğimde Can,"Tamam, tamam!sözümü geri alıyorum sakinleş." Dedi.Bir anda öksürmeye başladım. Öksürmemle eş zamanlı olarak yere yığıldım ve burnumdan gri dumanlar çıkımaya ve bedenimi zangır zangır titretmeye başladı. Karla Korel'e bakarak," Hey! Derhal kes şunu!"dedi. Sonrasında Korel'e Bir yıldırım çarpmasıyla yere düşmesi bir oldu. Miray,"Birdaha onun canını yakacak birşey yaparsan küçük bir yıldırımla kalmam ona göre!"dediğinde ben yerde kan kusmaya başladım.Can bana doğru koşup yanıma geldi ve beni kucağına aldı."Tanrım Sen bir oyunbazsın! Gücünü ilk kez mi kullandın sen?" Dediğinde bulunduğum konuma veya duruma hiç aldırış etmeden sırıtarak yorgun gözlerle Can'a bakıyordum. " Ne yaptığım kimseyi ilgilendirmez Koruyucu. Özellikle de seni. Şimdi beni derhal yere bıraksan iyi olur."dememden sonra Can meydan okuyan gözlerle bana baktı ardından Kazinus'a dönerek, "Küçük oyunbaz bugünü benimle birlikte geçirecek Kazinus. Kızlara oda ve giyecek birşeyler ayarlatmalarını söyleyeceğim. Sen gidebilirsin." dediğinde gözlerimi belerterek "bırak beni sefil yaratık!"deyip üzerinde tepinmeye başlayınca beni omzuna attı ve Bize doğru çatık kaşlarla gelen Miray ve Karla'ya bakıp "Sakin olun, yalnızca akademinin bazı kurallarından bahsedip odasına yollayacağım. Bu akademinin öğrenci başkanı olarak benim görevim." Karla ona küstahça bakıp, " O halde bizi de götürmelisin akademi başkanı" iki elinin işaret ve orta parmağını kaldırıp tırnak işareti yaptı. " Sonuçta bu senin görevin,öyle değil mi?" Miray'da kollarını önünde bağladığında Can sabır dilenirmiş gibi yapıp Korel ve Umut'a baş hareketi yaptı. Saniyeler geçmeden Umut Miray'ı Korel ise Karla'yı omuzlayıp yanımıza geldi ve Kazinus'a başlarıyla selam verdikten sonra bizi akademiye zorla
soktular...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

8okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…