3. bölüm · Son Perde

Bölüm 3

Aysun Vibesel✨️

Merhabaaaa. Nasılsınız? Bende eh işteee. Neysee size Keyifli okumalaarrrrrr☀️💛

𐙚⋆°。⋆♡𐙚⋆°。⋆♡𐙚⋆°。⋆♡𐙚⋆°。⋆♡𐙚⋆°。⋆♡
Ertesi sabah Fadime ve Aleyna erken kalkmışlardı duruşmaları vardı. "Off çok heyecanlıyım" dedi Aleyna. Fadime ona gülerek "sanki ilk defa duruşmaya giriceksin" dedi "napim ya heyecanlanıyorum ben her seferinde" dedi Aleyna gülerek

Sonra meyve suyu içerek kapıdan çıktılar. Aleyna kapıyı klitledi "senin arabanlamı gidelim yoksa benimki ilemi?" Dedi Aleyna "Atla kız benim arabaya" dedi ve güldü Fadime "hemenn"dedi ve ön koltuğa oturdu Aleyna

Biraz sonra duruşmanın olacağı adliyeye gelmişlerdi. İndiler arabadan ve adliyeye giriş yapdılar. Müvekkilleri oturmuş onları bekliyordu. "Merhaba" dedi Fadime genç çocuğa elini uzatarak "Merhaba Fadime hanım" dedi genç çocuk elini sıkarken "Keyfiniz nasıl?" Dedi Fadime "bu duruşmadan sonlarında iyi olucak" dedi çocuğun annesi.

"Merak etmeyin siz hiç Fadime gibi biri onun avukatı şip şak 2 dk da suçsuz olduğunuzu kanıtlicak" dedi Aleyna gülerek "İnşallah kızım" dedi çocuğun annesi. Hemen sonra duruşmadan salonuna girdiler. Aleyna oturmuş Fadimeye gururla bakıyordu.

Biraz sonra her şey kötü ilerliyordu. Sanki Fadime karşı tarafı tehdit etmiş ve suçu zorla üstlenmelerini saxlamışdı. Ama öyle bi şey yokdu "Dava gelecek haftaya ertelenmişdir"dedi Hakim. Her kes dışarı çıkdı. "B-ben çok özür dilerim cidden ben öyle bi şey y-yapmadım inanın Lütfen bana" dedi Fadime gözünden yaşlar süzülerek. Aleyna onun koluna sarılmış

"Merak etme kızım ben sana güveniyorum sen oğlumu ordan çıkarıcaksın" dedi kolunu okşadı kadın Fadimenin. Fadime dayanamayarak kendi dışarı atdı. Arkasınca Aleynada geliyordu."Fadime ben eminim sen böyle bi şey yapmadın" dedi Aleyna

"Yapmadım Aleyna ben öyle bi şey yapmam. B-ben karşı tarafı ilk defa şimdi görüyorum yüz yüze nasıl onu tehdit ediyim" dedi Fadime çatlamış sesi ile "Biliyorum ballısı" dedi Aleyna. Fadime bir anda aklına İsonun dedikleri geldi "Fadime, bu kararın sonuçları olur,"

"O, yapdı" dedi Fadime tek eliyle göz yaşlarını sildi "Ben ona bunun hesabını sorarım" dedi Fadime "kimin yapdı?neden bahs ediyorsun?" Dedi Aleyna durdu durdu sonra "İ-iso? İsomu yapdı? Yapmaz ya. Yapmadı demi? Allah kahr etsin" dedi Aleyna ayağı ile taşa vurarak

"Dur bekle şimdi anlıycaz" dedi Fadime. Arabasına doğru yürüdü. İsmailin dosyasını aradı. "Off nerde bu dosya" dedi Fadime. Sonra eline bi dosya aldı. Numarası orda kayıtlıydı. Hemen numrayı kayd etdi telefonuna ve Aleynanın yanına geri döndü. "Yaz bakalım" dedi Aleyna ve Fadime yazmaya başladı

Fadime:
Sende hiç mi vicdan yok?
Sen masum bi çocuğun içerde yatmasına vicdanın nasıl el veriyor?
İğreniyorum senden Furtuna
Hemen yapdığın şeyi düzeltiyorsun
O çocuğun annesi ne halde şimdi
Senin haberin varmı?

Çok geçmeden İsmailden cevap gelmişdi

İsmail:
Sanada merhaba Fadime Koçari
Bu kadar çabuk yazacağını tahmin etmezdim
Ne o yoksa teklifimiz kabulmü edeceksin?

Fadime:
O iğrenç teklifini tabii ki kabul etmicem
Ve sende o şeylerin yalan olduğunu
Karşı tarafın suçlu olduğunu
Ve hapse girmesi gerek kişinin
Karşı taraf olduğunu söyliceksin

İsmail:
Allah Allah
Başka?
Yok öyle dünya Fadime Koçari
Ya benim avukatım olursun
Yada böyle yavaş yavaş işini kayb edersin
Senin seçimin😁

Fadime:
Aşağlık pislik herif
Geber İsmail
Senden nefret ediyorum

Telefonu hemen kapattı Fadime. "Kabul etmek zorundasın Fadime. Başka çare yok. İşini kayb edemezsin." Dedi Aleyna ". Yapamam .Yapmam. Olmaz. Ben onun yüzünü görmeye tahammül edemem. Hele sevgilisi. Gözümün önünde mıç mıç asla" dedi Fadime

"İşini yaparsın Fadime. Görmezden gel onları. İşini kayb etmemek için" dedi Aleyna. Birden yeniden bildirim geldi. İsmaildi yazan. Mesaja tıkladı

İsmail:
Aleynada benle çalışmak zorunda

"Ben ne alaka ya" dedi Aleyna

Fadime:
O nedenmiş?

İsmail:
Öyle gerekiyor

"Fadime çalışmalıyız. Yoksa işimiz elmizden gider" dedi Aleyna.

Fadime:
Tamam pislik herif kabul ediyoruz teklifini

İsmail:
Ne mutlu bana😁
Yarın **** şu adrese gelin
Holdingim burda

Fadime mesaja görüldü atdı ve kapattı telefonu. Arabaya doğru ilerlediler ve arabaya bindiler. Eve doğru yola çıkdılar. Eve vardılar. Üstlerini değişdiler. Yemek falan yediler. Sonrada akşam uyudular

Ertesi sabah güneş, İstanbul’un üzerine her zamankinden daha ağır bir gri bulutla doğmuştu. Fadime, gece boyunca kabuslarla bölünmüş uykusundan uyandığında, boğazında düğümlenen o tanıdık acıyı hissetti. Aynaya baktığında şişmiş gözlerini soğuk suyla yıkadı. Aleyna çoktan kalkmış, mutfakta dalgın bir şekilde kahvesini yudumluyordu. İkisi de tek kelime etmedi. Sessizlik, içine düştükleri mecburiyetin en somut kanıtıydı.

“Hazırsan çıkalım,” dedi Aleyna, sesindeki neşesiz tonla.Fadime, üzerine siyah, keskin hatlı bir ceket giydi. Bu onun zırhıydı. “Hazırım. Gidip şu pisliğin holdingine, ruhumuzu şeytana teslim edelim,” diye mırıldandı.

Evden çıktıklarında gökyüzü iyice kararmıştı. Yol boyunca ne radyo açıldı ne de bir sohbet döndü. Fadime’nin aklında sadece dünkü duruşmada o suçsuz gencin annesinin yüzündeki çaresizlik ve İsmail’in telefon ekranından sırıtan o emoji vardı. Bir insan nasıl bu kadar acımasız olabilirdi? Bir kariyeri bitirmekle tehdit ederek, masum bir hayatı pazarlık konusu yapmak hangi vicdana sığardı?
Navigasyonun gösterdiği adrese yaklaştıkça, göğe yükselen devasa, cam kaplı bina belirmeye başladı.

Binanın en üstünde, güneş vurduğunda parlayan metal harflerle “FURTUNA HOLDİNG” yazıyordu. Aleyna arabayı park ederken ıslık çaldı. “Vay canına, adam resmen bir imparatorluk kurmuş. Ama temeli yalan ve tehdit üzerine kurulu bir imparatorluk.”

Fadime derin bir nefes alıp arabadan indi. “Hadi Aleyna, başımızı dik tutalım. Biz buraya onun kölesi olmaya değil, işimizi yapıp o çocuğu kurtarmaya geldik.”
Binanın içine girdiklerinde modern, soğuk ve lüks bir atmosfer karşıladı onları. Resepsiyondaki kadın, isimlerini duyduğunda profesyonel bir gülümsemeyle, “İsmail Bey sizi bekliyordu, buyurun 20. kat,” dedi.

Asansör yukarı çıkarken Fadime’nin kalbi göğüs kafesini dövüyordu. 20. katın kapıları yavaşça, neredeyse sessizce açıldı. Ancak kapıların ardında onları bekleyen manzara, profesyonel bir iş görüşmesinden çok uzaktı.

Asansörden adım attıkları an, karşılarındaki geniş bekleme alanının ortasında, cam bölmeli makam odasının hemen önünde İsmail’i gördüler. İsmail, dünkü o küstah tavrıyla, yanında duran o sarışın kızı belinden kavramış, dudaklarına hırsla yapışmıştı.

Kızın elleri İsmail’in saçlarındaydı. Koridorda yankılanan tek ses, asansörün kapanma sinyaliydi.
Fadime bir anlığına nefesinin kesildiğini hissetti. Dünyanın durduğunu, zamanın akışının bozulduğunu sandı. Göğsüne batan o keskin sızı, kıskançlıktan ziyade hayal kırıklığı ve tiksintiydi. Gözleri aniden doldu, yaşlar kirpiklerinin ucunda asılı kaldı.

Ama o an, dün gece kendine verdiği sözü hatırladı: “Asla ona zayıf yönünü gösterme Fadime. O senin sadece müvekkilin, başka hiçbir şey değil.”

Aleyna yanından yüksek sesle öksürdü. Bu öksürük, sessizliği bir bıçak gibi kesti.İsmail, duyduğu sesle yavaşça geri çekildi. Kızı bırakırken dudaklarında o alaycı, sinir bozucu gülümseme belirdi. Hiç istifini bozmadan, gömleğinin yakasını düzeltti ve doğrudan Fadime’nin gözlerinin içine baktı.

Gözlerindeki doluluğu görmüştü, bunu biliyordu ve bundan zevk aldığı her halinden belliydi.“Hoş geldiniz hanımlar,” dedi İsmail, sesi sanki hiçbir şey olmamış gibi pürüzsüzdü. “Tam vaktinde geldiniz. Dakikliğe bayılırım.”

Yanındaki kız, Fadime ve Aleyna’ya küçümseyen bir bakış atıp, parmaklarıyla saçlarını düzeltti. “Ben içerideyim aşkım,” diyerek İsmail’in yanağına bir öpücük daha kondurup odaya süzüldü.

Fadime, boğazındaki düğümü yutkunarak geriye itti. Çenesini dikleştirdi, gözlerini sildi ve İsmail’e doğru iki adım attı. “Biz buraya iş konuşmaya geldik İsmail Furtuna. Senin özel hayatının iğrenç detaylarını izlemeye değil. Eğer bu gösteri bittiyse, dosyalara bakmak istiyoruz.”

İsmail kahkaha attı. “Sert kadın... En sevdiğim. Aleyna, sen de hoş geldin. Seninle de çok işimiz olacak.”
Aleyna kollarını göğsünde birleştirmiş, tiksinerek bakıyordu.

"Bana bak Furtuna, işimizi yaparız ama sakın bana bulaşma. Fadime’ye yaptığın o numaraları bana sökmez.”
İsmail, eliyle makam odasını işaret etti. “Buyurun, yeni ofisinize geçelim. Unutmayın, artık benim kurallarımla oynuyoruz. Ve ilk kural: Ben ne dersem o.”

Fadime içeri girerken omuzlarının titremesine engel olmaya çalıştı. İçeride o kız, masanın kenarına oturmuş tırnaklarına bakıyordu. Fadime için bu sadece bir hukuk savaşı olmayacaktı bu, gururunu ve ruhunu koruma savaşıydı. İsmail’in gözlerindeki o karanlık parıltı, bu oyunun daha yeni başladığını fısıldıyordu. Ama Fadime Koçari, bu masadan mağlup kalkmamaya yemin etmişti.

Fadimeni kombin(İsmailin yanına giderken)

Aleynanin kombin;